www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Titreşim Tıbbı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Hastalık Teşhis ve Tedavi Yöntemleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
toxic12



Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 20
Konum: muğla - pankolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 4:09 am    Mesaj konusu: Titreşim Tıbbı Alıntıyla Cevap Gönder


Merhabalar . Uzun yıllardır ülseratif kolitliyim.Pankolit ve annemde aynı şekilde pankolit. Neredeyse yıllardır salofalk veya salazopryni remisyonda ve aktif dönemde kullanıyorum. Yine aktif dönemde kabını bile görmek istemediğim kurtarıcım deltacortril kullanıyorum.
Son olarak böbrek taşı düşürdüm ve ağrılarımı dindirmek için kullandığım ilaçlar müthiş bir hareketlilik ve aktivite başlattı barsağımda.
Ancak bu durumdan birbuçuk iki ay önce çalıştığım otelde kalan ve çalışan personelin artık babaanne dediği bir emekli albay eşi beni kendi doktoruyla tanıştırmak istediğini , doktorun çok farklı bir tedavi yöntemi uyguladığını ve sıkıntılarımı ona anlatmamı istedi.
Doktorun muayenehanesine birlikte gittik. Babaannemiz terapideyken(doktorun yardımcısı ile) doktor bey bana netür bir bilimle uğraştığını ve uygulamalarını anlatmaya başladı.
Normalde yıllarca genel cerrah olarak çalışmış daha sonra farklı bilimsel yöntemler üzerinde araştırma yaparak , bu konuda Brezilyadan Rusyaya, Hindistandan Almanyaya bir çok ülkeye giderek eğitim , seminerler ve kurslar almış.
Kesinlikle tv lerdeki biyoenerji uzmanları ile benzer iş yapmadığını ısrarla belirtiyor.
Ana tedavi yöntemi titreşim tıbbı olmakla birlikte herbal terapi ve müzik terapileri gibi birçok uzmanlık belgeleri var.
İlk olarak bana kullandığı teknik cihazların basitçe görevini yapan özel bir maddeden 20-30 cm lik baş tarafı altın olan bir çubukla tanıtım yaptı.
Evrendeki tüm maddelerin normal işleyişte saat yönünde dönme isteği olduğunu ( biraz quantum fiziğini çağrıştırıyordu) söyledi. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bir bozulma olursa ( çürüme, hastalanma , kanser vs gibi) bu dönmenin o maddede tersine işlemeye başladığını söyledi ve o elimizdeki çubukla birlikte çeşitli maddeler üzerinde denemeler yaptık. Elimizde sabit tuttuğumuz bu çubuğu madde üzerinde 10-15 sn tutunca çubuğun ucu istikrarlı bir şekilde sağa dönmeye başlıyordu. Bize zarar verecek veya bozuk nesnelerin ise ters yönde dönme sağlayacağını söyledi.
Sonra vücudumuzdaki ana enerji akımları olan bölgeleri tanıttı. Bu arada şakra lardan da bahsetti.
Böylece biraz olsun bende temel bilgi sağlayarak beni bilgisayar destekli bir cihazın başına götürdü. Bu arada üzerimdeki tüm metalleri bıraktırdı. kemer, saat, anahtar vs. ( Her seansda bu böyle devam ediyor)
Koltuk yalıtkan şekilde idi ve rahat ancak başka yerlere dokunmayacak şekilde oturdum.Daha doğrusu karşılıklı oturduk.
Makineye bağlı bir kablo ve ucundaki nesneyi sol avucumda tuttum. Sağ avucumu açarak elimi aldı ve aynı makineden çıkan başka bir kablonun ucundaki duyarlı bölüm ile avucumdaki bir alanı bulmaya çalıştı. Birçok noktayı değerlendirdi. Genelde çizgilerin birleştiği noktaları denedi. Sonunda bir yerde makine ekranındaki elektrik ölçüm aracına benzer çubuk hem öttü hemde 120-130 derecelik bir açı yaparak sona doğru yaklaştı. Bulduk diyerek ,başka bir ekrandaki sıralı , vücudun çeşitli ana bölümleri ( dolaşım, solunum, sindirim, deri, beyin , omurilik, iskelet vs ) altındaki ayrıntılı tüm maddeleri teker teker normal çalışıp çalışmadığını , rahatsız olup olmadığını araştırmaya başladı. Tabii benim bildiğim onun normalde bilmediği tüm sıkıntılı organ ve sistemlerimde neler olduğunu makine net bir şekilde ortaya çıkarmaya başladı. Sıkıntılı olan bölümleri makinede işaretleyerek vücudumun olumlu olumsuz çalışma sisteminin bir haritasını ve bilgisini çıkardı ve kaydetti. Makine gerşekten hangi alanda sıkıntı varsa o alanda ölçüm çubuğu ancak 20-30 derecelik bir açı yapıyor diğer normal alanlarda 120-130 derecelik açılar yapıyordu.
Bu makinelerin ve doktorun beni tanıma aşamasıydı ama inanılmaz kısa sürede check-up olmuştum. Vücudumda tümör olup olmadığını dahi araştırdı. Allahtan böyle bir sıkıntı yokmuş.
_________________
umut....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
toxic12



Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 20
Konum: muğla - pankolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 5:07 am    Mesaj konusu: Ayrıntılı anlatıyorum hikaye gibi....:-) Alıntıyla Cevap Gönder

Bu ilk görüşmeydi ve sürekli hastası babaannemiz için ücret almadı. Tabii ben hemen internette bu konuda araştırma yaptım. Böyle bir yöntemin kullanılıp kullanılmadığını araştırdım ve yeni gelişen ve ümit veren bir bilim olduğunu buldum.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10800283.asp
http://www.medimagazin.com.tr/mm-newton-tibbi-mi-einstein-tibbi-mi-h-57014.html

Birkaç hafta sonra tekrar terapiye çağırdı , gün verdi. Kullandığım ilaçlardan birer örnek istedi. Bende hevesle ve merakla toparlayıp götürdüm. Yine avucumda
o veri veren noktayı bulmayı çalıştı. Şaşırtıcı bir şekilde bu sefer eski nokta değil başka bir nokta idi. Buradan sinyal aldı ve kullandığım ilaçları makinenin bunun için hazırlanmış bir gözüne koyup bir yandan elimdeki nokta ile karşılaştırmaya ve vücudumun o ilaca tepkisini ölçmeye başladı. İlaçları azaltmam gerektiğini söyledi. Bu arada balık yağı gerçekten iyi geliyormuş.
Sonra bitkisel ilaç takviyesi için birçok ilacı bu şekilde denedi ve bana yarayacak 4 takviye buldu. Farklı zamanlar verdi yani aynı dönemde hepsi kullanılmayacakmış.15 günde bir ikili grubu değiştiriyorum.
Sonra makineye kayıtlı tüm yiyecek gruplarını tek tek kontrol etti. Örneğin meyveler başlığı altında elma , karpuz , kavun vs gibi. Baharatlar zararlı. Unlu mamüller , pasta kek vs. zararlı, yağlar zararlı, vs. yani bildiğimiz o diyet ancak baya bi ayrıntılısı. Mesela beyaz ve kaşar peynir yaramıyor ama keçi peyniri yiyebilirsin diyor. Bununla ilgili bir diyet çizelgesi verdi.( uymak çok zor)
İnanılmaz bir şey oldu bu arada . Doktor yine o avucumdaki nokta üzerinde kuruyemiş ana başlığındayken yardımcısı bir ara kalktı ( Ekranda ana menü altındaki tüm yiyecekleri o seçiyor ve zararlıysa ayak altındaki bir tuşla makinede işaretliyordu). Doktor ana başlıkta o makinenin duyarga kalemiyle avucumdaki o noktaya dokunuyor sadece ekrandaki ölçüm cihazına bakıp ayağıyla işaretliyordu. Ana menüden alt menülere geçmemişti. Ama ölçüm cihazı bir dokunuşunda 20-30 derece açı yapıyor bir dokunuşunda 120-130 derecelik açı yapıyordu. Biryandanda fındık , fıstık, badem diye mırıldanıyordu. Ben merak edip sordum, Doktor bey ana menüdesin ve alt birimlere ekranda geçmedin. Hangi maddeyi araştırdığını nerden biliyorsun dedim. Oda güldü ve işte dedi bu üniversite düzeyinde profesyonellerin yapabileceği bir şey. Ben sadece o maddeyi aklımdan geçirip vücudunun o maddeye tepkisini ölçebiliyorum dedi ve bana isbat etti. Çünki antep fıstığının bana faydalı olduğunu bulmuş, fındığın zararlı olduğunu anlamıştı ve ekranda hiçbirşeyi değiştirmeden şimdi fındık için bakıyorum deyip ölçüm cihazının az ilerlediğini , antep fıstığı için bakıyorum deyip ölçüm cihazının sona kadar gittiğini bana göstermişti.Bunu seçenekleri değiştirerek yaptığında hep maddeler verilen tepkiler aynıydı. Fındığa az , antep fıstığına çok ilerleme. Bu sadece düşüncesiyle vücudumdaki tepkiyi ölçebilmesi inanılmaz bir durumdu bence.

Biraz daha ayrıntısız anlatmaya çalışacağım. Daha sonraki seansda başka odadaki cihazla önce vücudumdan çalışma sistemi ile ilgili bilgileri alıp , sonra porselen fincan gibi uçlarla , düzeltilmiş bu sistem bilgilerini yine vücuduma vererek vücudumun bu bilgiyi öğrenip uygulamaya başlamasına çalıştı.
Başka bir seansda da başka bir odada yine muayane yatağına yatırıp ellerime ve ayaklarıma kablo ucundaki kıskaçları takarak ,kablo ucundaki hava emen porselen fincanla( bu uygulama ninelerimizin fincan çekme olayına benziyor) önce sırtımda gezdirerek sonra göğüs ve göbeğimde gezdirerek vücudumdaki toksikmaddelerin atılmasını sağladığını anlattı.

Görüşmelerimiz her ay düzenli devam ediyor. Ülseratif kolitli bir hemşire hanım daha var . Onunda iyi gittiğini anlatıyor.

Ben son durumum hakkında birşeyler anlatmak istiyorum. O böbrek taşı düşürdüğüm bir kaç günlük aktivite dışında ki hemen ertesi birkaç günde bu aktivite geçti ve sanki bağırsaklarım birden kurudu, son 5-10 yılın en iyi remisyonu içerisindeyim. Mevsimsel etki desem diye düşünüyorum geçen yılda vardı mevsimler ve bu kadar iyi olmamıştım.
İnşallah gerçekten vücut sistemimde çalışma düzeni düzelir ve bu devamlı olur. Eğer süreçte daha olumlu gelişmeler olursa sizlere bu konulardan da bahsetmek isterim.

Bu Terapinin başından bu yana forumumuzdan bir üye ile sürekli görüşüyorum ve hem terapileri hemde bendeki gelişmeleri ona anlatıyorum. Zaten foruma yazmamı bir kaç kez o istedi ve bende hem bilgi olması açısından hemde durumumu paylaşmak için yazmak istedim.

Bu konuda bilgisi ve deneyimi olan varsa lütfen birşeyler eklesin . Herkese umutların gerçekleşebileceği bir gelecek dileğiyle , güzel yarınlar...
_________________
umut....


En son toxic12 tarafından Cum Ağu 07, 2009 9:49 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
toxic12



Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 20
Konum: muğla - pankolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 5:37 am    Mesaj konusu: ...... Alıntıyla Cevap Gönder

Bu arada sadece doktorun verdiği bitkisel takviye ilaçlar , balık yağı tableti kullanıyorum. Tüm diğer ilaçları kestim. Bağırsağımda hareket yok ve dingin.
Zaman zaman salata yiyorum ve azda olsa gazlı içecekler içiyorum.(içmemem lazımmmmm) Halen barsaklarım iyi.. Dilerim bu terapilerin olumlu etkisiyledir.
_________________
umut....


En son toxic12 tarafından Cum Ağu 07, 2009 9:51 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 8:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sayın toxic12, öncelikle kullandığınız temiz, akıcı ve güzel türkçeniz için sizi tebrik etmek isterim. Mesaj başlığında " Ayrıntılı anlatıyorum hikaye gibi....:-)" demişsiniz, hakikaten öyle olmuş, elinize sağlık.

Bu yeni tedavinizle ilgili sorularım olacak cevaplayabilirseniz seviniriz.

1) Titreşim Tıbbı ile tedaviye ne zaman başladınız?
2) İlaçları (Salofalk lavman/köpük vb.) ne zaman kestiniz?
3) Tedavi merkeziniz nerede?
4) Tedavi için her sean ne kadar süre sürüyor?
5) Dr.nuzla Hangi aralıklarla bir araya geliyorsunuz?
6) Dr.nuzun belli bir süre (seans) sonunda hastalığınız %100 iyileşeceği şeklinde bir vaadi varmı?
7) Dr.nuz uyguladığı tedaviyi tamamlayıcı (tıp) olarak mı yoksa ana tedavi olarak mı size veriyor?
8) Her sean için ne kadar ödüyorsunuz?

Verdiğiniz liklerden başlayarak konuyu araştırıncaya değin bu sorular yeterli sanırım.

Geçmiş Olsun.

Saygılarımla.

Not: Sayın toxic12 nin atıfta bulduğu makaleler aşağıdadır.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 9:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Asıl sır titreşim tıbbında mı gizli
18 Ocak 2009
Sefa KAPLAN

Uzunca bir süredir ezoterizm üzerinde çalışan ve elde ettiği bilgileri okurlarıyla paylaşan Özer Uçuran Çiller, şimdi de "Sırrın Sırrı" kitabıyla okuyucunun karşısında.

Rhonda Brayne’nin o ünlü "Secret/Sır" kitabından birkaç adım daha ileride olan "Sırrın Sırrı", çekim yasası, rezonans ve titreşim tıbbı gibi yepyeni kavramların dünyasına çağırıyor bizi.

"EINSTEIN paradigmasına dayanan yeni tedavi yöntemlerinin tümüne titreşim tıbbı denir. Titreşim tıbbı, konvansiyonel tıp ile tamamlayıcı tıp arasındaki köprüdür."

"Sırrın Sırrı" kitabının en çarpıcı bölümlerinden biri olan "Titreşim Tıbbı" başlıklı bölümü bu cümlelerle başlıyor. Arkasından da, o ünlü e=mc2 formülünün "Madde ve enerjinin aslında aynı evrensel gerçekliği anlatan iki kavram olduğu kabul edilmiştir" diyerek, kıyısında gezindiğimiz alanın ne denli sürprizlere gebe olduğunu koyuyor ortaya.

Kitaptan takip ediyoruz:

"Evrensel gerçeklik ise hepimizin meydana geldiği birincil ve temel enerji ya da titreşim olarak tanımlanabilir.

Titreşim tıbbı ise vücudu, temel titreşim seviyesinde manipüle ederek ya da uyararak tedavi etmek olarak açıklanır. Konvansiyonel tıbbın yaklaşımı Newton modelini oluşturur.

Bireyin fizyolojik ve psikolojik yapısına, tıpkı beyin ve vücuttan oluşan bir bilgisayar donanımı olarak yaklaşır.

Günümüzde birçok hekim, insan vücudunu halen karmaşık bir makine olarak görür.

Biyolojik saat mekanizmasını moleküler seviyede inceleyen sofistike hekimler günümüzde az da olsa bulunur.

Newton tıbbı yaklaşımının başlangıcı cerrahi olmuştur.

İlk cerrahlar insan vücudunu karmaşık bir tesisat sistemi gibi bir yaklaşımla düzeltmeye çalışmışlardır. Yakın geçmişte geliştirilen ilaç tedavileri ise bozulan vücudumuzu tamir etmeye çalışmanın başka yollarını arar.

Düşüncede farklı olsa da, ilaç tedavileri de vücuda organlar, kimyasal reaksiyonlar, enzimler ve reseptörlerden oluşan karmaşık bir biyomekanizma olarak yaklaşan diğer tedavi şeklidir."

Elektro-biofeedback

Burada yeni bir kavram daha çıkıyor karşımıza. "Elektro-biofeedback yönteminin temeli" diyor Özer Uçuran Çiller, "Kişinin kendi içsel frekanslarının düzenlenmesi prensibine dayanır." Ve şöyle devam ediyor: "Sistem Bilgisi Terapisi (SIT) veya Biyorezonans Terapisi olarak da adlandırılan bir yöntemdir." Arkasından da daha geniş bilgi ediniyoruz:

"Bedende rahatsızlık odağının frekansı cihaz tarafından tespit edilerek düzenlenip, tekrar hastaya uyarı sinyali olarak gönderilerek kişinin kendini iyileştirme kabiliyeti artırılır.

İşte bu bir ’rezonans’ olayıdır.

İhtiyaç duyulan titreşim bilgisi, organizmanın kendisi tarafından üretilir ve bedendeki tüm düzenleyici etkileri tetikleyebilecek bir güce sahip olur.

İddia edilen odur ki; bugün klasik tıp yaklaşımları içinde, insan organizmasına bu kadar uygun ve etkili ikinci bir terapi daha yoktur. Ancak bu yöntemi uygulanabilir kılmak için ne kadar büyük bir elektronik bilişim teknolojisi kullanıldığını da unutmamak gerekir.

Manyetik alan terapisi

Dolayısıyla, bu uygulamada elde edilmeye çalışılan bilgide bir etkilenme meydana gelmemesi için yöntem çift kutuplu olarak ve düşük akım seviyelerinde tatbik edilir.

Önceden programlanmış safhalar, günlük uygulamalarda önemli ölçüde zaman kazandırırken, daha büyük bir kullanım kolaylığı ve güvenilirliği de beraberinde getirir.

Yöntem, tüm özelliklerine ek olarak, etkili bir manyetik alan terapisini içerir.

Bu terapi, özellikle ağrıların azaltılması konusunda şaşırtıcı derecede hızlı ve güçlü bir etki gösterir. Tedavi sırasında hekim, uygun eş-titreşimleri hazırlama olanağına sahiptir. Böylelikle, doktor tedavi seansına hiç ara vermeksizin, değişik etkileşimleri ve önemli bilgileri açığa çıkaracak en uygun ek formülleri (homeopatik ilaçlar, Bach Flowers terapisi, nosodlar, toksinlerden arındırıcı formüller vb) hazırlayabilir."

Bach çiçek terapisi

Bach çiçek terapisi, hastalıkların çoğunun fiziksel değil, zihinsel ve duygusal kaynaklı olduğuna dayanır. Yabani çiçeklerin, bitkilerin ve ağaçların titreşim frekansları, duygusal problemlerin oluşturduğu titreşim bozuklukları neticesinde oluşan enerji blokajlarını "rezonans" olayıyla uyarır ve bu sorunların tedavisine destek olur. Bitkilerin pozitif enerji titreşimleri bedenlerimize nüfuz ederek, olaylara olumlu bakmamıza yardımcı olur. Başlangıçta terapist, terapiye gelen kişiyle bir öngörüşme yapar. Terapide kullanılacak çiçekler kişiye resimlerden seçtirildikten sonra, o çiçeklerden hazırlanan karışımların kullanılması hastaya tavsiye edilirdi.Oysa bugün bu işlem, sadece, biyolojik rezonans cihazlarıyla da yapılabiliyor.Çiçeklerden elde edilen homeopatik preparatlar ya da nozodlar (nosodes) cam kaplarda saklanır, örneğin Almanya’da eczanelerde terapistlerin kullanımına sunulur.

YARIN: Newton tıbbı mı Einstein tıbbı mı

www.hurriyet.com.tr
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 9:24 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Newton tıbbı mı, Einstein tıbbı mı?
19-01-2009
Sefa KAPLAN-Hürriyet

Tıpta iki ayrı gelenek söz konusu: Newton tıbbı ve Einstein tıbbı.

Bu iki ünlü bilim adamının buluşları, bugün tıp dünyasında iki ayrı ekole hayatiyet vermiş durumda. Özer Uçuran Çiller, "Klasik veya konvansiyonel tıbbın değeri"ni de inkár etmemekle birlikte, artık eskidiğini ve yerini Einstein’in kuantumdan yola çıkan "Holistik bakış açısı"na bırakması gerektiğini söylüyor.

"FİZİKSEL beden yapısının, elektro-fizyolojik ve hormonal fonksiyonları koordine eden düşük frekanslı bir enerji sistemi hiyerarşisi vardır. Sağlık ve hastalık durumları öncelikle bu yüksek seviyelerde yani eterik beden gibi yüksek enerji bedenlerde oluşur. Bu kişiye özel enerji sistemleri beslenme ve çevresel faktörlerin yanı sıra duygular ve ruhsal dengeden de güçlü bir şekilde etkilenir."

İnsan bedeninin aslında yine insanda mevcut ruhsal enerjinin gözetim ve denetiminde olduğunu yani ruhsal enerjiden hayatiyet kazandığını siz de bizim gibi yeni duyuyor olabilirsiniz ama bu duyduklarımızın çarpıcılığını azaltmıyor.

"Fiziksel beden ve ruhsal enerji yapısı arasındaki görünmeyen bu bağlantı, madde ve enerji arasındaki ilişkiyi anlamamıza yardımcı olan temel anahtardır" diyor yazarımız. Hemen arkasından da, Tanrı’yı kavramak için son derece ilginç bir formül öneriyor. Bu formülün gerisinde, Tek Tanrılı inanç sistemleri kadar, Uzak Doğu inanç sistemlerinden de esintiler bulmak mümkün:

Tanrı’ya giden yol

"Bilim adamları madde, enerji ve enformasyon (bilgi) arasındaki gerçek ilişkiyi keşfettiği ve anladığı oranda insanlık ve Tanrı arasındaki bağlantıyı daha iyi anlamaya o kadar yaklaşacaktır. Titreşim tıbbı geleceğin bilimsel yaklaşımıdır, çünkü bu sayede hekimler aynı koşullarda bulunan kişilerin neden bir bölümünün sağlıklı, diğerlerinin ise sürekli hastalık durumunda seyrettiğini anlayabileceklerdir.

Akıl, duygu, ruh ve beden sağlığı arasındaki ilişki ve bunları yönlendiren evrensel doğa yasaları anlaşıldığında gerçek manada bir holistik tıp kavramı oluşabilecektir.

Burada önemli olan geleneksel ve Ortodoks Newton tıbbının bütün olanak ve uygulamalarından vazgeçmek değil, aksine bütün olanakları kullanırken, bunu Einstein tıbbı yaklaşımını içeren Titreşim tıbbıyla desteklemek ve kişinin ihtiyacı olan tüm yöntemleri entegre etmektir."

Sistem bilgisi terapisi

İnsan vücudunun büyük bir bilinmezler ve mucizeler toplamı olduğu öteden beri söylenir durur. Bilhassa, tıp alanında çalışanlar, bu mekanizmanın işleyişine değilse bile, tanzimine şaşırmaktan alamazlar kendilerini. Bu şaşkınlığı, "Titreşim tıbbı" yardımıyla açıklamak ise ilginç sonuçlara götürüyor bizi. Mesela, "Vücutta" diyor Özer Uçuran Çiller, "Hiçbir metabolik reaksiyon doğru bilgi ulaşmadan gerçekleşemez."

Sonra da şöyle devam ediyor:

Üç temel farklılık

"Bedenimizde meydana gelen kimyasal prosesler aslında biyofiziksel proseslerdir. Moleküller atomların elektron alışverişleri sonucu oluşurlar ve bu da enerjetik bir prosesdir. Bu durumda kuantum fiziğine girmiş oluyoruz. Vücutta meydana gelen tüm bu proseslerin doğru ve düzenli bir şekilde gerçekleşebilmesi için, gerekli olan tüm bilgilerin hızlı ve en doğru şekilde aktarılması gerekir. Bu da demek oluyor ki, vücutta hiçbir metabolik reaksiyon doğru bilgi ulaşmadan gerçekleşemez. Sistem bilgisi terapisi bu anlayıştan yola çıkar.

Canlı bir bedeni cansız bir bedenden ayıran üç temel farklılık vardır: hücrelerdeki elektrik yükünü sağlayan ’elektrik akımı’, tüm prosesleri yöneten ve düzenleyen ’bilgi akışı’ ve ilham veren ’ruh’.

Biyokimyamızın, daha üst seviyede bir rehberlik almaksızın işlemesi mümkün değildir. Bu yaklaşımdaki terapiler için, tıpta yeni bakış açıları kaçınılmazdır.

Bedenimizin mekanik ve otomatik işleyen rastgele bir sistem değil, daha derin bilgileri ve gerçekleriyle çok boyutlu, karmaşık ancak muhteşem bir sistem olduğunun idraki gerekir. Klasik yaklaşımlar pek tabii ki yanlış değildir, ancak bakış açısı değişmiştir.

Hastalık nedenlerine ’ya da’ şeklindeki indirgemeci yaklaşımdan çok, birçok nedenin bir arada bulunduğu ’bütünsel’ yaklaşım hákimdir.

Hastalıkların dörtte üçünün kronik olduğu düşünüldüğünde, bu durumun ciddiyeti ortaya çıkar."

Newton tıbbının tesisatçıları

Tıp yaklaşımlarını incelediğimizde iki farklı bakış açısıyla karşılaşıyoruz: Klasik ya da konvansiyonel tıp yaklaşımları Newton modeli diye adlandırılıyor ve mevcut sistemin içinde en yaygın olarak kullanılan yaklaşım olarak kabul ediliyor.

Bu bakış açısına göre dünya karmaşık ve mekanik bir düzen içerisinde işler. Doktorlar da insan vücudunu, beyin ve sinir sisteminin yönettiği büyük bir biyolojik makine olarak değerlendirir.

Newton modeline göre, insanın fizyolojik ve psikolojik davranışları, beyin ve sinir sistemindeki bir donanımdan yönetilir. Örneğin kalbimiz mekanik bir pompa gibi organ sistemlerimize ve beynimize oksijen ile besin taşıyan kanı taşır.

Hatta hekimler kalbin yapısını o kadar iyi çözdüklerini düşünürler ki, gerekli durumlarda aynı işlevleri yerine getiren yapay kalp cihazları icat etmişlerdir.

Aynı şekilde hemodiyaliz cihazlarıyla da toksin ve diğer atıkları da filtreleyip bedenden atan yapay böbrek benzeri sistemler geliştirmişlerdir.

Einstein ve holistik bakış

Kuantum fiziğindeki gelişmelerle madde kavramı yeni bir anlam kazanmış, maddenin yoğunlaşmış enerji olduğu, madde ve enerjinin birbirine dönüşebildiğini ve aynı anda bir arada bulunduğunu göstermiştir. Klasik fiziğin aksine, zamansızlık ve mekánsızlık kavramları ortaya atılmış, aynı zamanda aynı yerde bir arada bulunabilirlik yani ikilik (duality) yaklaşımlarıyla farklı bir boyut kazanmıştır.

Maddenin hem dalga hem de parçacık özellikleri taşıması ikilik kavramını doğurmuştur.

Einstein modeli diye adlandırdığımız yaklaşım ise, bu boyutların tıp alanına taşınmasıyla ortaya çıkmıştır. Einstein tıbbında madde enerji olarak düşünülür. Canlılığı sağlayan bu enerji ve bilgi akışı temel alınır. Einstein tıbbı hekimleri hastalıkların sadece gerçek sebeplerini keşfetmek için değil, aynı zamanda en kalıcı iyileşmeleri sağlayabilmek için çabalarlar.

Bedenimizi besleyen üst enerji bedenlerimizi araştırırlar.

Holistik bakış açısı diye de adlandırılması, duygu, akıl, ruh ve beden sağlığının bir arada değerlendirilmesini ifade eder.

Newton tıbbının sebebe yönelik indirgeyici yaklaşımının aksine, hastalıkların nedenleri pek çok etken bir arada değerlendirilerek tanımlanmıştır.

www.medimagazin.com.tr
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
toxic12



Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 20
Konum: muğla - pankolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 9:34 am    Mesaj konusu: Sayın ErDoz, Alıntıyla Cevap Gönder

Aslında bazı sorularınızın cevabını özellikle yazmamaya çaba göstermiştim. Çünki açıkçası ben, gelişmekte olan böyle bir alan da olduğunu anlatmak ve bu konudaki bilgi ve deneyimlerin paylaşılabileceği düşüncesiyle konuyu açmıştım. Kendimce sakındığım iki konu vardı . Bunlardan birisi bana bu terapiyi uygulayan kişinin, elimden geldiğince reklamını yapmamaya çalışmak , onun kullandığı yöntemi tanıtmak ve onu tartışmaktı .
Diğeri ise belirttiğim gibi kullanılan bu yöntemi tanıtmak ve tartışmak asıl amacım olup , kimseye gereksiz umut vermemek ve gereksiz özendirmemeye çalışmaktı.
Hatalarım olduysa affola..
Anlatımımın başında belirttiğim gibi bir otel müşterimiz aracılığı ile mayıs ayında başladım. İlk bir kaç seans bir hafta on gün aralıklarda idi. Şimdi bir-birbuçuk ay ara ile görüşüyoruz. Seanslar arası zamanın dahada uzayabileceği konuşması geçmişti.
Seanslar genellikle 1 saat sürüyor. İlk seanslar daha uzun sürmüştü.
ilk üç yada dört seansdan sonra her ay bir seans olmak üzere 3 kez daha terapi aldım. Seans başına 100 tl ödüyorum. İlaçları haziran ayında doktorun azaltmam gerektiğini söyledikten sonra salofalk tableti , önce 1 tablete düşürdüm , sonraki hafta 2-3 günde bir aldım. Bunun fazlasıyla yettiğini görünce tamamen kullanmayı bıraktım.Haziran ayı sonunda entecort lavman kullanmayı bıraktım.
Ben Marmariste çalışıyor ve yaşıyorum.
Doktorum yüzde yüz iyileşeceğim konusunda vaatlerde bulunmuyor.Ancak gittikçe vücut sistemimin daha doğru çalışacağını , aktivite dönemlerim arasındaki sürenin önce gittikçe uzayacağını , uzun iyilik dönemlerim olabileceğini ve olumsuz yaşantılarım olmadıkça sağlık durumumun olabilecek en iyi düzeye gelebileceğini söylüyor.
Ayrıca eğer olumsuz yaşantılar sonucunda tekrar aktivite yaşarsam , uzun aralıklarla almaya başlayacağım seansların biraz daha sıklaştırılabileceğini, tekrar sistem düzenlemesi ile iyilik döneminin başlamasının sağlanabileceğini söylemektedir.
Doktorun bu titreşim terapisini ana tedavi yöntemi mi yoksa tamamlayıcı terapi olarak mı uyguladığı konusunda hiçbirşey konuşmadık. Benim kişisel düşüncem ikisinin birarada olduğu. Ana tıp konusunda hastaneye gitmemem gibi bir telkini olmadı. Hatta hangi ilaçları kullandığım konusunda sorular sordu.
Ancak o orda bulunduğum sürece uzmanı olduğu kendi alanında konuşmaya ve uygulama yapmaya çalışıyor.
Yani bu konuda benim net bir fikrim yok..

Mesajınıza ve ilginize teşekkür ederim
_________________
umut....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 9:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yanıtlarınız için teşekkürler,
Cevabını anlayamadığım/alamadığım ve yeni olan bazı sorular yöneltmek istiyorum.
Lütfen, Anlaşılması açısından cevaplarınız daha kısa ve net olursa seviniriz.

1) Titreşim Tıbbı ile tedaviye ne zaman başladınız? (Bir tarih verebilirseniz örneğin Mayıs 2009 gibi..)
2) İlaçları (Salofalk lavman/köpük vb.) ne zaman kestiniz? (2009 yılı Haziran Ayında ilaçları tamamen bıraktığınız anlaşılıyor doğrumu anladım?)
3) Tedavi merkeziniz nerede? (Şehir belirtmeniz yeterli.)
4) Gastro. Dr.nuzla en son ne zamn bir araya geldiniz? (Tarih vererek)
5) En son kolonoskopi ne zaman oldunuz? (Sonuç ve tarih belirterek)
6) En son kan vb. tahlil ne zaman oldunuz? (Sonuç ve tarih belirterek)

cevaplar için şimdiden teşekkürler...

Ayrıca, pankolit olduğunu belirttiğiniz annenizin durumu hakkında bilgi verirseniz seviniriz.
(Remisyonda mı? ilaç kullanıyor mu? Yoksa oda bıraktı mı?
Sizin aldığınız tedaviden yararlanıyor mu?)

Saygılarımla.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
toxic12



Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 20
Konum: muğla - pankolit

MesajTarih: Cum Ağu 07, 2009 7:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sayın ErDoz ,
1- Evet Mayıs 2009
2- Salofalk tableti ve entecort lavmanı haziran sonu memmuz başı dönemindeki 1 hafta içerisinde bıraktım. Ancak 10-11-12 temmuz gibi bir böbrek taşı düşürdüm ve kullandığım ağrıkesici ilaçlar şiddetli bir hareketlilik oluşturdu. Bu yüzden 3-4 gün için salofalk tablet ve lomotil kullandım. Ancak birden hareketlilik geçti ve ilaç kullanmayı yine bıraktım.
3-Muğla
4-3 yıl önce görüştüm. Haziran 2006 idi sanırım.
5- Kolonoskopi 2004 kış mevsiminde yaptırdım.Polipozis ve tüm kolon tutulumu vardı. Aktif dönemdeydi.
6- Kan tahlillerimi ülseratif kolit için 2006 da yaptırdım. Lökosit sayım normaldi. bazı değerler düşüktü.
İki yıl yılda bir kez farklı böbreklerimden taş düşürdüm bu yüzden bunlar dolayısıyle kan tahlili yaptırmıştım.
Tahlilleri çok ayrıntılı kontrol edip sormamış doktorlara bırakmıştım.

Annem remisyonda. Daha çok eklem rahatsızlıkları ve ağrılarından şikayetçi. Otuzlu yaşlarından sonra uzun remisyon dönemleri olmuştu.İlaç kullanımı, bildiğim kadarıyla şu anda hareketlilik oldukça kullanıyor. Yanımda yaşamıyor. Bu titreşim terapisini kullanmıyor.

İlginiz için tekrar teşekkür ederim.
_________________
umut....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
şirine



Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 739
Konum: Hastalık:Ülseratif kolit Kan grubu:A (+)

MesajTarih: Cmt Ağu 08, 2009 3:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Merhabalar

Bu yeni deneyiminizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler.
_________________
K51 / Pankolit

Susksunluğum asaletimdendir, her lafa verilecek cevabım var AMA bir lafa bakarım laf mı diye bir de söyleyene bakarım adam mı diye..............
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Pzr Ağu 09, 2009 10:41 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sn.toxic12 öncelikle bizlerle bu deneyiminizi açık yüreklilikle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Titreşim tıbbı hakkında görüşlerim: Newton fiziği, Einstein ile yeni bir boyut kazanmıştır. Fizik hala da ilerlemeye devam edilmektedir. Ancak Newton fiziği dünyamızın sınırları içerisinde geçerliliğini korumakta tamamen değerini kaybetmemiştir.

Benim görüşüm, Nasıl klasik fizik hala kullanılıyorsa, Klasik Tıp da aynı şeklide kullanılacaktır. Ancak şunu belirtmeliyim, bakış açımızda yeni bir ufuk açtığı kesindir.

Konuyla ilgili makaleler de Titreşim Tıbbı (size verilen tedavi) için Klasik Tıbbın yanında tamamlayıcı olarak değerlendirilebilecek destekleyici bir tedavi yöntemi olarak bahsedilmektedir.

Yani hiç bir zaman örneğin by-pass olması gerken bir kalp hastasının tedavisi için durun ameliyata gerek yok titreşim tıbbıyla bu iyi olur denilmemektedir ve ileride de denilmeyecektir.

İddia edilen şudur: Titreşim Tıbbı ile verilen tedavinin destekleyici/yardımcı tedavi olduğu ve bağışıklık sistemini düzelterek / güçlendirerek insanların sağlığına kavuşmaları şeklinde değerlendirilmektedir.

Sayın toxic12, Uzun yıllardır ülseratif kolitl olduğunuzu, 3 yıldır gastro Dr.nuzla görüşmediğinizi ve en son 5 yıl önce kolonoskopi olduğunuzu belirtmişsiniz. Öncelikle bir an önce kolonoskopi olmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. İbh hastalarının en çok 3 yılda bir kolonoskopi olmaları hayati önem taşımaktadır. Uzun yıllar (10-15 yıl) sonunda artan kanser riskini ancak böyle değerlendirebiliriz.

Mesajlarınızda Titreşim Tıbbı yöntemiyle "Vücudumda tümör olup olmadığını dahi araştırdı. Allahtan böyle bir sıkıntı yokmuş." demişsiniz, Sizin içiniz rahatlamış ama inanın benim içim sizin adınıza rahatsız oldu. Bu işlemin kolonoskopi ve biyopsi ile alınan parçaların patalojik incelemelerinin yerini alabileceğine kesinlikle inanmıyorum.

Dr.nuza bu durumu sorun oda benim düşüncelerimi teyit edecektir.

Size Titreşim tıbbı ile tedavi olmayın demiyorum, aksine gastro dr.nuzla bereber her ikisine de devam etmenizi öneriyorum.

Sizde olabilecek iyileşmenin remisyon halinin teyidini ve kolon kanseri riskini değerlendirebilecek şu an ki biricik yöntemin Gastroenteroloji A.B.D. ile mümkün olduğunu düşünüyorum.

Aynı şekilde anneniz için de remisyon dönemleri ne kadar uzun olursa olsun.
KOLOREKTAL KANSER TARAMASI yaptırmanız gerekmektedir.

Bu konuda bir üyemizin sorusu üzerine sitemize bilgi veren Sayın Prof.Dr. Canan M. Karatay Efendigil'in değerlendirmelerini okuyabilirsiniz.
http://www.barsakforum.com/bize-yazin-vt351.html

Gelişmeleri bizimle paylaşırsanız seviniriz.

Tekrar geçmiş olsun.

Saygılarımla.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Pts Ağu 10, 2009 2:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ayrıca konuyla ilgilenen üyelerimiz; Aşağıdaki linklerden
Ayrıntılı bilgi ve tedavinin uygulandığı merkezleri öğrenebilirler.

http://www.marvegamedikal.com/marmed/default.asp?page=cen

http://www.neosante.com.tr/her-seyiyle-mora-terapi.html
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1499
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Prş Nis 22, 2010 4:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Titreşim Tıbbı ile bir süredir tedavi olan Sayın toxic12 ile e-posta yoluyla
gerçekleştirdiğimiz paylaşımları bilgilerinize sunuyorum.

e r D o z yazmış:
Sn.toxic12, 2009 yılının Ağustos ayında barsakforum.com da "Titreşim Tıbbı" denilen yöntemle İbh tedavisi hakkında paylaşımlarda bulunmuştuk. Üzerinden Yaklaşık 9 aylık bir süreç geçti...
Sağlığınız (sizin ve annenizin) nasıl tedaviniz nasıl gidiyor...
Bilgi verirseniz seviniriz.

Birde bir üyemiz "Radyestezi" diye bir tedaviden bahsediyor, sizce Titreşim Tıbbı ile aynı mı?

Saygılarımla.


toxic12 yazmış:
Merhaba e r D o z bey,
Radyestezi titreşim tıbbına benziyor ancak farkları olduğunu düşünüyorum.
Titreşim tıbbı Türkiyede ve dünyada geniş bir alanda kullanılmaya başlandı.
Üzerinde araştırma ve yayınlar yapıldı.
İnternet üzerinden bir çok materyale ulaşmak mümkün.
Radyestezide olduğu gibi bir çok cihaz kullanılıyor. Önce vücuttan belli noktalardan alınan bilgiler toplanıyor ve
organize ediliyor. Daha sonra bu bilgiler eşliğinde ücutta ne gibi aksaklıklar olduğu tesbit ediliyor ve diğer cihazlar
bu bilgiler ışığında vücuda aksaklığı giderici bilgiler yolluyor. Ancak bu çalışma yanında vücuttaki aksaklıkları tesbit eden cihaza konan bitkisel birçok tabletin bu rahatsızlıklara faydası ölçülüyor. Uygun ilaçlarla bu terapi destekleniyor.
Ayrıca bir cihaz ki eski bardak çekme yönteminin modern cihazlarla yapılışına benziyor, vücudumdaki toksik maddeleri
temizlemesi sağlanıyor. Vücudumda deltacortrilden kaynaklı kaşıntılarım tamamen kaybolmuştur.
Bu titreşim terapisi 4-5 ay sürdükten sonra şimdi aynı doktorum bana ozon tedavisi uyguluyor. 4-5 seansdır muayenehanesinde hemşire ve yardımcıları ile önce kolumdan belirli miktar kan alıyor bunu makinede oluşturduğu ozon ile karıştırıyor ve vücuduma tekrar veriyor. Ozon ile karışan kan pembeleşiyor. Ozon aldıktan sonra tenim parlak pulcuklarla
kaplanıyor.
Ayrıca aynı gün yorgunluğumun azaldığını dinçleştiğimi hissediyorum. Bugünlerde arsaklarım ve sağlığımda oldukça iyi.

Bu tedavinin yanında da yine bitkisel bir ilaç kullanıyorum .

SAYGILARIMLA


e r D o z yazmış:
Sn.toxic12, hemen dönüp cevapladığınız için teşekkür ederim.
Sağlığınızın iyi olduğuna çok sevindim.
Umarım annenizin sağlığı da iyidir. (Bu soruma cevap vermemişsiniz.)

NOT: Bu verdiğiniz bilgileri sitede üyelerimizle paylaşabilirmiyiz?

Saygılarımla.


toxic12 yazmış:
Merhaba e r D o z bey,
Rica ederim. Ama bir gün gecikmeli cevap verebildim.
Annem ile geçen hafta görüştüm. Annem şu an yanımda değil. Ben tek kalıyor ve çalışıyorum.
Annem 30-40 yıllık ülseratif kolit hastası. Ancak bugünlerde barsakları konusunda eğer diyetine dikkat ederse rahat.
Sadece salofalk 500 den kaynaklı böbreklerinden taş düşürmüş. Ayrıca Osteoporoz nedeniyle dizleri çok rahatsız. Oturup kalkmada ve yürümede sıkıntısı var.
Verdiğim bilgileri forumda tabiiki paylaşabilirsiniz.

SAYGILARIMLA

Sayın toxic12, deneyiminizi bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyoruz.
(Annenize de selamlarımızı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiniz.)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Hastalık Teşhis ve Tedavi Yöntemleri Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


resimli yemek tarifleri
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu