www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Çevre ve Doğa
Sayfaya git Önceki  1, 2
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Bilim Güncesi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Nis 30, 2010 9:40 am    Mesaj konusu: Işık Kirliliği - Artık gökyüzünde yıldız yok Alıntıyla Cevap Gönder


Tarih: Sal 25 Ksm 2008, 16:23 Mesaj konusu: Işık Kirliliği - Artık gökyüzünde yıldız yok




Geceyi aldık ve bizi ağırlasın diye onu mühendislik yöntemlerimizi kullanarak ışığa boğduk.

Bilim insanları ışık kirliliğinin etkilerini araştırmaya henüz başladı. Işık kirliliği büyük oranda yanlış aydınlatma tasarımından, yapay ışığın aşağıya -istendiği yere- odaklanmak yerine, yukarıyı, gökyüzünü aydınlatmasından kaynaklanıyor.

Kötü tasarlanmış aydınlatma geceyi solduruyor ve biz dahil pek çok canlı türünün uyum sağlamış olduğu ışık düzeylerini -ve ışık ritimlerini- kökten değiştiriyor. İnsanın yarattığı ışığın doğal hayata sızdığı her yerde, yaşamın belirli özellikleri -göç, üreme, beslenme- bundan etkileniyor.

İnsanlık tarihinin büyük bölümü boyunca "ışık kirliliği" sözü bir anlam ifade edemezdi. 1800'lü yıllarda bir gece, ay ışığında, o zamanlar Dünya'nın en kalabalık kenti olan Londra'ya doğru yürüdüğünüzü hayal edin. Kentte yaklaşık 1 milyon kişi yaşıyordu ve bu insanlar, o zamana dek olduğu gibi o gece de mumlarla, meşalelerle ve kandillerle aydınlanıyordu. Yalnızca birkaç ev, gaz lambasıyla aydınlatılıyordu, sokak ve meydanlarda gaz lambalarının yer alması içinse yedi yıl daha geçmesi gerekecekti. Birkaç kilometre öteden, Londra'nın yerini loş ışığını görerek bulmak ile kenti koklayarak bulmak arasında hemen hiç fark yoktu.

Bugün insanlığın büyük çoğunluğu, aşırı aydınlatılmış kent ve banliyölerden, ışık seli altındaki otoyollar ve fabrikalardan saçılan ışık demetlerinden yansımış, kırılmış ışınların oluşturduğu iç içe girmiş ışık kubbeleri altında yaşıyor. Neredeyse Avrupa'nın tümünde geceler bir ışık bulutu oluşturuyor ve bu, ABD ve Japonya için de geçerli. Atlas Okyanusu'nun güneyindeki tek bir balıkçı filosunun pırıltısı -kalamar avlayan balıkçılar halojen lambalarıyla avlarını kendilerine çekiyorlar- uzaydan, yakıcı bir parlaklıkta, aslında Buenos Aires ya da Rio de Janeiro'dan da daha parlak görülebiliyor.

Kentlerin çoğunda, yıldızlar gece gökyüzünden silinmiş gibi duruyor ve geriye, karanlık korkumuzu yansıtan, içi boş, negatif ütopyalarda resmedilmiş kentlerin gece ışıltısını anımsatan bir pus kalıyor. Bu yaygın turuncu pusu öylesine kanıksadık ki, ışığın gökyüzüne hiç yansımadığı bir gece, deneyimlerimizin, hatta neredeyse anılarımızın bile ötesinde. Ve kentin bu açık renkli kubbesinin ötesinde -boşa harcadığımız ışıktan hiç etkilenmemiş- evrenin geri kalanı yer alıyor -yıldızlar, gezegenler ve galaksiler görünürde sonsuz bir karanlığın içinde parıldıyor.

National Geographic (Kasım 2008)'den alıntıdır.

imre yazmış:
elinize sağlık erdoz bey gercekten çok tuhaf düşününce.olması gereken doğal görüntü yok nerde eski gökyüzü.yaz mevsiminde köye gideriz hep sabahlarım gökyüzüne baktığım zaman sanki denizin üzerinde sayısızca pırlantalar serpilmiş gibi gelir o görüntü muhteşem ötesi zaman öyle gecerki doyulmaz seyrine ...

semi yazmış:
Ben de o pırlanta gibi serpilmiş yıldızları yıllar önce bir akşam üzeri Midyat'ta görmüştüm..,

Yıldızların görünümünden insan büyüleniyor..
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Nis 30, 2010 9:43 am    Mesaj konusu: Naylon poşet yasaklanıyor Alıntıyla Cevap Gönder

MesajTarih: Pzr 04 Oca 2009, 13:14 Mesaj konusu: Naylon poşet yasaklanıyor
Naylon poşet yasaklanıyor

Makedonya’da, çevreyi kirlettiği gerekçesiyle naylon poşet kullanımının yasaklanmasını öngören yasal düzenleme yapıldı.

Çevre Bakanlığının önerisiyle yapılan düzenleme, 6 ay içinde çarşı ve pazarlarda naylon poşet yerine kese kağıdı kullanılmasını öngörüyor.

Yeni düzenlemeye göre, naylon poşet kullanma yasağına uymayanlara 6 bin Euro para cezası kesilecek.

rsevinc yazmış:
Naylon Poşet Kullanımı
Sadece toprağa değil, insan sağlığına da zarar veriyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kimyasal maddeler içeren naylon poşetlerin, sadece toprağa değil, içine konulan sebze ve meyveler aracılığıyla insan sağlığına da zarar verebildiğini söyledi.
Özlü, naylon poşet kullanımının Türkiye‘de ve dünyada çok yaygın olduğunu belirtti.


Türkiye’de neredeyse tüm mağazalarda ve alışveriş alanlarında naylon poşetlerin tüketiciye ücretsiz ve sınırsız olarak sunulduğunu dile getiren Özlü, “Kağıt veya dönüştürülebilir diğer ürünler yerine naylon kullanılması yanlıştır. Bu ürünün ücretsiz sunulması, ihtiyacın üzerinde poşet kullanımını teşvik ediyor. Oysa bir çok gelişmiş ülkede alışveriş sonrası kasiyer, müşteriye poşete ihtiyacı olup olmadığını sorar. Cevap ‘evet’ olursa, bedeli hesaba ilave ederek istenilen sayıda poşet verir” dedi.

“Türkiye’de de Naylon Poşet Kullanımı Sınırlanmalı”
Prof. Dr. Özlü, dünyanın pek çok ülkesinde naylon poşet kullanımına yasaklamalar getirildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Artık ülkemizde de naylon poşet kullanımı sınırlanmalıdır. Çevre ve Orman Bakanlığı bu konuda sorumluluğunu yerine getirmelidir. Gereken hukuki düzenlemeleri yaparak, naylon poşet kullanımını azaltacak önlemler almalıdır.”

Gıda sektörü dışında naylon poşet kullanımı zaruri olan alanlarda, yeniden dönüştürülen materyal kullanımının teşvik edilebileceğini belirten Özlü, “Yeniden dönüşümü teşvik etmek üzere, eğitim çalışmaları yapılmalı ve naylon poşet toplama sistemleri geliştirilmelidir. Naylon poşetler için açık alanlarda belediyeler, kapalı alanlarda kurum veya işletme sorumluları ayrı çöp toplama kutuları tahsis etmelidir. Dünyamızı naylondan korumak üzere adım atmakta, daha fazla gecikmememiz gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

Kaynak: http://www.bilimseverler.com/2008/05/27/naylon-poset-kullanimi/


rsevinc yazmış:
Başımıza 'Naylon' Çorap Örülüyor
Haber: Radikal Gazetesi


Dünya ülkeleri naylon torbalara savaş açalı epey oluyor. Son olarak geçen hafta, dünyanın üç farklı köşesinde plastik poşet kullanımıyla ilgili yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Avustralya'da, bu yılın sonundan itibaren süpermarketlerde naylon torba kullanımına son verilirken, Çin'de 1 Haziran 2008 itibarıyla çok ince plastik torba üretilmeyecek ve bu torbaların süpermarket ve dükkânlarda kullanılması yasaklanacak. Bir plastik torbanın et kalınlığı, 0.025 milimetreden az olamayacak. Yetkililer ayrıca halkın satın aldığı ürünleri bez çantalar ya da sepetlerle taşımasını teşvik edecek.

ABD'nin New York kentinde de Şehir Konseyi 5 bin ve daha fazla metrekareden büyük ya da beşten fazla şubesi olan mağazalar için plastik torba geri dönüşüm kutusu yerleştirme zorunluluğu getirdi. Ayrıca tüm şehirde geri dönüşümü olmayan plastik poşet kullanımını yasakladı. Poşetlerin yanına, 'Lütfen geri dönüşüm sistemine katılmak için bu torbayı geri getirin' yazmak zorunlu kılındı. Ülkede San Francisco, Oakland ve Kaliforniya'da plastik torbalar zaten yasak.

Zararları büyük

Geri kazanılamayan plastik poşetler su kaynakları ve çöp sahalarında önemli yer kaplıyor. Özellikle atık maddeden üretilen siyah torbalar, insan sağlığını tehdit ediyor. Genellikle seyyar satıcı ve pazar esnafının kullandığı bu poşetler, pet şişe, kova ve tıbbi atık gibi maddelerin toplanarak tekrar işlenmesiyle üretiliyor. Artık maddelerin dönüştürülmesi sırasında şeffaflaştırma mümkün olmadığı için koyu tonlarda renklendirme yapılıyor.

Türk Gıda Kodeksi'ne göre, gıda maddelerinin hijyenik olmadan dönüştürülen koyu renkli torbalarda taşınması ve muhafaza edilmesi yasak. Siyah renkli naylon torbaların içinde barındırdığı mikroorganizmalar insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit. Ancak şeffaf poşetlere göre daha ucuz olduğu için esnaf bunları tercih ediyor.

Bizde sadece siyah torba yasak

Türkiye'de siyah plastik torbayla mücadelede ilk adım İstanbul Büyükçekmece Belediyesi'nden geldi. Daha sonra Akçay, Bartın, Kocaeli, Kilis, Karasu, Samsun, Edirne belediyeleri de bu poşetleri yasakladı. İl ve ilçelerde, birbiri ardına gelen yasaklamalardan sonra, geçen eylül ayında Türkiye Belediyeler Birliği, encümen kararıyla ülke genelinde siyah poşet kullanımını toptan yasakladı.

Ancak bu sevindirici gelişmeye rağmen, halen bakkallarda ve pazarlarda siyah naylon torba kullanımına devam ediliyor. Tüketici dernekleri, yerel yönetimlerin pazaryerlerini denetleyip tüketiciyi kesekâğıdı kullanımına yönlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.

Bir plastik torbanın kaliteli olup olmadığını kokusundan ve dokunulduğunda çıkardığı sesten anlamak mümkün. Kaliteli poşet kırıştırırken ses çıkarıyor. Kalitesiz poşetlerde katlandığında bu sesi duymak mümkün değil. Ayrıca kaliteli poşet kokusuz oluyor, kalitesizlerinse yaydığı kötü bir koku var.

Çukurova Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre kanserojen madde içeren siyah poşetlerin, doğada çözülmesi 1000 yıldan fazla zaman almakta. Mücadeleci çevre örgütlerinin yıllar süren girişimleri zaman zaman sonuç veriyor, ancak halen plastik poşetlerin sadece yüzde 1'i geri dönüştürülüyor, yüzde 99'u yüzlerce yıl doğada kalıyor.

Hangi market ne yapıyor?

Migros Türk: Migros, Tansaş, Şok, Makro Center ve Kangurum markalarının bağlı olduğu Migros Türk'ün Kurumsal İletişim Müdürü Ahu Başkut, plastik poşetlerle ilgili son bir yıldır bir proje üstünde çalıştıklarını belirtiyor. Yakında kamuoyuna duyuracakları proje hakkında fazla bilgi vermeyen Başkut, Türkiye'de bir ilki gerçekleştireceklerini söylüyor. Geçmişte bez ve naylon torbaları paralı satarak, gelirleri Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na bağışladıklarını belirten Başkut, "Önemli olan tüketicinin bilinçlenmesi. Daha önce bez torba kullanımını teşvik edecek bir çalışma yaptık. Şimdi bunu bir adım daha ileri taşımak istiyoruz" diyor.

Metro Cash&Carry: Metro Cash&Carry, Real ve Media Markt markalarıyla pazarda yer alan Metro Group'a bağlı Metro Cash& Carry Türkiye Genel Müdürü Hakan Ergin, kuruldukları yıl olan 1990'dan beri plastik torbaları parayla sattıklarını belirtiyor. Kaliteli ve en az 20 kere kullanılabilen poşet sattıklarını kaydeden Ergin, bez torba kullanımını teşvik ettiklerini ve mağazalarında bunları da sattıklarını söylüyor. Poşet satışlarından elde ettikleri gelirleri TEMA'ya bağışladıklarını, Bursa'nın Ericek Köyü'nde TEMA'yla ortak bir proje gerçekleştirdiklerini ve toprakların tarıma uygun hale getirildiğini anlatan Ergin, "Bu topraklarda elde edilen ürünleri de satın alarak üretime katkı sağlıyoruz. Antalya mağazamızın soğutma sistemini 1 milyon YTL harcayarak güneş enerjisiyle çalışır hale getirdik. Çevre konusunda çok duyarlıyız. Tepki almamıza rağmen parayla torba satmaya devam ediyoruz" diyor.

Zorunluluk yoksa uygulama da yok

DiaSA: İlk mağazalarını açtıkları dönemde paralı torba uygulamasını başlattıklarını söyleyen DiaSA Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Hatice Bahar Samancıoğlu, tüketiciler ters karşıladığı için paralı satışı durdurduklarını aktarıyor ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydediyor.

PM: Reklam Sorumlusu Elif Aslan, yasal zorunlulukları bulunmadığı ve Marketler Birliği'nin bu konuda aldığı herhangi bir karar olmadığı için şu an bir çalışma yapmayı düşünmediklerini belirterek, ileride gerekli fizibilite çalışması yapıldığı takdirde bu konuyu gündeme alabileceklerini söylüyor.

CarrefourSA: CarrefourSA yetkilileri, konuyla ilgili görüş vermek istemiyor.

Başka ülkeler nasıl mücadele ediyor?

ABD: San Francisco, Oakland ve Kaliforniya'da alışveriş merkezleri ve eczanelerde kullanılmıyor.
Fransa: Paris'te naylon torba kullanımı geçen sene yasaklandı. 2010 itibarıyla tüm ülkede yasaklanacak.
Hindistan: Yeni Delhi ve Bombay başta olmak üzere, dört bölgede
naylon torba kullanımı yasak.
Tayvan: Naylon torbanın yanı sıra plastik çatal-bıçak kullanımı da yasak.
İrlanda: Naylon torba kullanmak isteyen, 20 cent vergi ödüyor.
Kenya: 2008 itibarıyla tüm ülkede naylon torba yasaklandı.
Güney Afrika: İnce torba yasak, geri dönüşümlü olanlar serbest.
Uganda: İnce torba kullanımı yasak, kalınlarda vergi var.
Ruanda: İki yıldır naylon torba kullanmı yasak.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Nis 30, 2010 9:47 am    Mesaj konusu: MEYVE ÇEKİRDEKLERİNİ atmayın Alıntıyla Cevap Gönder

MEYVE ÇEKİRDEKLERİNİ atmayın !
22 Nisan 2010 Perşembe 09:53

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne...Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…
Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.
Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış. En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.
Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler

Not: Bu güzel haber için sayın 35rose'a teşekkürler...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Ksm 19, 2010 1:20 pm    Mesaj konusu: Manyetik alanla ilgili uyarılar Alıntıyla Cevap Gönder

Ben Doç.Dr. Ayşegül YILMAZ' Sizlere cok önemli uyarılarım var

Elektromanyetik Alan" konusunda doktora yapmış bir kişiyim.

Öncelikle; dizüstü bilgisayarları asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın.


* En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken acele edin, işinizi çabuk bitirin.


*"Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar havada asılı kalırlar.


Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezler, her

nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları çekiyorsunuz demektir.


*Elinizin hemen altındaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik

sinyalleri gönderir. Mutlaka kablolu Mouse kullanınız.. Aynı şekilde uzun süreli klavye ve mouse kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. "RSI (Repetitive Strain Injury)" denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan eklem rahatsızlıkları ve "Carpal

Tunnel Sendorumu (tekrar eden hareket sendromu )" ciddi sonuçları olan ve ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler..


*Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı üretirler.

Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın zayıflattığı bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar.


*Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP

firmasının resmi kitapçığı "lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth kullanmayın" diyor.


*Eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon seviyesi daha düşüktür.


*Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun.. Kabloları mümkün olduğunca uzun tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın,


Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil, ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde oluşturun.


*Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın.


*Günde bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan

aktiviteler için bilgisayar karşısında zaman harcamayın.


*Son olarak, bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama becerileri yüzünden özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın yakınına koymanızı önereceğim.


Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlamaya devam ederler."


Sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir Dursunbey Güğü Köyü'nde çalışırken, köyde ametist madeni olması nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmiştim.


*VE EN ÖNEMLİ KONU::::Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, cep telefonunuz uyuyacağınız odada asla açık olarak kalmamalı. Gece siz uyurken Yatak Odanızdan en az 10 metre uzakta olmalıdır!!!!


Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz

konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nitekim telefon ile konuşurken sınırı aştığınızda hep başınız ağrır. Unutmayın ki , konuşurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi vardır. Mutlaka KULAKLIK KULLANIN!!!!


Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değiştirin, kablolu alın.


*Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın ( mesela bulaşık makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa keyfi yapmayın ), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır makinesinin, çamaşırları döndürme aşamasında hemen uzaklaşın....


*Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin. yapılan araştırmaya göre, "stand by" da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tüketiyorlar. Ve ABD'de bekleme modunda tüketilen elektriğe " vampir elektrik" deniliyor. Bu da gösteriyor ki elektronik aletler fişten çekilmediği, en azından güç düğmesinden kapanmadığı sürece bizim için tehlike yaymaya devam ediyor...


Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma yetmiyormuş gibi, bizi de tüketiyorlar yavaş yavaş..


Gördüğünüz gibi hayat kolaylaşırken kısalıyor sanki. Kolay ve hızlı; fakat kısa… Bu manyetik kirlilik içinde, eğer dikkatli olmazsak, bizim küçükken birlikte yaşadığımız nine ve dedelerimiz, gelecekte birer masal olacaklar sanırım, insanların genç yaşlarda hayata veda etmelerine bakılırsa yeni nesil nine ve dedelerini tanıyamayacak çünkü
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Bilim Güncesi Tüm zamanlar GMT +2 Saat
Sayfaya git Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu