| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Şub 05, 2008 1:41 am Mesaj konusu: SAĞLIK HABERLERİ |
|
|
Löseminin sırrı İngiliz ikizlerde
Lösemili kız, ikiz kardeşiyle karşılaştırılıp, kansere yol açan kök hücreler bulundu. Bu buluşla yeni yöntemler geliştirilecek. Ağır yan etkileri bulunan kemoterapiye ihtiyaç da kalmayacak
İngiliz bilim adamları, biri lösemili ikiz kız kardeşler sayesinde bilim tarihinde ilk kez kansere yol açan hücreyi buldular. Buluş sayesinde, ağır yan etkileri bulunan kemoterapiye ihtiyaç kalmıyor. Kanserli hücreler artık ilaçla yok edilecek. İngiltere'de, Olivia ve İsabella Murphy (4) adlı tek yumurta ikizleri, bilim adamlarına löseminin (kan kanseri) sırrını çözme fırsatı verdi. 2 yaşındayken lösemiye yakalanan Olivia'yı sağlıklı kızkardeşi ile karşılaştıran bilim adamları, kanserli tümörlere yol açan kök hücreleri buldu. Kent şehrinde yaşayan iki kız kardeşin de aynı genetik özellikleri taşıması, bilim adamlarının geriye doğru gidip hangi hücrenin kansere yol açtığını tespit etmelerini kolaylaştırdı. Buluş, bilim adamlarına, çocukların lösemiye karşı daha dirençli olmalarını sağlayacak ve kemoterapinin bir çok zararlı yan etkisini en aza indirecek. Örneğin, çocuklarda önemli hasarlara yol açan kemoterapi, Olivia'nın bir gözünü kaybetmesine yol açtı. Oxford Üniversitesi'ndeki ekibin başında bulunan Tarık Enver, "Şimdi bu kanserli hücreleri, kemoterapi olmadan ilaçlarla yok etmek mümkün" dedi. Ayrıca, İsabella'nın kardeşinin aksine kansere yakalanmayan hücresi incelemeye alındı. Sağlıklı görünen 'kanser hücresinin' lösemi öncesi taşıdığı bütün özellikler titizlikle kaydediliyor. Böylece çocuklarda kan kanseri başlamadan lösemiye eğilimli hücrenin geçirdiği değişimin sırrı çözülmeye çalışılacak.
EŞSİZ BİR FIRSAT
Oxford ekibiyle ortak çalışan Kanser Araştırma Enstitüsü Başkanı Great Ormond, "İkizler üzerinde yaptığımız incelemeler, bize kanserin nedenleri hakkında hayati ipuçları verdi" dedi. Profesör Tarık Enver ise, "İkizler, kanserin ilk aşamalarını incelememiz için bize eşsiz bir fırsat sundu. İkizler olmadan bu olanağı başka türlü elde etmemiz imkânsızdı" diye konuştu.
BÜYÜK BİR ÇIĞIR
Bilim adamları, dünyada ilk kez bir hücrenin veya hücre grubunun kansere yol açtığının tespit edildiğini belirtiyor. Bilim adamları şimdi, bu yeni gelişmeler ışığında hem kanserin nedenini çözmeye hem de onu tedavi edecek ilacı geliştirmeye çalışacak. Royal Marsden Kanser Araştırma Enstitüsü uzmanlarından profesör Andy Pearson, "Bu büyük bir adım. Önleyici kanser tedavisinde bir çığır. Lösemiye yol açan hücreleri tedavi için yeni yöntemler geliştirmemize de yardım edecek" dedi.
Hücredeki ikinci hasar neden oldu
İki kız kardeşin kan örneklerini karşılaştıran bilim adamları, her iki kan hücresinde de genetik olarak anormalliğe (hasar) rastladı. Kan hücrelerindeki hasar, ilik içindeki kök hücrelerin içinde birbiriyle kaynaşmış halde bulunan MEL ve AML isimli genlerden kaynaklanıyordu. Ancak, löseminin nedeni bu iki gendeki hasar değildi. Yapılan diğer testler ortaya çıkardı ki, Olivia'nın kan hücrelerinde ikinci bir hasar daha var. Yapılan ileri araştırmalarda, Olivia'daki löseminin kan hücrelerindeki bu ikinci hasardan kaynaklandığı tespit edildi.
kaynak: sabah gazetesi e gazetesidir.
http://www.turkboard.com/loseminin-sirri-ingiliz-ikizlerde-vt157444.html _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Şub 05, 2008 1:44 am Mesaj konusu: MİDE DÜŞMANI İLAÇLAR |
|
|
Mide düşmanı ilaçlar
BURSA - Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Gastroentroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Macit Gülten, “Aspirin ve antiromatizmal bazı ilaçlar, mide ve onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinin bütünlüğünün ve direncinin mide asidine karşı bozulmasına, böylece ülserlerin meydana gelmesine sebep olurlar” dedi.
Prof. Dr. Macit Gülten, toplumda oldukça sık görülen ülserin, mide veya özellikle onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinde meydana gelen yaralar olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Gülten, erkeklerde daha fazla görülen ülserin, karın bölgesinde, genellikle önde ve üst-orta bölgede rahatsızlık hissi, ağrı, bulantı, yanma, ekşime gibi belirtilerle kendini gösterdiğini, bazı ülserlerin de hiç belirti göstermediğini belirtti.
Midedeki asidin, mideye zarar vermesini kolaylaştıran ilaç, alkol ve sigara kullanımı ile genetik faktörler ve ileri yaş gibi pek çok nedeni olan ülserin erkeklerde daha fazla görüldüğünü anlatan Gülten, şunları kaydetti:
“Peptik ülserler, kanama veya delinme gibi durumlara yol açarak ölüm riskini arttırlar. Peptik ülserin meydana gelmesinde midenin ürettiği asit, ülserin ortaya çıkmasında en önemli etkendir. Normalde mide ve onikiparmak bağırsağı mide asidine karşı dirençlidir. Ancak ‘Helicobacter Pylori’ bakterisinin varlığı, Aspirin ve antiromatizmal bazı ilaçlar, mide ve onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinin bütünlüğünün ve direncinin, mide asidine karşı bozulmasına, böylece ülserlerin meydana gelmesine sebep olurlar.”
“KONTROLSÜZ VE GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT"
Gülten, 1980’li yıllardan itibaren “Helicobacter Pylori”nin saptanması ve tedavi edilmesi sonucunda peptik ülser hastalığının daha az görülmeye başladığını belirterek, şöyle devam etti:
“Helicobacter Pylori’ye bağlı ülserler azalmasına rağmen aspirin ve antiromatizmal ilaçların gereksiz ve kontrolsüz kullanımına bağlı ülser ve ülser kanamalarına son yıllarda daha sık rastlamaktayız. Aspirin ve bazı antiromatizmal ilaçlar mide veya onikiparmak bağırsağında ülser oluşturarak veya mide iç çeperinde gastrit oluşturarak, ciddi kanamalara yol açabilirler. Özellikle orta ve ileri yaştaki hastaların çeşitli ağrılar için kullanmak istedikleri ağrı kesicilerin olası risklerine karşı dikkatli olmaları, ülser ve kanamaya neden olma riski yüksek olan aspirin ve antiromatizmal ilaçlar yerine öncelikle daha basit ve daha düşük risk taşıyan ağrı kesicileri kullanmaları gerekmektedir. Hastaların birbirlerine tavsiye ettikleri ağrı kesicilerin gereksiz ve aşırı kullanımlarıyla, riskler daha da artmaktadır. Kalp ve damar hastalığı gibi nedenlerle sürekli düşük doz aspirin kullananların, buna ek olarak bir antiromatizmal veya ağrı kesici ilaca başlaması ülser ve kanama riskini daha çok arttırmaktadır. Ağrı kesicilerin meydana getirdiği kanama ve ölüm riskleri hiç de az değildir.”
Fitil, krem, enjeksiyon yoluyla kullanılan Aspirin veya antiromatizmal ilaçların da en az tablet veya kapsül şeklinde alınan ağrı kesiciler kadar kanama riski taşıdığına işaret eden Gülten, bağırsakta açılan ağrı kesici kapsüllerin midede açılanlar kadar kanama riski taşıdığını, ayrıca Türkiye’de yurt dışından getirilerek satılan bazı aspirin ve benzeri ağrı kesicilerin yine aynı riski taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Gülten, hekimlerin önerileri doğrultusunda mide asidini baskılayan ilaçların tedaviye eklenmesi gibi önlemler alarak ülser kanaması riskinin azaltılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Haberi Kaynağı : Ntvmsnbc-AA
http://www.bilimhaber.net/index.php?mode=1&haber=1096 _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Şub 05, 2008 1:46 am Mesaj konusu: SAKIZDAKİ SORBİTOL MADDESİNE DİKKAT |
|
|
Sakızdaki sorbitol maddesine dikkat
PARİS - Berlin Charite Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü’nden doktorların, güçlü ishal ve bağırsak yakınmalarıyla hastaneye gelen 2 hastayı tetkik ettikleri belirtildi
Bu hastalardan biri olan 21 yaşındaki bir kadının, 8 ay boyunca karın ağrısı ve ishalden yakınması olduğu, 11 kilo yitirdiği ve hastaneye geldiğinde 41 kilonun altında olduğu, diğer hastanın ise 1 yılda 22 kilo yitiren 46 yaşındaki bir erkek olduğu kaydedildi.
Her iki hastada yapılan tetkiklerin normal göründüğü, ancak dışkılarında yüksek oranda sodyum ve potasyum saptandığı ifade edildi.
Daha sonra bu kişilerin beslenmelerini inceleyen doktorlar, kadının günde 18-20 grama eşdeğer miktarda sorbitol tükettiği (bir sakızda 1.25 gram sorbitol bulunuyor), erkeğin ise günde yaklaşık 20 şekersiz sakız çiğnediği ve yaklaşık 200 gram tatlandırıcılı şekerleme tükettiğini saptadılar.
Erkeğin tüketiminin yaklaşık 30 gram sorbitole denk geldiği kaydedildi.
Bu biçimdeki beslenmeye son verilmesiyle söz konusu belirtilerin kısa sürede kesildiği belirtildi.
Bu iki hastada olduğu gibi yüksek dozda sorbitol tüketiminin beslenmeyle ilgili ciddi risklere neden olabileceği kaydedildi.
Haberi Kaynağı : Ntvmsnbc-AA
http://www.bilimhaber.net/index.php?mode=1&haber=1093 _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Pts Hzr 15, 2009 10:57 am Mesaj konusu: |
|
|
İnsan vücuduna dair bilmediklerimiz
İnsan vücudu, mucizelerle dolu bir makinedir.
Şimdi okuyacağınız vücudunuzla ilgili gerçekler sizi neden bu şekilde yaratıldığımız konusunda merakta bırakacak.
-Bilim adamlarına göre IQ'nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.
-İnsan vücudundaki en büyük hücre yumurta hücresi, en küçük hücre ise sperm hücresidir.
-Bir adım atmak için 200 kasınızı kullanırsınız.
-Ortalama bir kadın ortalama bir adamdan 5 inc (12,5 cm) daha kısadır.
-Ayak başparmağınızda iki kemik olmasına karşılık diğer dört parmağınızda üçer kemik bulunur.
-Bir çift ayakta 250,000 terbezi vardır.
-Tam dolu bir idrar kesesi aşağı yukarı bir beyzbol topu ebadındadır.
-Mide asidiniz bir jileti eritebilecek güçtedir.
-İnsan beyin hücresi 5 takım Encyclopedia Britannica'daki bilgileri alabilecek kapasitededir.
-Yiyeceğin ağzınızdan midenize ulaşması yedi saniye sürer ..
-Ortalama bir rüya 2-3 saniye sürer.
-Göğüsleri kılsız erkekler, kıllı erkeklerden daha fazla karaciğer sirozuna yakalanırlar.
-Döllenme anında, yaklaşık yarım saat tek bir hücre olarak yaşarsınız.
-Her bir ayağınızda yaklaşık bir tirilyon bakteri vardır.
-Vücudunuzun 30 dakikada saldığı ısı ile iki litre suyu kaynatabilirsiniz.
-Diş minesi vücudunuzdaki en sert şeydir..
-Dişleriniz doğumunuzdan 6 ay önce (dişetlerinizin içinde) oluşmaya başlar.
-Sevdiğiniz birine bakarken gözbebekleriniz genişler, nefret ettiğiniz birine bakarken de.
-Sarışınlar, esmerlerden daha fazla saç teline sahiptir.
-Burnunuzla başparmağınız aynı boydadır.
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Ekm 07, 2009 10:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
İltihapla savaşmanın 6 yolu (Zaman Online)
Vücudunuzda ya da beyninizdeki iltihap birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor. Peki bundan korunmak için neler yapabilirsiniz?
Alzheimer, kilo alımı, şeker hastalığı, yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon), yüksek kolesterol, enfeksiyon, kanser ve daha fazla hastalığın suçlusu olarak görülen ve beyninizde, vücudunuzdaki tahrip edici iltihaplanma süreciyle savaşmak için, Reader's Digest'ta yer alan önerilerini izleyebilirsiniz: - Damarlarınızı açık tutmak ve beyne giden kan akışını artırmaya yardımcı olmak için doktorunuza her gün bir tane bebek aspirini içip içemeyeceğinizi sorun,
- Beslenmenizde omega-3 yağ asitleri, yeşil çay, zerdeçal, biberiye ve turpgillere ait sebzeler (brokoli, lahana, karnıbahar) mutlaka olmalı. Ayrıca siyah çikolata da yardımcı olabilir.
- Her gün dişlerinizin arasını diş ipiyle temizleyin.
- Şeker alımınızı azaltın. Yüksek miktarlarda tatlı, iltihaba ve kilo alımına yol açar.
- Her gün 30 dakikalık yürüyüş yapın.
- Stresten uzak durmaya çalışın.
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Pzr Ekm 11, 2009 2:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
BBC Focus dergisinde yer alan haberde, vücudumuz günlük fonksiyonlarını yerine getirirken arkasında yatan mekanizmanın nasıl işlediğini anlatıyor. İşte bu mekanizmalardan bazıları:
Hassas dişler: Hassas dişlere sahip olanlar için dondurma yemek, bizim hoşlandığımız gibi zevk verici değildir. Dişinizin ince mine tabakasının altı dentin denen bir maddeden oluşuyor. Dentin ise doğrudan dişin yumuşak çekirdeğine (sinirlerin yer aldığı pulpa boşluğu olarak bilinir) giden borucuklar ve mikroskobik kanallardır. Borucukların ayrıca sıvı içerdiğini söyleyen California Üniversitesi Koruyucu ve Restoratif Diş Bilimleri Bölümü'nden Grayson W Marshall, "Bu akışkan sıvıdaki herhangi bir hareket pulpa boşluğundaki sinirleri harekete geçiriyor ve bu da keskin bir acıya neden oluyor" dedi.
Mide yanması, ekşimesi: Kahve, çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin yol açtığı mide yanması ya da ekşimesi olarak bilinen şikayet hazımsızlık ağrısıdır. Yemek borunuzda keskin bir yanma hissi oluşur. Kings College London School of Medicine'dan Prof. Dr. David Armstrong, mide yanmasının mideden sızan asitin yemek borusunu geri dönmesiyle oluştuğunu söyledi.
Bu hastalığa eğilimli olan insanlar, midelerinin üstündeki sfinkter (Açılma, açma, gevşetme ya da kapama, sıkma görevi olan halka şeklindeki kas) kasında bir güçsüzlük hissederler. Bu kas sayesinde midedeki güçlü asitler güvenli bir şekilde içeride tutuluyor. Midenizin iç astarı bu asitlerin sindirim etkisine karşı dirençliyken, yemek borusu o kadar güçlü değildir. Mideniz yandığında hissettiğiniz acı, mide asitinin gırtlağınızın içini yakmasıyla oluşuyor. Hatta, uzandığınız zaman, asit boğazınızın içini yıkayabilir.
Yüz kızarması: Başkalarının önünde gülünç duruma düşme, yetersizlik ya da başarısızlık duyguları sizi utandırabilir. Utançtan dolayı yüzünüz kıpkırmızı olur. Utanç, bizi bunaltır ve bu "dövüş ya da kaç" prensibini tetikler ve vücudumuz korkuyla savaşmak ya da ondan kaçmak için adrenalinle şarj olur.
Adrenalin, kaslara bol oksijen desteği sağlamak için kalbin hızlı çarpmasına yol açar. Fakat, bu bizim daha sıcak hissetmemizi sağlar. Kendimizi serinletmek için, terleriz ve kan cilt yüzeyindeki kılcal damarlara doğru akar ve kızarmaya neden olur. Yüzümüzde daha fazla kan damarı olduğundan yüzümüz kızarır.
Diğer birçok stres türü de kızarmanıza yol açar. Kızarmaya başladığınızda bunu durdurmak zordur. Londra'dan Dr. Michael Sinclair, "Bir kez kızardığınızda, diğerlerinin önünde zayıf göründüğünüzü düşünerek bir çoğunuz daha fazla utanıyor ve kızarıyor" dedi.
Mide gurultusu: Karnınız açken midenizden gelen guruldama sesi, mideniz tarafından çıkarılmaz ve aç olduğunuz için olmaz. Borborigmus (Barsak gazlarından ileri gelen karın gurultuları) olarak bilinen bu ses, ince bağırsağının üst kısmında oluşuyor. Bağırsak kaslarınız yiyecek ve içeçekleri aşağıya doğru götürürken, sıvılaşmaya başlayan yiyeceklerden sızar. Mideniz boş olduğunda ses, büyük bir titreşimli boşluk gibi çıkar.
Kaşıntı: Böcek ısırığından kurdeşene, size rahatsızlık veren kaşıntıdan kurtulmak için kaşınmaktan daha iyi yol yoktur. Kaşınma, vücudumuzdaki parazitleri ve diğer yabancı nesneleri uzaklaştırmanın bir yoludur. Hiç kimse, hatta en popüler nörobilimciler dahi kaşıntının nasıl oluştuğunu geçtiğimiz günlere kadar bilmiyordu.
Şimdi, Minnesota Üniversitesi'nde yapılan araştırma, cevabı ortaya çıkardı: Kaşıma omurilikteki normalde kaşınma hissini beyne gönderen sinir hücrelerini kapatıyor. Böcek ısırmasından dolayı kaşındığınızda, ciltteki hücreler histamin isimli kimyasal salıyorlar. Yakınındaki sinir hücreleri histamine tepki veriyor ve sinyali omuriliğe gönderiyor. Buradan da beynin talamus (beynin geri kalanı tarafından sinir sinyallerinin okunmasını kolaylaştıran tercüman olarak görev yapıyor) bölgesine gönderiliyor. Talamus sinyali kaşınma duyusu oluşturan serebral kortekse bilişsel ve duyuşsal aktivitelerin gerçekleştiği beyin bölgesine iletiyor.
Araştırma ekibi, maymunların ayaklarına histamin enjekte ederken, omuriliklerindeki bireysel hücrelerin aktivitesini görüntüledi. Hücreler, enjeksiyonu farketti ve derhal sinyal göndermeye başladı. Fakat araştırmacılar, enjeksiyon bölgesindeki cildi kaşıdıklarında bu aktivitenin azaldığını ya da engellendiğini gördüler.
Burun akması: Soğuk algınlığı, alerji, baharatlı yiyecekler gibi şeyler nasıl burnunuzun akmasına yol açar? Normal olarak, burnunuzdaki zar vücuda giren ajanları, mikropları engellemek için mukus (sümük) üretiyor. Burnun her gün bir litre sümük ürettiği tahmin ediliyor. Fakat, bazı uyaranlar sümük üretimini daha da artırabiliyor. Örneğin, soğukalgınlığı geçiriyorsanız, vücudunuza saldıran virüsleri durdurmak için ekstra sümük üretiliyor ve sümüklerle bu virüsler dışarı fışkırtılıyor. Soğuk hava çok küçük filizleri ya da burun boşluğunuzun iç duvarındaki ince tüyleri mahvediyor. Normalde bu tüyler sümüğü boğazınızdan aşağıya geri sürükleyip götürüyor. Fakat sıcaklık düştüğünde bu tüyler çalışmıyor ve sümüğün burun deliğinizden akmasına izin veriyor.
Alerjiler de aynı etkiye sahip. Akciğerlere giden alerjenleri durdurmak için burun sümük üretimini artırıyor. Baharatlı yiyeceklerde durum biraz daha farklı. Kırmızı biberde bulunan kapsaisin, doğal bir burun tıkanıklığını giderici ilaçtır. Burnunuzdaki mukusu inceltir ve akışkan hale getirir.
Su toplama (fıska): Rahat olmayan ayakkabılar, genellikle ayağınızda bir ya da iki yerde su toplanmasına neden olurlar. Su kabarcığı, derinin katmanları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşuyor. Sık rastlanan fakat genellikle küçük yaralardır. Ayak derisinin basınca ve sürtünmeye maruz kaldığı her yerde oluşabiliyor. Genellikle bu su kabarcığı, lenf (Lenf damarlarında dolaşan, berrak, şeffaf, alkali, açık sarı renkte sıvı) ile doludur. Ancak, elinize çekiçle vurduğunuz zaman oluşan kabarcık, kan damarını çatlatabilir ve daha koyu kan kabarcığı oluşturabilir.
Parmak çıtlatma: Çoğumuz parmaklarımızı çekerek ya da kıvırarak çıtlatma sesini duymaya çalışırız. Sadece parmaklarınız değil, dirseğiniz, dizleriniz, boynunuz ve hatta göğüs kemiğiniz çıtlayabilir.
Peki bu sese neden olan nedir? Kemiklerinizin hızlıca yuvasına girmesi ya da çıkmasından çok, parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü var. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Güney Karolina Duke Üniversitesi'nden ortopedi uzmanı Farshid Guilak, "Çıtlatma tüm eklemlerimizin içindeki yağlayıcı snovyal sıvıdan çözülen gaz kabarcıklarının şekillenmesiyle oluşuyor" dedi.
Eklemi germek, eklem içindeki sıvının basıncını azaltır ve gaz kabarcıkları görünmeye başlar. Kabarcıklar hızlıca patlar ve çıtlama sesi duyulur. Fakat, kabarcıkların sıvı içinde tekrar oluşması zaman alır. Bu nedenle aynı parmağınızı tekrar tekrar çıtlatamazsınız.
Annenizin uyarılarına karşılık, çıtlatmanın eklem iltihabına ya da diğer hasar türlerinden birine yol açtığı konusunda bilimsel bir delil bulunmuyor.
Terleyen avuç içleri: İş başvurusu için bekleme ya da sıkışık trafikte bekleme gibi stresli durumlar, avuç içinizi nemli yapıyor.
Amsterdam'da VU Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eco de Geus, korku ve endişenin amigdal adı verilen beynin bir bölümündeki duygusal devreleri harekete geçirdiğini söylüyor. Bu sırasıyla beyindeki ve omurilikteki bir dizi sinir hücresini harekete geçiriyor. Sinirler omurilikten akciğer, kalp ve ter bezleri gibi değişik organlara gidiyor. Gerçekten vücudunuzdaki tüm ter bezlerinden eşit olarak terlersiniz. Ellerinizi böyle nemli hissetmenizin nedeni avuç içlerinizde daha yüksek yoğunlukta ter bezi bulunmasıdır. Santimetrekare başına 500 ter bezinden, tipik bir avuç içinde ortalama 40 binin üzerinde ter bezi bulunuyor.
Kramp: Kaslarınızı düğümleyen ağrı verici bir durumdur. Genellikle baldırları etkiler, ancak ayaklarınızın tabanına ve hatta esnediğiniz zaman çenenizin altına da kramp girebilir. Kaslarınız aşırı kısaldığında ya da kendi etrafında büküldüğünde kramp oluşuyor. Bu durum çeşitli nedenlerden dolayı olabiliyor. Yoğun egzersiz boyunca, laktik asit gibi kimyasalların inşası kramplara yol açan spazma (kasların istemdışı kasılması) yol açabiliyor. Daha çok uzun mesafe koşucularında ve yüzücülerde meydana geliyor. Kas hareketlerini kontrol eden sinyaller taşıyan elektrolitlerin seviyesinin ve kalsiyum ve potasyumun düşük olması ise krampları tetikliyor.
Çürükler (morluklar): Çürükler, yaralanma bölgesindeki dokuların içindeki hasar gören damarlardan kan sızmasıyla oluşuyor. Çürük koyu kırmızı, sonra siyah, mavi, sarı, yeşil ve ayrıca kahverengiye dönüşerek, ölü kan dereceli olarak farklı renklerdeki maddelerin içine doğru çözülüyor. Bazı insanlarda çürükler diğerlerinden daha kolay oluşur, çünkü onların kan damarları daha ince ve narindir. Ayrıca, bu durum kan akışını azaltan aspirin gibi belirli ilaçları kullananlarda da olabiliyor.
Gözlerin seyirmesi: Birçok insan hayatlarının bazı noktasında acayip, istemdışı kas seğirmesiyle karşılaşmıştır. Fakat belki bunların en rahatsız edeni göz kapaklarının seyirmesidir. Bunun nedeni nedir?
Genelde, bunlar iyi huyludur. Bu duruma stres ve yorgunluk da neden olabiliyor. Göz kapağını kontrol eden kaslar küçük ve çok hassastır. Stres, yorgunluk ve kafein gibi uyaranlar bu kasların titreşmesine yol açıyor. Titreşimler fazla olunca gözde sinir sistemiyle ilgili istemdışı seyirmeler oluyor. Diğer nedenler arasında ise aşırı kafein alımından oluşan titremeler, bilgisayar ekranı karşısında uzun süre vakit geçirme ve hatta uzun süreli kontak lens takılmasından meydana gelen kaşıntı yer alıyor. Bu durum normal olarak geçicidir. Kendi kendinize uygulayabileceğiniz tedavi yolları var. Daha az kahve içmek, göz damlası kullanmak ve daha fazla dinlenmek gibi yöntemler göz seyremesini azaltır.
Çok belirgin ve uzun süreli göz seyremesi daha ciddi bir nörolojik hastalık belirtisi olabilir. Bu durum çok nadirdir.
(Zaman Online) _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|