www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Dr.Ray D.Strand’ın hastalıkların nedeni ve beslenm

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Hastalık Teşhis ve Tedavi Yöntemleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pts Tem 11, 2011 5:51 pm    Mesaj konusu: Dr.Ray D.Strand’ın hastalıkların nedeni ve beslenm Alıntıyla Cevap Gönder


4. çeviri - oksidatif stres

Yanıtla |Umut Konur Kime: bana
ayrıntılar 16:31 (2 saat önce)

Merhaba,Dr. Ray D. Strand’ın hastalıkların nedeni ve sağlıklı beslenme konusunda düşüncelerini aktardığı yazıyı iletiyorum. Ekte bulabilirsiniz. Ayrıca aşağıya da yapıştırdım: Konu başlığı: Oksidatif stres (çok önemli bir kavram)Kaynak: http://www.bionutrition.org/oxidative-stress.asp Sağlıklar,Umut




********************************************************************



Oksidatif (oksitleyici) stresGeçtiğimiz yüzyılda Birleşik Devletler’deki ortalama
yaşam süresi beklentisi bir hayli artmış olsa da, yaşam kalitemiz, kronik yıkıcı
hastalıklardan kaynaklanan vurucu bir düşüşle karşılaştı. Özde “çok kısa yaşıyor
ve çok uzun ölüyoruz”. Çoğumuz basitçe, kalp hastalığı, kanser, inme, diyabet,
Alzheimer, Parkinson, artrit, noktasal bozunma (liste kabardıkça kabarabilir)
gibi rahatsızlıklardan muzdarip olup ölmeyi bekleyebiliriz. Ancak, bütün bu
hastalıkların temelinde yatan ana sebebi bilip –oksidatif stres- onunla akıllı
biçimde savaşırsak durum değişebilir.Ne kadar uzun yaşamayı umuyorsunuz?

Şimdi son 20 yılınızın neye benzeyeceğini hayal edin. Sizi temin ederim ki bugün
hastalarım yaşamlarındaki yılların sayısıyla, bu yıllardaki yaşam kalitesiyle
ilgilendikleri kadar ilgilenmiyorlar. Alzheimer rahatsızlığı yüzünden yakın aile
bireylerini bile tanıyamayan biri neden çok uzun süre yaşamak istesin?
Bozucu artritten kaynaklı ciddi eklem ve sırt ağrılarıyla dolu 10-20 yılı kim
dört gözle bekler?Yakın arkadaşlarımdan biri bana yakın zaman önce ölene
kadar yaşamak istediğini söyledi. Sizin de isteğiniz bu mu? Benimki kesinlikle
öyle. Bu yüzdendir ki problem-sonrası tıptan ziyade ilk etaptan itibaren
insanların büyük hastalıklardan kaçınmasını sağlayacak koruyucu tıbbı öneriyorum.
Son yedi yıl içinde yaklaşımımı değiştirdim. Şimdi hastalarımı sağlık konusunda
üç parçalı bir yaklaşım takip etmeleri konusunda destekliyor ve teşvik ediyorum:

sağlıklı beslenme, tutarlı bir egzersiz programı ve yüksek kaliteli beslenme
takviyelerinin günlük bazda tüketilmesi. Şu sıra, tıbbi tedaviyi ilk seçeneğim
olarak değil son çare olarak kullanıyorum.Yaşlanmaktan korkuyor musunuz?
Geleceğinizde kronik hastalık ya da acıyı kabullendiniz mi?
Sağlığınızı garantilemek için gerekli yaşam tarzı değişikliklerini yapmaya hevesli misiniz?
İnanıyorum ki tam ve verimli fiziksel yaşam kırk yaşında sizden kayıp gitmek zorunda değil.
Yaşamınızın her yılı en iyi yılınız olabilir. Ama önce, her birimizin vücudunda süregelen savaşı anlamalısınız.Oksijenin kendisi hayat için gereklidir.
Ama varlığımız için doğal olarak da o kadar tehlikeli olduğunu biliyor musunuz?
Ben buna oksijenin “karanlık tarafı” diyorum. Ve sonuç olarak, aslında hem içten hem
de dıştan paslanıyoruz. Kesilen bir elmayı kahverengileştiren ya da demiri

paslandıran sürecin aynısı, korktuğumuz tüm yıkıcı kronik hastalıkların hatta
yaşlanma sürecinin kendisinin de kaynağıdır.Cildimizin yaşlanmasını düşünün.
Oksidatif stres, kırışıklıkların, sarkan derinin ve yaş beneklerinin sebebidir.
Farklı yaşlardan çok sayıda insanın bir araya geldiği bir toplantıdayken,
insanların derisinde gördüğünüz değişiklikleri yakından inceleyin. Yaşlanma
hepimizin kabullendiği bir süreçtir, ama yakından baktığınız ve bir bebeğin
yüzünü bir büyükanneninkiyle karşılaştırdığınız zaman, havadaki bütün kirleticilere,
güneş ışığına ve sigara dumanına maruz kalan vücudumuzun en büyük organına
ait etkiler şaşırtıcıdır. Derinin bu yaşlanması, vücudunuzun her hücresinde
olagelen oksidatif stresin görünen ve ortaya konmuş halidir.Son 7 yılda,
beslenme takviyeleri ve sağlık etkileri üzerine 2000’i aşkın tıbbi ve bilimsel
çalışmayı inceledim. New England Journal of Medicine, Journal of the
American Medical Association, British Lancet, ve Annuals of Internal
Medicine gibi tıp dergilerinde yer alan çalışmalar, her şüphenin ötesinde
70’in üzerinde yıkıcı kronik hastalığın temel nedeninin oksidatif stres olduğunu
bildiriyor. Bunlar hepimizin korktuğu ve kaçınmak istediği hastalıklar:
Kalp krizleri, inmeler, diyabet, kanser, artrit, Alzheimer, noktasal bozunma,
lupus, MS, fibromiyalji ve kronik yorgunluk gibi. O zaman, şu soruyu merakla
ortaya koyabilirsiniz: “Oksidatif stres nedir?”Vücudun her hücresinin içinde,
mitokondri denen bir ocak vardır. Enerji ve yaşamın kendisini yaratmak üzere
oksijen hücrenin ocağında kullanıldıkça, bazen “serbest radikal” denen yüklü bir
oksijen molekülü oluşur. Bu serbest radikalin kendisine elektriksel bir yük vermek
üzere, dış yörüngesinde en az bir eşsiz elektronu vardır. Eğer bu serbest radikal
bir antioksidan tarafından nötralize edilmezse, daha istikrarsız serbest radikaller
oluşturabilir, hücre duvarına, damar duvarına, proteinlere, yağlara ve hatta
hücrelerimizin DNA çekirdeğine zarar verebilir. Kimyasal olarak bu tepkimenin
vücutlarımız içinde çakan şimşeklere neden olacak kadar uçucu olduğu gösterilmiştir.
Kendinizi çıtır çıtır yanan bir şöminenin önünde hayal edin. Size oksitlenme sürecini
anlatacak en iyi açıklamayı vermeye çalışacağım. Çoğu zaman, ateş güvenli ve güzel
bir şekilde yanadurur, ama bazen sıcak bir kıvılcım fırlar ve halınıza konup üstünde
küçük bir delik açar. Tek bir kıvılcımın fazla bir tehdit ortaya koyduğu söylenemez,
ama bu kıvılcım fırlaması aylarca, yıllarca sürerse, şöminenizin önünde harap bir halınız olur.
Şömine hücredeki ocağı (mitokondri) temsil ediyor, kıvılcım yüklü “serbest radikal”
ve halı da vücudunuzdur. Vücudunuzun hangi bölümü en çok serbest radikal hasarına
maruz kalırsa, orası ilk yıpranan ve potansiyel olarak yıkıcı hastalıklardan birine
neden olan bölüm olacaktır. Eğer bu bölüm atardamarlarınızsa, kalp krizi ya da
inmeye maruz kalabilirsiniz. Eğer beyninizse, Alzheimer veya Parkinson olabilirsiniz.
Eklemlerinizse artritiniz gelişebilir.Biyokimyasal araştırmalarla görüyoruz ki vücudumuzda
oluşan bu serbest radikal saldırısına karşı savunmasız değiliz. Antioksidanlar şöminenin
önüne yerleştirilen cam kapılar ya da sık örülmüş tel örgüler gibidir. Kıvılcımlar hep
uçmaya devam edecek ama halınız korunacaktır. Vücudumuzun her hücresinde
süregelen savaşı hayal etmeye başladıkça, birbirine karşı gelen iki gücü tasavvur
edebilirsiniz: düşman – serbest radikaller, ve dostlarınız – antioksidanlar ve takviyeler.
Sağlıklı bir hayat yaşamak bir denge meselesidir. Vücudunuzun ürettiği serbest
radikalleri nötralize edebilecek yeterli antioksidana sahip olmalısınız. Eğer durum
böyle olmazsa, “oksidatif stres” oluşur. Bu oksidatif stresin uzunca bir süre devam
etmesine izin verilirse, büyük olasılıkla ciddi kronik ve yıkıcı bir hastalıkla karşı karşıya
kalırsınız.Hepimiz sormalıyız: Kendimi serbest radikallerin bu saldırısından korumak
için beslenmemde yeterli antioksidan alıyor muyum yoksa ek gıda takviyelerine
ihtiyacım var mı? Tıp literatürünü sayısız saatler araştırırken kendime sormak zorunda
olduğum soru buydu. Tıp okulunda bana öğretilen takviyelere ihtiyaç olmadığı ve
gereken her şeyin iyi, sağlıklı bir diyetten sağlanabileceğiydi. Hastalarıma yıllarca
söylediğim bu oldu. Yanılmıştım.Denge anahtar olduğu için, savaşan bireysel oyunculara
yakından bakmamız gerekiyor. Her gün ürettiğiniz serbest radikal sayısı asla aynı değildir.
Havadaki, gıdadaki, sudaki bütün kirleticiler ürettiğimiz serbest radikalleri olağanüstü arttırır.
Büyük ruhsal stres, çok fazla egzersiz, sigara dumanı, güneş ışığı, radyasyon ve
kullandığımız her ilaç vücutta üretilen serbest radikallerin sayısını büyük ölçüde arttırıyor.
Aslında, bu gezegen üstünde şimdiki nesilden daha çok oksidatif strese maruz
kalan başka bir nesil olmadı. Abartısız bir biçimde, kirlenen çevremizden, stresli
yaşam tarzımızdan ve çok ilaç kullanan toplumumuzdan olağanüstü bir saldırı a
ltındayız.Süregelen bu saldırı bizi en değerli hazinemizden, sağlığımızdan, mahrum
kılıyor. Ama doğa bizi bu serbest radikallerin saldırısına karşı korumasız bırakmadı.
Aslında, serbest radikalleri nötralize eden ve onları zararsız kılan kendi
antioksidanlar ordumuza sahibiz. Geçmiş nesillerde, bu savunma sistemleri
yeterliydi. Maalesef durum artık bu değil. Vücudumuzun savunma sistemleri

ek dostlara ihtiyaç duyuyor.Çoğu antioksidanlar sebze ve meyveden gelir.
Bu, korunmamızda bir boşluk yaratıyor çünkü gıdalarımız, topraklarımızın
mineral kaybı, yeşil tarımdan uzaklaşma, soğuk depolama, çok işlenmiş
gıdalar, yanlış gıda seçimimiz ve hazırlayışımız yüzünden önemli ölçüde
antioksidan içeriğinde azalmaya maruz kaldı. Çevremizden en ağır saldırıları
gördüğümüz bu zamanda, doğal savunma sistemlerimiz şaşkına uğramış ve
etkinliği azalmış durumdadır. Sağlıklı bir beslenmeyle antioksidan sistemlerimizi
yeniden yapılandırmak için elimizden geleni yapmalıyız. Aynı zamanda, bu savaşı
kazanmak ve sağlığımızı korumak için yüksek kaliteli gıda takviyeleriyle tam ve
dengeli bir yol takip etmenin en büyük umudumuz olduğunu da öğrenmeliyiz

_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Hastalık Teşhis ve Tedavi Yöntemleri Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu