www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

ANKİLOZAN SPONDİLİT
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Ankilozan - Spondilit - Ankylosing - Spondylitis
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 3:27 pm    Mesaj konusu: ANKİLOZAN SPONDİLİT Alıntıyla Cevap Gönder


İs t a n b u l T ı p F a k ü l t e s i
HASTA OKULU

“BANA 3 SORU SOR”

Herkes saglıkla ilgili konularda bilgi sahibi olmak, sorularına yanıt almak ister.İşte böyle zamanlarda sormanız gereken 3 temel ve basit soru, nasıl saglıklı kalacagınızı veya nasıl iyileşeceginizi öğrenmenize yardımcı olabilir.

Sağlıgınız için sormanız gereken “ÜÇ SORU”
1. Sorunum nedir?
2. Ne yapmam gerekiyor?
3. Bunu yapmanın bana ne faydası olacak?

Ne zaman soracağım?
Doktorunuz, hemşireniz ya da eczacınızla
görüstüğünüz zaman
Tıbbi bir tetkik ya da işleme hazırlandığınız zaman
İlaç kullandığınız zaman

Yanıtları anlamakta güçlük çekerseniz, tekrar sorun
Doktorunuzla iyi bir iletisim için ipuçları
3 soruyu sorun.
Doktorunuzu ziyarete gittiğiniz zaman yanınızda mutlaka bir arkadaşınızı ya da ailenizden biriyle gidin
Doktorunuza rahatlıkla anlatabilmek için sağlığınızla ilgili sıkıntılarınızın bir listesini yapın.
Doktorunuzu ziyarete gittiğiniz zaman, kullandığınız tüm ilaçların bir listesi yanınızda bulunsun
Kullandıgınız ilaçlarla ilgili bir sıkıntınız olduğunda, mutlaka eczacınıza danışın.

Soru sormaya çekinmeyin. Hastalığınız, tedaviniz ve bu tedavinin size ne fayda getireceğini bilmeniz doktorunuz için de önemlidir.

Hasta Okulu 2005 Programı Pfizer tarafındandesteklenmektedir. Türk Böbrek Vakfı’nın katkılarıyla

Ankilozan spondilit hastası iseniz, hastalığınız hakkında öğrenmek istediğiniz çeşitli konular olabilir. Bu kitapçk hastalarımızın çoğunlukla öğrenmek istedikleri sorulara yanıt vermek amacıyla hazırladık. Uzun süren ağrı ve hareket kısıtlılığı ile seyreden hastalığınız, zaman zaman korku ve umutsuzluğa yol açabilir. Hastalığınızı tanımanız ve kabullenmeniz birlikte yaşlamanızı kolaylaşltıracaktır. Duruşunuza dikkat etmeniz ve egzersizleri düzenli yapmanız, şekil bozukluklarını engellemeye ve yaşam kalitesini arttırmaya yardım edecektir. Beş yıla yakın süredir ankilozan spondilitli hastalaratanı, korunma eğitimi ve rehabilitasyon hizmetleri veren İstanbul Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı,
Romatizmal Hastalıklar Rehabilitasyon Birimi çalışma programı kapsamında hazırlanan bu kitapçıkta sizi hastalığınız hakkında bilgilendirdik, yardımcı bazı önerilerive egzersizleri verdik.Ankilozan spondilit ile daha aktif ve sağlıklı bir yaşam dileğiyle...

Prof. Dr. Emel Özcan
Doç. Dr. Ayşe Karan
İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Romatizmal Hastalıklar Rehabilitasyon Birimi

Bu kitabın yayın hakkı yazarlara aittir. Izinsiz yayınlanamaz ve çogaltılamaz.


ANKILOZAN SPONDILIT ILE YASAMAK

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatizmal Hastalıklar Rehabilitasyon BirimiÇalışma Programı

1998 yılından beri hizmet veren birimimizde tanı koyarak izledigimiz yaklasık 250 hastanın çok büyük çogunlugunu Ankilozan spondilitli hastalar olusturmaktadır.

Birimin Amacı:
Ankilozan spondilit basta olmak üzere inflamatuvar romatizmalhastalıklarda tanı koymak, güncel tedavi yöntemlerini, egzersiz ve egitim programları uygulamak,

Arastırmalar yapmak,
Akademik egitim vermek,
Toplumu bilgilendirmektir.
Birimin Kapsamı:
Poliklinik: Hastalar degerlendirilerek tanı konulmakta, tedavileri planlanmakta ve belirli aralıklar ile izlenmektedir.

Grup egzersizleri: 4-8 kisilik Ankilozan spondilitli hasta guruplarına,haftada 2-3 kez 4 hafta süre ile fizyoterapist gözetiminde postür, güçlendirme, solunum ve aerobik egzersizlerden olusan program uygulanmaktadır.
Hasta egitim seminerleri: Ankilozan spondilitli hastalar için
hastalık, tanı, tedavi, komplikasyonları ve sakatlıkları engelleme ile egzersizler hakkında bilgilendirmeyi kapsayan 2 saatlik egitim programı düzenlenmektedir.
Hasta el kitabı: “Ankilozan spondilit ve Siz” el kitabı hastaların her zaman basvurabilecegi bir kaynak özelligindedir.
Akademik egitim: Istanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda uzmanlık egitimi gören asistanların üçer aylık rotasyonlar halinde egitimi yapılmaktadır.
Birimde yürütülen çalısmalar:
3 adet ulusal kongre bildirisi, 7 adet uluslararası kongre bildirisi sunulmus, 2 adet ulusal dergilerde ve 1 adet uluslararası dergilerde makale yayınlanmıstır.
Ankilozan spondilitli Hastalarda Grup Egzersizlerin Etkinligi konusunda yaptıgımız uluslararası yayınımız Istanbul Üniversitesi Bilimsel Arastırma Projeleri Komisyonu tarafından ve TÜBITAK tarafından para ile desteklenmis ve ödüllendirilmistir. Aynı çalısmamız Ankilozan spondilit ve Fizik Tedavi konusundaki bütün çalısmaların gözden geçirilerek degerlendirildigi sistematik literatür gözden geçirmede en iyi derecelendirme olan
A derecesi ile degerlendirilen 3 çalısmadan birisidir.

ANKİLOZAN SPONDİLİTİN TANIMI

Ankilozan spondilit (AS), öncelikle omurgayı tutan, agrılı, sekil bozuklugu ve aktivite kısıtlanması ile sakatlıga neden olan iltihaplıromatizmal bir hastalıktır. AS, asıl olarak omurgayı etkilemesineragmen, kalça eklemi daha sıklıkla olmak üzere, diz,el, ayak ve omuz eklemlerini tutabilir. Eklem çevresindeki yumusakdokuları da etkiler, bu durum eklem hareketlerinin dahafazla kısıtlanmasına neden olur. AS, göz, kalp gibi bazı organları
da tutabilir.
AS, yasamı tehdit eden bir hastalık degildir. Hastalıgın tanınması,uygun tedavi ve egzersiz programları ile kontrol altına alınabilir.
AS’den korkmayınız. Unutmayın ki hastaların çogu, AS nedeniyleaktif günlük yasamda isten ayrı kalmamaktadır. Kalp krizi,felç veya kanser riski diger popülasyona göre daha fazla degildir.

Ankilozan spondilitin kelime anlamı

Yunanca spondylos; omurga demektir. Spondilit omurgayı etkileyen iltihaplanma anlamına gelir. Eklem ve yumusak dokuların her ikisinde birden görülür. Ankiloz ise iltihaplanma sonucu eklem ve çevresindeki yumusak dokuların sertlesip ileri evrede kemiklesmesi demektir. Kireçlenmeden farklı olup, kireçlenmede, eklemlerin yasa baglı olarak bozulması ile yenikemik çıkıntıları olusumu söz konusudur.



Şekil 1-2 , Ankilozan spondilitte sakroiliak eklemlerde ve omurgada oluşan yapısal değişiklikler

ILTIHAPLANMA YERLERI

Iltihaplanma en sıklıkta sakroiliak, omurga, kalça eklemleri ve gögüs kafesinde görülür (Sekil 1,2). Basta ayak topugu olmak üzere, kasların kemiğe yapışma yerlerinde de olabilir,bu duruma “entezitis” adı verilir.Nadiren de olsa omuz hastalıgakatılabilir.

ANKILOZAN SPONDILITIN NEDENI

Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Günümüzde kalıtımın önemli rolü oldugu bilinmektedir. Bu nedenle genetik geçis arastırılmalıdır. Her AS’li anne veya babanın çocugu AS’li dogmaz. Bu genetik geçis oranı %15 civarındadır.

KIMLERDE, NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

En çok 20 - 40 yaslar arasındaki genç erkekler olmak üzere kadınları ve ergenlik dönemindeki çocukları etkiler. AS, her 200erkek ve her 500 kadının birinde görülür. Ortalama baslangıçyası 24 olup, erkekleri kadınlara oranla 3 kat daha sık tutar.

OMURGANIN YAPISI

Omurga, 31 omur kemigi ve 110 eklemden meydana gelir. Boyun, sırt, bel olmak üzere sekilleri ve kavisleri farklı 3 ana bölümden olusur. En hareketli bölümü boyun kısmıdır. Sırtta herbir omur kemigi, kaburgalar ile eklemlesmektedir. AS genellikle kuyruk sokumu ve legen kemigi arasında bulunan eklemden baslar, bele ve sırta yayılır (Sekil 1,2).

CINSIYET FARKLILIGI

Erkeklerde pelvis ve omurga çok sık tutuldugu halde kadınlarda kalça, el bilegi ve ayak bilegi daha sık tutulur. Omurga tutulumu daha hafif seyirlidir. Çocuklarda tipik olarak etkilenen yerler, diz, ayak bilegi, ayak ve kalçalardır.
HLA-B27
HLA-B27 bir doku grubu olup, HLA-B27 (+)’ligi AS’e olan egilimi arttırır; ancak, tek basına AS tanısı koydurmaz. HLA-B27, AS’li hastaların da %96’sında (+) bulunmustur. HLA-B27, %7 - 10 oranında normal popülasyonda da (+) olabilir. Eger bir ailede AS varsa çocuk da %50 oranında HLA-B27 (+) olacaktır, ancak bunların 1/5’inde AS gelisir.

HASTALIGIN BELIRTILERI

1. Sırt, bel, kalçalarda fazla olmak üzere istirahatle ve geceleri artan hareket etmekle azalan agrı ve sabah tutuklugu en önemli yakınımdır. Bu yakınımlar 3 aydan daha uzun süre devam etmektedir. Kalçalarda agrı ile de baslayabilir. Genellikle uylukların arkasına yayılır (Sekil 3). Sabaha karsı olan agrı ile uyku bölünebilir.


Şekil-3: Ankilozan Spondilitte ağrılı bölgeler

2. Erken dönemde kilo kaybı, yorgunluk, ateslenme ve gece terlemeleri olabilir. Yorgunluk bir çok hastanın en önemli yakınmasıdır; hastalıgın alevlenmesine veya kansızlıga baglı olabilir. Çogu zaman hastalıga eslik eden depresyondan kaynaklanır.
3. Hastalık, sırtı ve gögüs kafesini tutmussa solunum güçlesebilir. Bu durumda agrı sadece sırtla sınırlı kalmaz; bazı hastalar, gögüs agrısından da yakınırlar. Bu durum da alarme edici olmalıdır. Asırı yemek yemek ve dar giysiler, solunum için harcanan enerjiyi arttıracaktır. Sigaradan kaçınmak gerekir; bu ciddi akciger ve gögüs enfeksiyonlarına neden olabilir.
4. Kemik zayıflaması anlamına gelen osteoporoz. Osteoporoz erken dönemde iltihap hücre ve maddelerinin salgılanmasına, daha sonra eklem hareketlerinin kısıtlanmasına baglı olarak olusur. Düzenli yapacagınız egzersizler kemiklerin zayıflamasını önleyecektir.
5. Ileri dönemde omurga ve eklemlerdeki degisikliklere baglı sekil bozuklugu ve kamburluk.
6. %1 olasılıkla gözde kızarma, agrı, ısıga karsı hassasiyet olabilir.AS’li hastaların %40’ında göz iltihaplanmalarından olan iritis veya üveitis gelisebilir. Ilk bulgu görme bulanıklıgıdır, ama bunun yerine çok siddetli göz agrısı da olabilir. Böyle bir durum farkedildiginde hemen doktora basvurulmalıdır. Bir an önce tedaviye baslamak, kalıcı hasarı önlemek açısından önemlidir. (Sekil 4).


Ankilozan Spondilitte göz kızarımını düşündüren kızarıklık.

7. Sedef hastalıgına benzer cilt bulguları olabilir. AS ve sedefhastalıgı çok sık bir arada bulunur.
8. AS, çok nadiren kalbi tutabilir, hafif hasar yapar. Bu tutulma çogunlukla gözden kaçar. Uzun süren yatak istirahati veya bir araba kazası, mevcut ASbelirti ve bulgularının alevlenmesine neden olabilir.

TANI

Her sırt agrı ve tutuklugunun sebebi AS degildir. Genç bir erkek hastada 3 aydan uzun süren istirahatle, geceleri artan ve uykudan uyandıran bel-sırt agrısı, sabah tutuklugu, sekil bozukluguve kamburluk olusumunda akla AS gelmelidir. Kesin tanı kan tahlili ve röntgen filmleri ile konur. Röntgen filmlerinde omurgada bahsedilen degisiklikler görülür. Kan tahlillerinde iltihaplanma bulguları olan sedimentasyon ve CRP’nin özellikle alevlenme dönemlerinde yükseldigi görülür. HLAB27’nin önemi ve tanıdaki yerinden yukarıda bahsedildi.

HASTALIGIN SEYRI

Erken dönemde tanı konup uygun tedavi ve duyarlı egzersizler uygulanmazsa hastalık fiziksel engellilige dogru ilerler. Boyun hareketleri nispeten daha rahattır. Tüm bölgeler etkilenmisseöne egik, kambur bir pozisyon olusur, gövde hareket ettirilemez, saga sola dönüsler tüm vücut ile yapılır. Omurga ve diger eklemlerdeki sertlik, kisinin günlük islerini sürdürmesini zorlastırır. Yıllar geçtikçe hastalık daha az aktif olabilir, hatta yakınımlar tama yakın kaybolabilir. AS’li hastaların çogu düzenli egzersiz yaptıkları takdirde sosyal yasamlarını aynen devam ettirdikleri gibi is yasamlarında da verimliliklerini sürdürürler.

AS ILE BIRLIKTE DIGER HASTALIKLAR

1. Sedef hastalıgı:
AS’yi taklit eden bir hastalık olmasına ragmen tipik cilt bulguları, saçlı ve tırnaklardaki lezyonlar ile kolayca tanınır. Cinsiyet ayrımı AS kadar belirgin degildir.
2. Reiter sendromu:
Bu hastalıkta eklem bulguları olmakla beraber cinsel organlarda yaralar ve gözde iltihaplanma belirgindir.
3. Bagırsak ve idrar yolları infeksiyonlarından sonra AS bulgularıgelisebilir.

AS VE OSTEOPOROZ

AS’li hastaların yaklasık dörtte birinde kemik zayıflaması olarak bilinen osteoporoz görülmektedir. Son yıllarda ankilozan spondilitte osteoporozun nedenleri ve tedavisi konusunda bir çok çalısma yapılmıstır. Hastalık süresi ve siddeti arttıkça, osteoporozun görülme olasılıgı artmaktadır. AS’li hastalarda osteoporozun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Salgılanan iltihap hücrelerinin kemigi olumsuz etkiledigi ve hastalıgın ileri dönemlerindeki hareketsizlik nedeniyle kemiklerin zayıfladıgı görüsü kabul görmektedir. Osteoporoz sebep olabildigi kırıklarla özellikle omurgada felç olusumu gibi ciddi durumlara yol açabilir. Osteoporoz tanısında kemik yogunlugunun ölçülmesi yardımcıdır. Egzersiz ve fiziksel aktivite, osteoporozun önlenmesinde ve tedavisinde önemlidir. Kemik metabolizmasını etkileyen çesitli ilaçlar da osteoporoz tedavisinde önerilmektedir.

TEDAVI YÖNTEMLERI

Egitim ve egzersiz tedavisi AS’de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde çok önemli tedavi yöntemleri olup, kitapçıgın en sonunda genis bir sekilde ele alınacaktır.

1. Egitim ve egzersiz
2. Ilaç tedavisi
3. Fizik tedavi
4. Cihaz ve korseleme
5. Kaplıca tedavisi
6. Cerrahi tedavi
7. Yeni ilaçlar

2- İLAÇ TEDAVİSİ

Ilaç tedavisinin amacı:
1. Iltihabı azaltmak,
2. Kasları gevsetmek,
3. Agrıyı azaltmak,
4. Eklemlerdeki tutuklugu azaltmak,
5. Egzersizlerin rahat yapılmasını saglamak,
6. Günlük yasamınızı sürdürmenize yardım etmektir.

Iki grup ilaç kullanılmaktadır:
1. Grup Kısa dönemde etkili ilaçlar: Bunlar agrı ve iltihabı azaltırlar. Bu ilaçların öncelikle sindirim sistemi olmak üzere kalp ve böbrek üzerinde yan etkileri olabilir. Hekim kontrolündekullanılmalıdırlar.
2. Grup Uzun dönemde etkili ilaçlar: Etkileri 2 - 3 ay gibi uzun sürede kendini gösterir. Hastalıgın seyrini kontrol altına almaya yönelik ilaçlardır. Bunların yan etkiler açısından yakından izlenmesi gerekir. Bu grup ilaçlar basta karaciger, kan ve böbrek üzerinde ciddi yan etkilere yol açabilirler. Erken tespit edildiklerindegeri dönücüdür. Bu yan etkiler arasında: Sindirim sistemi yakınmaları, bas agrıları, bas dönmesi, bulantı, deri döküntüleri sayılabilir. Yan etkilerden kaçınmak için, ilaçları alkolle beraber almayınız. Ilaçlar, genellikle mideyi rahatsız ettikleri için yemek sırasında veya yemekten hemen önce alınmalıdır.

Yeni ilaçlar:
Son zamanlarda diger ilaçlar ile kontrol altına alınamayan AS’li hastaların tedavisinde biyolojik ajanlar olarak adlandırılan yeni ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarıda bahsedilen ilaçlar iltihaphücrelerinin salgıladıgı iltihap maddelerinin etkilerini azaltırlar ve iltihabı baskılarlar. Bu ilaçların en sık kullanılanları Infliximab ve Etanercept’tir. Hastalıgın seyrini kontrol altına alan bu ilaçları kullanmaya karar vermede ve hastaları izlemede belirli kriterler gözönünde bulundurulmalıdır. Ankilozan spondilitte oldukça etkili olan bu ilaçların bazı ciddi yan etkileri olabilir. Hastaların yakından takibi ile bu yan etkiler en aza indirilebilir. Pahalı bir tedavi yöntemi olmakla beraber, ülkemizde de bir çok sosyal güvenlik sistemi tarafından ödenmekte ve hastaya ek bir maliyet getirmemektedir.

3- FİZİK TEDAVİ

Fizik tedavinin amacı agrıyı azaltmak ve egzersiz öncesi doku esnekligini arttırmaktır.

Kullanılan fizik tedavi ajanları:
a) Elektrik akımları
b) Sıcak- soguk uygulamaları
c) Masaj
d) Hidroterapi (su ile yapılan tedaviler)
Hastalıgın dönemine göre tedavi seçimi yapılır. Alternatif tıp yöntemlerinden olan manipülasyonun (eklemlerin tedavi amacıyla çekilmesi, bükülmesi) AS’de kesinlikle yeri yoktur.

4- CİHAZ VE KORSELEME

AS’de fazla kullanılmaz. Postürün korunmasında dogal yöntemler daha iyidir. Çok nadiren sırttaki bir zorlanmadan sonrabelirli bir süre kullanılması önerilir.

5- KAPLICA TEDAVİSİ

Eklemlerdeki agrı ve tutuklugu azaltır. Su hareket etmeyi kolaylastırdıgı gibi tüm vücudu içine aldıgından kisiyi psikolojik olarak da rahatlatır.

6- CERRAHİ TEDAVİ

Tedavide yeri azdır. Kalça ekleminde ileri derecede etkilenme varsa yapılmaktadır. Hastaların %6’sında kalça ekleminin degistirilmesine gereksinim duyulur. Bu agrıyı azaltır ve fonksiyonu arttırır. Ekleme yapay olarak protez yerlestirilir. Bazı hastalarda eger omurga çok öne egilmis pozisyonda donmussa cerrahi gerekli olabilir, çünkü bu hastalar önlerini göremedikleri için caddede karsıdan karsıya geçmekte zorluk çekerler.

ANKILOZAN SPONDILIT ILE BIRLIKTE DAHA IYI YASAM IÇIN KORUYUCU ÖNERILER

1. Düzgün postür yatarken, otururken, ayaktayken, çalısırken ve araba kullanırken mutlaka korunmalıdır.
2. Ideal yatak ne çok sert ne de çok yumusak olmamalı, egilip bükülmemelidir. Eger yatagınız çok yumusak ise yatagınızın altına düzgün bir tahta konulmalıdır. Yüzüstü yastıksız ya da baŞ altına çok ince bir yastık koyarak yatmalısınız. Bacaklarınız mümkün oldugunca düz olmalıdır. Sırtüstü yastıksız yatmalı; bas, omuz, kalça ve bacaklar yatakla tamamen temasta olmalıdır.
3. Yüzüstü yatma alıskanlık haline getirilmelidir (Sekil 5). Ilk denemelerde 5 dakikadan fazla tolere edemeyebilirsiniz, bu durumda gögüs altına yastık koymak gerekebilir. Egzersiz yaptıkça kaslarınız gevser ve rahatlıkla uygular hale gelebilirsiniz. Sabahları kalkmadan ve aksam yatmadan önce 20 dakika yüzüstü yatma önerilmektedir.


Şekil-5: Sık sık yüzüstü yatmaya özen gösteriniz

4. Ideal sandalye, oturma yeri ve sırt destegi sert, tercihen basa kadar uzanan bir sandalyedir (Sekil 6-7)


Şekil-6: Doğru oturuş Şekil-7: Koltuğunuz çok yumuşak olmamalı

Kol desteklerinin olması omurga üzerindeki agrının azaltılmasına yardım eder. Sandalyenin oturma yeri yeterli uzunlukta olmalıdır; aksi halde sırtınızı arkaya dayayıp destek alamazsınız. Yüksekligi de kalça ve dizlerinizin belli bir açıda tutulmasına yardım etmelidir. Yumusak sandalye ve koltuktan kaçınılmalıdır.
5. Ayakta iken düzgün pozisyon sürdürülmelidir. Bunu duvara yaslanıp test edebilirsiniz. Eger düzgün duruyorsanız basınızın arkası, omuzlarınız, sırtınız kalçanız ve topuklarınız duvara deger.
6. AS’li hastalar genellikle isten uzaklasmaya neden olacak büyük bir problemle karsılasmazlar. Is sırasında sırtın pozisyonuna özellikle dikkat edilmeli, öne egik pozisyonda oturulmamalıdır. Eger sandalyede oturuyorsanız, sandalye uygun olmalı ve aynı pozisyonda uzun süre oturmamalısınız. Agır ve yorucu bir is yapıyorsanız, arada bir süre mola vererek dinlenmelisiniz. Gün ortasında 20 dakika dinlenmeniz kendinizi daha iyi hissetmenizi saglayacaktır. Isiniz uygun degilse agrılarınızı arttırıyorsa,doktorunuz ve fizyoterapistiniz ile konusarak yardım isteyebilirsiniz.
7. Uzun süre araba kullanacaksanız, sık sık dinlenme molaları vermeniz gerekir. 5 dakika da olsa araba dısına çıkıp uzanmalısınız. Agrı ve tutukluk olması dikkatinizi de dagıtabilir. Özel bir boyun ve sırt destegi kullanmanız ve emniyet kemeri takmanız konfor ve emniyetinizi saglayacaktır. Boyun hareketleri ileri derecede kısıtlı olan hastalarda, araba kullanırken, ek bir ayna kullanmak gerekebilir.
8. Ayak topuklarındaki agrı, özellikle sert bir zeminde yüründügü zaman artabileceginden, bundan kaçınmalısınız. Topuk agrısında yumusak tabanlık faydalı olabilir.
9. AS, gebelik için bir engel degildir. Dogum için bir problem olusturursa, sezaryen tercih edilebilir. Gebelik süresince de öne dogru bir postür olusacagından, ayakta durmakla agrı artabilir. Hamilelik korsesi hastayı rahatlatabilir. Gebeligin ilk 12 haftası ile son 4 haftası ve süt verme süresince ilaç alınmamalıdır. Ilaç yoklugunu kompanse etmek için egzersiz yogunlugunu arttırabiliriz.
10. *** yasamı, eklemlerdeki agrı ve kalça hareketlerindeki kısıtlılıktan etkilenebilir. Ilaç kullanımı ile agrı azaltılabilir. Kalça hareketleri çok kısıtlı ise cerrahi girisim yapılabilir. Bu da yapılamıyorsa çesitli pozisyonlar denenerek en rahat pozisyon bulunur.

ANKILOZAN SPONDILIT ILE BIRLIKTE IYI YASAMAK IÇIN ALTIN KURALLAR


1. Hastalıgınız hakkında bilgi sahibi olun.
2. Genel olarak saglıgınızı iyilestirin.
3. Düzenli egzersiz yaparak hastalıgın olumsuz etkilerinden korunun.
4. Düzgün durusu her zaman devam ettirin.
5. Agrınız çok fazla ise doktorunuza basvurun. Agrı kontrolü için ilaç almaktan korkmayın. Düzenli egzersizlerin agrı kontrolünde de önemli rol oynadıgını unutmayın.
6. Sigara, genel saglıgınız için zararlıdır. Bu hastalıkta akcigerlerin solunumu olumsuz etkilendiginden sigara çok daha zararlıdır. Eger kullanıyorsanız, kısa zamanda bu alıskanlıgınızı bırakmalısınız.
7. Asırı kilodan kaçınınız. Et, balık, süt, sebze, meyve protein ve vitamin yönünden zengin oldugu için bol miktarda tüketin.
8. Uzun süre agrılı ve kısıtlı aktivite ile yasamak, saglıgınızı olumsuz etkileyebilir. Kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapötik destek, kendinizi daha iyi hissetmenizi saglar
9. Fiziksel uyumunuzu iyilestirin.
10. Düzenli olarak saglık kontrolünüzü yaptırın.

EGZERSIZ PROGRAMI

AS’li hastalarda düzenli egzersizin amaçlar›
1. Boyun, sırt ve bel kaslarını güçlendirmek.
2. Düzgün durusu sürdürmek, olusabilecek sekil bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek.
3. Derin solunum egzersizleri, akciger ve gögüs kafesi hareketlerinin korunmasına, kondüsyon egzersizleri kalp ve akcigerlerin dayanıklılıgını arttırarak genel durumun iyilesmesine yardım eder.
4. Fiziksel uyumu arttırarak agrıyı azaltmak ve psikososyal saglıgını düzeltmek.
5. Yasam kalitesini iyilestirmek.
Sabahları sıcak bir banyo ve egzersiz yapmak tutuklugu azaltır. Sabah tutuklugu çok rahatsız edici ise ilaçları gece almak önerilir. Bu egzersizler, doktorunuzun önerisiyle fizyoterapistiniztarafından size özel olarak verilmelidir.
Asagıda örnekleri verilen egzersizleri doktorunuzun önerisi dogrultusunda yapın. Egzersizlere az yogunlukta baslayın ve giderek arttırın.

EGZERSİZ PROGRAMLARI:















AS’li hastalarda düzenli egzersizin amaçları

1. Boyun, sırt ve bel kaslarını güçlendirmek.
2. Düzgün durusu sürdürmek, olusabilecek sekil bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek.
3. Derin solunum egzersizleri, akciger ve gögüs kafesi hareketlerinin korunmasına, kondüsyon egzersizleri kalp ve akcigerlerin dayanıklılıgını arttırarak genel durumun iyilesmesine yardım eder.
4. Fiziksel uyumu arttırarak agrıyı azaltmak ve psikososyal saglıgını düzeltmek.
5. Yasam kalitesini iyilestirmek. Sabahları sıcak bir banyo ve egzersiz yapmak tutuklugu azaltır. Sabah tutuklugu çok rahatsız edici ise ilaçları gece almak önerilir. Bu egzersizler, doktorunuzun önerisiyle fizyoterapistiniz tarafından size özel olarak verilmelidir. Asagıda örnekleri verilen egzersizleri doktorunuzun önerisi dogrultusunda yapın. Egzersizlere az yogunlukta baslayın ve giderek arttırın.
Egzersiz sırasında nefesinizi tutmayın, derin nefes alıp verin. Agrı ve yakınımlarda artma olursa doktorunuza haber verin. Hastalıgınıza baglı olarak gögüs kafesinizin esnekliginde azalma olabilir. Bunun sonucunda eskisi kadar rahat nefes almadıgınızı hissedebilirsiniz. Çünkü gögüs kafesiniz nefes alma esnasında akcigerlerinize yeterli havanın girmesini mümkün kılacak kadar yeterince esneyememektedir. Bu sorunu önlemek veya düzeltmek için solunum egzersizleri yapmanız gerekmektedir.
Bu egzersizleri iki farklı pozisyonda yapabilirsiniz.
1. Sırt üstü pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri Sırt üstü yatarken her iki diz bükülür ve sadece bu egzersiz için bas ve üst sırt bölgesi yüksek bir yastıkla yataktan kaldırılır. Solunum egzersizleri sırasında uymanız gereken kurallar vardır. Her zaman burnunuzdan nefes almalı ve havayı agızdan vermelisiniz. Nefes alma ve verme esnasında gögüs kafesinizin belirli bölgeleri üzerinde belirli bir düzende basınç uygulamalısınız. Bu bölgelerden biri gögüs kafesinizin alt yan taraflarıdır. Digeri ise gögüs kafesinizin üst bölgesinde köprücük kemiklerinin hemen altında kalan kısımlardır. Alt ve üst bölgeler ayrı ayrı ve sırayla çalıstırılmalıdır. Önce alt bölgeden baslayın. Ellerinizi gögüs kafesinin aynı tarafındaki alt yan kısımlarına yerlestirin ve akcigerlerinizdeki tüm havayı agız yoluyla bosaltın. Daha sonra ellerinizle bu bölge üzerine basınç uygulayın ve sadece gögüs kafesinize (karnınıza degil) derin bir nefes alarak ellerinizin altındaki bölgeyi yanlara dogru genisletmeye çalısın. Nefes alırken ellerinizin altındaki basıncı gittikçe azaltın ve en son noktada bir kaç saniye havayı tuttuktan sonra agız yoluyla bosaltın. Havayı bosaltırken basınç uygulamayın. Baslangıç pozisyonuna döndükten sonra aynı islemleri tekrarlayın. Aynı islemleri gögüs kafesinin üst tarafı için de uygulayın. Bu defa avuç içinizi gögüs kafesinizin ön-üst bölgesine ve köprücük kemiklerinin hemen altındaki kısma yerlestirin. Alt bölgede uyguladıgınız nefes alıp verme ve basınç uygulama kurallarını burada da uygulayın.

2. Oturma pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri Bu egzersiz, ayaklar yere degecek sekilde yatak kenarında dik otururken yapılır. Bu egzersizi yapmak için uzun bir kemer ve kendi ekseni etrafında döndürülerek rulo haline getirilmis bir çarsaf gerekir. Kemer önce koltuk altlarından geçirilir ve her iki elle karsı taraftaki uçlar tutulur. Önce derin bir nefes vererek akcigerlerdeki havayı bosaltın ve kemerin uçlarından çekerek üst bölgeyi sıkıstırın. Daha sonra burundan derin bir nefes alarak uyguladıgınız gerilime karsı gögüs kafesinizi genisletmeye çalısın. Nefes alırken gerilimi gittikçe azaltın. Bu gerilimi azaltarak en son noktaya dek devam ettirin. Son hissettiginiz noktada gerilimi birkaç saniye daha devam ettirin. Ve kemerin uçlarını gevseterek agız yoluyla havayı bosaltın.Bu egzersizi aynı seviyede 20 defa tekrarladıktan sonra gögüs bölgesinin alt kısmında da tekrarlayın. Bu sefer kemeri gögsünüzün alt kısmına bitim hizasının biraz yukarısına yerlestirerek aynı islemi 20 defa tekrarlayın. Sırtüstü veya oturarak yapılan solunum egzersizlerinden birini uygulamanız yeterlidir.

SPOR AKTIVITELERI

1. Yüzme sizin için en iyi spordur.Omurga, omuz, kalça eklemleri ve göğüs kafesinin hareketlilirini arttırır.

YÜZME SİZİN EN İYİ SPORDUR

Basketbol, voleybol, zıplama ve uzanma hareketlerini içeren ve önerilen sporlardandır.

2. Bisiklete binme, bacaktaki eklemlerin hareketlili¤ini korumak ve kaslar› güçlendirmek için yararlı bir egzersizdir. Ancak bu esnada düzgün postürü korumak önemlidir.

3. Temas sporları sizin için uygun değildir, eklemler zarar görebilir, kolay kırık oluşabilir.

UNUTMAY I N I Z !

Doktorunuz size ağrıyı hafifletmede yard›m edebilir. Düzgün postürü sürdürmek ve hastalığın sakatlığından korunmak büyük ölçüde size bağlıdır.Ankilozan spondilit ile sağlıklı bir yaşamlar dileği ile...

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ
Geçmişten geleceğe....
Tıp eğitimine 1470 yılında başlayan İstanbul Tıp Fakültesi ülkemizin ve tüm dünyanin en köklü yüksek öğretim kuruluflları arasında yer almaktadır. Fakülte, geçen yüzyıllar boyunca bir yandan Türk Milleti’ne hekimler yetişltirerek sağlık hizmeti üretmiş, öte yandan bilimsel araştırmalarda ülkemizin en önde gelen kurumlarından biri olmuştur.Cumhuriyet döneminde, her koşulda Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz bir savunucusu olan İstanbul Tıp Fakültesi, siyasal ve sosyal yönlerden de ülkeyi etkileyen çalışmaların içinde yer almıştır.
Fakülte, halen 112.000 m2 kampüs alanı içerisindeki 25 ayrı yapıda yaklaşık 2500 öğrenciye eğitim vermekte ve ülke sağlık ordusuna her yıl ortalama 450 hekim kazandırmaktadır. Söz konusu hekimlerin yetişmesinde rol alan yaklaşık 500 öğretim üyesi ve yardımcıları aynı zamanda 3000 yatak kapasiteli hastanede yılda 35.000 yatan hastaya ve 500.000 poliklinik hastasına da hizmet vermektedir. Bu özellikleri ile dev bir sağlık kuruluşu olan İstanbul Tıp Fakültesi 1997 yılından bu yana gerçekleştirdiği “Hasta Okulu” programı ile de kamuya yönelik önemli bir sağlık hizmetini yerine getirmenin gururunu yaşamaktadır.

İstanbul Tıp Fakültesi “eğitimde, bilimde, hizmette” İstanbul Tıp Fakültesi Hasta Okulu Yayınları: XVII Ankilozan Spondilitli Hastalar

Hazırlayanlar:

Prof. Dr. Emel Özcan
Doç. Dr. Ayse Karan
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com


En son rsevinc tarafından Pts Oca 21, 2008 6:07 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
cengiz
Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 311
Konum: Ankara Hast:Crohn

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 4:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bildiğim kadarıyla ankilozan spondilit Crohn Hastalığıyla birlikte de görülebiliyor. Ben de yıllardır eklem rahatsızlıkları çekiyorum, sakroiliak (kalça) denilen bölgede en fazla yaşıyorum. Bu rahatsızlığın azaltılması için eklem hareketleri önemli, düzenli egzersiz yapmak gerekiyor, en azından uzun süre oturmak ya da uzun süre sabit durmak iyi gelmiyor.

En iyi egzersizlerden birinin de yüzme olduğu söyleniyor, ancak Ankara'da yüzme imkanları kısıtlı malesef, ayrıca, beraber yüzmeye gidecek arkadaş da bulamıyorum. Ayrıca, havuzların kirliliğinden de korkuyorum.. Sadece koşu bandında yürüyüş yapıyorum, o da haftada bir kez, bazen onu da yapamıyorum..

Bu rahatsızlığa "Glucosamine & Chondroitin" adlı maddenin de iyi geldiği söyleniyor, ben de satın aldım ve bir müddet kullandım ama fazla devam edemedim. İyi gelip gelmediğini de o nedenle test edemedim.. Belki fırsatım olursa kullanmayı düşünüyorum. :)
_________________
1999'dan beri Crohn
2x2 salazophyrin, Imuran (50 mg./gün), 1x1 gr. balık yağı
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 6:14 pm    Mesaj konusu: ANKİLOZAN SPONDİLİTTE YENİ TEDAVİ YAKLAŞIMLARI Alıntıyla Cevap Gönder

Ankilozan Spondilitte Yeni Tedavi Yaklaşımları

Yard. Doç. Dr. Mehmet Tuncay Duruöz,
Romatolog & FTR Uzmanı
duruoz@hotmail.com


Ankilozan spondilit (AS) omurganın kronik enflamatuar hastalığı olup periferik eklem ve eklem dışı yapıları da etkileyebilir. Spondiloartritlerin (SpA) en sık görülen ve en şiddetli seyreden alt grubu olan AS’nin prevelansı çeşitli toplumlarda % 0.1-1.1 arasında değişmektedir (1). AS’de yaşam kalitesini en olumsuz etkileyen semptomlar katılık (% 90.2), ağrı (% 83.1), yorgunluk (% 62.4), uyku bozukluğu (% 54.1), görünüş bozukluğu (% 50.6), gelecek kaygısı (% 50.3) ve ilaç yan etkileridir (% 41) (2). AS’nin erken yaşta başlaması hastanın hastalığı daha iyi tanımasına ve kendini daha iyi eğitmesine neden olduğu için hastaların günlük aktivitelere adaptasyonları romatoid artrit gibi diğer bazı sistemik romatizmal hastalıklardan daha iyidir. AS’nin sosyo ekonomik etkisi günden güne daha önemli hale geldiği için hastalar ve hekimler tedavide daha etkili ilaç arayışlarına girmektedirler. Son araştırmalar AS’de ilaç tedavisinin yanı sıra yoğun fizik tedavinin de çok etkili olduğunu göstermektedir (3).
Non Steroid Anti İnflamatuar İlaçlar (NSAİİ):
NSAİİ ankilozan spondilitte en yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Hastaların % 80’i NSAİİ’leri etkili bulmalarına rağmen % 50’si bu etkiyi hem COX-2 spesifikler hem de nonselektifler için yetersiz bulmakta ve % 60 hastada hafif veya ağır çeşitli yan etkiler görülmektedir (4, 5). Enflamatuar bel ağrısı NSAİİ' lerle belirgin olarak iyileşmekte bu da tanıya gitmede önemli bir kriter olmaktadır. Klinik tablo NSAİİ ye cevap vermiyorsa prognozun kötü olduğu düşünülebilir (6). AS’de fenilbutazon en etkili NSAİİ olarak bilinmesine rağmen ileri düzeyde yan etkisi olması birçok ülkede satışının yasaklanmasına neden olmuştur. NSAİİ’ler genel olarak her hastada benzer etkiyi göstermelerine rağmen, kişiye göre az da olsa farklılıklar gözlenebilir. Bütün NSAİİ’ler AS tedavisinde yeterli dozlarda etkilidir. En sık kullanılanlar ise endometazin, naproksen ve diklofenak gruplarıdır. Şiddetli klinik tablolarda yüksek doz NSAİİ kullanmak gerekir. NSAİİ ler omurga enflamasyonuna ve semptomlara etkili olmasına rağmen, radyografik bulguların ve fonksiyonun düzelmesinde etkili olduğu gösterilememiştir. Ağrının ve katılığın NSAİİ lerle azalmasıyla hastaların egzersizleri düzenli olarak yapabilmesi fonksiyonel iyileşmeye sebep olmaktadır.
Hastalığı Modifiye Edici Anti Romatizmal İlaçlar (DMARD):
AS de romatoid artritte olduğu gibi belirli bir DMARD yoktur. Bununla ilgili olarak en fazla sulfasalazin üzerinde araştırma yapılmıştır. Plasebo kontrollü çalışmalarda sulfasalazinin periferik artritlerde etkili olduğu belirlenmesine rağmen aksiyel tutulumlarda belirgin yararlılığı gösterilememiştir (7). Sulfasalazinin erken dönemde aksiyal tutulumlara da etkili olduğu (8) ve AS ile ilişkili uveitleri engellediği (9) bazı araştırmalarda bahsedilmektedir.
Metotreksatın aksiyal ve periferik tutulumlar üzerinde belirgin etkisi olduğu (10) birkaç araştırma dışında gösterilememiştir (11). Periferik etkisi aksiyal etkisinden daha iyidir. Plasebo kontrollü bir çalışmada 6 ay süreyle 10 mg/hafta metotreksat uygulanmış ve sonuçta hastalık aktivitesinde (BASDAI) ve omurga metrolojik değerlendirilmesinde anlamlı farklılık bulunamamıştır. Diğer DMARD’larla AS tedavisiyle ilgili yeteri kadar çalışma mevcut değildir.
Kortikosteroidler:
AS’de sistemik kortikosteroidin etkisiyle ilgili kontrollü bir çalışma yoktur. Kontrol grubu olmayan çalışmalarda sistemik glukokortikoidlerin sınırlı etkisi olduğu belirtilmektedir (12). Periferik eklem tutulumu, anterior uveit, enflamatuar barsak hastalığı ve yüksek CRP seviyesi olan AS’lilerde glukokortikoidler daha etkili olmuşlardır (13). Lokal enjeksiyonlarının periferik eklemlerde, kalça eklemlerinde ve sakroiliak eklemlerde kısa süreli etkili olduğu belirlenmiştir. (14).
Fizik Tedavi:
AS’de aksiyal ve periferik eklemlerde eklem hareket açıklığının azalması ve dorsal omurganın ilerleyici kifozu hastalığa özgü bir morbiditedir. Bu hareket kısıtlılığı ağrı, ankiloz ve kas spasmının sonucudur. Düzenli egzersizler ve spor (özellikle yüzme) hastanın postürünü ve fonksiyonunu koruması bakımından çok önemlidir. Postur, eklem hareket açıklığı ve kas güçlendirmeye yönelik fizik tedavi ve hidroterapi AS’de yararlıdır. Kas spasmı olan hastalarda aneljezik ve kas gevşetici ilaçlar hastanın egzersizlerini daha rahat yapmalarını sağlar. AS’de diğer elektroterapi ajanlarıyla yapılmış çift kör kontrollü çalışmalar yoktur.
Trisklik Antidepresanlar:
AS’nin uyku düzensizliği ve yorgunlukla ilgili olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir (15). Hastaların % 65’inde yorgunluk major semptom olarak kabul edilirken, % 41’inde buna uyku bozukluğu da eşlik eder. Düşük doz amitriptilin 2 haftada uykuyu iyileştirdiği ve hastalık aktivitesini azalttığı gösterilmiştir (16). Uzun süreli etkileri değerlendirilmemiştir.
Radyasyon ve İmmunosupresif Tedavi:
Geçmişte radyasyon tedavisi AS’li hastaların spinal ağrılarını iyileştirmede başarıyla kullanılmış olmasına rağmen, malignite riski nedeniyle uygulama alanı bulamamıştır (17). Intravenöz kumulatif 10MBq dozunda radyum klorid Ra 224 uygulanması şiddetli AS tedavisinde yararlı olduğu belirlenmiştir (18).
Pamidronat:
Bifosfonat grubundan olan pamidronat intravenöz uygulanır ve kemik rezorpsiyonunu inhibe eder. Bifosfonatların, kemik metabolizmasına, enflamasyona ve immun regulasyona etkili olduğunun, osteoklast fonksiyonunu ve sitokin üretimini inhibe ettiğinin çeşitli çalışmalarda bahsedilmesi pamidronatların AS’de kullanılmasını akla getirmiştir. Aylık 60 mg pamidronat infüzyonu hastalık aktivitesini azalttığı (%63.4), fonksiyonel, global ve metroloji indekslerinde iyileşme olduğu ama periferik tutulumlara etkili olmadığı çalışmalarda gösterilmiştir (19). En yaygın yan etkisi (%68.3) ilk infüzyondan sonra görülen artralji ve myaljidir. Bazı hastalarda bir hafta süren geçici lenfopeni görülmüştür.
Talidomid:
Glutamik asit derivesi olan talidomidin antienflamatuar ve immünomodülator etkisi vardır. In vitro ortamda talidomidin TNF- üretimini % 40 oranında azalttığı, in vivo ortamda ise plazma TNF- düzeyini düşürdüğü belirlenmiştir (20). Yapılan araştırmalarda talidomidin (200 mg/gün) aksiyal ve periferik sinoviti, ESH, CRP, BASDAI ve BASFI’yi düşürdüğü belirlenmiş, 12 aylık takipte ise hastaların 4/7 sinde % 80 iyileşme görülmüştür. Talidomid tedavisinde maksimum etki 6-12ay sonra görülmekte ilaç kesildikten 3 ay sonra da klinik alevlenme olmaktadır (21).
Biolojik Ajanlar:
Konvansiyonel ilaçların AS’lilerin çoğunda semptomları kontrol etmede yetersiz kalmaları, aksiyal hastalığın ilerlemesini engelleyememeleri yeni tedavilere gereksinim duyulmasına sebep olmuştur. Fizyopatolojik olarak TNF-’nın AS’deki enflamasyonda rol oynadığı bilinmektedir. Aktif AS’lilerin sakroiliak ve periferik eklemlerinden alınan sinovyal biopsilerde artmış TNF- proteini bulunmuştur (22).
Günümüzde AS tedavisinde lisans almış 2 TNF- blokeri vardır. Bunlardan birincisi şimerik monoklonal IgG1 antikoru olan infliximab (Remicade), ikincisi ise çözünür TNF- reseptör p75 IgG1 Fc füzyon proteini olan etanercept’dir (Enbrel). Her ikiside plazmada çözünür TNF- yı bloke etmektedirler, enbrel ayrıca TNF-β yı da inhibe etmektedir. Infliximab aynı zamanda hücre zarında TNF- nın bağlandığı yere bağlanmaktadır.
Anti TNF- tedavisinin çeşitli yan etkileri rapor edilmiştir. Bunlar infeksiyonlar (ör: sepsis, tüberküloz), malignite (lemfoma), hematolojik bozukluklar (anemi, pansitopeni), demiyelinizan bozukluklar, nöropati, konjestif kalp yetmezliğinin kötüleşmesi, otoantikor ve otoimmunite oluşması, infüzyon hipersensitivite reaksiyonlarıdır.
Uluslar arası AS çalışma grubu ASAS’ın anti TNF- tedavisinin uygulanmasında bazı kriterler belirlemiştir. Bunlar BASDAI  40 (0-100), doktorun bu tedavinin yapılması gerektiğine, hastanın buna ihtiyacı olduğuna ve bundan yarar göreceğine inanması, uygulanmış standart tedavinin başarısız olması ve bu tedavi için kontrendikasyon bulunmamasıdır (23).
Infliximab (Remicade):
AS’de 5 mg/kg IV uygulanan infliximab, başlangıçta 0, 2 ve 6. haftalarda daha sonra her 6-8 haftada bir uygulanmaktadır. Çalışmalarda infliximabın semptomları kısa sürede genellikle ilk 24 saatte belirgin düzeyde azalttığı belirtilmiştir. Spinal ağrı, yorgunluk, sabah tutukluğu, BASDAI, fiziksel fonksiyonlar, periferik artritler ve uveit anlamlı olarak iyileşmektedir. Hastaların %90 ında BASDAI kısa sürede >%50 iyileşmekte, 4 hafta sonra bu oran %70 e çıkmakta ve SF 36 ile değerlendirilen yaşam kalitesinde belirgin iyileşme görülmektedir (24). Bir çalışmada 6 aylık infliximab tedavisinin kemik mineral yoğunluğunu lomber vertebralarda 3.3±5.5%, femur boynunda 1.9±3.1% artırdığı bulunmuştur (25). Infliximabın 3 mg/kg uygulanması bazı hastalarda yeterli olmaktadır (26). Infliximabın kemik ödemini ve dolayısıyla kemikteki anormallikleri azalttığı manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemiyle belirlenmiştir (27). Infliximabın en önemli yan etkisi tüberkülozdur. Bunun yanı sıra enjeksiyon yerinde deri duyarlılığı, akciğerin alerjik granülomatozisi, lökopeni gibi çeşitli yan etkiler literatürde belirtilmiştir. Uzun dönem yan etkileriyle ilgili veriler henüz yoktur. PPD testinde > 15 mm pozitif kabul edersek, Türkiye’de 18 yaş üzeri kişilerin %55 inde PPD pozitiftir ve yüksek oranda tüberküloz infeksiyonu olma riski vardır (28). Anti TNF α tedavisi aktif tüberkülozda kontrendikedir. Tüberküloz geçirmiş olanlarda, son bir yıldır aynı evde aktif akciğer tüberkülozu olan birisiyle yaşayan kişilerde ve anti TNF α tedavisinin yanı sıra en az 15 mg/gün prednisolone kulanması gerekenlerde, radyografide şüpheli akciğer lezyonu olanlarda, PPD testi >10 mm olanlarda tüberküloz profilaksisi gereklidir. Tüberküloz profilaksisi için anti TNF α tedavisi uygulanmadan 3 hafta önce isoniazid (INH) günde 5 mg/kg (maksimum 300 mg/gün) başlanmalı ve 9 ay devam edilmelidir. Pyridoxine (10 mg/gün) nörotksisite profliksisi için ayrıca ilave edilebilir. Isoniazid toksisitesi görülürse rifampisin veya pyrazinamid verilebilir. Isoniazidin bulantı, kusma, sarılık gibi yan etkileri olabilir. Transaminazlar normal değerin 3 katından fazla yükselmişse isoniazid enzim düzeyi normale inene kadar kesilir sonra tekrar başlanabilir (28).
Anti TNF  tedavisinin BASDAI-50 klinik cevaba prediktör faktörlerin araştırıldığı plasebo kontrollü randomize çalışmada 69 hastaya infliximab ve 30 hastaya etanercept uygulanmış ve 12 hafta sonra major klinik cevap BASDAI-50 kabul edilerek değerlendirilmiştir. Kısa hastalık süresi, genç yaş ve düşük BASFI düzeyi prediktör parametre olark bulunmuştur. Yüksek CRP ve yüksek BASDAI de prediktör olarak değerli sayılmıştır (29).
Etanercept (Enbrel): AS tedavisinde etkili olduğu çeşitli çift kör randomize çalışmalarda gösterilmiştir. Etanercept haftada 2 defa 25 mg cilt altına enjekte edilir. 40 hastalık bir klinik çalışmada 4 aylık etanercept kullanımı sonucu sabah katılığı, gece ağrısı, fonksiyon (BASFI), hastanın genel değerlendirmesi ve şiş eklem sayısında %20 den fazla iyileşme belirlenmiş, şiş eklem sayısı dışındaki parametrelerdeki iyileşme plasebo grubuna göre anlamlı farklı bulunmuştur (30). Omurga hareketleri, göğüs ekspansiyonu, entezit sayısı, ESH ve CRP gibi klinik ve laboratuar parametrelerde de iyileşme görülmüştür. Altı ay süren 30 hastalık diğer bir plasebo kontrollü çalışmada BASDAI etanercept grubunda % 57, plasebo grubunda % 6 azalmıştır. BASFI, BASMI, ağrı ve yaşam kalitesinde de (SF36) belirgin iyileşme olmuştur (31). 10 hastalık kontrol grubu olmayan 6 aylık bir MRG çalışmasında etanerceptin kemik lezyonlarını % 86 iyileştirdiği görülmüş ve radyografide yeni kemik oluşumları belirlenmemiştir (32). Etanerceptin en yaygın yan etkisi enjeksiyon yerinde hipersensitivite görülmesi ve çeşitli enfeksiyonlardır (Ör: üst solunum yolu).
Sonuç olarak AS tedavisinde anti TNF- tedavisi yeni bir ümit olarak karşımıza çıkmış etkili bir yöntemdir. NSAİİ lerin ve fizik tedavinin temel tedavideki önemleri geçerliliğini korumaktadır. İleride genetik tedavinin uygulanabilmesi için gelişmiş ülkelerde birçok çalışma devam etmekte ve AS ye sebep olan gen araştırılmaktadır.

KAYNAKLAR

1. Braun J, Bollow M, Remlinger G et al. Prevalence of spondyloarthropathies in HLA B27-positive and –negative blood donors. Arthritis Rheum 1998,41:58-67.
2. Ward MM. Health-related quality of life in ankylosing spondylitis: a survey of 175 patients. Arthritis Care Res 1999, 12:247-55.
3. van Tubergen A, Landewe R, van der Heijde D et al. Combined spa-exercise therapy is effective in patients with ankylosing spondylitis: a randomized controlled trial. Arthritis Rheum 2001, 45:430-8.
4. Leirisalo-Repo M. Prognosis, course of disease, and treatment of the spondyloarthropathies. Rheum Dis Clin North Am 1998,24:737-51.
5. Dougados M, Behier JM, Jolchine I et al. Efficacy of celecoxib, a cyclooxygenase 2-specific inhibitor, in treatment of akylosing spondylitis. Arthritis Rheum 2001,44:180-185.
6. Amor B, Dougados M, Khan MA. Managment of refractory ankylosing spondylitis and related spondyloarthropathies Rheum Dis Clin North Am 1995,21:117-128.
7. Clegg DO, Reda DJ, Abdellatif M. Comparison of sulfasalazine and placebo for the treatment of axial and peripheral articular manifestations of the seronegative spondylarthropathies: a Department of Veterans Affairs cooperative study. Arthritis Rheum 1999, 42;2325-9.
8. Nissila M, Lehtinen K, Lerisalo-Repo M et al. Sulfasalazine in the treatment of ankylosing spondylitis. A twenty-six-week, placebo controlled clinical trial. Arthritis Rheum 1988;31:1111-6.
9. Benitez-Del_Castillo JM, Garcia-Sanchez J, Iradier T, Banares A. Sulfasalazine in the prevention of anterior uveitis associated with ankylosing spondylitis. Eye 2000;14:340-3.
10. Creemers MC, Franssen MJ, van de Putte LB et al. Methotrexate in severe ankylosing spondylitis: an open study. J rheumatol 1995;22:1104-7.
11. Ward MM, Kuzis S. Treatment used by patients with ankylosing spondylitis: comparison with treatment preferences by rheumatologists. J Clin Rheumatol 1999;5:1-8.
12. Peters ND, Ejstrup L. Intravenous methylprednisolone pulse therapy in ankylosing spondylitis. Scand J Rheumatol 1992;21:134-8.
13. Mercado U. The use of methylprednisolone pulse therapy in a severe case of HLA-B27 negative ankylosing spondylitis. J Rheumatol 1994;21:1582-3.
14. Maugars Y, Mathis C, Berthelot JM et al. Assessment of the efficacy of sacroiliac corticosteroid injections in spondylarthropathies: a double-blind study. Br J Rheumatol 1996;35:767-70.
15. Jones SD, Koh WH, Steiner A et al. Fatigue in ankylosing spondylitis: its prevalence and relationship to disease activity, sleep, and other factors. J Rheumatol 1996;23:487-90.
16. Koh WH, Pande I, Samuels A et al. Low dose amitriptyline in ankylosing spondylitis: a short term, double-blind, placebo controlled study. J Rheumatol 1997;24:2158-61.
17. Weiss HA, Dardy SC, Fearn T, Doll R. Cancer mortality following X-ray treatment of ankylosing spondylitis. Int J Cancer 1994;59:327-38.
18. Braun J, Sieper J. Therapy of ankylosing spondylitis and other spondloarthritides: established medical treatment, anti-TNF- therapy and other novel approaches. Arthritis Res 2002;4:307-21.
19. Maksymowych WP, Lambert R, Jhangri GS et al. A six-month randomized, controlled, double-blind, dose-response comparison of intravenous pamidronate (60 mg versus 10 mg) in the treatment of nonsteroidal antiinflammatory drug-refractory ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum 2002;46:766-73.
20. Calabrese L, Fleischer AB. Thalidomide: current and potential clinical applications. Am J Med 2000;108:487-95.
21. Huang F, Gu J, Zhao W et al. One-year open-label trial of thalidomide in ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum 2002;47:249-54.
22. Braun J, Bollow M, Neure L et al. Use of immunohistologic and in situ hybridization techniques in the examination of sacroiliac joint biopsy specimens from patients with ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum 1995; 38:499-505.
23. Braun J, Pham T, Sieper J et al. International ASAS consensus statement for the use of anti-tumor necrosis factor agents in patients with ankylosing spondylitis. Ann Rheum Dis 2003;62:817-24.
24. Brandt J, Haibel H, Cornely D et al. Successful treatment of active ankylosing spondylitis with the anti-tumor necrosis factor alpha monoclonal anti-body infliximab. Arthritis Rheum 2000;43:1346-52.
25. Allali F, Roux C, Kolta S et al. Infliximab in the treatment of spondylarthropathy, bone mineral density effect (abstract) . Arthritis Rheum 2001;44:S89.
26. Brandt J, Haibel H, Reddig J et al. Succesful treatment of severe undifferentiated spondylarthropathy with the anti-tumar necrosis factor α monoclonal antibody infliximab. J Rheumatol 2002;29:118-22.
27. Baeten D, Kruithof E, Van den Bosch F et al. Immunomodulatory effects of anti tumor necrosis factor alpha therapy on synovium in spondylarthropathy: histologic findings in eight patients from an open-label pilot study. Arthritis rheum 2001;44:186-95.
28. Akkoç N, Direskeneli H, Ertenli İ et al. Evaluation of patients for tuberculosis prior to treatment with anti-tumor necrosis factor- α biological agents. Marmara Medical Journal 2002;15:273-6.
29. Rudwaleit M, Listing J, Brandt J et al. Prediction of a major clinical response (BASDAI 50) to tumour necrosis factor alpha blockers in ankylosing spondylitis. Ann Rheum Dis. 2004;63:665-70.
30. Gorman JD, Sack KE, Davis JC Jr. Treatment of ankylosing spondylitis by inhibition of tumor necrosis factor alpha. N Engl J Med 2002;346:1349-56.
31. Brandt J, Khariouzov A, Listing J et al. Six-month results of a double-blind, placebo-controlled trial of etanercept treatment in patients with active ankylosing spondylitis. Arthritis Rheum. 2003;48:1667-75.
32. Marzo-Ortega H, McGonagle D, O’Connor P, Emery P. Efficacy of etanercept in the treatment of the enthesal pathology in resistant spondylarthropathy: a clinical and magnetic resonance imaging study. Arthritis Rheum 2001;44:2112-7.
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 6:22 pm    Mesaj konusu: ANKİLOZAN SPONDİLİT Alıntıyla Cevap Gönder

Ankilozan Spondilit (AS) nedir ?

AS ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Temelde omurgayı etkilemekle beraber, diğer eklemleri, kiriş ve bağları da etkileyebilir. Bazen göz, akciğer, barsak ve kalp tutuluşu da görülebilir.

Omurga

Omurga, 24 omur ve bunlar arasındaki 110 eklemden oluşur. Omurgada 3 bölüm vardır : 7 boyun omuru, 12 sırt omuru ve 5 bel omuru. Boyun bölgesi çok hareketlidir. Sırt bölgesinde her bir omur, iki yandan kaburgalarla birleşir. Bel bölgesinin alt kısmında yer alan sakrum kemiği, leğen kemiği içinde yuvalanmıştır. Sakrum ve pelvis kemikleri arasında her iki yanda yeralan eklemler sakroiliak eklemler olarak adlandırılır. Işte bu eklemler AS’in ilk başladığı bölgedir.

AS’in nedeni nedir?

Tam olarak bilmiyoruz. Araştırmalar, AS hastalarının %96’sında benzer genetik hücre işaretleyicileri (HLA-B27)’nin bulunduğunu göstermiştir. Olasılıkla, normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar, HLA-B27 ile ilişkiye girmektedir. Bazı barsak ya da idrar yolları hastalıkları AS’in ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Bazen, belirtiler yatak istirahati (sözgelimi trafik kazasını izleyen istirahat) döneminden sonra da ortaya çıkabilir.

Reiter sendromu olarak bilinen hastalık da AS’e yol açabilir. Reiter sendromunda gözde yangısal tutuluş (irit, üveit, konjunktivit), dış idrar yolu yangısı (üretrit) ve büyük eklemlerde daha sık olmak üzere eklem tutuluşları görülür.

AS’de ne olmaktadır ?

AS’de ilk tutulan bölge sıklıkla leğen kemikleridir. Buna farklı zamanlarda bel, göğüs kafesi ve boyun bölgeleri tutuluşları eklenir. Bu bölgelerde, kiriş ve bağların kemiğe yapıştıkları yerde ortaya çıkan yangı temel bozukluktur. Bu yapışma yerlerinde aşınmalar meydana gelir. Yangı yatışırken, iyileşme sürecinde yeni kemik oluşumları ortaya çıkar. Kiriş ya da bağlardaki elastik dokuların yerine kemik dokusunun geçmesiyle, harekette azalma olur. Yangısal olayın tekrarlamaları sonucunda kemik oluşumları artar ve omurga kemikleri kaynaşarak bütün bir hal alırlar ve bu da hareketlerin kısıtlanmasıyla sonuçlanır. Hastalığın başlangıç dönemlerindeki hareket kısıtlılığının nedeni, ağrı ve kas kasılmalarıdır ve bu dönemde ilaç kullanımı ile düzelir. Ancak, ileri dönemdeki kemiklerdeki birleşmeden sonra ortaya çıkan hareket kısıtlılığı geriye dönmez. Bunun engellenebilmesi ya da yavaşlatılabilmesi için, egzersizlerin düzenli olarak yapılması şarttır.

AS ile spondiloz (kireçlenme) aynı şeyler midir?

Hayır. Bu ikisi birbirinden tamamen farklı hastalıklardır. Spondiloz, omurganın aşınmasıyla ilişkili bir hastalıktır ve sıklıkla yaşlı kişilerde görülür. AS ise, yeni kemik oluşumları ve kemiklerin kaynaşmasıyla birlikte giden, daha çok genç yaşlarda başlayan, yangısal bir hastalıktır.

AS yaygın bir hastalık mıdır ?

İngiltere’de 200 erkekte 1 ve 500 kadında 1 sıklığında görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 1000’de 1 olarak bildirilmektedir.

AS kimlerde görülür ?

Erkekler, kadınlar ve çocuklarda görülebilir. Erkeklerde, kadınlardan yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Tüm yaşlarda başlayabilir. Genellikle 20’li yaşlarda (ortalama olarak 24-26 yaşında) başlamaktadır. Ancak, belirtiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir. 40 yaşından sonra başlangıç nadirdir.

Erkek, kadın ve çocuklarda AS farklı mıdır ?

Evet. Aralarında bazı küçük farklılıklar vardır.

Erkekler : Leğen kemikleri ve omurga sıklıkla tutulur. Göğüs kafesi, kalça, omuz ve ayak eklemleri de tutulabilir.

Kadınlar : Genellikle kabul edilen görüş, AS’in kadınlarda çoğu kez erkeklerden daha hafif seyrettiğidir. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıyla, tanı konulması arasında geçen süre, kadınlarda (5 yıl) erkeklerdekinden (3 yıl) daha uzundur. Omurga tutuluşu genellikle erkeklerden daha az şiddetlidir. Leğen kemiği, kalça, el ve ayak bileği eklemleri daha sık tutulur. AS, doğurganlık yeteneği, gebelik ve doğumda herhangi bir sorun yaratmaz.

Çocuklar : 11 yaşının altındaki çocuklarda AS belirtileri görülmesi nadirdir. Tipik olarak diz, ayak ve ayak bileği, kalça eklemleri tutulur. Nadiren bel ağrısı olur. Gençlerde kalça tutuluşu şiddetli seyredebilir ve bu hastalarda yetişkin yaşlara varıldığında kalça protezi gerekebilir.

AS’in belirtileri nelerdir?

Tipik belirtileri şunlardır
:

Haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş artan bel ağrısı ve sertlik.
Gün içinde hareket etmekle ya da egzersizle azalan sabah sertliği ve ağrısı. Egzersizlerden sonra daha iyi, istirahatten sonra daha kötü hissedilmesi (mekanik karakterli bel ağrılarının tersine – sözgelimi bel fıtığı-).
3 aydan uzun süredir belirtilerin varlığı.
Özellikle erken dönemlerde, kilo kaybı.
Yorgunluk.
Ateş ve gece terlemesi.
Tipik belirtiler bunlar olmasına karşın, bazen farklı şekillerde başlangıç görülebilir. Belde belirgin bir ağrı olmaksızın, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici şekilde ağrı ile başlaması da sıktır. Bu ağrı bele, uyluğa yayılım gösterebilir. Bazen de yalnızca topuk ağrısı, göğüs ağrısı ile başlayabilir.

Sabahları daha kötü oluyorum

Bu beklenen bir şeydir. Hastalığın tipik özelliklerinden biri, gecenin geç ve sabahın erken saatlerinde ağrı ve sertliğin belirgin olması ve gün içinde hareket ya da egzersizlerle düzelmesidir. Benzer şekilde sinema ya da tiyatroda uzun süre oturduktan, ya da uzun süre araba kullandıktan sonra ağrı ve sertlikte artma olabilir.

AS öteki eklemleri etkiler mi ?

Evet. AS bazen, kalça, diz, ayak bilekleri ve omuzda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Topuklarda ağrı görülebilir. Az sayıda hasta çene eklemi de etkilenebilir.

AS öteki organları etkiler mi ?

Evet. Bazen göz, kalp, akciğerler ve böbrekleri etkileyebilir. Bunlar yaşamsal sorunlar yaratacak etkiler değildir ve daha kolay tedavi edilebilirler.

AS gözü nasıl etkiler ?

AS gözün bazı bölümlerinde yansısal olaya neden olabilir. Bu durumda genellikle ilk belirti, görmede hafif bulanıklaşmadır. Ama, kızarık bir gözle birlikte keskin bir acı da temel belirti olabilir. Kalıcı hasar oluşmaması için hemen tedavi edilmelidir. Bu durumda bir göz doktorundan yardım almak ve ona AS hastası olduğunuzu belirtmek yerinde olacaktır. Göz doktorunun vereceği göz damlaları yangıyı kısa sürede azaltacaktır. Yangı dirençli ise, bu damlaları uzun süre kullanmak gerekli olabilir.

AS kalbi nasıl etkiler ?

AS’de bazen kalp hafif derecede etkilenebilir. Hastaların çoğunda o kadar hafiftir ki, ortaya çıkarmak zordur. Kalp kapakları ve ileti sisteminde bozukluk ortaya çıkabilir. Ancak, bunlar genellikle hastalarda herhangi bir sorun yaratmaz.

AS akciğerleri nasıl etkiler ?

Göğüs kafesi eklemleri ve kaslarını etkileyerek, özellikle soluk alıp verme, öksürme, aksırma, esneme, ıkınma sırasında ağrıya neden olabilir. Akciğerlerin tamamen havalanmasında bozulmaya yolaçar. Bazan akciğerlerin iç yapısında da tutuluşa neden olabilir. Bu nedenlerle, AS’te solunum egzersizleri çok önem taşır.AS’in geç dönemlerinde göğüs duvarı tamemen hareketsiz hale gelebilir ve akciğerlere hava giriş çıkışı etkilenebilir. Bunun anlamı, solunumun durması demek değildir. soluk alıp verirken, diyafram kası sürekli çalışır ve karnınız hareket eder. Aşırı yemek ve kalın giyinmek solunum için gereken çabayı arttıracağından, bunlardan kaçınmanız sizi daha rahat ettirecektir. Sigara içmemek çok önemlidir. Sigara içilmesi solunumu zorlaştıracağı gibi, ciddi göğüs hastalıklarına da neden olabilir.

AS böbrekleri nasıl etkiler ?

Az sayıdaki, ileri AS’li bazı hastalarda böbreklerde amiloid adı verilen bir proteinin birikmesi sonucunda böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Steroid yapıda olmayan yangı giderici ilaçlar da uzun süreli kullanımda bazı böbrek sorunlarına yol açabilir.

Başka etkiler var mıdır ?

Kilo kaybı, hafif ateş, yorgunluk, kansızlık ve bazen depresyon görülebilir. İyi beslenmeli ve istirahat etmelisiniz. Kansızlık için gerekirse doktorunuz size uygun ilaçları verecektir.

AS’li hastalarda görülebilen önemli bir sorun da osteoporoz’dur. Osteoporoz, kemiklerin yoğunluğunun azalması ve daha gözenekli hale gelmesiyle karakterli bir hastalıktır. En önemli sonuçları ise, omurlar ve kalça başta olmak üzere kolay kemik kırıklarının ortaya çıkmasıdır. Tanı için bazı laboratuvar incelemeleri ve kemik yoğunluğu ölçümü gereklidir. Tedavide, hekiminizin uygun göreceği ilaçlar ve düzenli yapacağinız egzersizler yararlı olacaktır.

AS herkesi aynı şekilde mi etkiler ?

Hayır. AS çok değişken bir hastalıktır. Birbirinin aynı olan iki AS olgusu yoktur. Bazı hastaların neredeyse hiç yakınması yokken, bazılarının çok önemli derecede yakınmaları olabilir.

Buna karşın, açıkça bilinmelidir ki egzersiz yapan hastaların durumu, egzersiz yapmayanlardan çok daha iyidir.

Ameliyat olmam gerekecek mi ?

Büyük olasılıkla hayır. Bu hastalığın tedavisinde cerrahi girişimler pek az yer tutar. AS’li hastaların yaklaşık %6’sı kalça protezine gereksinim duyar. Bu protez sayesinde hastanın eski hareketliliğine kavuşması önemli ölçüde başarıyla sağlanır ve hasarlı eklemden kaynaklanan ağrı ortadan kalkar. Omurgalarında aşırı kamburluk ortaya çıkan pek az sayıdaki hastada, bu durumun düzeltilmesi için cerrahi girişim uygulanması gerekebilir.

Hangi ilaçları kullanmam gereklidir ?

AS tedavisinde temel amaç ağrının azaltılması, vücut pozisyonunun ve eklem hareketliliğinin korunmasıdır. Hastalar ağrı nedeniyle bazı hareketlerden kaçınırlar. Hastalığın doğası gereği, istirahat ağrıyı daha da arttırır ve ayrıca eklem hareketliliğinin azalmasına, vücut pozisyonunun bozulmasına yol açar. AS’li hastaların %80’inden fazlası ağrı, sertlik ve yangıyı azaltmak amacıyla steroid olmayan yangı giderici ilaçlar kullanırlar. Geceleri yatarken kullanılan ilaç, gecenin iyi geçmesini, sabah daha rahat kalkmasını ve sertliğin azalmasını sağlar. Gerekirse, gündüzleri ek bir doz da kullanılabilir. Ancak, bazı hastalarda bu ilaçların başta mide-barsak sistemi olmak üzere bazı yan etkileriyle karşılaşılabilir. Bu hastalarda ise, mide koruyucu ilaçlardan yararlanılır ya da sadece parasetamol gibi basit ağrı kesici ilaçlar önerilir. Bazı hastalarda, steroid olmayan yangı giderici ilaçlar yeterli olmaz. Bu hastalarda, sulfasalazin (Salazopyrin) ya da metotreksat gibi ilaçların tedaviye eklenmesi gerekebilir.

Unutmayınız ! İlaç tedavisinin temel amacı, ağrınızı azaltarak, hareketliliğinizin devamını ve böylece çalışmanızı, egzersizlerinizi daha rahat yapmanızı ve vücut pozisyonunuzu korumanızı sağlamaktır.

AS yaşamı tehdit eder mi ?

AS, hemen hemen hiçbir zaman yaşamı tehdit etmez.

Hastalık çocuklarımda ortaya çıkar mı?

Hasta olan baba ya da annenin HLA-B27 genini çocuklarına iletme olasılığı %50’dir. Ancak, bu geni taşıyan herkeste AS ortaya çıkmaz.

Siz hastaysanız, çocuğunuzda AS gelişme olasılığı %10; eğer çocuğunuzda HLA-B27 geni varsa %20’dir. Hasta dede ya da nineden toruna AS hastalığının geçme olasılığı ise %5’tir.

Eğer çocuğunuzda erken AS bulguları gelişirse, bu konuda uzman bir doktora danışmanız yerinde olacaktır.

AS ile birlikte olan başka hastalıklar var mıdır?

Psoriazis (sedef) adı verilen hastalık AS ile birlikte olabilir. Psoriaziste vücut derisi ve saçlı deride pullanmalar vardır. Psoriazis bazen farklı şekillerdeki eklem tutuluşlarına da yol açabilir. Klamidya adlı bir bakterinin yol açtığı ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir enfeksiyon hastalığı olan nonspesifik üretrit olarak bilinen hastalık bazen Reiter sendromuna yol açabilir. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı da AS ile ilişkilidir, ancak nedenleri bilinmemektedir. Bu iki hastalığın belirtileri kanlı ishal, ateş, kilo kaybı ve bazı hastalarda çevresel eklem tutuluşudur.

Kendimde AS olup olmadığından nasıl emin olabilirim ?

AS tanısı klinik bulgular eşliğinde, röntgen incelemelerinde karakteristik görünümlerin saptanmasıyla konur. Ancak, bazen başlangıçta röntgen bulguları henüz görülmeyebilir. Tanı koymada kan testleri pek yararlı değildir, ancak bu testler hastalığın aktivitesinin ve gidişini izlemede yararlıdır.

AS’in şifası var mıdır, tamamen iyileşir mi ?

Ne yazık ki hayır. Steroid olmayan yangı giderici ilaçlar ağrıyı azaltırlar, rahat bir uyku ve genel iyilik sağlarlar. Ancak, ilaç kullanmak tedavinin sadece bir bölümüdür. Uygun egzersizlerin yapılması AS tedavisinde çok önemli bir yer tutar. İlaçlar bu egzersizleri ağrısız olarak yapabilmenize yardımcı olur. Unutmayınız ! Tedavinin temeli egzersizlerdir.

Bu hastalık nasıl sonuçlanır, ne olurum ?

AS tüm hastalarda aynı gidişi izlemez. Hastadan hastaya farklılıklar gösterebilir. Genellikle, belirtiler yıllar boyunca gelir ve gider, çeşitli aralıklarla tekrarlar. Klasik olarak önce bel bölgesi sertleşir, sonra bu sertlik omurga boyunca yukarı doğru boyun bölgesine dek ilerler ve omurganız öne eğik bir şekilde hareketsiz kalır. Uygun tedavi edilmeyen bir hastada gelişecek klasik vücut pozisyonu, kalçalar ve dizlerde bükülme, omurgada (bel, sırt ve boyunda) hareketsizlik, sırtta kamburlaşma ve bombe bir karın şeklindedir. Bu kötü vücut pozisyonu, kötü görünüm yanısıra, günlük yaşamınızda birçok sorunla karşılaşmanıza neden olur. Eğer vücut pozisyonunuza özen gösterir, egzersizlerinizi düzenli olarak yapar ve önerilere uyarsanız ciddi sorunların önüne geçebilirsiniz.nORMAL BİR YAŞAM İÇİN

Eğer hastalığınızın gerekirdiği şeyleri iyi bir şekilde yaparsanız, günlük yaşantınızı normal bir şekilde sürdürebilirsiniz.

İş Hayatı


AS’li hastaların çoğunun iş hayatı normal insanlardan pek az farklıdır. Gerçekten, büyük çoğunluğu normal sürelerde çalışırlar. Bununla beraber, iş hayatınızda dikkat etmeniz gereken şeyler vardır.

İşteyken oturma ve ayakta durma sırasında omurganızın pozisyonuna özel dikkat göstermelisiniz. Masa başında çalışıyorsanız, doğru vücut pozisyonu için masa ve sandalyenizin yüksekliğini ayarlamalı, öne doğru eğik oturmamalısınız. Uzun süre oturmamalı ya da ayakta durmamalısınız. Eğer uzun süre aynı pozisyonda durmanız gerekirse, olabildiği kadar sıkça eklemlerinizi hareket ettirmeli ve esnetme hareketleri yapmalısınız. Yorucu işlerde çalışanların zaman zaman istirahat etmeleri yerinde olur. 20 dakika kadar sırtüstü ya da yüzükoyun yatmak, omurganın öne eğik pozisyonunu engellemek için çok yararlıdır. Hastalığınız ve işiniz birbirini kötü yönde etkileyen özellikler taşıyorsa, işiniz ya da çalışma koşullarınızda değişiklik yapmak gerekli olabilir.

Spor

AS’li olmanız fiziksel aktivitelerinizde önemli değişiklik yapmaz. Günde en az bir kez solunum egzersizlerini yapmak oldukça yararlıdır. Yüzme sizin için çok yararlı bir spordur. Yüzmenin tüm kaslarınız ve eklemleriniz üzerinde, yerçekimsiz yatay pozisyon nedeniyle, çok yararlı etkileri vardır. Solunum kapasitesini arttırıcı etkisi de çok önemlidir. Futbol, güreş, karate, voleybol, basketbol gibi sporlardan kaçınmanız daha doğrudur. Eklemlerinizi korumak için, tüm aktiviteleriniz sırasında kullanacağınız ayakkabıların tabanı, darbe emici özellikte olmalıdır.

Otomobil kullanmak

Uzun süre otomobil kullanmak ağrı ve sertlikte artmaya neden olabilir. Uzun yolculuklarda sık sık yürüyüş molalaro vermek çok önemlidir. Otomobil sürerken, uygun pozisyonunuzu korumak için belinize ve/veya kalçanızın altına küçük bir yastık yerleştirin. Koltuk başlığının da uygun pozisyonda olmasına özen gösterin. Eğer boyun hareketleriniz kısıtlıysa, ek aynalar kullanmanız görüş alanınızı arttırmak için yararlı olabilir.

Cinsel yaşam

AS normal koşullarda cinsel yaşamınızı bozmaz. Ancak yine de, kalça sorununuz varsa, omurga şekliniz önemli derecede bozulmuşsa ya da hastalığın alevli dönemindeyseniz, daha rahat ve doyurucu pozisyonlar bulmanız gerekebilir. Eğer yorgunluk sorun yaratıyorsa, aktivitelerinizi planlamanız ve düzenlemeniz gerekecektir. Bu sorunları eşinizle konuşmanız, sizi daha iyi anlamasını sağlayacaktır. İyi bir cinsel yaşam için iyi bir iletişim ve olayların gülünç yönünü görebilme yeteneği çok önemlidir.

Gebelik

Genellikle bilinen, gebeliğin AS’de bir problem olmadığıdır. Gebelik nedeniyle hastalıkta alevlenme ya da gerileme ortaya çıkmaz. Eğer ciddi kalça sorunu varsa, sezaryen ile doğum gerekli olabilir. Gebelik süresince bebeğin büyümesi, omurganın eğilmesine ve ayakta dururken ağrıda artmaya neden olabilir. Ağırlığı omurga üzerinden alıp yayan gebelik desteklerinin kullanılması yardımcı olabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ve son 4 haftasında yangı giderici ilaçların bırakılması uygundur. Emzirme döneminin sona ermesine kadar da, ilaç kullanımına yeniden başlanmaması iyi olur. İlaç kullanmak yerine, egzersiz programınızı arttırmayı deneyebilirsiniz. İlk 12 haftadan sonra, gebelik normal seyrediyorsa ilaç kullanmak yerine sıcak su havuzlarında yapılacak su banyolarının uygulanması yardımcı olabilir.AZIRATİK ÖNERİL

Pozisyon

Tüm gün boyunca ve gece, uygun vücut pozisyonunu korumalısınız. Kötü pozisyonda durmak hastalık nedeniyle kötü vücut pozisyonunun yerleşmesine neden olabilir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya ve vücudunuzu sürekli dik pozisyonda tutmaya özen göstermelisiniz.

Uygun bir sandalye kullanmak

Evde ve işyerinde kullanacağınız sandalyenin oturak yeri ve arkalığı sert olmalı, çökmemelidir. Arkalığı düz olmalı ve baş seviyesine dek uzanmalıdır. Omurganın ağırlığını azaltmak için, kol destekleri olan bir sandalye seçilmelidir. Belinizi sandalyeye rahatça yerleştirebilmeniz için, sandalyenin oturma yeri çok uzun olmamalıdır. Kalça ve diz eklemlerinizin doğru şekilde yerleşebilmesi için, sandalye yüksekliği uygun seçilmelidir. Alçak, yumuşak sandalyelere ya da kanepeye oturmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü, bunlar kötü pozisyona yol açabilir ve ağrıyı arttırabilirler. Çalışma masasının yüksekliği de öne eğik pozisyonda durmayı gerektirmeyecek bir şekilde ayarlanmalıdır.

Yatak ve yastık seçimi

Yatak sert olmalı, çökmemelidir. Yatağın altı bir kontrplak ya da suntayla desteklenmelidir. Eğer yeni bir yatak alacaksanız, satın almadan önce 20 dakika kadar yatarak denemeniz yerinde olacaktır. Kuştüyü bir yastık boynunuza iyi bir şekilde destek sağlayabilir. Yastık kalınlığı olabildiğince az olmalı, kalın yastık ya da fazla sayıda yastıkta yatılmamalı, yastık kalınlığı yavaş yavaş azaltılmaya çalışılmalıdır.

Günde 20 dakika sırtüstü ya da yüzü koyun düz bir şekilde yatın

Bu şekilde, omurganızın ağırlığını azaltmaya önemli ölçüde yardımcı olabilirsiniz. Gece uyurken de, sırtüstü ya da yüzükoyun uyuma alışkanlığı edinmek oldukça yararlıdır.

En kötü yatma şekli, yan ve bacaklar karına çekili halde yatmadır. Kalça ve diz eklemleriniz için, bu pozisyon oldukça sakıncalıdır.

Sıcak ya da soğuk uygulamalar

Farklı ısı uygulamaları ağrı ve sertliğin azaltılmasında yararlı olacaktır. Sabah ve/veya gece yatmadan önce yapılacak sıcak bir banyo ya da duş, özellikle birlikte germe egzersizleri de yapılırsa ağrı ve sertliği giderir. Yatakta sıcak su torbası ya da elektrikli battaniye kullanılabilir.

Eğer yangı gelişmiş bir bölgeniz varsa (bu bölge sıcak, kırmızı ve ağrılıdır), bu bölgeye günde birkaç kez 10-15 dakika süreyle soğuk uygulanmalıdır. bunun için, hazır soğuk paketler kullanılabileceği gibi, sulu şekilde buzluğa konup donması sağlanmış havlular da kullanılabilir. Gerek sıcak ve gerekse soğuk uygulamalarda uygulamaya bağlı deri yanıklarına karşı dikkatli olmak gereklidir.

Bel korsesi kullanmayın

Korse kullanmak kesinlikle doğru değildir. bunlar, omurgayı sert halde tutarak kötü etkili olurlar. Omurgayı bir korseyle hareketsiz kılmak, hareket etme yeteneklerinin daha da azalmasına neden olur.

Düzenli beslenin

Balık ve baklagiller gibi proteinden zengin besinler yiyin. Vitaminlerden zengin sebzeler ve önemli bir kalsiyum kaynağı olan süte beslenmenizde ağırlıklı olarak yer verin. Ancak, bunların yanısıra, fazla kilo almaktan da kaçının.

Alkol

Aşırı olmayan alkol tüketimi zararlı değildir. Ancak, hem alkol hem de kullandığınız ilaçlar midenize zararlı olabilir. Bu nedenle birlikte almamaya özen göstermelisiniz.

Sigara içmeyin

AS, akciğerlerin kapasitesini azaltabilir. Sigara içmek akciğer hastalıklarına eğilimi de arttırır. Bu nedenle, eğer içiyorsanız, sigarayı bırakmanız çok önemlidir.

Kırık-çıkıkçı, bel çeken şahıslardan uzak durun

Bu şahısların yapacağı herhangi bir şey, sizin için çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu tip uygulamalara kesinlikle başvurmayın.

Alternatif tedavi yöntemleri

Akupunktur, aromaterapi gibi alternatif tedavi yöntemleri kullanılabilir. Ancak bunların alışılmış tedavilere üstünlükleri yoktur.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, hastalığınızın tedavisinde çok önemli yer tutar. Günlük egzersizleriniz ve korumanız gereken pozisyonlar size öğretilecektir.

Kalça ve omuzlarınız başta olmak üzere bazı önemli eklemlerinizin hareketliliğini arttırmayı da öğreneceksiniz. Hareketsizlik, kaslarınızın gücünün azalmasına ve boylarında kısalmaya neden olabilir.

Yapacağınız güçlendirme ve germe egzersizleri, kaslarınızın gücünün ve esnekliğinin korunmasında, arttırılmasında da çok önemlidir.

Egzersizlerinizi düzenli olarak yapma alışkanlığı edinmeniz çok önemlidir.

Günlük egzersizler, hastaların kendi kendilerine uygulayacakları tedavinin önemli bir yönüdür. Düzenli yapılan egzersizler, AS tedavisinde çok önemli bir yer tutar. Egzersizlerin iyi bir şekilde öğrenilmesi ve düzenli olarak yapılması gereklidir. Tüm egzersizler en az günde 1 kez, hatta daha iyisi 2 kez yapılmalıdır.

Akciğer kapasitesinin arttırılması için, tüm hareketler solunum egzersizleriyle birlikte uygulanmalıdır. Tüm hareketlerde, hareketi yaparken burundan derin nefes alıp, başlangıç pozisyonuna dönerken ağızdan üfleyerek nefes verilmelidir.

Unutmayınız !

Ağrılarınızın olmadığı dönemlerde egzersizlerinizi kesinlikle bırakmamalısınız.

Kaynak: Dr Kazım ÇAPACI


ALINTIDIR

http://www.saglikplatformu.com/saglik_bilgileri/sayac.asp?lupo_id=37
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 8:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sağ olasın bir çok ibh hastasını ilgilendiren veya ilerde de ilgilendire bilecek bir noktaya parmak basmışın ..TEŞEKKÜRLER..

ZATEN BİŞİ SÖYLEMEK HADDİMİZE DE DEĞİL UZMANLIK ALANIN NEDE OLSA...
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pts Oca 21, 2008 10:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ercan Zorlu yazmış:
Sağ olasın bir çok ibh hastasını ilgilendiren veya ilerde de ilgilendire bilecek bir noktaya parmak basmışın ..TEŞEKKÜRLER..

ZATEN BİŞİ SÖYLEMEK HADDİMİZE DE DEĞİL UZMANLIK ALANIN NEDE OLSA...


Ben teşekkür ederim Ercan bey, bir faydam dokunacaksa ne mutlu bana. Sağlıklı ve neşeli günlar dilerim, herkese...

:D :D :D
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Mar 28, 2008 11:27 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Cum Mar 28, 2008 1:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Katkınızdan dolayı çok teşekkür ederim Erdoğan bey, Rabbim acil şifalar versin, selam ve dua ile kalın...
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pzr Hzr 29, 2008 2:48 pm    Mesaj konusu: ÇOCUKLUK ÇAĞI SPONDiLOARTROPATİLERi NEDİR? Alıntıyla Cevap Gönder

ÇOCUKLUK ÇAĞI SPONDiLOARTROPATİLERi NEDİR?

Çocukluk çağı spondiloartropatileri, özellikle alt taraf eklemlerin (artrit) ve tendon yapışma yerlerinin (entezit) iltihaplanması ile ortaya çıkan, süregen bir hastalıklar topluluğudur. Bazı çocuklarda kalça kemiği ile omurganın birleştiği eklemleri (sakroileit) ve/veya omurgadaki eklemleri de tutabilir. Hastaların bir kısmında eklem iltihabı, bağırsak veya idrar yolu ile genital bölgenin bakteriyel enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar (reaktif artrit). Çocukluk çağıspondiloartropatileri, özellikle hastalığa yatkınlığı gösteren bir genetik belirleyici olanHLA-B27 taşıyan çocuklarda daha sıktır.Çocukluk çağı spondiloartropatileri erişkinlerde görülenlere benzemekle birlikte, bazıklinik bulguların görülme sıklığı ve şiddeti çocuklarda farklıdır. Entezite bağlı idiopatikartritler (bkz. JIA bölümü) çocukluk çağı spondiloartropatileri grubuna dahildir.

Hangi hastalıklara çocukluk çağı spondiloartropatileri diyoruz?

Çocukluk çağı spondiloartropatilerinin içerdiği hastalıklar erişkin spondiloartropatileri ile aynıdır. Bunlar ankilozan spondilit, reaktif artrit (ve Reiter sendromu), psöriatik artrit(spondiloartropati tipi) ve iltihaplı bağırsak hastalıklarıyla ilişkili artritlerdir(spondiloartropati tipi). Yukarıda sıralanmış hastalıkların tanı ölçütlerine tam uymayançocuklara “farklılaşmamış spondiloartropati” tanısı konur. Seronegatif entezopati ve artropati sendromu (SEA) ve entezite bağlı artrit gibi bazı özeldurumlar da çocukluk çağı spondiloartropatilerine dahildir.

Ne kadar sıktır?

Spondiloartropatiler, çocuklukta görülen kronik artritler içinde en sık rastlananformlardan biridir. Kronik artritli çocukların yaklaşık %30’u bu gruba girer. Spondiloartropatiler esas olarak 10-15 yaşları arasında başlar ve daha çok erkek çocuklarda görülür. Hastaların büyük bir kısmı genetik yatkınlık faktörü taşıdığından(HLA-B27), çocukluk ve erişkin spondiloartropatilerinin genel popülasyonda ve hatta bazı ailelerde görülme sıklığı, bu faktörün o toplumdaki sıklığıyla doğru orantılıdır.

Hastalığın nedenleri nelerdir?

Çocukluk spondiloartropatilerinin kesin nedenleri ve mekanizmaları bilinmemektedir. Diğer çocukluk çağı kronik artritlerinde olduğu gibi , hastalıktan sorumlu olabilecekmekanizmalar bağışıklık sisteminin çeşitli bileşenlerini içerir. Spondiloartropatiler, başkaorganların kronik iltihapları ile de ilişkilidir, örneğin; bağırsak, deri ve genitoüriner sistem. Ayrıca bazı mikropların neden olduğu enfeksiyonlar da (örn:Salmonella, Şigella,Yersinia, Kampilobakter ve Klamidia) çocukların bir kısmında artritin tetiklenmesine yol açabilirler (örn:reaktif artrit).

Kalıtımsal mıdır?

Çocukluk çağı spondiloartropatisi olan hastaların çoğunluğu HLA-B27 genetik belirleyicisini taşırlar. Ancak bu, HLA-B27 taşıyan her bireyin spondiloartropati geliştireceği anlamına gelmez. Örneğin; eğer toplumda HLA-B27 taşıyıcılığı %10’sa, hastalık o toplumun yalnız %1’inde görülür. Eğer akrabalardan birinde spondiloartropativarsa, o ailedeki bir başka bireyde HLA-B27 pozitifliği spondiloartropati ortaya çıkma riskini %25’e kadar yükseltir. Aslında, hasta çocukların ailelerinin başka bir bireyindespondiloartropati, Sağlıklı çocukların ailelerine oranla daha yüksek sıklıkta görülür.Bu yüzden genetik faktörler, özellikle HLA-B27, hastalık olasılığını akla getirir fakat hastalığın gelişmesi için yeterli değildir. Genel bilimsel kanı bu hastalıkların ortayaçıkmasında bir çok faktörün rol oynadığıdır. Diğer bir deyişle hem genetik yatkınlık hemde hala kesin olarak bilinmeyen bazı çevresel faktörler (örn:enfeksiyonlar) hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.

Önlenebilir mi?

Hastalığın nedenleri bilinmediği için, önlenmesi de mümkün değildir. Spondiloartropatiye ilişkin belirtileri olmadığı sürece diğer kardeşleri HLA-B27 yönünden taramak yararlı değildir.

Bulaşıcı mıdır?

Spondiloartropatiler bulaşıcı hastalıklar değildir.

Esas belirtileri nelerdir?

Çocukluk spondiloartropatilerinin ortak klinik özellikleri vardır:

Artrit:

1) En sık belirtileri eklemlerde ağrı, şişlik ve eklem hareketlerinin kısıtlılığıdır.

2) Çoğu çocukta alt taraf eklemlerinde oligoartrit vardır. Oligoartrit 4 ya da daha azeklemin iltihabına denir. Hastalık seyrinde yeni eklemler hastalanabilir vepoliartrite dönüşebilir. Poliartrit 5 ya da daha fazla eklemin tutulumudur.

3) Artrit esas olarak alt taraf eklemlerini tutar: kalça, diz, ayak bileği, orta ayak eklemleri. Daha ender olarak ayağın küçük eklemleri de tutulabilir.

4) Bazı çocuklarda üst ekstremitenin bütün eklemleri, özellikle de omuzlar hastalanabilir.

Entezit: Entezit, bir tendon ya da ligamanın (bağların) kemiğe yapıştığı yerin iltihaplanmasıdır. Spondiloartropatili çocuklarda çok sıktır. Sıklıkla etkilenen noktalar topuk, orta ayak vediz kapağı çevresindedir. En sık belirtiler topuk ağrısı, ayak ortasında ağrı, şişme vedizkapağı ağrısıdır. Entezislerin kronik iltihabı, kemiksi çıkıntılara neden olabilir (örn.Topuk dikeni). Bu dikenler özellikle topuk bölgesinde oluşur ve topuk ağrısı yapar.

Sakroileit: Leğen kemiğinin arka tarafında bulunan sakroiliak eklemin iltihabıdır. Hastalığın başlangıcında nadirdir. En çok artrit oluşumundan 5-10 yıl sonra ortaya çıkar. En sık belirtisi yer değiştiren kalça ağrısıdır.

Bel ağrısı; spondilit: Omurga tutulumu çok nadirdir; bazı çocuklarda hastalığın ileriki aşamalarında ortayaçıkar. En sık belirtileri sırtın alt bölümlerinde ağrı, sabah sertliği ve hareket kısıtlılığıdır. sırt ağrısına sıklıkla boyun ve göğüs ağrısı da eşlik eder. omurganın uzun süreli hastalıklarında omurların arasında köprüler oluşabilir (“bambu kamışı görünümünde omurga”). Ancak bu durum, az sayıda hastada ve uzun sürelihastalıktan sonra görülür. Bu nedenle çocuk hastalarda hemen hemen hiç gözlenmez.

Göz tutulumu: akut anterior üveit, gözün irisinin iltihabıdır. Sık değildir. Göz kızarık ve ağrılıdır. Enkısa zamanda bir göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerekir.

Deri tutulumu: Spondiloartropatili çocukların küçük bir kısmında psöriazis (sedef hastalığı) görülür. Sedef hastalığı, özellikle dirsek ve dizlerde yerleşen yama halinde deri kabuklanmasınayol açan, kronik bir deri hastalığıdır. Deri hastalığı artritten önce ortaya çıkabilir. Bir grup hastada ise artrit, ilk psöriazis lezyonu ortaya çıkmadan çok önce başlayabilir.

Bağırsak tutulumu: İltihaplı bağırsak hastalığı olan bazı çocuklar spondiloartropati geliştirebilirler. İltihaplı bağırsak hastalığı (İBH), nedeni bilinmeyen süregen bağırsak iltihabını anlatmakiçin kullanılır. Bu hastalıklar “Crohn hastalığı” ve “ülseratif kolit” olmak üzere ikitanedir.

Hastalık her çocukta aynı mıdır?
Bazı çocuklar hastalığı hafif ve kısa süreli geçirirken, diğerleri daha ağır, uzun süreli ve araz bırakıcı şekilde geçirebilirler.

Çocuklardaki hastalık, erişkinlerdeki hastalıktan farklı mıdır?
Çocukluk spondiloartropatileri, erişkin spondiloartropatilerinden bazı yönlerden farklıdır:

1) erişkinde, hastalığın başlarında sıklıkla omurga tutulması olmasının aksine, çocukta sıklıkla bacak ve bazen kol eklemleri tutulur. Omurga tutulumu geçbulgudur.

2) çocuklarda kalça eklemi daha sık etkilenir.

Nasıl tanı konur?

Eğer hastalık 16 yaşından önce başlamışsa, artrit 6 haftadan daha uzun sürerse veözellikleri yukarıda tanımlanan klinik tabloya uyuyorsa, doktor bunun çocukluk çağıspondiloartropatisi olduğunu söyleyebilir (bkz. tanım ve belirtiler). Özelspondiloartropatilerin tanısı (ankilozan spondilit, reaktif artrit, vb.) özel klinik ve radyografik bulgulara göre konur. Bu hastaların bir çocuk romatoloğu tarafından takip ve tedavi edilmeleri gerektiği çok açıktır.

Tetkiklerin önemi nedir?

Bir hücresel belirleyici olan HLA-B27, çocukluk çağı spondiloartropatisi olan hastaların %80-85’inde pozitiftir ve tanıyı yönlendirmede yararlıdır. Sağlıklı popülasyonda sıklığıçok daha düşüktür (bölgeye göre %5-12). Bu yüzden kesin tanı için HLA-B27’nin tekbaşına pozitifliği yeterli değildir. Tanı ancak hastalığın karakteristik klinik bulgu vebelirtileri değerlendirilerek konur. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) ve C-reaktif Protein (CRP) gibi tetkikler, iltihapoluşumu hakkında bilgi verdiği için dolaylı olarak hastalığın aktivitesini gösterebilir. Hastalığın kontrolü laboratuar tetkiklerinden çok klinik bulgulara göre yapılmakla beraber, bu tetkiklerin de yararı olabilir. Laboratuar tetkikleri ayrıca, olası tedavi yanetkilerini gözlemek amacıyla kullanılabilir (kan hücre sayımı, karaciğer ve böbrekfonksiyonları). X-ışını incelemeleri, hastalığın gelişimini takip etmek ve eklem hasarınıdeğerlendirmek amacıyla kullanılabilir. Özellikle çocuklarda sakroiliak eklemlerin tutulumunu değerlendirmek için, bilgisayarlıtomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) kullanılabilir.

Tedavi edilebilir mi?

Spondiloartropatilerin nedeni bilinmediği için iyileştirici bir tedavi söz konusu değildir. Ne var ki, tedavi hastalığın kontrolü ve hasarın önlenmesinde çok yararlı olabilir.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Tedavi temelde, ilaç kullanımının, eklemleri korumak ve sakatlık gelişimini önlemek üzere fizik tedavi/rehabilitasyon işlemleriyle birleştirilmesi esasına dayanır.

1) Steroid olmayan iltihap giderici ilaçlar (non-steroid anti inflammatuar ilaçlar= NSAİİ). Bunlar ağrı giderici, iltihap çözücü ve ateş düşürücü ilaçlardır. Çocuklarda en sık kullanılan naproxen ve ibuprofendir. Aspirin de ayrıca etkili veucuzdur fakat, bazı ciddi yan etkilerinden dolayı günümüzde daha az kullanılmaktadır. Bu ilaçlar genellikle iyi tolere edilir ve en sık yan etki olan miderahatsızlıklarına da çocuklarda az rastlanır. Değişik NSAİİ’lerin birlikte kullanımıgerekli değildir fakat nadiren, birinin işe yaramadığı durumda diğeri etkili olabilir.

2) Eklem içi enjeksiyonlar. Bir ya da çok az eklem tutulduğunda ve eklemkontraktürlerinin sürmesi durumunda uygulanabilirler.Enjekte edilen ilaç uzun etkili steroid preparatıdır.

3) Sulfasalazin kullanımı, NSAİİ ve/veya steroid enjeksiyonlarıyla yeterli tedaviyapılmasına karşın kronik gidiş gösteren çocuklarda gereklidir. Sulfasalazin(salazoprin), kullanılan NSAİİ kesilmeden tedaviye eklenir. Tedavi edici etkisiancak 6-8 hafta sonra tam olarak ortaya çıkar. Metotreksat dahil diğer ilaçlarla birlikte kullanımına ait bilgiler sınırlıdır.Son birkaç yıldır, tümör nekrozis faktörü (TNF) seçici olarak bloke eden anti-TNF denen ilaçların (biyolojik ajanların) kullanıma girmesi ile tedavide yeni bir ufukaçıldı. Fakat henüz, bu tedavi yönteminin çocukluk çağı spondiloartropatisindekitedavi edici etkileri ile yan etkileri üzerine yeterli çalışma yoktur.

4) Kortikosteroidler durumu ağır olan hastalarda kısa süreli kullanılabilir.Akut anterior üveit tedavisinde göz damlası şeklinde uygulanan steroidler (topikal steroidler) kullanılabilir. Daha ağır olgularda göz küresi etrafına steroidenjeksiyonu ya da ağız ya da damar yoluyla steroid verilmesi gerekebilir.

5) Ortopedik cerrahi. Özellikle kalça ekleminde ağır hasar oluşan hastalarda eklem değiştirme (protez) ameliyatına başvurulur.

6) Fizyoterapi tedavinin vazgeçilmez elemanıdır. Tam hareket yeteneğini, kas beslenmesini ve gücünü sağlamak ve eklem deformitelerini önlemek, sınırlandırmak ya da düzeltmek amacıyla, fizyoterapi düzenli olarak uygulanmalıve erken dönemde başlanmalıdır. Eğer omurga tutulumu ön plandaysa omurgahareketlendirilmeli ve solunum egzersizleri uygulanmalıdır.

İlaç tedavisinin yan etkileri nelerdir?

Çocukluk çağı spondiloartropatilerinin tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle iyi tolere edilir. NSAİİ’lerin en sık yan etkisi olan midede hazımsızlık (o yüzden yemekle birliktealınırlar) çocuklarda yetişkinlere göre daha az görülür. NSAİİ’ler kanda bazı karaciğerenzimlerinin yükselmesine neden olabilirler, fakat aspirin dışındaki ilaçlarla nadir görülen bir durumdur.

Sulfasalazin genelde iyi tolere edilir; en sık yan etkileri mide problemleri, karaciğerenzimlerinde artma, beyaz kan hücrelerinde azalma ve deri döküntüsüdür. Toksisiteyi izlemek için aralıklı laboratuar incelemeleri gereklidir.

Metotreksat da iyi tolere edilen bir ilaçtır. Bulantı ve kusma gibi yan etkiler nadir değildir. Metotreksat alan hastalara, bu ilacın karaciğere yönelik yan etkilerini azaltmakamacı ile folinik ya da folik asit verilir. Metotreksata karşı aşırı duyarlılık reaksiyonlarıgelişebilir ama sık değildir. Toksisiteyi izlemek için bazı periyodik laboratuarincelemeleri gereklidir.

Belirli dozda steroidin uzun süreli kullanımı, büyümede duraklama ve osteoporoz gibiçok sayıda önemli yan etkiye yol açabilir. Yüksek dozda steroid , iştahta belirgin artışa, ve bunun sonucu olarak kilo artışına neden olabilir. Bu yüzden çocukları, fazla kaloriliolmadığı halde tok tutan yiyeceklere yönlendirmek önemlidir.

Tedavi ne kadar sürmelidir?

Belirtiler ve hastalık aktivitesi devam ettiği sürece tedavi sürmelidir. Hastalığın süresitahmin edilemez. Bazı hastalın tedavisi için sadece NSAİİ’ler yeterli olur. Bu hastalardatedavi aylar içinde kesilebilir. Daha uzun ve ağır gidiş gösteren hastalarda ise, yıllarca sulfasalazin ve başka ilaçların kullanılması gereklidir. Bu durumda tedavinin tamamenkesilmesi, ancak uzun süreli ve tam remisyon (iyileşme) görüldükten sonra mümkündür.

Geleneksel olmayan/ tamamlayıcı tedavilerin yeri nedir?

Çocukluk çağı spondiloartropatisinde geleneksel olmayan tedavinin etkinliğinigösteren bir veri yoktur.

Hastalık ne kadar sürer? Hastalığın uzun dönemde sonuçları nelerdir?

Hastalığın gidişi hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda, birkaç aylık tedavi ile artrit çabucak düzelebilir. Diğerlerinde, aralıklı iyileşme ve nüks dönemleriyle seyreder. Bazı hastalarda ise, artrit tam olarak düzelmeyebilir. Hastaların büyük çoğunluğunda başlangıçta belirtiler periferik eklem ve tendonlarla sınırlıdır. Hastalık ilerledikçe, bazı çocuklarda sakroiliak eklem ve omurga tutulumuortaya çıkabilir. Bu hastalar ve kalıcı periferik artriti olan hastalar erişkin hayatta eklemhasarı gelişimi açısından yüksek risk taşırlar. Hastalığın başlangıcında uzun dönem sonuçları tahmin etmek imkansızdır.

Hastalık çocuğun ve ailenin günlük hayatını nasıl etkileyebilir?

Aktif artrit dönemleri boyunca hemen her çocuk günlük hayatında bir dereceye kadar kısıtlanır. Esas olarak alt taraf eklemleri etkilendiği için kısıtlanmanın en çok hissedildiği alanlar yürüyüş ve spordur.

Hastalığın çocuk ve ailesi üzerindeki psikolojik etkisine de dikkat çekmek gerekir.Kronik bir hastalıkla başa çıkmak bütün aile için güçtür ve tabii ki, hastalık ne kadar ağırsa mücadele etmek o kadar güçleşir. Eğer ebeveynleri ilgilenmiyorsa çocuk içinhastalığı ile başa çıkmak daha zor olur. Sıklıkla ebeveynler hasta çocuklarına karşıanormal bir bağımlılık gösterirler ve olası bir problemi engellemek için aşırı koruyucudavranırlar. Bu durum çocukta bir yetersizlik duygusuna yol açarak kişilik gelişimine zarar verebilir, hatta hastalığın kendisinden bile daha kötü olabilir. Ebeveynlerin pozitif bir yaklaşım ile çocuğu, hastalığına rağmen mümkün olduğunca bağımsız olabilmesi içindesteklemeleri ve cesaretlendirmeleri, çocuğun hem hastalığı ile ilgili güçlükleriyenmesi, hem de bağımsız ve dengeli bir kişilik geliştirmesi ve yaşıtlarıyla yarışabilir durumda olması için çok önemlidir. Eğer aile hastalığın yükünü kaldıramakta zorlanırsa psikolojik destek yararlı olur.

Çocuk okula gidebilir mi?

Çocuğun düzenli olarak okula devam etmesi çok önemlidir. Okul devamı konusunda sorun yaratabilecek birkaç faktör vardır: yürümede güçlük, yorgunluğa dayanıksızlık, ağrı veya eklem sertliği. Bu nedenle öğretmenlere çocuğun gereksinimlerini açıklamakönemlidir: uygun sıralar, eklem sertliğinden kaçınmak için okul saatleri boyunca düzenli hareket. Hasta mümkün olduğunca beden derslerine katılmalıdır; bu durumda, aşağıda spor başlığı altında tartışılan etkenler dikkate alınmalıdır.Bir yetişkin için iş neyse çocuk için de okul aynı şeydir; kendi kendine yeten, üretken vebağımsız bir insan olmayı öğrendiği yer. Hasta çocukların normal bir şekilde okul aktivitelerine katılabilmeleri için, aileler ve öğretmenler ellerinden geleni yapmalıdır.Böylece çocuk hem akademik başarı hem de yaşıtları ve yetişkinlerle iletişim kurabilmeyeteneği kazanarak arkadaşları tarafından kabul ve takdir edilir.

Spor yapabilir mi?

Spor yapmak normal bir çocuğun günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Spondartritli çocuklar ise eklemlerinde ağrı hissedince durmak koşulu ile istedikleri sporu yapabilirler. Her ne kadar mekanik stresler iltihaplı eklemler için iyi olmasa da, bundan kaynaklanacak bir hasarın, yaşıtlarıyla oynamaktan alıkonulmanın yaratabileceği psikolojik hasarlardan çok daha az olduğu düşünülür. Bu tercih, çocuğa, hastalığın getirdiği engellere rağmen kendi kendine yetebilmesi için psikolojik destek vermeeğiliminde olan genel yaklaşımın bir parçasıdır. Eklemlere en az mekanik stres yükleyen spor yüzmedir. Düzenli yüzme özellikle önerilir.

Diyet nasıl olmalıdır?

Beslenmenin hastalığı etkileyebileceğine ilişkin bir kanıt yoktur. Genel anlamda, çocuğunyaşına uygun, dengeli ve normal bir Diyet uygulaması gerekir. Steroidler iştahı açtığı içinsteroid kullanan hastalarda aşırı yemeden kaçınılmalıdır.

İklim hastalığın seyrini etkileyebilir mi ?

İklimin hastalık bulgularını etkileyebileceğine dair bir kanıt yoktur.

Çocuk aşılanabilir mi?

Çoğu hasta NSAİİ’ler ya da sulfasalazin ile tedavi edildiği için normal aşılama şemasıönerilir. Eğer hasta immün baskılayıcı tedavi görüyorsa (steroidler, metotreksat, anti-TNF) savunma mekanizmalarının azalmasından kaynaklanan enfeksiyonların yayılmariskinden dolayı canlı zayıflatılmış virüs aşıları (kızamıkçık, kızamık, kabakulak ve oralpolio ) ertelenmelidir. Canlı virüs taşımayan fakat enfeksiyöz proteinler içeren aşılar (tetanoz, difteri, polio salk, hepatit B, boğmaca, pnömokok, hemofilus, meningokok ) uygulanabilir; teorik olarak tek risk, bağışıklığın baskılanmış olmasından dolayı aşının başarısız olmasıdır.

Cinsel yaşam, gebelik ve doğum kontrolü nasıl olmalıdır?

Hastalık yüzünden normal cinsel yaşam ya da gebelik engellenmez. Yalnız, ilaç kullanan hastalarda her zaman ilaçların fetüs üzerindeki toksiketkilerine karşıdikkatli olunmalıdır. Çocuk sahibi olabilirler. Hastalığa yatkınlık sağlayan faktörler genetikolarak doğacak bebeğe geçebilir. Ancak çocukta spondiloartropati gelişme riski oldukçadüşüktür.

Çocuk normal bir erişkin hayatı sürebilir mi?

Bu tedavinin ana amaçlarından biridir ve olguların çoğunda bu amaca ulaşılabilir. Son onyılda, bu tür hastalıkların çocukluktaki tedavisi konusunda, ciddi gelişmeler olmuştur. Farmakolojik tedavi ve rehabilitasyonun birlikte uygulanması hastaların önemli birkısmında eklem hasarının önlenmesini sağlayabilmektedir. Ancak çocukların az bir kısmında kronik eklem hasarı önemli olabilir ve hastanın günlük yaşamsal aktivitelerini ve ileriye yönelik ideallerini engelleyebilir.

ALINTI: http://www.diyadinnet.com/SaglikBilgisi-561&Saglik=%C3%A7ocukluk-%C3%A7a%C4%9F%C4%B1 -spondiloartropatileri-nedir
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com


En son rsevinc tarafından Pzr Hzr 29, 2008 7:07 pm tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Pzr Hzr 29, 2008 4:50 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SAĞOLASIN RAMZAN kardeşim...
Bizim sitemizde beraber seyreden hastalıklar da yer almalı idi.Ve sende buna dikkat çektin..
AS li hastaların CROHN ve ÜK olmaq ve tam terside olma ihtimalleri çok yüksek...
SAĞLIKLA KAL:::
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Pzr Hzr 29, 2008 7:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ercan Zorlu yazmış:
SAĞOLASIN RAMZAN kardeşim...
Bizim sitemizde beraber seyreden hastalıklar da yer almalı idi.Ve sende buna dikkat çektin..
AS li hastaların CROHN ve ÜK olmaq ve tam terside olma ihtimalleri çok yüksek...
SAĞLIKLA KAL:::


Teşekkür ederim Sayın Zorlu, sizlerde sağlkla kalın, selam ve dua ile...
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Prş Tem 10, 2008 9:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ANKİLOZAN SPONDİLİTLİ HASTALARDA İLAÇ UYUMUNU VE UYUMSUZLUĞUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Eda Gürçay, Emel Ekşioğlu, Serdıl Yüzer, Ajda Bal, Aytül Çakcı
S. B. Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Kliniği, Ankara


dredagurcay@gmail.com

AMAÇ:
Ankilozan Spondilit (AS), etiyolojisi aydınlatılmamış, esas olarak aksiyel iskeleti etkileyen, ilerleyici ve inflamatuar bir hastalıktır. AS gibi kronik hastalıkların tedavisinde ilaç uyumu çok önemlidir. Bu çalışma AS’li hastalarda ilaç uyum oranlarını ve etkileyen faktörleri araştırmak için yapılmıştır.

GEREÇ-YÖNTEM:
Modifiye New York kriterlerine göre AS tanısı almış 65 hasta prospektif olarak incelendi. İlaç tedavisine uyum, reçete edilmiş olan ilaç rejimine doz ve zaman açısından uyum şeklinde, yüz yüze görüşmeler yaparak değerlendirildi. İlaç uyum ve uyumsuzluk nedenleri, ilaç öyküleri ve eşlik eden hastalıklar sorgulandı.

BULGULAR:
Uyum oranları steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlara (SOAİİ) %53, steroidlere %63, hastalığı modifiye edici ilaçlara (DMARD) %60-100 olarak tespit edildi. Uyumun en sık nedenleri; doktorun hastayı yeterli bilgilendirmesi, hastalığın alevlenmesi korkusu ve bulguların azalmasıydı. Bu çalışma hastaların SOAII’lara, DMARD ve steroidlere göre daha az uyumlu olduklarını gösterdi. Uyumsuzluğun en sık nedenleri gastrointestinal yan etkiler, organlara zarar verir düşüncesi ve unutkanlıktı.

SONUÇ:
Hekimin AS ve tedavisi hakkında hastayı eğitmesi ve bilinçlendirmesi, ilaca uyumun artmasını sağlamada anahtar rol oynayabilir.

Anahtar Kelimeler: Ankilozan Spondilit, ilaç tedavisi, ilaç uyumu
________________________________________

FACTORS AFFECTING DRUG COMPLIANCE AND INCOMPLIANCE IN ANKYLOSING SPONDYLITIS PATIENTS

Eda Gürçay, Emel Ekşioğlu, Serdıl Yüzer, Ajda Bal, Aytül Çakcı
Ministry Of Health Ankara Diskapi Yildirim Beyazit Education And Research Hospital, Department Of Physical Therapy And Rehabilitation, Ankara


OBJECTIVE:
Ankylosing spondylitis (AS) is a progressive inflammatoy disorder of uncertain aetiology that mainly affects the axial skeleton. Drug compliance is very important in treatment of chronic diseases such as AS. This study was carried out to calculate drug compliance rates and to determine the factors that may affect drug compliance in patients with AS.

MATERIAL-METHOD:
Sixty-five outpatients who fulfilled the modified New York criteria for AS were prospectively examined in the study. Compliance to drug treatment was evaluated by interview in terms of adherence to the dose and timing of the prescribed drug regimen. The reasons for compliance and incompliance, detailed drug history and concomitant disease were asked.

RESULTS:
Compliance rates for nonsteroid antiinflamatory drugs (NSAID), steroids, and disease modifiying antirheumatic drugs (DMARD) were determined as 53%, 67%, and 60-100% of patients, respectively. The most frequent reasons for compliance were “giving adequate information by the doctors”, “fear of exacerbation” and “lessening symptoms. The most frequent reasons for non-compliance were “gastrointestinal complaints”, “idea of damaging organs” and “forgetfulness”. This study showed that patients with AS were compliant to DMARDs, steroids but less-compliant to NSAIDs.

CONCLUSION:
Information about AS and its treatment provided by doctors can play a key role in enhancing drug compliance.
Key words: Ankylosing spondylitis, medical treatment, drug compliance.
________________________________________
Eda Gürçay, Emel Ekşioğlu, Serdıl Yüzer, Ajda Bal, Aytül ÇakcıFACTORS AFFECTING DRUG COMPLIANCE AND INCOMPLIANCE IN ANKYLOSING SPONDYLITIS PATIENTS. FTR. 2006; 52(4): 163-165

Sorumlu Yazar: Eda Gürçay: dredagurcay@gmail.com

ALINNTI: http://www.onlinemakale.com/home/jvi.asp?pdir=ftr&plng=tur&un=ftr-10820&look4=
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Sal Şub 03, 2009 8:19 pm    Mesaj konusu: "AS"ta Erken Teşhis Önemli Alıntıyla Cevap Gönder

"AS"ta Erken Teşhis Önemli

Prof. Şendur: Bu hastalık sıklıkla omurga kemiklerini etkiler.
AS hastalığı olarak bilinen, tıp dilinde ise "Ankilozan spondilit"olarak adlandırılan hastalığa çare bulunamıyor.

Uzmanlar, Türk halkının yakından tanıdığı "Deprem Dede" lakaplı Prof.Dr. Ahmet Mete Işıkara ile tiyatro sanatçısı Suna Pekuysal`ın hastalığı olarak da bilinen "AS" hastalığına yakalanan yaklaşık 500 bin kişinin, aynı sorunla karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Adnan Menderes Üniversitesi(ADÜ) Tıp Fakültesi Fizik Tedavi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, adı "kaynaşma" (ankiloz) ve "omur iltihabı" (spondilit) anlamındaki sözcüklerden türetilmiş hastalığın omurgayı etkileyen kronik, ilerleyici, ağrılı, sebebi bilinmeyen romatizmal bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye`de bu hastalığa yakalanmış yaklaşık 500 bin kişinin, kesin tedavisi olmayan hastalığın çaresinin bulunmasını beklediğini belirten Prof. Dr. Şendur, birçok kişinin, ileri düzeyde eğrilik olmadan hastalıktan haberdar olmadığını ifade etti.

Prof. Dr. Şendur, her 200 erişkin bireyden birinde görülen bu hastalığın tipik olarak ergenlik çağının sonunda ve 20`li yaşlarda ortaya çıktığını, hastalığın erkeklerde kadınlara göre yaklaşık üç kat daha sık görüldüğünü söyledi.

"Kısa Zamanda Teşhis Konulması Önemli"

Prof. Dr. Şendur, hastalığa, ilk belirtilerin görülmesinin ardından en kısa zamanda tanı konulmasının çok önemli olduğunu, aksi durumda ilerleyen vakalarda sakatlık riskinin arttığını söyledi. Hastalığın erkek, kadın ve çocukları farklı biçimde etkilediğine dikkati çeken Prof. Dr. Şendur, erkeklerde en sık leğen kemiği, omurga, daha seyrek olarak da göğüs duvarı, kalça, omuz ve ayaklar, kadınlarda leğen kemiği, kalça, diz, dirsek ve bilekler, çocuklarda ise diz, bilek, ayak ve kalçalarda görüldüğünü söyledi.

Prof. Dr. Şendur, şöyle konuştu:
"AS, sıklıkla omurga kemiklerini etkiler. Özellikle erken yaşlarda başladığında diğer eklemleri, tendon ve bağları da etkileyebilir. Gözler, akciğerler, bağırsaklar ve kalpte de hastalığa ait etkilenme olabilir. Ancak, hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Aynı zamanda her bel ağrısına bu hastalık teşhisi konulamaz."

Hareket Edince Ağrı Azalıyor
Prof. Dr. Şendur, bu hastalıkta ağrıların hareket ettikçe azaldığını, uzun süre oturmakla ve istirahatle arttığını ifade ederek, "Hastalar, sabahları daha çok ağrılıdır ve özellikle omurga hareketleri kısıtlıdır. Günün ilerleyen saatlerinde ağrı ve kısıtlılık, vücut hareketlendikçe azalır" dedi.

Şendur, hamilelerde hastalığın ortaya çıkması durumunda risk faktörünün ilaç tedavisi dolayısıyla artabildiğini; ilaçların olumsuz etki yaratabileceğini bildirdi.

AS hastalığının en çok omurga ve sakroiliak ekleminin (omurganın leğen kemiğiyle yaptığı eklem), daha sonra kalça ve omuz gibi büyük eklemlerin tutulmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şendur, hastalığın belirtilerinin sabahları bel ağrısı ve tutukluğuyla uyanma, ağrının gün içerisinde hareketle azalması ya da kaybolması, boyun ağrısı, omuz, diz ve bileklerde eklem ağrısı ve eklem dışı organ tutulmaları olduğunu söyledi.

AS`ın kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir hastalık olduğunu, bazı hastalarda eklem dışındaki tutulmalar hiç görülmezken, bazılarında son derece şiddetli olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Şendur, şunları
kaydetti:

"Hastalığın erken tedavisi, eklem ve bağlarının birbiriyle kaynaşması sonucunda gelişen hareket kısıtlılığının önlenmesinde önemlidir. Hastalık gerektiği gibi tedavi edilmezse ileri dönemlerde omurga deformiteleri ve eğrilikleri ortaya çıkar."

Hastalığın erken dönem tedavisinde cerrahi müdahalenin çok küçük bir rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Şendur, etkin ilaçların yanı sıra günlük egzersiz ve fizik tedavinin, yaşam kalitesinin artırılması bakımından çok önemli olduğunu bildirdi.


Alıntı: http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ankilozan-spondilit/
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Sal Şub 03, 2009 8:21 pm    Mesaj konusu: Romatizmaya akıllı moleküllerden darbe Alıntıyla Cevap Gönder

Romatizmaya akıllı moleküllerden darbe

Kanserde kullanılan ‘akıllı moleküller’, romatizmal Hastalıklarda da iyi sonuçlar veriyor. Bu sayede iltihaplı romatizma tarih oluyor

DAYANILMAZ ağrılar ve hareket kısıtlılığıyla kendini gösteren romatizmal Hastalıklar, sanıldığı gibi sadece yaşlıları değil gençleri de vuruyor. 200’den fazla türü olan romatizmal Hastalıklardan nüfusun neredeyse yüzde 50’si etkileniyor. Yaşlılarda daha çok kireçlenme türü romatizmalar görülürken 20-40 yaş arası genç nüfusu etkileyen iltihaplı romatizma türleri, zamanında teşhis ve tedavi edilemediği taktirde sakatlığa, hatta ölüme varan sonuçlara yol açabiliyor.

SAKAT BIRAKIYOR

HACETTEPE Üniversitesi tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İhsan Ertenli, romatizmal Hastalıkların yeni nesil ilaçlarla çok daha iyi bir şekilde kontrol altına alınabildiğini söyleyerek ‘İltihaplı romatizmalarda en sık romatoid artrit ve ankilozan spondilit genç yaşta ortaya çıkıyor. Tedavi edilmezse bir yıl içinde eklem bozuklukları ve 5 yıl içinde de sakatlıklara yol açıyor. Yeni nesil ‘akıllı molekül’ dediğimiz ilaçlar, bu tür romatizmal Hastalıklarda hastalığı yapan molekülleri bloke ederek tam kontrol sağlıyor’ diye konuşuyor.

İLAÇTAN DEĞİL HASTALIKTAN KORK

VÜCUDUN bağışıklık sisteminin yanlış çalışması sonucu kendi dokusuna reaksiyon göstermesiyle ortaya çıkan bu Hastalıkların kronik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ertenli, ‘Sadece ağrı kesicilerle hayatı idame ettirmek ya da ilaçların yan etkilerinden korkarak tedaviyi sürdürmemek sakatlıklara yol açar. İlaçların yan etkisinden değil Hastalıktan korkun. Üstelik bunlarda, kireçlenmelerdeki gibi diz ya da kalça protezleriyle kaybedilen eklemin düzeltilmesi mümkün değil’ diyor.

Kaplıca tedavide yardımcı

EL eklemleri, parmaklar, dirsek, bilek ve dizlerde ağrılı şişlik; hareketle azalan sabah tutukluğu, üç aydan uzun süren ve hareketle azalan bel ağrısı gibi belirtiler varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına gidilmesi gerekiyor. Prof. Dr. İhsan Ertenli, ‘İyi tedavi edilmediğinde göz, sinir sistemi, kalp, akciğer gibi pek çok organı etkileyerek ölüme sebep olabiliyor. Akıllı moleküller erken teşhis alınırsa çok iyi tedavi sağlıyor. Sadece kortizon ya da ağrı kesiciler, kaplıca, ılıca gibi yöntemler tedavi değil yardımcı seçenekler!’ diyerek sözlerini noktalıyor.

Kaynak: Star
Tarih: 06:01:22 21.09.2008
_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Çrş Şub 04, 2009 10:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

emeğinize sağlık çok bilgilendirici paylaşımlarınız .mükafatınız şifa olur inşallah.kendinize iyi bakın
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Ankilozan - Spondilit - Ankylosing - Spondylitis Tüm zamanlar GMT +2 Saat
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu