| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
SABİHA
Kayıt: 02 Şub 2009 Mesajlar: 75
|
Tarih: Sal May 12, 2009 4:46 pm Mesaj konusu: İdeal bir ilişki gerçekten var mıdır? |
|
|
İdeal bir ilişki gerçekten var mıdır?
Bir erkek okurumdan şöyle bir e-mail aldım: "Garip bir ben var içimde... Alıp başını gitmek isteyen... Her şeyi ama her şeyi geride bırakıp gitme isteği... Kaçış, ama daha düşüncesi bitmeden yakalanış... Kendime ve yakınlarıma...." Aşık olmadan, zamanla sevebileceğini düşünerek evlenen okurum mutsuz olduğunu yazmış... "Eşimle aslında öyle gözle görülür şiddetli bir geçimsizlik yok aramızda ama içimden hiçbir şey gelmiyor. 'Sırf kızım ileride benden nefret etmesin' diye kendi hayatımdan vazgeçtim ve bu evcilik oyununu sürdürüyorum. Makina gibi sabah işe, akşam eve... Haftada bir de, görev ifa eder gibi cinsel birliktelik. Böyle bir monoton hayat."
MUTLU HAYAT
Aşk ile başlayan evliliklerde bile evlilik kıskacına yakalanmayan bir çift var mı acaba? Dışarıdan sorunsuz görünen ilişkiler mesela... Güzel bir aşk sizi evliliğe götürüyor. Aradan yıllar geçmiş, onu hâlâ seviyorsunuz ama daha çok sinir oluyorsunuz. Muhtemelen çocuğunuz(larınız) olmuş. Eğer şanslıysanız; evinizi temizleyen var, çocuğunuzun da bakıcısı... Yalnızlığınıza çözüm olarak iyi bir sosyal hayatınız olduğunu da varsayalım. Bunun yanında sabrınızı, dayanıklılığınızı, en derinde kalmış duygularınızı sürekli zorlayan baskılar da var hayatınızda... 'Gibi olmaktan' yorulmaya başlamışsınız. İçinizden gelmediği halde iyi tutmanız gereken ilişkiler var. Komşunuz, patronunuz, çalışanınız, kayınvalide/kayınpeder...
HAYATI SORGULAMAK
Düşüncenizin çoğunu sağlık ve para sorunları alıyor. Yaşınız ilerledikçe görüntünüze daha takıntılı yaşamaya başlamışsınız. Zaman geçtikçe kapasiteniz hepsine yetmemeye başlıyor ve toleransınız gittikçe azalıyor. Bir zamanlar saatlerce oturup, sohbet ettiğiniz arkadaşlarınızdan bile sıkılıyorsunuz. Eşinizde keşfedilecek bir yön kalmamış. "Hayat bu mu?" diye sorgulamaya başlamışsınız. Çok mutlu olmasanız da eşinize bağımlısınız. Ama bu bağımlılıktan da rahatsızsınız. Rahatsız olduğunuz için de, incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerden didişerek yasıyorsunuz. Yani ilişki, sevgi-bağımlılıknefret üçgeni arasında gidip, geliyor. Akıllı ve gerçekçi olduğunuz için bu doyumsuzluğunuzdan utanıyorsunuz ama yine de üstesinden gelemiyorsunuz.
DEĞİŞMENİN YOLU
İşte evliliğin ilk gerçeği; birisi ile beraberlik hayatınıza otomatik olarak güvence ve tatmin getirmiyor. Peki değişmenin yolu var mı? Bunu becerebilen var mı? Tüm bu zihin karışıklığı, kaygı ve öfke girdabının ortasında bir cevap bulmaya çalıştığınız dönemde sakin, bağışlayıcı ve yaratıcı olabilmenize imkan yok! Üstesinden gelemediğiniz korkularınız ve arzularınız sizi aşağı çekerken kendinizle yüzleşecek ortamdan sürekli kaçıyorsunuz. Kaçmaya çalıştığınız zaman sizi arkanızdan kovalayanlar var ve de önünüze çıkıp yolunuzu kesenler... Bir süre sonra kaçacak yer kalmaz, kendinizi kapana kısılmış gibi hissedersiniz. Yanlızlık hissi; aslında başkalarından uzaklaştığımız, ayrı kaldığımız için değil, kendimizle olmaya katlanamayışımızdan kaynaklanıyor. İşte benim hayatımdaki en büyük gelişim bu noktada gerçekleşti. Yalnız kalmaktan korkmamayı öğrenerek... Beni dışarıda heyecanlandıran şeyler artık kendi içimde oluşuyor. Beni önceden en mutsuz eden şey hayatıma sadece tek bir boyuttan bakıyor olmamdı. Şimdi pozisyonumu değiştirdim; şartlarıma ve çözümlerime başka bir yönden bakıyorum ve emin olun bu nasıl hissettiğimi çok etkiliyor. Çünkü kapana kısıldığınızı hissettiğiniz zaman arayışı bırakıyorsunuz. Hayat bazı insanları daha ağır vuruyor. Hayatın baskısını daha az hissedenlerle konuşmak, okumak, perspektifinizi genişletmek çok önemli.. Alternatifler ancak o zaman ortaya çıkıyor. |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Sal May 12, 2009 5:03 pm Mesaj konusu: |
|
|
Karşı kıyıya köprü kurmaktır evlilik,bütünleşmek tamamlanmaktır …
Sırtından büyük bir yük, koskocaman bir çuval.boyundan büyük.bir mecnun değil,olanın bitenin farkında.zorla değil,gönüllü omuzlamış,inançla ve onurla.şu batak yolda düşe kalka yol alan biri ,kadın mı, erkek mi önemli değil.yolun bir yerinde kendi gibi yorgun ve terli bir diğerine rastlar.yükü yüküne benzer, sevinci sevincine kederi kederine.bakarlar ,benzer sözlerle teselli oluyorlar,ellerindeki çıkında benzer azıklar vardır.dayandıkları asa mucizeli,aynı yıldıza bakarak yol aldıklarını anlarlar.
Bu benzerlik heyecanlandırır onları.yolun bundan sonrasını tek başına yürümenin ne anlamı var?omuzlarındaki çuvalı güvenle yere bırakırlar, içini açar bakarlar ,benzer endişeler benzer kaygılar,yolda karşılaşılan zorluklar,ortak dostlar…
Engellerin nasıl aşıldığı anlatılır bir bir,bir ağacın gölgesinde konaklarlar,dünya geçicidir.ya yükler? birbirlerinin yükünü taşımakta yarışırlar.seninki benimki yoktur,karıştırırlar.değneğe takıp iki ucundan tutarlar.çuval bazen o tarafa bazen bu tarafa ama hep güçlüden yana kayar.yük değildir taşınan yüklenilen davadır.şikayet etmezler yakınmazlar,bilirler tesadüfün yeri yoktur hayatlarında.
Gece gündüz taşırlar, bir ömür boyu ama bir kez olsun “öf” deyip karşılaştıklarına pişman olmazlar.
Ve bir gün el sallar biri …biraz sonra diğeri…
Bu kavuşmak üzere vedadır
alıntı _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
figen

Kayıt: 17 Mar 2009 Mesajlar: 173 Konum: Şarköy Hastalık: Crohn
|
Tarih: Sal May 12, 2009 10:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
Sabiha hanım paylaşımınız gerçekten çok güzel....İdeal ilişki varmıdır?Kimbilir belki...zor ya...iki farklı insanın bir arada yaşaması ....Evliliklerde genellikle bir tarafın hayatı yaşanıyor ya hayat öyle devam ediyor ya da böyle bir yaşamdan bunaldığında biraz olsun ben olmak istediğinde olumsuzluklar oluyor...her ilişki tabiki böyle değil ama genele vurduğumuzda evlilik mi evlilik....umarım tüm ilişkilerde bir orta bulunur ve herkes sağlıklı,huzur içinde ve kendi olarak ama birlikte ilşkilerine devam eder..... |
|
| Başa dön |
|
 |
SABİHA
Kayıt: 02 Şub 2009 Mesajlar: 75
|
Tarih: Çrş May 13, 2009 10:09 am Mesaj konusu: |
|
|
Teşiekkür ederim figen hanım,gerçekten sizde imre hanımda çok güzel açıklamışsınız.Yazının devamı gibi  |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|