www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Prf.Dr Canan M Karatay Efendigil kimdir...

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Prf.Dr. Canan M. Karatay Efendigil
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 11:37 am    Mesaj konusu: Prf.Dr Canan M Karatay Efendigil kimdir... Alıntıyla Cevap Gönder




KISACA BİOGRAFİSİ...


Eğitim/Diploma:


2002 ‘European Cardiologist’ Diploması.
1998 Profesör İç ve Kalp Hastalıkları, İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü, Haseki.
1986 Kardiolog--İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü, Haseki.
1979 Doçent--İç Hastalıkları, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi.
1972 İç Hastalıkları Uzmanı-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tedavi Kliniği.
1967 Tıp Doktoru--Istanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi.
1961 Üsküdar Amerikan Kız Lisesi.

Deneyim:

1967-1972 İç Hastalıkları Asistanı- İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği

1972-1974 ‘Cardiac Registrar’ Liverpool Regional Cardiac Center, İngiltere.

1974-1976 Tedavi Kliniği Koroner Yoğun Bakım Ünitesinde Baş Asistan olarak, Türkiyede ilk kez cerrah yardım almadan kalıcı ve geciçi Pace Maker tekniğini uygulama. Koroner yoğun bakımdda Vena Sub Clavia ponksiyon tekniğini uygulama.

1976-1978 ‘ Cardiac Registrar ’ Cape Town Üniversitesi, Groote Schuur Hastanesi Kardioloji Bölümünde, Judkins’in asistanı olarak koroner anjiografi ve hemodinamik eğitim. Kalp transplantasyonu yapılmış olan çift kalbli hastalarda hemodinamik ve anjiografik çalışma. Doçentlik tezi.

1979-1987 İstanbul Üniversitesi Kardioloji Ensititüsünde Doçent olarak çalışma.
Türkiyede ilk kez femoral arter ponksiyon yoluyla Koroner anjiografi tekniğini uygulama ve yerleştirme.

1987-1995 State University of New York Health and Science Center, Medical
Department of Medicine-Cardiovascular Research laboratuarında ‘Senior Research Scientist’ olarak araştırma yapma ve yürütme. (650 adet farenin sol koroner arterini bağlı******** akut iskemi-infarktüs geliştirerek aritmiler üzerine ilaç ve reperfüzyonun etkilerini incelemek, ayrıca 86 domuzda kalp tamponadı yaparak hemodinamik ve EKG çalışması).

1995-1997.1 Özel Hastanede koroner yoğun bakım ünitelerinin kurulması, koroner anjiografi ve hemodinami laboratuarlarının kurulması, non-invasif laboratuarların kurulması. Bu hastanalerde koroner by-pass ameliyatlarının ilk kez yapılmasının başlatılması. Teknik ve yardımcı personelin eğitilmesi. (Sani Konukoğlu Tıp Merkezi-Gaziantep ve Yeditepe Hastanesi-İstanbul, İçerenköy- adı İsviçre Hastanesi olarak değişmiştir)

Yönetim Görevleri:


2006- Rektör. TC İstanbul Bilim Üniversitesi
2006- Rektörler Komitesi Üyesi, Üniversiteler Arası Kurul Üyesi
2002-2006 Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı,
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı, Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu ve Genel Kurul Üyesi

1997-2001 Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitimden Sorumlu Dekan
Yardımcısı,Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı , İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı, Tıp Fakültesi Yönetim Kurul Üyesi
1978-1987 İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı.

1978-1980 İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü Vakfı Başkan Yardımcısı.

Üyelikler:

1968-2006 Türk Tabibler Birliği.
1974-2006 Türk Kardioloji Derneği.
1986-2006 Fellow of the Scientific Council of International Colege of Angiology
(FICA).
2002-2006 Avrupa Tıp Eğitimi Derneği Üyesi (Association for Medical Education
in Europe-AMEE)
2002-2006 Uluslararası Tıp Eğitimi Derneği Üyesi(An International Association
Medical Education-IAME)
2005-2006 Mustafa Kemal Derneği Akademik Konsey Üyesi
2007- Mustafa Kemal Derneği Akademik Konsey Başkan yardımcısı..

Daha geniş bilgi için http://www.istanbulbilim.edu.tr/cv/CananEfendigilKaratay.htm ....
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen


En son Ercan Zorlu tarafından Çrş Şub 20, 2008 2:31 pm tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 11:45 am    Mesaj konusu: ÇEVRECİDİR ...... Alıntıyla Cevap Gönder

YAZAN Prof. Dr. M. Canan EFENDİGİL KARATAY (ALINTIDIR.. http://www.kentimgazetesi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=343&Itemid=78 dan)

Kanuni Sultan Süleyman demiştir ki:
‘Halk içinde muteber bir nesne yok sıhhat gibi..
Olmaya devlet cihanda bir Nefes Sıhhat Gibi’


İstanbul’un hava kirliliği ne yazıktır ki içinde yaşayanların sağlığını son derece ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Hepimiz sağlığımızı her geçen gün, giderek kaybetmekteyiz. Kısaca açıklayacak olursak; hepimiz daha erken yaşta kanser olmaya adayız, vücutlarımızın her türlü hastalığa olan direnci giderek azalmakta, solunum yolu hastalıkları, her türlü alerjik hastalıklar, kansızlık, kalp-damar ve sinir hastalıkları giderek artmaktadır. Hepimiz erken ihtiyarlamaktayız. Hepimizin düşünme kabiliyeti zayıflamada, unutkanlıklar artmakta ve hemen sinirlenmekteyiz. Çocuklar ve yaşlılarda nefes darlağı, bronşit ve her türlü alerjik belirtiler son derece artmıştır. Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür, tabii. Soluduğumuz hava içindeki kanser yapıcı maddeler, karbondioksit, karbon monositsik, kurşun, her türlü toz parçacıkları vs. yavaş yavaş kanımıza geçerek bizi yavaş yavaş öldürmektedir. Şairin dediği gibi:


‘O mahilerki derya içredir, deryayı bilmezler’


Bizler de maalesef korkunç bir zehir denizi içindeyiz ve bunun farkında değiliz. Ne zaman zehir içinde yüzdüğümüzün bilincinde olacağız? Her saniye zehir solumaktayız. Biz balık değiliz ki, bir aklımız var hamdolsun.


Şehrimizdeki hava kirliliğinin başlıca nedenleri şunlardır:


1-Başta belediye otobüsleri gelmektedir. BELEDİYELERİN işlettiği otobüsler, (resmi plakaları yoktur, verilmemiştir çünkü) çalıştırıldıkları her an çıkardıkları siyah dumanı atmosfere vererek, bizleri zehirlemektedirler. (ölçüm yapılmaları önlem olarak yazılmaktaysa da, gözle görülen kara dumanın ölçülmesi ise kabul edilemez)
2-Bazı semtlerde çalışan minübüsler de aynı şekilde, plakaları olduğu halde, siyah dumanı etrafa saçarak halkımızı taşımakta ve hepimizi zehirlemektedir.
3-Mazot ile çalışan tüm ağır vasıtalar, özellikle yük kamyonları ve bazı şehirler arası otobüsler ve ağır iş makinaları siyah egzost dumanlarını atmosfere yaymaktadırlar.
4-Mazot kullanmayan diğer taşıtlar arasında, kurşunsuz benzin kullanma oranı da çok düşüktür. (motorları kurşunsuz benzin kullanıma uygun değildir)
5-Şehir hatları vapurlarının bir çoğu senelerden beri her an kara dumanlarını atmosfere vermektedir.
6-Doğal gaz ile ısınma yaygınlaşmamaştır. Ev, apartman hatta okullarımızda hala, fuel oil, odun ve kötü kalite kömür kışın ısınmak için kullanılmaktadır.
7-Fabrika bacalarından her tür zehir ve kanserojen atıklar atmosfere direkt olarak verilmektedir ve karbon dioksit ve karbon monoksidi soluduğumuz havaya yaymaktadırlar.
8-Bütün bu saydıklarımıza ek olarak, İstinbul sahil şeridinde ve şehrin içinde yükselmiş olan 20-30 katlı apartman binaları kuzey ve güneyden gelen doğal hava akımına adeta bir beton duvar gibi engel oluşturmaktadır. Bu beton ağaçlar, İstanbul’un doğal bitki örtüsü olan yeşil ağaçlar kesilerek, onların yerlerine dikilmişlerdir. Bilinçsiz ve bilimsel olmayan bu yapılanma ile doğal ekolojik denge, betonlaşma uğruna yok edilmiş olup havanın temizlenmesi olayı ortadan kaldırılmıştır.
Size yabancı turist arkadaşlarımın çektiği bazı İstanbul fotoğrafları ile birlikte Büyük Şehir Belediye Başkanımıza bir açık mektup gönderiyorum. Saygılarımla, Prof. Dr. M. Canan EFENDİGİL KARATAYKalp ve İç Hastalıkları UZMANI Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Kadir Topbaş’a açık mektup:
Sayın Başkanım,.

Sizde ricamız, İstanbul Şehrinin temizliğinin ele alınmasıdır.
Harcayacak Milyon dolarlarımız var ise; sokaklar temizlensin, çöpler toplansın ki çöp yığınları arasında turistler, yabancılar ve bizler gezip dolaşmayalım ve fotoğraf çekmeyelim. Sizden ricamız, Milyon dolarlarmız var ise; zehir ve kara duman saçmayan İETT otobüsleri ve vapurlar almanız ve kara duman saçan her türlü taşıtı İstanbul Şehrinin yüzünden kaldırmanızdır.


İstanbul ‘SMOG’ denilen, gözle görülmeyen ve hareket etmeyen yoğun bir bulut tabakası altında kalmıştır. SMOG’un tek faydası ise çok renkli bir gün doğumu ve gün batımıdır. Ancak; SMOG= ZEHİR DENİZİ.


Sonuç olarak; artık nefes alma zamanımız gelmiştir. SMOG’dan bir an önce kurtulmamız gerekmektedir. Milyon Dolarlarımızı hepimizin sağlığı yönünde ve temiz şirin çiçeklerle dolu yeşillikler içindeki bir İstanbul Şehri için harcayalım lütfen. Sizin bu konularda hassasiyet göstereceğinize inanıyorum ve bütün kalbimle bir an önce faaliyete geçesiniz diye


Size yalvarıyorum.


Milyon dolarlarımız var ise; denizimizi kirleten ve zehirleyen deniz canlılarını katleden kirli dereleri islah etmeliyiz öncelikle.




Sayın Başkanım

Dünya çevre örgütü kriteri şunu da kabul etmiştir artık, lütfen bizler de sizin sayenizde böyle bir kriteri kabul edelim ve uygulamasını yerine getirelim: Şayet havanın kirlendiğini gözle görebiliyor ya da kokusunu alabiliyorsanız O MADDELER Çevreyi kirletmektedir ve de sağlığa zararlıdır ve GLOBAL ISINMA NEDENİDİR.
O halde lütfen ölçüm yaparak elde ettiğimiz sonuçlarla kendimizi ve halkımızı aldatmayalım.


İlişikte Size hepimizi ve turistleri son derece rahatsız eden, onların çekmiş olduğu bazı İstanbul manzaraları gönderiyorum.


Saygılarımla,


Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı


T.C. İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi

İç Hastalıkları ABD Başkanı


NOT: BU YAZI Nisan 2006 tarihinde kaleme alınmıştır.
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 12:00 pm    Mesaj konusu: TIP DA EĞİTİME ÖNEM VEREN VE GELİŞİMESİNE ÇALIŞAN.. Alıntıyla Cevap Gönder

http://www.medimagazin.com.tr/mm-yirmibirinci-yuzyilda-tip-egitimi-h-30937.html DAN ALINTIDIR..



25-10-2004
Yirmibirinci Yüzyılda Tıp Eğitimi


Tıp fakültelerinde uygulanan mezuniyet öncesi klinik eğitim, 1980 yılından bu yana büyük bir evrim geçirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1977 yılında yayınladığı Sağlık Personeli Eğitimi El Kitabı ardından, 1988 yılında Edinburgh Tıp Eğitimi Dünya Kongresi’nde devrim niteliğinde değişlikler önerilmiştir. Tıp öğrencilerinin yörede bulunan her türlü sağlık kuruluşunda gezginci şekilde dolaşarak klinik deneyim ve beceri kazanmaları önerilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Sonuç olarak daha verimli ve yetenekli hekimlerin yetişmekte olduğu görülmüştür.
Bu yazıda senelerden beri dünyada birçok tıp fakültesinde benimsenmiş ve uygulanmakta olan mezuniyet öncesi klinik eğitimini bazı örneklere dayanarak irdelemek istiyorum. Bu amaçla Harvard Tıp Fakültesi’nde ve birçok ülkenin tıp fakültelerinde uygulanan mezuniyet öncesi klinik eğitim programlarını gözden geçireceğim.
Harvard Tıp Fakültesi, İngiltere’den ABD’ye göç etmiş olan varlıklı Harvard ailesi tarafından 1782 tarihinde bir vakıf okulu olarak kurulmuştur ve o tarihten itibaren tıp eğitimi vermektedir.
Harvard Tıp Fakültesi, birçok araştırma laboratuvarı ve anlaşmalı (affiliated) hastaneleri ile öğrencilerine her türlü olanakların sağlandığı bir akademik kurumdur, fakat kendisine ait bir hastanesi yoktur. Eğitimin amacını ve işlevini gerektiği şekilde yerine getirebilmesi amacıyla, konusunda dünyaca ünlü uzmanların bulunduğu geniş bir akademik kadroya sahiptir. Harvard Tıp Fakültesi’nde 219 yıldan beri çağdaş anlamda bir eğitim sistemi uygulana gelmiştir. Açıkça görülüyor ki, bu ünlü Tıp Fakültesi kendine ait bir hastanesi olmamasına karşın, iyi hekim yetiştirme amacıyla üst düzey bir tıp eğitimi sağlayabilmiştir. Tıp öğrencilerinin klinik uygulamalı eğitimleri, Tıp Fakültesi’nin anlaşmalı olduğu, Harvard Üniversitesi’nden bağımsız olarak çalışan, 17 değişik sağlık kuruluşunda yürütülmektedir.
Bu şekilde yürütülen klinik eğitim, ABD, Kanada, İngiltere, Avustralya ve diğer Avrupa ülkeleri tıp fakültelerinde de yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Ancak bir kaç örnek verecek olursak, Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi, Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi, Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi, Londra Üniversitesi Tıp Fakültesi, Glasgow Üniversitesi Tıp Fakültesi, Edinburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi, ve Avustralya’da Newcasle Tıp Fakültesi gibi ünlü tıp fakültelerini sayabiliriz.

Çağımızda tıp fakültelerinin bünyesinde hastane bulundurmak gerekli midir? 1. Yirminci ve yirmibirinci yüzyıllarda her tür teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiğini düşünücek olursak, üniversite hastanelerinin, en gelişmiş teknolojik donanımın tümüne aynı anda yatırım yapmalarının ekonomik açıdan imkansız olduğunu görebiliriz. Tıp fakültelerinin asıl misyonu, içinde yaşadıkları toplumun sağlık sorunlarına duyarlı, klinik becerileri etkili ve yeterli hekimler yetiştirmek ve bilimsel araştırmalar yürütmek olmalıdır. Harvard Tıp Fakültesi modelinde gördüğümüz gibi, topluma hizmet vermekte olan her türlü sağlık kuruluşunda ve hastanede, tıp öğrencilerinin uygulamalı eğitim ve öğrenim görmeleri sağlanmalıdır.
Tıp fakülteleri ekonomik kaynaklarını hastane ve otel işletmeciği için değil, eğitim, öğretim ve bilimsel araştırma amacıyla kullanmalıdır. Hastane lojistiği ile ilgilenmek zorunda kalan tıp fakülteleri ise esas misyonları olan eğitim ve bilimsel araştırmalardan uzaklaşmaktadırlar.
2. Öte yandan, en fazla ve çeşitli tıbbi vakanın görüldüğü ve izlendiği, her türden hastaya, her türlü tetkik ve tedavinin uygulandığı merkezlerde çalışmakla klinik beceri ve deneyim en etkin bir şekilde kazanılmaktadır. Bu amaçla, tıp öğrencilerinin klinik eğitim, öğretim ve becerilerini geliştirmeleri için, Community Hospitals ve Community Centers, Citiy Hospitals gibi, çevre hastaneleri ve sağlık kuruluşları tercih edilmektedir.
3. Bilim ve teknolojinin hızla geliştiği bir ortamda hastane ve otelcilik işletmeciliği, temizlik işleri, her biri ayrı birer uzmanlık dalı olmuştur. Artık hastalar ve hasta yakınları en son teknolojilerin, en yetenekli ve deneyimli ekipler tarafından uygulanmakta olduğu hastaneleri ve sağlık merkezlerini tercih etmekte, ve bu merkezlerde profesyonel otelcilik hizmetlerinin verilmesini arzu etmektedirler.
4. Tıp fakültelerinin ve hastanelerin idari ve mali yönden birbirlerinden bağımsız olarak çalışmaları her iki kurumun da daha verimli olarak işlemesini sağlamaktadır.
Gerek üniversiteler, gerek Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşları ve sağlık sosyal kurumları ve özel hastaneler, eğitim, öğrenim, ve pratik uygulama alanlarında koordinasyon içinde çalışmalıdırlar. Sağlık eğitimi ve çevre sağlık kuruluşları iş birliği içinde olmalıdırlar. Avrupa Birliği Tıp Eğitimi programında da bu şekilde bir klinik eğitim öngörülmektedir, ve uygulanmaya başlanmıştır. O kadar ki senelerden beri tıp öğrencileri hekim muayenelerinde dahi, usta-çırak örneği uygulamalı eğitim görmektedirler.
Avrupa Birliği’nde uygulanmakta olan Socrates-Erasmus eğitim programının amacı, öğrencilerin çeşitli Avrupa ülkelerindeki üniversitelere kayıt yaptırarak, değişik eğitim kurumlarında, bir iki sömestr eğitim almalarını sağlamaktır. Bu uygulamaya paralel olmak üzere tıp fakültelerindeki eğitim felsefesi açısından düşünecek olursak, tıp fakültesi öğrencilerinin de değişik hastane ve sağlık merkezlerini dolaşarak ve oralarda çalışarak, klinik deneyim edinebilmelerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Eğitim ve sağlık kuruluşlarının bir koordinasyon içinde, bu şekilde bir uygulama amacıyla, çalışma başlatmalarının zamanı gelmiştir. Unutmayalım ki, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kendi hastanesi yoktur ve Harvard Tıp Fakültesi’nde 1782 yılından beri, böyle bir gezici eğitim programı uygulana gelmektedir. Ayrıca, İngiltere’de mezuniyet öncesinde, bir ya da iki eğitim yarı yılını yurtdışındaki bir sağlık kuruluşunda geçirmeyen bir tıp öğrencisi hasta muayene etmesertifikası alamamaktadır.






Sonuç:
Yirmibirinci yüzyılda bilim ve iletişim teknolojisinin baş döndürücü bir hızla gelişmekte olduğu bu küreselleşme çağında; tıp eğitim, öğrenim ve klinik beceri ve deneyim geliştirme sürecinin yalnızca tek bir üniversite hastanesi çevresinde geçirilmesi kabul edilemez. Gerek Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO), gerek Avrupa Birliği Tıp Eğitimi Derneği (Association for Medical Education in Europe, AMEE) ve Uluslararası Tıp Eğitimi Araştırma Derneği (International Association for the Study of Medical Education, IASME) tıp öğrencilerinin değişik sağlık merkezlerinde klinik eğitimi alarak yetişmelerini önermektedirler.

Prof. Dr. Canan M. Karatay Efendigil Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
AMEE ve IASME Üyesi
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen


En son Ercan Zorlu tarafından Pts Oca 28, 2008 10:08 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 12:09 pm    Mesaj konusu: KİMLERE NE TAVSİYE ETMİŞ.. Alıntıyla Cevap Gönder

Amerikalı, zeytinyağlı fasulye nedir, patlıcan dolması nedir, bilmez?

Hakkı Devrim

01/05/2005 (1647 kişi okudu)

Hatırlar mısınız, geçenlerde bir pazar yazısında rakıdan, şaraptan söz etmiştik; Okan Bayülgen'in Herkes Bunu Konuşuyor programında konuştuklarımızdan yola çıkarak (Radikal, 27 mart).
Hani ben, üzerimde uygulanan rakı yasağından ve akşamları iki kadeh şarap içme izninden söz etmiştim.
Hep birlikte eğlendiğimiz bir programdı hani. Aydın Boysan, dilerim seyretmişsinizdir, yudumladığınız rakı midenize inerken, boyundan başlayıp gövdeyi de kavrayan bir çalkalama hareketiyle (içkiyi içeride daha çok gezdirmek suretiyle) rakının tadına nasıl daha çok varabileceğinizi bertafsil anlattıktan sonra bir an susmuş ve haset ettiğini saklamadan:
– Eğer içerse zürafa da ne rakı içer amma... diye hepimizi çok güldürmüştü.
Hatırladınız mı, okurlarımdan Nur Atabay cesaretlendirmek için telefonla aramıştı:
– Dinlemeyin o yasağı, için rakınızı, diye. Ve beni Prof. Dr. Canan M. Karatay Efendigil'e havale etmişti.
Canan Hanım'dan 11 sayfalık bir bilgi notu aldım. Kaç zamandır özetleyerek size de aktaracaktım. Yürürlükteki diyet listelerine ve basın-yayında yer alan sağlık haber ve yazılarına da değinmek istiyordum.
*
Canan Hanım der ki:


Akdeniz ülkesindeyiz. Sağlıklı beslenme geleneği olan bir bölgedeyiz. İnsanlarımıza Batı ülkelerinden tercüme edilerek diyetler sunuluyor. YOYO diyetler'dir bunlar; kilo kaybettiren, ama verilen kiloların bir süre sonra gene alındığı, inişli çıkışlı, sağlıksız diyetler.

Batı ülkelerinde diyet, oralarda bulunan besin maddelerine göre düzenlenir. Bize teklif edilen, ABD diyetisyenlerinin hazırladıkları listelerden alınmış tercümelerdir. Bu yüzden, üç beş haftadan sonra insanımız eski alışkanlıklarına döner.

Amerikan halkının sofrasında sıcak-sulu yemek yoktur. Amerikalı zeytinyağlı veya kıymalı yeşil fasulye nedir, kapuska nedir, yoğurtlu kabak kızartması nedir, patlıcan dolması nedir, bilmez. Kokteyller dışında ağzına zeytin koymamıştır. Mercimek, ezogelin, yayla çorbası içmemiştir. Bizim gibi ekmek yemez. Sofralarımızdaki kırmızı et çeşidi ve miktarı açısından da aramızda büyük farklar var.

Nüfusumuz Batılılara oranla daha gençtir. Batıda yaşlıların oranı yüksek. Bizimki canlı, hareketli bir yaşama biçimi değildir. Spora ayırdığımız zaman kısıtlıdır. Aramızda pek bir benzerlik yoktur desek, yanlış olmaz. Diyetler bir sepet elma ile bir sepet yumurta aynı şeymiş gibi hazırlanmaktadır.

Tek tip diyet listesi olacak şey midir? Aynı bir gömleği, her yaş ve cinsiyetten insana giydirmeye kalkmak gibi bir şey. Beslenmemiz de yaşa, cinsiyete ve faaliyete göre değişik şekillerde, yani «kişiye özel» olmalıdır.

Batı diyet listelerinde RAKI'nın adı geçmez; şarap kültürü geçerli olduğu için ondan söz edilir. Rakı öbür içkilerden daha mı zararlı? Hayır efendim, sadece elimize tutuşturulanlar şablon-diyet listeleridir. Ve o listelerin hazırlandığı ülkeler rakı nedir bilinmez yerlerdir. Ne kadar tüketileceği önemli. Erkekler için günde iki kadeh, hanımlar için bir.
YAZI NIN TAMAMI http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=151384 DADIR...
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Oca 27, 2008 12:23 pm    Mesaj konusu: TAVSİYELERİ... Alıntıyla Cevap Gönder

Dört ünlü doktordan 15 soruda kalbi koruma reçetesi

YAZISIN DAN HOCAMIZA AİT KISIM...(http://www.milliyet.com.tr/2004/03/31/pazar/paz03.html DAN ALINTIDIR.)



Dünyadaki ilk kalp naklini yapan Prof. Bernard'ın yanında çalışan Türk doktor Prof. Karatay Efendigil

İŞTE SORULAR VE YANITLARI..

1-Sürekli kilo alıp vermek (yo-yo diyetler), düşük kalorili zayıflama diyetleri zararlı mı?
2- Kırmızı şarabın kalbi koruduğu doğru mu? Günde kaç kadeh içilebilir?
3- Fındık, ceviz, badem gibi kuruyemiş ve bazı besinler yararlı mı?
4- Yağları tüketirken nelere dikkat edilmeli? Zeytinyağı, margarinler nasıl, ne kadar kullanılmalı?
5- Kolesterolde çok tartışılan yumurta masum mu suçlu mu? Ne sıklıkta yemeli?
6- Kanı sulandırıcı özelliğiyle bilinen Aspirin günde herkese bir adet öneriliyor. Kimler, hangi formu kullanmalı?
7- Stres kalp krizine yol açar mı?
8- Kalp krizi ve kalp hastalıkları sinyal verir mi?
9- Sigara, pasif içicileri de olumsuz etkiliyor mu?
10- Seksin koruyucu yönü var mı? Kalp krizi veya ameliyattan ne kadar süre sonra cinsel yaşama dönmek ideal?
11- Egzersiz yapmak şart. Ama hangisini?
12- Çocukları kalp hastalıklarından korumak için neler yapmalı?
13- Kırmızı et sakıncalı mı? Haftada kaç gün tüketilmeli? Balık, tavuk ve deniz ürünlerinin yarar ve zararları nelerdir?
14- Çay ve kahve içmek zararlı mı? Siyah ve yeşil çayda bulunan flavanoidlerin kalbi koruduğu doğru mu? Günde kaç bardak içilebilir?
15- Tansiyon sorunu olmayan sağlıklı kişilerin tuzu azaltması gerekli mi?

İŞTE CEVAPLARII....
Yağsız kuzu eti her gün yenebilir
Dünyada ilk kalp naklini gerçekleştiren ünlü kalp cerrahı Prof. Christian Bernard'ın yanında iki yıl çalışan ve doçentlik tezini hazırlayan Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay:
1- Bir-iki hafta içinde altı-sekiz kilo vermek son derece tehlikeli. Ani zayıflamalarda kan yağları, kolesterol yükselir.
2- İçerdiği flavanoidler nedeniyle kalp-damar hastalıkları ve inme riskini azaltır, HDL'yi (iyi kolesterol) yükseltir. Kadınlar için günde bir, erkekler için iki kadeh ideal.
3- Bunların dışında yerfıstığı, antepfıstığı, kestane, ayçiçeği ve kabak çekirdeği Omega-6 içerdiklerinden kalp ve damarları korur, kanı sulandırır. Günde bir su bardağı tuzsuz kuruyemiş kilo aldırmaz.
4- Bitkisel yağlar, Omega-6 yağ asitlerini içerir. Margarine dönüştürülünce damar sertliği yapar. Zeytinyağı, kahvaltıda tuzsuz bol zeytin yemek son derece faydalı.
5- Sarısında "lecitin" denilen kolesterol düşürücü bir madde ile Omega-3 bulunur. Yağda pişirilirse doğal ve sağlıklı yağlar, vücuda zararlı hale gelir. Hergün bir-iki yumurta rahatlıkla yenebilir.
6- Aspirin kalp-damar hastalıklarını, inmeyi önler. 50 yaşından sonra herkesin kullanmasında yarar var.
7- Aşırı stres, pek çok hastalığa neden olduğu gibi kalp sağlığını da olumsuz etkiliyor.
8- Şiddetli göğüs ağrısı gelmeden önce haberci belirtiler görülür. Göğüs üzerinde hafif sıkışma ve ağırlık hissi hatta geğirme, gaz çıkarma da olabilir.
9- Duman altında kalanlar da içenler kadar tehlikede. Amerikan Kalp Derneği bu grupta kalp krizinden ölüm oranının iki kat arttığını bildiriyor.
10- Kalp ameliyatı geçirdikten sonra bir kat merdiveni rahatlıkla çıkan biri normal cinsel yaşamına dönebilir.
11- Tüm kas ve vücut bölümlerini içeren yürüme, yüzme, bisiklete binme, kürek çekme, her türlü top oyunu, ip atlama, koşma, dans etme gibi egzersizler. Her gün 20-30 dakika yürümek ideali.
12- Sağlıklı yaşam tarzı aşılanıp doğal beslenmeye yönlendirilmeli.
13- Aksine yararı da var. Kalp krizini önleyen Omega-3 içerir. Hormon almamış yağsız kuzu eti her gün yenebilir. Beyaz etlerde tavuk en tehlikeli olanı çünkü hormonla büyütülüyor. Balık, buğulama ve ızgara olarak her gün yenebilir.
14- İkisi de şekersiz olmak kaydıyla istenildiği kadar içilmeli. Şeker kan yağlarını ve LDL'yi yükseltir.
15- Tuz tüketimi ülkemizde çok fazla. Masada tuz bulundurulmamalı.

KARATAY'DAN ÖNERİLER
Doğal yiyecekler yiyin
Günde bir bardak kuruyemiş
Günde üç-beş kuru incir
Günde bir yumurta, 8-10 tuzsuz zeytin
Günde iki dilim esmer ekmek
Günde 2-3 litre sıvı
Günde 20-30 dakika yürüyüş
Günde 10-20 dakika sevilen, dinlendirici bir müzik dinleyin
Her akşam 1-2 kadeh alkol alınabilir
Egzersiz yapmıyorsanız, meyveyi abartmayın
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Çrş Şub 13, 2008 1:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

2008 Mustafa Kemal Derneği Akademik Konsey BAŞKAN YARDIMCILIĞINIZI kutlarız...
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Prf.Dr. Canan M. Karatay Efendigil Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu