| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Mar 05, 2008 3:56 pm Mesaj konusu: ÇARESİZSEN; ÇAREN SENSİN |
|
|
ÇARESİZSEN; ÇAREN SENSİN
 _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Ekm 07, 2009 11:10 pm Mesaj konusu: |
|
|
GALİBA GEÇ KALDIK
Hangi tarafa baksam bir telaş var her yanda
Çağlayan sel suları durulmuyor zamanda
Başını almış giden bu amansız kervanda
Herkes yerini almış biz galiba geç kaldık
Su uyur mu bilinmez uyumayanlar da var
Bir tutam çimen için dağa çekiyor davar
Önümüze çekilmiş Çin Seddivarî duvar
Herkes yolunu almış biz galiba geç kaldık
Yama yırtık örtmüyor kılık bozuk yen delik
Hayalimize bile haram oldu zindelik
Hüznümüz seneliktir sevincimiz gündelik
Herkes yarini almış biz galiba geç kaldık
Mutluluk ülkesini sorsan da söylemezler
Kazara yolun düşüp girsen de eylemezler
Gökten nur yağsa bize bir zerre peylemezler
Herkes payını almış biz galiba geç kaldık
Biraz hayal kuralım yetmez mi umutsuzluk
Gözümüze kan indi yeter oldu mutsuzluk
Günümüz sendel sepet geceler uykusuzluk
Herkes bir şeyler almış biz galiba geç kaldık.
Hasan ÖZTÜRK
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Ekm 07, 2009 11:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
Asla Çok Geç Demeyin!!Çok geç olsa da !
Bazı şeylere hep geç kaldığımız düşünürüz.Örneğin sınava bir gece kalmıştır ve biz bir gece çalışsak ne olur bişey değişmez diye çalışmamayı tercih ederiz. Ya da hani yaşlılar vardır ya hep bu sözü söylerler"Bizden geçti".Bunu bazen yaşlı denecek kadar yaşı olmayanlardan bile duyarız.Acaba bu "Bizden geçti"sözü ne amaçla söylenmiştir.Bir işi yapmaya erindiğimiz için mi yoksa gerçekten gücümüz olmadığı için mi?Ne önemi var değil mi.?
Hayır var arkadaşlarım çok önemi var.Eğer hala yaşıyor ve hayattaysak,nefes alabiliyor ,yürüyebiliyor,konuşabiliyor,öğrenebiliyorsak,kısa cası hala bişeyler için yetilerimiz varsa asla bizden geçmez.Geçmemeli...
Hikaye edlilir ki,
Çok geç diye bir zaman yoktur!..
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra;
"Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz" dedi..
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu..
Döndüm..
Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu..
"Ben Rose" dedi..
"Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.
"Güldüm.. "Tabii" dedim..
"Hadi sarıl bana.."
Öyle sımsıkı sarıldı ki" Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin" diye şaka yaptım..
Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.."
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve . öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestre boyunca Rose kampüsün gülü oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını taşıyordu..
Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu.. Sömestre sonunda, futbol balosuna davet ettik, Roseu.. Konuşma yapması için.. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. şaşkın, biraz da utanmış
mikrofona doğru eğildi..
"Ne kadar beceriksizim, değil mi?.. Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir heyecan yatıştırıcı hap içtim. Sonucu görüyorsunuz.. şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil.. Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?.." Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: "Yaşandığımız için, evlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Evlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır.. Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlak.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.
Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.
Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.. Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü..
Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır.."
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi..
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü.
Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
"Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu.. Roseun öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:
"Çok geç diye bir zaman yoktur!.."
Eğer Rose da benden geçti deseydi hayatının son günlerinde dahi mutluluk içinde olmayacak ,karamsar ve huysuz bir ihtiyar olarak gözlerini hayata yumacaktı.Siz hangisini isterdiniz?
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
yldzz
Kayıt: 14 Ağu 2009 Mesajlar: 49 Konum: istanbul
|
Tarih: Prş Ekm 08, 2009 11:05 am Mesaj konusu: |
|
|
çok çok çok güzeldi:)) _________________ Başım diye övünmeyin, ne gelirse başa gelir. Diz düşerse toğrağa, baş düşerse taşa gelir |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Ekm 08, 2009 8:35 pm Mesaj konusu: |
|
|
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Pzr Ekm 18, 2009 10:26 pm Mesaj konusu: |
|
|
Yaşam ver... Vazgeçilmez ol!
Bir an için sen su olduğunu düşün. Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez. İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesisi duyuramazsın. unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca... Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü "Su" nasılsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye diye düşünürler. Tıpkı, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiçbir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye dek. Hepsi, hep sabahır en sakin anını bekledi: suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler. Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamandı. Sen hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi vazgeçilmez.. . Ve su gibi yaşam kaynağı olduğunu düşün. Ama su gisi yaşatıcı ol. su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil... Suysan tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana "felaket" denmesin! Suysan bir bardağa sığabil ki damarlara girebilesin! !
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi gerekli ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de "kıyametler"koparı cı olabileceğini unutma.. Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiyorsan, yaşam verirsin çevrene. Yorksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi. Tercih elindeydi hep ve hep "senin" ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini ya da hiç durmadan konuştuğun için, yalnızca bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken şu değil mi?? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını........
Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini. .. Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin.. Konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalışacaksın.. Yolcuların, önceden aldıkları biletlericeplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, zaman yaklatığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin "kıyıya yanaşmasını"bekleyecek sin!.. Demeyeceksin "Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.. Demeyeceksin " Ben aklıma geleni geldiği biçimde söylerin. Karşımdaki de değil duymak değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda.." Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama malesef değil.. Ağzını açıp "Şelaleden dökülen suyu" içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?? Ya da önüne çıkan ağaçları bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü?? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her canlı gibi!.. Hadi.. Sen şimdi "su olduğunu" düşün ve kendini "su gibi" hisset... Su gibi güzel, su gibi özel, su gibi berrak, su gibi yararlı.. Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa.. Ama yine su gibi "küçük bir bardağın içine"sığdır ki kendini girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Yaşam ver..... Vazgeçilmez ol  _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|