www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

HAYIRLI SAĞLIKLI RAMAZANLAR DİLİYORUZ...

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> İbh da Yaşam
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Cmt Ağu 30, 2008 9:06 am    Mesaj konusu: HAYIRLI SAĞLIKLI RAMAZANLAR DİLİYORUZ... Alıntıyla Cevap Gönder


Kronik Hastaların Oruç Tutması Sakıncalı Mı?
Oruç, uzmanlar tarafından sağlıklı kişilerde midenin dinlenmesi ve vücutta detoks etkisi yapması nedeniyle yararlı bulunurken; hastalar için ise bazı sağlık problemlerini beraberinde getirmesi nedeniyle önerilmiyor. Ramazan ayı süresince yaşlı ve hamilelerin yanı sıra kalp, hipertansiyon, şeker hastalığı, ülser ve ruhsal problemler gibi kronik hastalığı bulunanların oruç tutmaları sakıncalı olduğu belirtiliyor.

Kimler oruç tutmamalı?

Hastalık, insanın hayati fonksiyonlarının düzenli bir şekilde devam etmemesi veya etraftan gelen uyarılara cevapta yetersiz kalma halidir. Hastalık, oldukça ciddi ve tedavi gerektiren bir durum olabileceği gibi basit bir rahatsızlık da olabilir. Ramazan ayı süresince özellikle kalp, hipertansiyon, şeker hastalığı, ülser ve ruhsal problemler gibi kronik hastalığı bulunanların oruç tutmaları sakıncalıdır. Ramazan ayı süresince ağır yiyeceklerin tüketilmemesi, bol sıvı alınması ve ağır sporların yapılmaması gerekir.

Ramazan ayında bazı özel durumu olanların da oruç tutması sakıncalıdır. ''Parkinson, Alzheimer, sara, psikiyatrik bozukluk, kanser, kronik böbrek yetmezliği olanlar, yaşlı ve vücutça düşkün kişiler, düzenli olarak ilaç kullanması gerekenler, ameliyatlı veya ameliyatın dinlenme döneminde bulunanlar, hamile veya çocuk emzirenlerin de oruç tutması sakıncalı olabilir.


Oruç tutulmasının sakıncalı olduğu hastalıklar şöyle özetlenebilir:
Tedavisi zor ya da ciddi bir hastalık sebebiyle bir ameliyat geçirmiş ve mutlaka beslenmesi gereken hastalıklar. Bu gruba tüm kanserli ve önemli ameliyat geçirmiş hastalar dahil edilebilir.
Devamlı ilaç kullanmayı gerektiren ağır kalp, böbrek, karaciğer hastaları, ağır şeker hastalığı olan kimseler.
Şiddetli ağrılı hastalıkları sebebiyle ilaç kullanması gereken kimseler, ülser hastalığı ve diğer sancılı hastalıkları olanlar
Mevcut bir hastalığın oruç sebebiyle daha ağırlaşabileceği ya da sıhhatin bozulacağından endişe edilen hastalıklar, (Tüberküloz ve diğer ateşli hastalıklar gibi)


Şeker hastaları ve oruç: Şeker hastalığında beslenme biçimi çok büyük bir önem taşır. Şeker hastalığı olanların 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmesi yani sık sık yemek yemesi gerekir. Oysa şeker hastası olanlar oruç tutarken, tedavide olması gerekenin aksine akşama kadar aç kalırlar ve şekerleri düşer. İftarda yenen yemeklerle vücuda fazla miktarda glikoz kaynağı girdiğinden şeker normal düzeyinin çok üstüne çıkar. Şeker hastalığının tedavisinde vücuda çok fazla şeker kaynağı sokmamak ve pankreası zor durumda bırakmamak gerekir.

Tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıkları riskini de artırır. Şeker hastalarının kanında çok miktarda bulunan şekerin damar sertliğine neden olması nedeniyle kalbe gelen kan miktarı azalır. Bunun sonucu olarak göğüs ağrısı, kalp krizi veya ani kardiyak ölümler ortaya çıkabilir. Öğünlerden iki saat sonra ortaya çıkan tokluk kan şekeri yüksekliği de bu riski arttırabilir.

Şeker hastalığı olmayan kişilerde yemekten sonra pankreasta üretilen insülin hormonu hızlı bir şekilde salgılanırken, şeker hastalarında, bu hızlı erken dönem insülin salgılanması kaybolur. Açlık kan şekeri normal olan kişilerde öğünlerden 2 saat sonra ölçülen kan şekeri yüksek olabilir ve gizli şeker bulunabilir. Sadece açlık kan şekeri kontrolü ve şeker hastalığı tanısında yetersiz olup, 100 hastadan 31’inin açlık kan şekerinin normal olmasına rağmen tokluk kan şekerine bakıldığında şeker hastası olduğu görülür.
Şeker hastalarını ilaç tedavisi ve diyeti kendi başına bırakması sakıncalıdır. İlaç ve insülin alan, hatta diyet yapan şeker hastalarının bunları kesinlikle aksatmaması gerekir. Çünkü bu ilaçların etki süreleri 8-12 saat arasında değişir ve hasta bu ilaçları almayı kendi başına bırakırsa kalp ve tansiyon hastalıkları riskini daha da artırır. Yaşam boyu süren, kronik bir hastalık olan şeker hastalığı, tanı konulduğu ilk dönemde kişilerde ruhsal ve sosyal sorunlar da yaratır. Dolayısıyla şeker hastalarının hormonal değişikliğe neden olan stresten uzak durmaları gerekir.

Ülserli hastalar ve oruç: Peptik ülser; mide veya oniki parmak bağırsağında (duodenum), bazen de yemek borusunda oluşan bir yaradır. En sık on iki parmak bağırsağının başlangıç kısmında ve midede görülür. Açlık ağrıları şeklinde veya özellikle gece uyandıran ve sırta yayılan karın ağrıları, yanma, kaynama, hazımsızlık, halsizlik şeklinde ortaya çıkabilir. Ağrılar midenin boş olduğu zamanlarda, öğün aralarında veya yemekten sonra belirginleşir. Birkaç dakika ya da birkaç saat devam edebilir. Açlık, özellikle 12 parmak bağırsağı ülserinin seyrini olumsuz yönde etkiler. Ramazan aylarında birçok kimsede ülser ağrılarında artma, kanama, ülserin delinmesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Ülkemiz hastanelerinde, ramazan aylarında ülserin delinmesi veya ülser kanaması nedeniyle yatan hastaların sayısında belirgin bir artış gözlenir. Ülserli hastaların oruç tutmamaları doğru olur ya da özel veya ciddi önlemlerin alınması gerekir.
Hipertansiyonlu hastalar ve oruç: Oruç tutan hipertansiyon hastalarının tedavilerine dikkat etmemeleri durumunda önemli sorunlarla karşılaşabilirler. Ramazan ayının başlaması nedeniyle oruç tutan hipertansiyon hastaları oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka doktorlarına başvurmaları gerekir. Doktoru tarafından oruç tutmalarına izin verilen hipertansiyon hastalarının iftarda aşırı yemek yememeye dikkat etmeleri şarttır. Ramazan ayının ilk günlerinde yüksek tansiyona bağlı sağlık sorunları daha sıktır. Hipertansiyon hastalarının ilaçlarını aksatmadan kullanmaları gerekir. ''Ramazan ayında oruç tutan hipertansiyon hastaları tedavilerine dikkat etmezlerse önemli sorunlarla karşılaşabilirler. İlaçların iftarda mı, sahurda mı alınması gerektiği mutlaka doktora sorulmalıdır.

Kalp hastaları ve oruç: Ramazan ayının yaz aylarına rastladığı dönemlerde hem oruç tutulan süre daha uzun sürmekte, hem de sıcaklık nedeniyle terlemenin artması sonucu sıvı kayıpları artmaktadır. Vücudumuzun bu değişen düzene uyum sağlaması bazen üç haftayı bulmaktadır. Bu durum özellikle kalp hastalarının tedavisinde bazı zorluklara yol açar ve ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerektirir. Günümüzde birçok kalp ilacı günde tek doz veya iki dozda kullanabilmektedir. Bu nedenle oruç tutmayı düşünen hastalar mümkünse Ramazan başlamadan kendilerini takip eden doktor ile görüşerek en uygun ilaç kullanım şeklini oluşturmaları gerekir. Ciddi kalp yetersizliği olan hastaların tedavileri bazen iftar ve sahur arasına sınırlanamaz. Bu grup hastalar doktorlarının önerileri çerçevesinde hareket etmeli ve eğer doktoru izin vermiyorsa oruç tutmamaları gerekir. Çünkü bu grup hastaların iyilik hali ancak düzenli kullandıkları ilaçlarla sağlanabilmektedir.

Böbrek hastaları ve oruç: Böbrek yetersizliğinde en kesin tedavi bol su içilmesi olduğundan, böbrek hastalarının oruç tutmaları sakıncalıdır. Böbrek yetersizliği olanların oruç tutmaları halinde yetersizlik daha da ilerler. Ramazan ayında böbrek hastaları, iftar ile sahur arasındaki dönemde su açıklarını kapatamadıklarından, hastalığının farkında olmayan birçok kişi, ramazan sonrası böbrek yetersizliği nedeniyle doktora başvurur. Diğer taraftan böbrek taşı olan hastaların susuz kaldığı dönemlerde şikayetleri artabileceğinden dikkatli olmaları gerkmektedir.

Psikiyatri hastaları ve oruç: Şeker, tansiyon, kalp ve diğer organik hastalıkların yanı sıra, psikiyatrik hastalığı olanlarında oruç tutması uygun değildir. Ağır depresyonlarda, panik ataklarda ve sürekli kaygı bozukluklarında da oruç tutmak gerekmez. Kişi mutlaka oruç tutmak istiyorsa bunu devamlı gittiği doktoruna danışmalıdır. Doktor müsaade etmiyorsa tutmamalıdır.

Her sene Ramazan ayında hastalarımızın birçoğu oruç tutup tutamayacaklarını sorarlar. Psikolojik tedavi gören insanların bir kısmının kullandığı ilaçların kanda çok dengeli olması gerekir. Mesela “manik depsesif ” rahatsızlıkta sürekli ilacı kullanması gerekir. Bu hastalık nöbet nöbet bazen depresyon bazen manik atakla tekrarladığından devamlı ilaç almak gerekir. Diğer taraftan hem epilepsi (sara) olan hem de psikiyatrik tedavi gören insanlarımızın da aksatmadan ilaç almaları gerekir. Oruçlu hastalarda metabolizma açlığa göre düzenlenir. Kandaki elektirolitler (sodyum, potasyum, kalsium.), bazı enzimlerin seviyeleri ve oranları değişir. Kullandıkları ilaçların etkileştiği proteinlerin miktarı değişebilir ve ilaçların kan seviyeleri bozulabilir. Bu nedenle bu hastaların oruç tutmaları uygun olmaz.
Ramazan ayında bazı kişiler alkolü birden bırakabilmektedirler. Bu kişilerin bir kısmında kesilme belirtileri olabilir. Titreme, terleme, sinirlilik, uykusuzluk, gerginlik gibi belirtilere ilave olarak ciddi nöbet ortaya çıkabilir (deliryum tremens ). Bu durumda kişinin bilinci bulanıklaşmakta, ciddi davranış ve uyum bozuklukları, epilepsi nöbetleri, halüsinasyonlar, koma belirtilerine varana kadar değişen durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle alkol sorunu olanların “geçmiş yıllarda ramazanda alkolü bıraktıkları halde, hiçbir şey olmasa dahi” bir doktor gözetiminde bunu yapmaları doğrudur. Çünkü, deliryum gelişmesi durumunda vakaların yüzde 10-15 ‘i ölümle sonuçlanabilir.



HER NE KADAR BİZ İBH LI HASTALARDAN TAM OLARAK BAHSEDİLMESEDE BAZI BENZER HASTALIKLARLA(kronik-ülser vs...) DİKKAT ÇEKİLMİŞ..


İBHYDD ADINA TÜM ÜYELERİMİZE HAYIRLI SAĞLIKLI RAMAZANLAR DİLİYORUZ...

_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pts Eyl 01, 2008 1:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

HERKESİN RAMAZAN_I ŞERİFİ MÜBAREK OLSUN; ALLAH NİCE RAMAZANLARA VE BAYRAMLARA SAĞLIK , SIHHAT VE BİRLİK İÇİNDE ERİŞMEYİ VE YAŞAMAYI NASİP ETSİN



_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
oya



Kayıt: 29 Arl 2007
Mesajlar: 232
Konum: Y.mahalle/Ankara Hastalık: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Pts Eyl 01, 2008 4:08 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

tüm islam ailemin mubarek ramazanları hayırlı sağlıklı geçmesi dileğiyle.
_________________
Hayatı gözyaşlarınla öldüreceğine
gülücüklerinle cezalandır....
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Pts Eyl 01, 2008 7:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

merhabalar ..bütün arkadaşların ramazanı şerifi hayırlara vesile olması dileğimle inşallah...
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
İskender
Site Admin


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 834
Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Sal Eyl 02, 2008 3:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yüce Allahtan ramazan ayının tüm dostlara hayırlar getirmesini diliyorum.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
semi
Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 918
Konum: İstanbul Hastalık: Crohn ......... Cinsiyet : Bayan

MesajTarih: Prş Eyl 04, 2008 4:54 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

RAMAZAN VE ORUÇ

Ramazan ayında beden sağlığınızı korumak için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Özellikle sindirim sistemi ile ilgili sorunlar yaşayanların ramazan ayında iftar ve sahurda dengeli ve az yemek yiyerek sağlıklarını korumaları gerekiyor.

Ramazan ayında yapılan beslenme hataları ciddi rahatsızlıklara yol açabiliyor. Oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değiştiği için beslenme hataları yapılabiliyor. Ciddi rahatsızlıklarla tanışmak istemiyorsanız Acıbadem Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Saruç'un önerilerine kulak vermenizde yarar var.

1-Ramazanda, reflü şikayetleri olanlar neler yapmalı?

Reflü hastalığı, midedeki asit ve gıdaların yemek borusuna geri gelmesi ve burada tahrişe ve kişide göğüs arkasında yanma gibi şikayetlere neden olması şeklinde tanımlanıyor. Acıbadem Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr Murat Saruç, “Normal zamanlarda da toplumda sık olarak gözlenen bu durum Ramazan ayında artmaktadır.” diyerek şöyle devam ediyor: “Uzun süren açlık sonrası, dikkatsizce yüksek kalorili ve fazla miktarda yiyecek yenmesi en önemli nedendir. Ayrıca sahurda yemek yendikten sonra hemen yatılması da zararlıdır. Yatar pozisyonda yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri gelmesi kolaylaşmaktadır. Bu faktörler, Ramazan ayında şiddetli reflü şikayetlerinin görülmesine yol açar.” Bazen reflüye bağlı gelişen yemek borusu içini döşeyen dokunun iltihabı çok ciddi boyutlara kadar gelip, şiddetli ağrıya, kanamaya ve yutma zorluğuna neden olabiliyor.

Bu açıdan özellikle daha önceden reflü tanısı konulmuş olan hastaların, Ramazan ayı öncesi gastroenterologları ile görüşmeleri, yeni öneri ve ilaç değişikliklerini öğrenmeleri gerekiyor. Oruç tutarken iftarda yüksek kalorili ve yağlı yiyeceklerden kaçınmak, reflü olasılığını azaltan etmenlerden. Doç. Dr. Murat Saruç diğer önerilerini şöyle sıralıyor:
“Ayrıca iftarda az miktarda yiyerek, iftardan 3 saat kadar sonrasına küçük bir öğün eklemek de mideyi aşırı doldurmayı önleyecektir. Sahurda hafif yiyecekler yemek ve yemek yedikten sonra hemen yatmamak gece reflülerini engelleyecektir. Reflü için, doktorunuzun kullanmanızı söylediği “proton pompa inhibitörü” türünde bir ilacın da, iftarda ve sahurda alınması, gün boyu aç kalan ve yüksek miktarda asit salgılayan midenizin asit salgısını azaltacaktır. Sigara ve alkol alınmaması, çikolata, kahve, biberli, yağlı baharatlı yiyeceklerden uzak durulması önemli yarar sağlar. Ramazan süresince kilo alınmaması, sıkı giysiler giyilmemesi ve gerektiğinde yatak başının yükseltilmesi de koruyucu önlemlerdir.”

2- Midesinde gastrit veya ülseri olanlar oruçtan nasıl etkilenirler?

Midesiyle ilgili sık şikayeti olan kişiler Ramazan ayı öncesi doktorlarıyla birlikte oruç için hazırlanmalı ve gerekli önlemleri almalı. Ramazan süresince sağlıklı beslenme kurallarına uyulması daha da önemli hale geliyor. Çünkü çok miktarda yemek yenmesi hazımsızlığa, karın ağrısına, bulantı ve kusmaya neden olabiliyor. Rahatsız olmamak için dengeli beslenmeye, gerekli tüm besin öğelerinden az miktarlarda yemeğe ve iftar ile sahur arasına yatmadan 2 saat kadar öncesine küçük bir ara öğün sıkıştırmaya dikkat etmek gerekiyor. Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken bir nokta da ülser hastalığı. Özellikle mide şikayetleri olanların, daha önce mide ülseri veya kanaması geçirmiş olan kişiler oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka bir gastroenterolog ile görüşmelerinde fayda var. Doç. Dr. Murat Saruç, “Kontrollerin yapılmadığı durumlarda oruç tutulması ciddi mide ve on iki parmak barsağı kanamalarına neden olabilmekte ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.” diyerek bir konuda uyarıda bulunuyor: “Ramazan ayı süresince ağrı kesicilerin ve aspirinin kullanımı da özen ister. Zaten mide için oldukça zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımı, oruç sırasında tehlikeli kanama ve mide delinmelerine neden olabilir. Günlük hayatta en çok doktorun önermediği, ancak kişinin kan sulandırıcı etkisinden yararlanmak için kendi başına kullandığı aspirinler ile ortaya çıkan kanamalar ile karşılaşıyoruz”

3-Oruç tutmak karaciğeri etkiler mi?

Ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına rağmen iftar ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle vücut kilomuzun kontrolü zorlaşıyor. Bu kısa süre içinde vücut ağırlığında ortaya çıkan artış karaciğerde yağlanmaya yol açıyor. Karaciğer yağlanması, ilerleyerek karaciğer iltihabına (hepatit) ve daha da ilerler ise karaciğer fonksiyon kayıplarına yol açabilen ciddi tablolara neden olabiliyor. Eskiden doktorlar tarafından pek de ciddiye alınmayan bu durum, son yıllarda pek çok nedeni bilinmeyen karaciğer yetmezliği durumunda altta yatan esas faktör olarak karşımıza çıkıyor. Doç. Dr. Murat Saruç “Yüksek karbonhidratlı beslenme insülin kan seviyemizi yükseltmekte bu da karaciğerde daha kolay yağ birikime neden olmaktadır. Özellikle kronik karaciğer hastalığı (hepatit) olan kişiler oruç tutmaya başlamadan önce doktorlarına kontrol olmalı ve gerekli önerileri almalıdır.” diyor. Bu nedenle iftarda ve sahurda yediklerimize çok dikkat etmeli, gereğinden fazla yemek yerine, dengeli ve ölçülü miktarlarda beslenmeye Ramazan ayında da özen göstermeliyiz. Diğer bir faktör de alkol tüketiminin Ramazan ayında azalmasıdır. Türkiye'ye özel olan bu durum, günlük hayatlarında çok miktarda alkol alanlar ve alkol bağımlıları için de geçerli olabilmekte ve bu kişiler Ramazan ayı boyunca alkol kullanmamayı başarabilmektedirler. Alkole bağlı karaciğer, pankreas hastalıkları bulunan alkol bağımlısı kişilere Ramazan ayında yapılacak destek ile alkolden uzaklaşmaları sağlanabilir. Bu alkole bağlı karaciğer hastalığı gelişmiş kişiler için çok büyük bir kazançtır. Karaciğer hastalığının ilerlemesi durabilir ve kişi bu dönemden sonra normal karaciğerli kişilerinkine yakın bir yaşam sürebilir.”

4- Ramazanda kilo korunabilir mi?

Ramazan ayı genellikle kilo alınan bir dönem olarak biliniyor. Ancak nasıl beslenilmesi gerektiği ile ilgili bir beslenme uzmanının önerilerinin alınması ile, bu “Oruç tutarken de sağlıklı beslenme kurallarını yaşamımızın bir parçası haline getirebiliriz. “ diyen Doç. Dr. Murat Saruç şöyle devam ediyor: “Bir uzman gözetiminde düşük kalorili ve dengeli besinlerden oluşan, araları iyi belirlenmiş, iftar ile sahur arasında sık öğünler yerleştirilmiş bir program ile sağlıklı bir vücuda sahip olmak için ilk adım Ramazan'da atılabilir. İftarda ve sahurda bol su tüketilmesi, aşırı miktarda yemek yenilmemesi, iftarda bir tabak yemekten sonra 15 dakika kadar yemeğe ara verilmesi, günlük olarak tartılarak vücut ağırlığını kaydetmek, fiziksel aktivitenin artırılması alınabilecek genel önlemlerdir.”

5- Oruç tutarken karın ağrısına neden olabilecek durumlar nelerdir?

Ramazan süresince daha sık ev dışında yemek yendiğinden besin zehirlenmeleri, parazit ve enfeksiyon hastalıkları da artıyor.
Bu sebeple yemek yenilen yerlere ve gıda temizliğine dikkat edilmesi gerekiyor. Safra kesesi, pankreas hastalıklarında da özellikle yağlı beslenme sonrası karın ağrısı ortaya çıkabiliyor. Unutulmaması gereken nokta, Ramazan'da ortaya çıkan karın ağrılarının da nedeninin belirlenmesi ve tedavi edilebilmesi için kişilerin vakit kaybetmeden bir hastaneye başvurması gerektiği. Ramazanda da akut apandisit, barsak tıkanıklığı veya delinmesi gibi acil tedavisi gerekli olabilecek ve her zaman karşılaşılabilecek durumlar görülebileceğini akıllardan çıkarmamak gerekiyor.

6- Ramazanda bulantı ve kusmaya neden olabilen hastalıklar nelerdir?

Bulantı ve kusmanın birçok organa bağlı hastalığın bulgusu olması mümkün. Solunum yolu enfeksiyonundan, beyin ve kulak ile ilgili hastalıklara, hormonal hastalıklardan, diğer enfeksiyon hastalıklarına kadar uzanan bir çok nedeni var. Ramazanda uzun bir açlık dönemi sonrası iftarda bol miktarda alınan gıdalardan sonra bulantı ve kusma görülebiliyor. “En sık rastlanılan nedeni gastrit, mide veya oniki parmak ülseri, besin zehirlenmeleri, safra kesesi iltihabı, pankreas iltihabı gibi durumlardır.” diyen Doç. Dr. Murat Saruç şu öneride bulunuyor: “Kusma genellikle yemekten yarım ile 2 saat sonra ortaya çıkar. Ramazan'da ortaya çıkan kusmanın da önemli ve acil tedavi gerektiren nedenleri olabilir, bu nedenle kusma ortaya çıktığında doktorunuza başvurunuz.”

7-Kabızlığın önlenmesi için neler yapmak gerekir?

Kabızlık posası az ve yüksek kalorili yemek yeme nedeniyle ortaya çıkıyor. Yiyecekler dengeli olarak seçilir, yeterince çiğ sebze, meyve tüketilir, unlu gıdaların kepek içermelerine özen gösterilirse; bu davranış değişiklikleriyle düzenli barsak alışkanlıklarını sürdürmek zor değil. Gaz ve hazımsızlık da hızlı ve çok miktarda yemek yeme nedeniyle Ramazan ayı boyunca sık görülen yakınmalar arasında yer alıyor. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin ana kurallarına uyulduğunda, gazlı ve katkı maddeli içeceklerden çok tüketmek yerine, yeterli miktarda su içilmesiyle bu sorunun da kolayca çözülmesi mümkün. Bu önlemlere rağmen kabızlık düzelmezse, doktorunuz tarafından önerilen, alışkanlık yapmayan ve vücudunuza zararlı etkileri bulunmayan bazı ilaçlardan yararlanmak mümkün.

8-Safra kesesi ile ilgili problemler nelerdir?

Safra kesesi taşı orta yaş ve üstünde, kilolu kişilerde, çok doğum yapmış kadınlarda sık görülüyor. Safra taşlarının sağlık üzerine etkileri konusunda Doç. Dr. Murat Saruç şunları söylüyor:”Uzun süre açlık sırasında safra kesesi içinde kalan safra koyulaşmakta, akışkanlığı azalmakta ve yeni taşların oluşumu artmaktadır. Safra kesesinde taşın bulunması hazımsızlığa, çok miktarda yağ içeren besinlerin yenmesi karın ağrısı, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir. İftarda yenilen çok miktardaki besinden sonra şiddetli karın ağrıları ve akut kolesistit denilen safra kesesi iltihapları ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.”

9-Pankreas hastalığı olan , Ramazanda oruç tutulabilir mi ?

Kronik pankreatit, geçirilmiş akut pankreatit, pankreas kanseri gibi pankreas hastalığı bulunan kişilerin oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarından onay almalarında yarar var. Safra kesesinde oluşan taşların safra kanalına düşmesi pankreasda iltihaba neden olarak istenmeyen durumlara yol açabiliyor. Doktor izni olmadan kronik pankreatit hastalarının oruç tutmaması, tutacaklar ise önerilere sıkı sıkıya bağlı kalmaları, insülin düzeylerinin ayarlanması ve pankreas enzim takviyesi yapılması gerekiyor.

10- Oruç tutmaya başlamadan önce yapılması gerekenler nelerdir?

Daha önceden belirlenmiş yemek borusu, mide, barsak, karaciğer, safra kesesi veya pankreas hastalığınız varsa, mutlaka doktorunuz ile görüştükten sonra oruç tutmaya başlamanızda fayda var. Doç. Dr. Murat Saruç şöyle diyor: “Doktorunuz, durumunuzu değerlendirmek için bazı incelemeler yapabilir veya tedavinizde değişiklikleri gerekli görebilir. Oruç tutmanızın sağlığınız açısından mümkün olup olmadığını belirleyeceği gibi, aynı zamanda oruç tutarken nelere dikkat etmeniz gerekeceğini, ortaya çıkabilecek ne tür durumların önemli olarak algılanması gerektiğini de belirtecektir. Herhangi bir sağlık problemi olmayanların ise oruç tutarken ortaya çıkan şikayetlerini önemsemeleri gerekmektedir. Sağlıklı kişilerin önceden varolmayan, Ramazan ayında ilk kez ortaya çıkan tüm yakınmaları için ve özellikle dışkı renginin siyah veya kırmızı olması, kahve telvesi gibi kusma, şiddetli bulantı-kusma, ishal, karın ağrısı durumlarında acilen hastaneye başvurmaları gereklidir.”
_________________
Eylül 2007 Crohn
K50.1
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
mustafa



Kayıt: 23 Tem 2008
Mesajlar: 8
Konum: chron

MesajTarih: Cmt Eyl 06, 2008 2:22 pm    Mesaj konusu: HERKESE HAYIRLI RAMAZANLAR..... Alıntıyla Cevap Gönder

ÖNCELİKLE HERKESE MERHABALAR...

ben İzmirde yaşayan 3 senedir crohn hastasıyım. ege üniversitesine kontrole gidiyorum. 6 ay öncesine kadar sadece 4x2 salozopriyn 500 en tab kullanıyordum. dokdorum 6 ay önce salofalk lavman verdi şimdi onuda kullanıyorum doktorum sürekli kullan ma dediği için ara veriyorum. yaklaşık bir aydır şiddetli karın arığrısı ve günde 10-15 defa tuvalete gitme ihtiyacı başladı. hastalığım dayanılmaz olmaya başladı. sizlerden neler yapabileceğim konusunda yardımlar bekliyorum. artık ilaçlar da fayda vermiyor. sürekli kanama ve mukus.
formda birçok konu ile ilgili bilgiler aldım bu siteye emeği geçen herkese çok teşekkür . birlikte birşeyler paylaşarak bazı şeyelrin üstesinden geliriz İnşallah.
herkese sağlıklı günler...
--------------------------------
salazopryn en tam 500 4x2
salofalk lavman 1x1
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Cmt Eyl 06, 2008 11:17 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMLE BAŞLAYALIM...
Sevgili mustafa..
Bizler otorite değil ama bu işiçeken uygulayan kişileriz..
Fikir veririz ama genelde dr larımız buna kızabilir..
giriş gelişme ve sonucu tam bilemeyeceğim ama salozoprin
genelde kalın barsakta kullanılıyor..diye biliyorum..Hatta zamanın da bendede bir sonuç alınamadı..
Mutlaka bu ilacı veren hocalarımız bu işi biliyordur...!

BENİM UYARACAĞIM TEK ŞEY ŞU...
HASTALIĞIMIZ ZOR BİR HASTALIK..
VE BU İŞİ BİLEN BİR GASTROENTROLOJİ UZMANINA
(İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI UZMANINA) TEDAVİ OLMALIYIZ....


TÜM SORULARINIZ İÇİN BURDAYIZ....
(KENDİMİZİ TANITALIM KÖŞESİNE AYRINTILI YAZIN VE SORUN )
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> İbh da Yaşam Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu