| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Nis 03, 2009 6:36 pm Mesaj konusu: TAM TAHILLA BESLENİN |
|
|
TAM TAHILLA BESLENİN
Tam tahıllı besinlerle geçirilen öğünler gün boyunca zinde ve tok hissetmeyi sağlıyor.
Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlayan tam tahıllıların, obezite tedavisinden daha birçok şeye faydası var.
Güne dengeli bir kahvaltı ile başlamak için kompleks karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin ve az yağlı besinleri tercih etmemiz gerekir. Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, zengin ve dengeli içerikleriyle bu ihtiyaçlarımızın tümüne cevap verir.
Ayrıca:• İçerdikleri kompleks karbonhidratlar ve lif ile kan şekerindeki dalgalanmaları önlemeye yardımcı olur.
• Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlar.
• Zamanı çok kısıtlı olanlarımız için bile son derece pratik, sağlıklı ve içerik bakımından ideal bir kahvaltı sunar.
• Ülkemizde oldukça az olan süt tüketimini destekleyerek sütün tüm faydalarından yararlanmamızı sağlar.
Peki Tam Tahıl Nedir?
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan ürünleri içeren tahıl grubu gıdalar, Türk toplumunun temel besin grubudur. Dünyadaki insanların üçte biri buğdayı, dörtte biri ise pirinci kullanırlar.
Tam taneli tahıl; tahılın özü, kabuk dediğimiz kepeği ve tahılı sarıp onu besleneyen bir doku olan endospermden oluşur. Bir tahıl; %2.5 oranında öz, %14.5 oranında kepek ve %83 oranında da endospermden oluşur. Bu bileşenlerin içinde B vitaminleri, mineraller ve posa bulunur.
Genellikle tahıllar, tüketime hazır hale getirilirken çeşitli işlemlere tabi tutulurlar. Tahılların işlenmesi, onları esmerden beyaza çevirir ancak besin değerlerini de azaltır. Tahıllar işlenmesi vitamin, mineral, lif ve sağlığa faydalı fitokimyasallarda yüksek oranlarda kayıplar oluşmasına neden olur.
Tam Tahıl ve Rafine Tahılların Bileşimindeki Farklılıklar
Tahıllar değirmenlerde öğütülerek kullandığımız un haline gelir. Ancak bu rafinasyon işlemleri sırasında tahıllar içeriğini büyük ölçüde kaybeder. Bu ve buna benzer işlemlere tabi tutulan tahıllara “rafine tahıllar” diyoruz.
Örneğin; buğdayın rafinasyon işlemi sırasında, buğdaydaki kepeğin büyük bir kısmı ve kepeğin özü ayrılır. Bu durumda buğdayın içindeki sağlık için son derece yararlı olan diyet posası, vitaminler, mineraller ve daha birçok şey kayba uğrar. Bu yüzden rafine edilmiş tahıllarda, tam tahıllardan daha fazla nişasta bulunur.
Tam Tahıl Unu ve Ürünlerinin YararlarıTam tahıllardan yapılan besinler, tahılın özü ve kepeği birbirinden ayrılmadığı için vitaminler, mineraller ve diyet posası yönünden zengindir.
Tam tahıl ürünlerinin kalori değerleri daha düşüktür.
Tam tahıllı ürünler posa içeriği bakımından oldukça zengindir. Posa içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi bağırsak hareketlerinin düzgün olmasını sağlar. Beslenme-hastalık ilişkisi ile yazılmış pek çok rapor ve makalede kronik hastalıklarda besin öğelerinin rolü araştırılmış ve besinlerin, özellikle tam tahılların içerdikleri posanın sağlığa yararlı etkileri olduğu belirlenmiştir.
Tam Tahılların Hastalıklar Üzerindeki Etkisi
Şeker hastalığılı riskini azaltır
Tam tahıllar posa bakımından oldukça zengindir. Tam tahıllarda bulunan çözünebilir posa, karbonhidratların emilimini ve sindirimini yavaşlatarak vücudumuzun insülin ihtiyacını azaltır.
Yine tam tahıllarda bulunan çözünemez posa sayesinde besinlerin bağırsaklardan geçiş süresini kısalır, karbonhidratların emilimi için yeterli zaman yaratır. Yani, posa alımı arttıkça, şeker hastalığı bir diğer adıyla diyabet riski azalır. Yapılan çalışmalarda tam tahıl tüketiminin, kanda sürekli yüksek düzeyde şeker (glikoz) olduğunda meydana gelen bir hastalık olan tip 2 diyabet riskini azalttığı bulunmuştur.
Kalbe ve damarlara dosttur
Yapılan araştırmalarda tam buğday ekmeği, çavdar ürünleri ve tam tahıllı kahvaltılık tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı belirlenmiştir*. İngiliz vejetaryenleri üzerinde yapılan bir çalışmada, tam tahıllı ekmek tüketimi ile kalp damar hastalıklarından ölüm oranının azaldığı belirlenmiştir*
Kanserle savaşır
Yapılan araştırmalar sonucunda tam tahıl tüketiminin kanserden koruyucu etkileri de bulunmuştur. Tam tahıllı ekmek veya makarna, elenmemiş undan yapılmış ekmek veya kahverengi ekmek tüketenlerde kolon-rektum kanserleri, mide kanserleri gibi sindirim sistemi kanserleri ile endometriyum ve pankreas kanserlerinin daha az görüldüğü bildirilmiştir.
Obezitenin tedavisinde etkilidir
Obezite tedavisinde bol miktarda posa alınması gerekir. Posalı besinler, çok çiğnemeyi gerektirir. Bu yüzden yemek yeme zamanını uzatır; midedeki sindirimi ve midenin boşalma hızını yavaşlatarak, tokluk hissini artırırlar. Tam tahıllı ürünler, özellikle insülin direnci olan obezite hastalarında, içerdikleri posa nedeniyle tokluk hissi sağlayarak, insülin duyarlılığını attırır ve kilo kaybında önemli rol oynarlar.
Tam Tahıllarla İlgili Önerliler
• Tam tahıl ürünleri tüketerek, kronik hastalıklara yakalanma riskimizi azaltacağımızı unutmamalıyız.
• Sağlıklı olmak isteyen veya diyabet, kalp ve kanser benzeri hastalıklara yakalanma riski olanlar, günlük enerji ihtiyaçlarını göz önünde tutarak tam tahıllı besinleri rahatlıkla tüketebilir.
• Tam tahıl ürünlerinde tüketilecek miktar, ağırlığınıza ve bedensel çalışma durumunuza göre değişir. Az hareketli, obez kişilere günde 3-4 ince dilim ekmek (75-100 g) yeterli iken, zayıflar, büyümekte olan çocuklarla gençler ve ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
• Tam tahıllı ürünleri günde en az 6 porsiyon tüketilebilirsiniz. 6 porsiyon; 6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe tam unlu çorba, 4 yemek kaşığı kabuklu pirinçten yapılmış pilav veya 4 yemek kaşığı kepekli makarnaya eşittir.
• Tam tahıl ürünlerinin her gün, hatta her öğün tüketilmesi çok önemlidir. Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketebilirsiniz.
• Alışveriş yapılırken, tam tahıl ürünleri tercih edilmeliyiz. Tüketime hazır bazı tam tahıllı ürünlerin (kek, kurabiye, vb.) içindeki yağ ve tuz miktarının az olmasına dikkat etmemiz gerekir. Bunun en iyi yolu etiket okuma konusunda bilgi sahibi olmak ve etiket okumayı alışkanlık haline getirmektir.
Hürriyet. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Pzr Eyl 27, 2009 9:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
Bu meyvelerle bağışıklık kazanın
Bağışıklık sisteminizin desteklenmeye daha çok ihtiyacı var.
Gribin yaygın olduğu bugünlerde bağışıklık sisteminizin desteklenmeye daha çok ihtiyacı var. Foxnews.com isimli sitede yer alan habere göre, kendinizi zinde hissetirecek, bağışıklığınızı güçlendirecek 10 süper meyve:
1. Nar: Antioksidan deposu olan nar, beyin için faydalıdır. Gerçekte, bazı araştırmalar bir narın içinde yaklaşık 600 tanesi olan meyvenin yeşil çaydan 3 kat daha fazla antioksidan içerdiğini gösteriyor.
2. Acai Çileği: Güney Amerika yağmur ormanlarında yetişen çilekte, omega yağ asitleri, protein ve lifin yanında yaban mersininden 2 kat daha fazla antioksidan bulunuyor. Oldukça güçlü olan meyve hakkında yapılan bazı araştırmalar, laboratuar çalışmalarında kanser hücrelerini öldürdüğünü gösterdi.
3. Avokado: Yumurta şeklindeki meyve, kanser, kalp ve şeker hastalığı riskini azaltan sağlıklı tekli doymamış yağ içeriyor.
4. Yaban Mersini: Kuzey Amerika'ya özgü yaban mersini bu ülkede temel bir besindir. Küçük yaban mersinleri antioksidanlarla dolu ve aynı zamanda yaşlanmayı önlüyor, beyin ve görme fonksiyonunu geliştiriyor.
5. Kızılcık: Sadece idrar yolu enfeksiyonlarıyla savaşmada etkili olmayan kızılcık, hücreleri serbest radikaller diye bilinen bileşiklere karşı koruyan antioksidanlarla dolu.
6. Goji Berry (Kurt Üzümü): Çin, Moğolistan ve Tibet'te Himalayalar'da bulunan, ülkemizde kurt üzümü olarak bilinen meyve, 6 bin yıldır, herbalistler tarafından karaciğeri korumak, görüş bozukluğuna yardımcı olmak, bacakları güçlendirmek, bağışıklık sistemini desteklemek ve anti-aging olarak kullanıyorlar. Bu üzümlerde, gözün retinasını koruyan karoten içeren maddeler bulunuyor.
7. Kivi: Günlük C vitaminine mi ihtiyacınız var? Bunun için biraz kivi yemeniz yeterli. Çünkü kivi, portakaldan daha fazla C vitamini ile en az muz kadar potasyum içeriyor.
8. Mangosteen: Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyve, Mayo Clinic'in sitesinde rapor ettiği gibi önemli derecede antiinflamatuar etkiye sahip. Tropikal olan bu meyve, aynı zamanda zengin bir antioksidan kaynağı ve laboratuarda antiinflamatuar etkiye sahip kimyasallar içeriyor.
9. Noni meyvesi: Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyvede bol miktarda antioksidan bulunuyor. Yüksek kan basıncını düşürmeye ve mafsal ağrısnı hafifletmeye yardımcı oluyor.
10. Seabuckthorn (Yalancı iğde): Yumuşak ve sulu olan meyve Avrupa ve Asya'da yetişiyor. C vitamini bakımından zengin olan yalancı iğde bağışlık sistemini destekliyor.
alıntıdır. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Pzr Eyl 27, 2009 9:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
Barkodsuz besinler' her derde deva
En sağlıklı beslenme şekli hangisidir? Bu sorunun hazır ve tek bir cevabı yok, çünkü her kültürün kendine has beslenme alışkanlıkları ve her coğrafyanın farklı ürün yelpazesi var.
Kişisel tercihler de elbette bu çeşitlilikte önemli bir faktör. Vejetaryen diyetler, süt ürünlerini içermeyen diyetler, yüksek proteinli diyetler, düşük yağ oranlı diyetler, çeşitli ülkelerin ya da ünlülerin adlarıyla anılan diyetler... Basit bir araştırmayla tüm bu diyet seçeneklerine ve fazlasına ulaşmak mümkün. Bu çeşitliliğe rağmen diyetlerin çoğunda ortak olan ve sağlıklı yiyecekler kategorisinde yer aldıkları bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış besin türleri de mevcut. Bu besinlerin en önemli ortak özelliği işlenmemiş doğal besinler, diğer bir deyişle "barkodsuz besinler" olmaları ve şeker oranlarının düşüklüğü.
Forbes dergisinin dikkat çektiği ve sağlıklı besinler konusunda yapılan çeşitli araştırmalarda yer alan bilgilere göre, diyetlerin çoğunda yer alan sağlıklı yiyecekler arasında etli ve zarlı kabuksuz meyveler, protein içeren besinler, kabuklu yemişler, somon balığı, yumurta, lahanagiller, süt ve fasulye başı çekiyor.
Çilek, dut ve böğürtlen fiber deposu
Etli ve zarlı kabuksuz meyveler, yani çilek, dut ve böğürtlen gibi meyveler son derece düşük kalorili, aynı zamanda yüksek oranda fiber içeren besinler. Bu meyvelerin kanseri önlemede ve zihin gelişiminde oldukça etkili olduğu biliniyor. Fiberin kilo kontrolünü sağlayıcı ve şeker hastalıklarını, kolon kanserini ve kalp hastalıklarını önleyici özelliği bulunuyor. Uzmanlar günde 25 ila 38 gram fiber tüketmenin sağlık için son derece yararlı olduğunu dile getiriyor. Söz konusu meyvelerin dışında fasulyeler de yoğun oranda fiber içeren besinler arasında. Dünyanın neresinde olursa olsun, uzun ve sağlıklı yaşayan insanların sofralarında fasulye önemli bir yer tutuyor.
Sert kabuklu yemişler kalp dostu
Fındık, ceviz, kestane gibi sert kabuklu yemişleri tüketen insanların kalp hastalıklarına yakalanma risklerinin düşük olduğuna dikkat çekiliyor. Uzmanlar, haftada üç ila beş kez 30 gramlık kabuklu yemiş tüketmenin mucizevi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Protein, Yunancada "baş sırada" demek
Protein kelimesi Yunanca "baş sırada" anlamına gelen "proteios" sözcüğünden türemiş ve incelenen diyetlerin çoğunda mevcut. Yüksek oranda protein içeren etin, olumsuz ününe rağmen, sağlıklı bir besin olarak tüketilebileceği dile getiriliyor. Ama bunun bir şartı var: Etin otlakta beslenmiş hayvanlardan elde edilmiş olması gerekiyor. Araştırmalara göre, otlakta yetişmiş ineklerin eti, marketlerde satılan etlerin çoğundan farklı bir yağ profiline sahip. Buna göre otlak hayvanlarının etleri "Omega 3" açısından zenginken potansiyel olarak zararlı sayılan "Omega 6"yı daha az içeriyor. Bununla birlikte hafızanın en iyi dostu olan B12 vitamini de otlakta beslenen hayvanların etlerinde önemli oranda mevcut.
İki mucize besin: Süt ve yumurta
Taze ve organik süt, diyetlerin çoğunda içerdiği mineraller, vitaminler ve yararlı bakteriler nedeniyle sağlıklı bir besin olarak yerini alıyor. Bütün olarak, yani sarısı ve beyazıyla tüketildiği sürece yumurta da insana verilen en mükemmel hediyelerden biri. Kalorisi nispeten düşük olan yumurta yüksek oranda protein içeriyor. Yumurta sarısında beyin için en önemli maddelerden olan kolin ve aynı zamanda göz sağlığına iyi gelen maddeler bulunuyor.
Balık yaşlanmaya, soğan ve sarımsak kalp hastalıklarına
Balık, yaşlanmayı geciktiren en önemli besinlerden biri. Balık çeşitlerinden uzmanların en çok tavsiye ettikleri ise içerdikleri "Omega 3" ve antioksidanlar nedeniyle sardalye, uskumru ve somon balığı. Soğan ve sarımsak da sağlıklı bir beslenmenin olmazsa olmazları. Sarımsak asırlardır tedavi edici özelliği nedeniyle tıbbi olarak da kullanılmış. Soğan ve sarımsak kalp hastalıkları riskini yüzde 20 oranında azaltıyor.
Aslında sağlıksız sebze yok ama sebzelerin bazıları daha sağlıklı. Brokoli, lahana, kıvırcık, marul, Brüksel lahanası en sağlıklı sebzeler listesinin ön sıralarında. Bu sebzeler içerdikleri "indol" nedeniyle kanser riskini azaltıyorlar.
Meyveler arasında ise elma, içerdiği fiber ve mineraller düşünüldüğünde uzmanların tüketimini en çok tavsiye ettikleri besin. Öğünlerden yarım saat önce yenilen elma, iştahı dengelemeye de bire bir. Bununla birlikte nar suyunun da bazı kanser türlerinin ilerlemesini önlemede etkili olduğu, tümörlerin oluşumunu yavaşlattığı ve kan basıncını düşürdüğü son araştırmalarla da kanıtlandı.
Çaya övgü
Dünyada sudan sonra en fazla tüketilen ikinci içecek olan çay ise uzmanların en çok övdüğü içecek maddelerinden. Çayın bütün türleri, ister siyah olsun ister yeşil, içerdiği antioksidanlarla ve enfeksiyon gidericilerle (antiinflamatuar) son derece sağlıklı içecekler. Yeşil çayın buna ek olarak kanseri önleyen maddeler içerdiği de tespit edilmiş.
Keten tohumu, kansere birebir
Sağlıklı besinler başlığı altında uzmanların görüş birliği içinde olduğu bu besinlerin yanı sıra, son dönemlerde yapılan araştırmalar bazı yeni tatları da soframıza taşımanın yararlı olacağını gösteriyor. Bunların başında da keten tohumu geliyor. Keten tohumu kanseri önleyici en önemli madde olan lignan (SDG) içeriyor. Bunun yanı sıra keten tohumu fiber açısından da oldukça zengin.
Rüya Karlıova - Zaman
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
Zeynep28
Kayıt: 04 May 2009 Mesajlar: 90
|
Tarih: Sal Eyl 29, 2009 6:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
bunlar bence sıradan insanlar için geçerli çünkü bazıları bizim için gerçekten zararlı mesela tam buğday ekmegi bizi daha çok ishal yapıyor süt ve kivi berbat zaten et konusu bizde muamma fakat etsiz yemek yapmasını dahi bilmeyen bir cografyada yaşıyorum bence burada bize faydalı şeyler yazılsın zaten saglıklı bir insanın bırakın bu siteyi bu hastalıktan haberi yoktur |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Ekm 01, 2009 8:07 am Mesaj konusu: |
|
|
selam zeynep .ben et dışında diğer besinlerden hep tüketirim remisyonda iken tabi aşırıya kaçmadan gayetde rahat olurum.
(bizlerde sıradan insanlarız sadece arada biraz nazlanırız o kadar) _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
Zeynep28
Kayıt: 04 May 2009 Mesajlar: 90
|
Tarih: Prş Ekm 01, 2009 9:38 am Mesaj konusu: |
|
|
|
imre sen hiç et yemiyormusun etin bana dokundugunu sanmıyorum benim doktorumda bol te dedi fakat 3 senede sadece 3 ay remisyon yaşadım oda kortizonla ne yesem birşey olmuyodu hatta doya doya yedim fakat kortizonu bıraktıgım gibi aktif oldum o yüzden aktif dönemde bazen daha kötü olsamda hep ishal hoşçakal |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cum Ekm 02, 2009 7:43 am Mesaj konusu: |
|
|
dokunduğu için değil tam tersi yemem gerekli olduğunu söyledi doktorum fakat yiyemiyorum vejeteryanım.bende yaklaşık dokuz yılın son birbuçuk yılı remisyondayım .
sevdiğim yiyeceklerden çok uzak kalmıştım sebze meyve sütlü tatlılar hastalığımı tanıyınca ne yemem gerekli olan yiyeceklere kendim karar verdim neyin dokunduğunu doktorlar kadar sende biliyorsun bir süre sonra .by _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
Zeynep28
Kayıt: 04 May 2009 Mesajlar: 90
|
Tarih: Cum Ekm 02, 2009 2:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
aktif dönemin bence yiyecekle alakası yok dokunan dokunuyor ben etçiyim vejeteryanlıga akıl erdiremiyorum peki eşinizdemi öyle yemek yapınca ne yapıyorsunuz 1.5 senedir remisyondayım demissiniz kalan sürede hep aktifmiydiniz ne ilaç kullandınız sağolun |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cum Ekm 02, 2009 10:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
valla bende et yenmesine akıl erdiremiyorum eşime gelince oda benle evlendikten sonra etsiz de daha lezzetli yemekler varmış dedi şimdi o da yemeklerde et sevmez bu arada et yemiyorum ama et ürünlerini yaparım güzel yaptığımda söyleniyor üç tane yavru var onlar seviyor.
aktif dönemlerimde kortizon başta olmak üzere biryığın antibiyotikler kullandım remisyonda iken sadece salofalk tablet alıyorum. sizde sağolun
yazmayı unuttum kalan sürede kortizon kullandığım süre iyi idim bırakınca kısa zaman sonra tekrar aktif oluyordum yani anlayacağınız yılın toplam üç ayı remisyon dönemim geri kalan hep aktif oluyordum birbuçuk yıldır da hiç olmadığım kadar iyiyim ... _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
Zeynep28
Kayıt: 04 May 2009 Mesajlar: 90
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 1:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
imuran kullandınızmı |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 2:33 pm Mesaj konusu: |
|
|
imuran hiç kullanmadım.ultralan ve prednol kullandım _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
e r D o z Süper Moderatör

Kayıt: 04 Oca 2008 Mesajlar: 1489 Konum: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 6:56 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Zeynep28 yazmış: | | imuran kullandınızmı |
İmuran benim bildiğim, Şirine hanım ve Cengiz Bey uzun süre (3-5 yıl) kullandılar.
Şu an kullanmıyorlar bildiğim kadarıyla. |
|
| Başa dön |
|
 |
Zeynep28
Kayıt: 04 May 2009 Mesajlar: 90
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 7:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
şirine hanımda bildigim kadarıyla 5 senedir remisyonda imuranın sayesindemi etkileri ve yan etkileri ne olmuş acaba anlatırsa sevinirim |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 7:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
değişik isimlerde olsa kullandığımız ilaçların yan etkileri hemen hemen aynı bende ilacı bıraktığım da kısa süre sonra yan etkileri de kaybolup gidiyorlardı taaki tekrar kullanmaya başlayınca geri geliyorlar yüzsüz şeyler istenmediğini bile bile.sanırım diğer arkadaşlarda da aynı durum oluyor.. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
e r D o z Süper Moderatör

Kayıt: 04 Oca 2008 Mesajlar: 1489 Konum: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Cmt Ekm 03, 2009 7:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
| cengiz (25/02/2009) yazmış: | | Ben son on yılın belki toplamda 6-7 yılını filan imuranlı geçirdim, işin açıkçası şimdiye kadar ciddi bir yan etkiyle karşılaşmadım.. Genellikle imuranı bırakınca tekrar hastalığım aktif hale geldi, o nedenle de son üç yıldır aralıksız kullanıyorum, doktora da uzun süredir gitmiyorum ve kafama göre imuranı azaltmaya kalktım iki üç hafta önce, şimdilik remisyondan çıkma durumu yaşamadım ama biraz birşeyler hissetmeye başladım bir kaç gündür, bakalım kötüleşirsem doktora giderim, zaten işlerim yoğun olduğu için gitmeyi erteliyorum sürekli, ama artık ilk fırsatta gitmeyi düşünüyorum.. |
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|