www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Biz Olabilmek!

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Kitap - Dergi - Şiir - Resim
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Sal May 26, 2009 8:52 am    Mesaj konusu: Biz Olabilmek! Alıntıyla Cevap Gönder


Biz Olabilmek!

Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz cümlesi elbette doğrudur. Ancak bu yalnız yaşamamızı gerektirmez. Aşk, hayatın önemli parçalarından biri, nasıl ki bedenin gıdaya ihtiyacı varsa, ruhun da sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı var. Paylaşmak, birlikte olmak, beslenmek gerekli, yani çift gibi durmak değil, gerçekten çift olmak değerlidir.
Televizyon kumandasına, sevgilisinden fazla dokunan birisi ile birlikte olmak, sizi bir ilişki sahibi yapmaz. Sessiz geçen uzun geceler, sohbetsiz yenen akşam yemekleri gibi örnekler, ilişkide ne kadar yalnız olduğunuzun göstergelerinden sadece birkaçıdır.
Özellikle evliliklerin geldiği son nokta olan yalnızlık, dışarıdan bakıldığında maalesef ki görünmez. İşin daha tehlikeli boyutu ise, çocukların gördükleri yaşamı beyinlerine kaydedip, büyüdüklerinde doğru olarak seçtikleri ilişki biçiminin de bu olmasıdır. Yani, yalnız ilişkilerde zarar görenler sadece çiftler değildir.
Aşk grafiği zaman içinde inip çıkar, bu doğaldır. Heyecanın yerini alışkanlığa, ihtirasın yerini sıradanlığa bıraktığı süreçler tüm ilişkilerde olur. Ancak grafiğin hep aynı kaldığını veya sadece aşağı doğru gittiğini fark ederseniz, müdahale etmek yerinde olur.
Birini sevdiğiniz zaman paylaşmak istersiniz. Yanında olmak, birlikte yaşamak, zaman geçirmek, ortak zevkleri yakalamak gereksinimi duyarsınız. Bununla beraber elbette her insanın yalnız kalmaya, ayrı vakitler geçirmeye de ihtiyacı vardır. İşte, tam bu ayrımda çok önemli bir nokta vardır: Denge!
Terazinin sürekli bir tarafı ağır gelmemeli, hep yan yana durmak ile uzun ayrı kalışlar aynı derecede tehlikelidir. Dünyanın bile hassas bir dengede durduğunu düşünürsek, ilişkilerde aynı ahengi yakalamamız gerektiğini fark ederiz.
İnsan kendi ailesiyle bile çatışıyor, yabancı biriyle hayatı paylaşmak elbette kolay olmayacaktır. Bir ilişkinin olmazsa olmazları vardır: Sevgi, saygı, vicdan, anlayış, emek, fedakarlık ve güven! İçinde bu duyguları barındırmayan beraberlikler, zaman içinde önce yalnız ilişkiler sınıfına, oradan da parçalanmaya doğru yol alırlar.
İlişkiler, “biz” olabilmekle devamlılık sağlar. Bencillik, beraberlikleri kayaya vuran dalgalar gibi aşındırır. Sevginizin sürekli büyümesi, beslenmesi, hayatın yükü değil, keyfi olabilmesi için; ilişkinize sahip çıkın. Vakit ayırın, değer verin, önemseyin, dokunun, okşayın, dengenizi koruyun. Yoksa, adınız sevgili olmuş, eş olmuş, ne fark eder? Aşk, yalnızlıkla beslenmez. “Biz” olmanın keyfini tadın!
Nazım Hikmet’in şu şiirini duvarınıza asın. Aklınıza geldikçe okuyun:
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
Yani yürekte…. glasses10.gif



alıntı
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)


En son imre tarafından Sal May 26, 2009 9:08 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Sal May 26, 2009 8:59 am    Mesaj konusu: tahir ile zühre Alıntıyla Cevap Gönder

TAHİR ile ZÜHRE'nin hikayesi


Gecmis zamanda ve eski günlerde Zengin ve söhretli bir Padisah varmis, mali, mülkü, askeri, kisaca herseyi varmis .. Ancak cocugu olmuyormus. Doktorlara gitmis, derdine care bulamamistir. Bunlardan fayda göremeyince, kendisini eglenceye verip, yaptirdigi Bahceye gidip gelmeye baslar. Bir gün veziri ile carsida dolasmaya cikar, "her kim bana altin verirse, tanri onun muradini versin" diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrilip bahceye dogru giderler, ve bir agacin altina otururlar.
Ileride bir agacin altinda yasli bir Dervis görürler, onun yanina giderler, Dervis, "marifetlerim vardir" deyince, Padisah gönlünden geceni bilmesini ister. Derviste Padisah ve Vezirin cocugunun olmadigini, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervisten yardim isterler, Derviste cebinden bir elma cikarir ve ikiye böler. Bu elmalari yerlerse cocuklari oacagini, padisahin kizi ve vezirin oglu olacagini, ama onlari ayirmamalarini, evlendirmelerini söyler. Padisahta, vezirde cok sevinir. Aksam elmayi yerler, ve dokuz ay on gün sonra padisahin kizi, vezirinde oglu gelir dünyaya. Kizin adini Zühre, oglanin adini Tahir koyarlar.

Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En taninmis hocalardan ders alirlar, ve cok zeki olduklarindan herseyi ögrenirler. Fakat on yasinda Zühre´nin gönlü Tahir´e düser ve uyurken Tahiri öper. Tahir cok kizar, cünki kardes olduklarini sanir. Birgün Zühre Tahiri yine öper ve Tahir´de Zühreyi döver. Zühre okadar üzülürki, Allah´a "Allahim, benim sevgimin yarisini Tahire ver" diye dua eder. Tahirde Zühreye asik olur. Bu sefer Zühre kendini naz´a ceker. Ancak kardes olmadiklarini ögrenen Tahir ile Zühre günden güne birbirine daha cok baglanirlar. Sazlarini alip bir birlerine Türkü söylerler.

Bunlari gören Arap Köle, padisahin karisina söyler, Padisah kizini Tahir´le evlendirmenin zamani geldigini söyler. Ancak karisi kizinin padisah ogluyla evlenmesini istemektedir. Padisah kendi gözleri ile asiklari görmek ister, ve görünce evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasinda iki kara köpegin kendisine saldirdigini görür ve rüyasi cikar. Padisahin karisi, padisaha sihirbaz cadinin yaptigi serbeti icirince, padisah Tahirden sogur ve onu saraydan kovar. Aski ile yanip tutusan Tahir, Zührenin köskünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zührede olaylari dadisindan ögrenir ve her seyi Tahire aciklar.
Arap köle bunlari görünce yine padisaha haber verir. Bu sefer Padisah onu Mardin´e sürer. Mardinde yedi yil kalan Tahir Allaha dua eder, ve onu zindandan kurtarmasini ister.
Duasi kabul olur, Zindanin acilan kapisindan siyah atiyla Hizir gelir, ve onu atina alip, o uyurken Zührenin köskünün önüne birakir.
Zühre Tahiri dadisina gönderir. O günden sonra, her gece gizli gizli bulusup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün rüyasinda Tahir, kara köpeklerin yine etrafini sardigini görür, rüyasi yine cikar, cünki Arap köle onlari yine görmüstür. Bunu Padisaha haber verir ve Tahir, üstü acik bir Sanikla Sat suyuna birakilir. Sat suyunun kenarindada Göl padisahinin Sarayi vardir. Zühre bunu bildigi icin Göl padisahinin kizina mektup yazar ve göl padisahinin kizlari Tahiri bulurlar.
Göl padisahinin 3 kizida Tahiri sevmektedir ve bir gün onu paylasamadiklari icin kavga ederken, Tahir bunlari duyar ve kacar.

Bir cesme basinda dua eder ve uyur. At sesiyle uyaninca yaninda bir Dervis görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatir. Dervis "ac" dedigi zaman Tahir kendisini Zührenin köskü önünde bulur. Dadisina gider, dertlesirler.
Bir gün Davul Zurna sesleri duyar ve dadisindan Zührenin evlenecegini ögrenir. Kadin esvabi giyer ve dügüne gider. Kendini Zühreye tanitir. Ertesi gün Zühre ile anlasirlar, Hamama gitmek icin cikip kacmaya karar verirler. Ancak Arap kölede kadin kiligina girmis ve onlari görmüstür. Arap köle durumu padisaha haber verir, Padisah Tahiri yakalatir, Mecliste onu ve kizini anmadan üc hane türü söylerse affedecegini söyler.

Tahir iki haneyi söyler, fakat ücüncü hanede Zührenin iceri girdigini görür ve onun ismini kullanir, padisahta onun boynunu vurdurmaya karar verir.
Cellat Tahirin boyunun vurmadan önce, Tahir namaz kilip, Allah´a ruhunu almasi icin dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklini kacirir. Hekimler care bulamaz, hatta Tahirin etini yedirmeye kalkarlar, ama dadisindan bunu ögrenen Zühre cok kizar, Tahirin mezarina gider.
Allah´a ruhunu almasi icin dua eder ve ölür.
Mezara gelen Arap kölede Zühreye asik oldugu icin kendini hancere öldürür, Padisah kizini Tahire vermedigi icin pisman olur, ama is isten gecmistir coktan.
Bir süre sonra asiklara mezar yapilir, Arap kölede basuclarina gömülür, oradan gecenler Zührenin mezarinda beyaz bir gül fidani, Tahir´in üzerinde ide bir kirmizi gül fidani görürler, Arabin mezarinda da kara bir cali bitmistir.

Her sene asiklar baltalarla o caliyi keserler, ancak calinin yine bittigini görürler.
Ziyaretgah olan mezari asiklar ve bağri yaniklar sürekli ziyaret ederler ...





alıntı
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Kitap - Dergi - Şiir - Resim Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu