| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pzr Ksm 16, 2008 12:00 am Mesaj konusu: DÜNYADAN TARİHTE İLKLER |
|
|
DÜNYADAN TARİHTE İLKLER
BU BÖLÜMDEKİ BİLGİLER: http://www.tarihteilkler.com/ ADRESİNDEN ALINMIŞTIR
HAVADAN İLK ASKERİ İNDİRME
Havadan ilk savaş operasyonları, italyan
Ordusu'ndaki havacılık gönüllüleri tarafından
yine 1911-1912 yılları arasında Türk-İtalyan
savaşı sırasında, Libya üzerinde gerçekleştirildi.
Tripoli'ye gönderilen İtalyan hava birliğinde
(19 Kasım 1911), 10 subay, 29 er ve 9 uçak
vardı (2 Bleriot, 2 Etrich, 2 Henri Farman ve
3 Nieuport). Bu birlik, daha sonra birkaç Deperdussin
ve hava gemisi ile takviye edildi.
İtalyanların Libya'daki hava kuvvetleri, kısa
zamanda bir savaş uçağı taburu, bir hava gemisi
taburu (4 Mart 1912'de faaliyete geçti),
bakım ve onarım için bir fabrika ve deneysel
çalışmalar için bir laboratuvardan oluştu. Havacı
gönüllülerin görevleri ise, beş ana noktada
odaklanıyordu. Havadan keşif,
fotogrametri, topçulara hedef tayin etme, havadan
propaganda ve hava saldırıları. Görüldüğü
gibi, bu birlik hava kuvvetlerinin
günümüzdeki işlevlerinden yalnızca ikisini yerine
getiremiyordu: Son derece hafif plan
uçaklarla, asker ve cephane nakli mümkün değildi
ve havada başka uçaklarla savaş olanaksızdı.
Eğer o dönemde Türklerin de savaş
uçakları olsaydı, belki bu ikinci olasılık da gerçekleşebilirdi.,
İLK ANTİBİYOTİK
1928 yılında, Londra'nın St. Mary's Hastanesi'nde
çalışmalarını sürdüren Prof, AIexander
Fleming, tıp tarihinde devrim yaratan ilk antibiyotiği,
yani "penisilin"i bir rastlantı sonucu
buldu. Ancak Fleming, bu büyük keşfiyle
elde ettiği maddenin uzun süre kalıcı olmasını
başaramadı. Penisilinin mikrop öldürücü
özellikleri, birkaç gün içinde ortadan kayboluyordu.
1940 yılında Oxford Üniversitesi'nde
çalışmalarını sürdüren iki bilim adamı, Avusturya
asıllı Howard Florey ve Alman asıllı
Ernst Chain, penisilinin özelliklerinin kalıcı olmasını
sağladılar. 1945 yılında, Fleming, Florey
ve Chain, Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştılar,
AMELİYATTA İLK ANESTEZİ
Bu tür bir uygulama, ilk kez 16 Ekim 1846'da,
ABD'nin Massachusetts kentinde "General
Hospital" adlı hastanede yapıldı. Dr. John
Collins Waren, Gilbert Abbott adlı 20 yaşındaki
matbaa işçisinin çenesindeki bir tümörü
alırken anestezi kullandı. Dr. Warren'ı bu
ameliyat sırasında anestezi yapması için ikna
eden kişi, Bostonlu dişçi William Morton'dur.
Morton'un ısrarla eteri tavsiye etmesi üzerine,
Dr. Warren, hastasını ameliyat öncesinde
uyuttu ve sonuç, son derece başarılı oldu.
Operasyonun yapıldığı ameliyathanenin duvarına
şu plaket asıldı: "Hasta, ameliyat sırasında
hiç acı duymadığını söyledi ve 7 Aralık
günü tamamen iyileşmiş olarak taburcu edildi.
Bu buluş, bu odadan tüm uygar dünyaya
yayıldı ve cerrahide yeni bir çığır açıldı.", _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com
En son rsevinc tarafından Prş Oca 08, 2009 3:26 pm tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pzr Ksm 16, 2008 4:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK ANESTEZİ
Bir ameliyat sırasında hastanın uyutulması, ilk
kez 30 Mart 1842 günü, ABD'nin Jefferson
kentinde uygulandı. Dr. Crwford Long, "James
Venable" adlı öğrenciyi, boynundaki kisti
almadan önce eterle uyuttu.Dünyadaki bu ilk
anestezi uygulaması için James Venable'ın
ameliyat ücretinin dışında fazladan 2 dolar 25
sent ödemesi gerekti. Dr. Long, kapalı bir toplum
olan Jefferson halkına, eteri ilk tanıtan
bir bilimadamı olmuştu. Gençler, bu maddeye
büyük ilgi gösterdiler ve ebeveynlerinin bilgisi
dışında, birbirlerine küçük şakalar yapmak için Dr. Long'dan kendilerine bir
miktar eter vermesini istediler. Gençlerin bu
isteğini kıramayan Dr. Long, bir rastlantı sonucu,
aşırı miktarda koklandığı zaman, eterin
kişiyi hiçbir şey duyumsamayacak hale
getirdiğini gördü. Bunun üzerine, James Venable'a
yapacağı ameliyatta bu harika ilaçtan
yararlanmaya karar verdi ve sonuç çok başarılı
oldu. Daha sonra, dokuz başka ameliyatta
da bu yöntemi kullandı. Bunlardan birinde,
bir zenci çocuğun parmağını kesti. Ne var ki,
onun tıp biliminde yeni çığırlar açan bu çalışmaları,
Jefferson kentinin son derece tutucu
olan halkını rahatsız etti. Kendisini "büyücülükle"
suçlayan yaşlı Jeffersonlular, çalışmalarına
derhal son vermediği takdirde, linç edileceğini
söylediler. Dr. Long, çaresiz anestezi
bilimine büyük katkilar sağlayabilecek araştırmalarına
son verdi. Onun tıp bilimine yaptığı
ve önemli katkı da, Georgia Eyaleti Tıp Derneği
tarafından yapılan bir araştırma sonucu,
1852 yılında gün ışığına çıkarılıncaya kadar
gizli kaldı.
ANESTEZİ İLE İLK DİŞ ÇEKİMİ
Anestezi uygulayarak ilk diş çeken kişi, ABD'-
nin Conaecticut eyaletinde, Hartford kenti
doktorlarından John M. Miggs'dir, Riggs'e bu
yöntemi öneren meslektaşı, Dr. Horace Wells,
11 Aralık 1844 günü, gezginci bir tiyatronun
şovmeni tarafından bulunan güldürücü gazın
(diazot monoksid) ağrı kesici bir etki yaptığını
fark etti. Grander Colton adlı şovmen, bulduğu
gazın bu özelliğini bilmiyor, ondan
yalnızca numaralan sırasında insanları güldürebilmek
için yararlanıyordu. Dr. Riggs, meslektaşı
Dr, Weils'in önerisiyle, bu gazdan
yararlanarak, sağlam bir dişi hiç acı duyurmadan
çekti. Bu buluştan son derece keyiflenen
Dr. Welis, "diş çekiminde yeni bir ufkun
açıldığını" duyurdu. Ancak, Dr. Wells'in o
gün bilmediği bir şey vardı. Diazot monoksidin
etkin ve güvenli bir biçimde anestezik olarak
kullanılabilmesi için oksijenle karıştırılması
gerekirdi. Bu bilgiden habersiz olan Dr.
Wells, kahkaha gazını ağrı kesici olarak kullanarak
40 diş çekti.Bunlardan yarısı başarıyla
sonuçlandı. Ama, bir kezinde hastalarından
biri ölümün eşiğinden dönünce, denemelerine
derhal son verdi. Bu arada, Dr. Wells'in
eski ortaklarından William Morton, ıslah edilmiş
sülfirik eter kullanarak, 1846 yılının Eylül
ayında, ağrısız diş çekimim başardı. Bu
tarih, ağrı kesicilerle ilgili gelişimin başlangıç
noktası olarak kabul edilir.
ANESTEZİ İLE İLK DOĞUM
Anestezi yöntemiyle yapılan bir doğumla sağ
olarak dünyaya gelen ilk çocuk İndian Medical
Service doktorlarından William Carstairs'
in kızı Wilhelmina Carstairs'tir. Dr, Carstairs,
eşinin ağrısız bir biçimde doğum yapmasını
öneren meslektaşı Dr. James Young
Simpson'un isteğini kabul etti. Doğum doktoru
James Young Simpson, meslektaşının eşini
doğum sırasında "kloroform" ile uyuttu.
Anne, uyandığında kolları arasında kızım görünce,
doğum yaptığına güçlükle inandırıldı.
Aradan 17 yıl geçtikten sonra Wilheîmina'nın
bir fotoğrafını gören doğum doktoru Simpson,
yaşanan mucizenin etkisiyle, "Ah, hazreti
anestezi" diye bağırdı.
İLK LOKAL ANESTEZİ
Kokainin ağrı kesici etkisi, ilk kez Viyana'daki
Alman Hastanesi doktorlarından Karl Koller
tarafından bulundu. Koller, Sigmund Freud ile birlikte, kokainin morfin bağımlılığına karşı
tedavi edici etkilerini araştırıyordu. Kokain,
anestetik olarak ilk kez, Josef Brettauer
tarafından Heidelberg Kliniği'nde bir göz hastasının
ameliyatı sırasında kullanıldı. Dr. Brettauer,
kokainin bu konudaki yararlarını, 15
Eylül 1884'te Heidelberg'de yapılan Oftalmoloji
Kongresi sırasında Dr. Koller'den öğrenmişti.
Enjeksiyon yoluyla lokal anestezi ya da sinirsel
bölge anestezisi, 1885 yılında Baltimore'daki
John Hopkins Üniversitesi doktorlarından
William Halstead tarafından takdim
edildi. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Ksm 18, 2008 12:53 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK ASPİRİN
Bugün, hemen her yerde, herkes tarafından
çeşitli küçük rahatsızlıklar için oldukça sık bir
biçimde tüketilen Aspirin, ilk kez 1899 yılı
Mayıs ayında, Almanya'nın Leverkusen keNtinde, Bayer AG firması tarafından toz halinde
piyasaya sürüldü. Aspirinin kimyasal adı
olan "asetilsalisilik asit", ilk kez 1853 yılında
Alsaslı kimyacı Karl Gerhard tarafından
sentetik olarak elde edilmişti. 1897 yılında ise
Bayer firmasından Dr.Felix Hoffman, bu
maddeyi tedavi amacıyla ağızdan alınabilecek
kadar katışıksız bir biçimde üretmeyi başardı,
Önceleri, yalnızca Almanya'da reçete karşılığında
satılıyordu. 1915 yılından itibaren
Bayer tarafından 20'lık paketler halinde tablet
olarak piyasaya sürüldü.
İLK ASFALT
Bugün büyük ölçüde petrolden elde edilen ancak
Trinidad Gölü gibi bazı yerlerde doğal olarak
da bulunabilen asfaltın ilk kulanımı, İ.Ö.
2500 yıllarında oldu. O tarihlerde, Pakistan'-
daki Mohenjo-Daro hamamlarının tuğlaları
arasında yapıştırıcı olarak asfalt kullanıldı.
Aynı dönemde, Mezopotamya'da ilahlar için
döşenen kadirim taşlarının birbirine yapışmasının
asfaltla sağlandığı da biliniyor. Katranla
taşın karışımından oluşan ve
"tarmakadam" denilen bir tür asfalt ise, ilk
kez 1845 yılında Nottinghamshire'da kullanıldı.
Günümüzde yol kaplaması olarak çok gerekli
olan asfalt ise, otomotiv sanayiindeki
gelişmeler üzerine 1920'li yıllardan itibaren
dünya ölçüsünde önem kazandı.
İLK ATLETİZM KULÜBÜ
1863 yılı Haziran ayında, Londra'da birkaç
işadamı bir araya gelerek, "Mincing Lane
AC" adlı atletizm kulübünü kurdular. Kulübün
ilk toplantısı, 9 Nisan 1864 günü, Brompton'da,
Londra Kürek Kulübü Tesisleri'nde
yapıldı. Aynı yıl, kulüp ilk yarışmaları düzenledi.
Bu ilk yarışmaya katılan atletler, 220 yarda
(yaklaşık 210 metre) koşma ve 10 mil yürüme
dallarında dereceye girmek için uğraş
verdiler. Kulüp, 1866'da London AC (Londra
Atletizm Kulübü) adını aldı.
İLK ULUSAL ATLETİZM ŞAMPİYONASI
Bilinen ilk ulusal atletizm şampiyonası 23
Mart 1886'da, İngiltere'de Wallhaİm Green'
de Amatör Atletizm Kulübü tarafından organize
edildi. Bu yarışmalardaki zaman ve mesafe
kayıtları, İngiliz atletizminin ilk resmi
kayıtlarıdır., _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Ksm 18, 2008 10:34 pm Mesaj konusu: |
|
|
KAPALI SALONDA İLK ATLETİZM YARIŞMALARI
Kapalı salonda ilk atletizm müsabakaları,
1 Kasım 1868 günü, New York'ta bir paten salonunda
yapıldı. Bu karşılaşmalar, aynı zamanda
ABD'de yapılan ilk atletizm yarışmaları
oldu. Yarışmalardan iki ay önce New
York Atletizm Kulübü'nü kuran kişilerden biri olan William B. Curtis, kabaralı koşu ayakkabılarını
lanse etti. Atletlerden dördü, yedi
ayrı yarışta bu ayakkabılardan kullandı.
İLK ATLETİZM PİSTİ
Koşu amacıyla kullanılan ilk atletizm pisti,
1868 yılında, Amatör Atletizm Kulübü tarafından
İngiltere'de West Kensington'da, Lillie
Bridge'de kuruldu. Pistin uzunluğu, 536
metre idi.
İLK ANSİKLOPEDİ
1559 yılında Basle'de Encyclopaedia Seu
Orbis Disciplinarum adıyla yayınlanan kitabın,
dünyadaki ilk ansiklopedi olduğu bilinir.
Yazarı Paul Scalich idi. Kitabın adı, "Bir daire
içinde öğrenmek" anlamına geliyordu.
İçindeki konuların alfabetik bir sıraya dizildiği
ilk ansiklopedi ise, Antoine Furetiere tarafından
hazırlanan "Dictionnaire Universel"
dir. 1690 yılında Paris'te yayınlandı. İngilizce
dilinde ilk ansiklopedi de, John Harris'in
"Lexicon Technicum" adlı yapıtıdır Londra'-
da 1704 yılında basıldı.
Bölümler halinde yayınlanan ilk ansiklopedi
ise, Johann Zelder yönetiminde hazırlanan
64 ciltlik Universel Lexicon'dur.Konusunda
uzmanlaşmış yazarların katkılarıyla hazırlanan
bu ansiklopedi, Leipzig'de, 1731-1750 yılları arasında çıkarıldı. Zeller, sermayesi ya
da fazladan geliri olmayan bir perakende kitap
satıcısıydı. Ansiklopedisini de ancak Leipzig'de
kendisine gelir sağlamak amacıyla düzenlenen
bir piyango sayesinde bastırabildi.
Ancak öylesine güç ekonomik koşullar içinde
yaşadı ki, kendi hazırladığı ansiklopediden
"tam bir takım" almaya bütçesi uygun değildi. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Ksm 19, 2008 8:02 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK ARKADAŞ BULMA BÜROSU
"Eskort Servisi" de denilen arkadaş bulma
bürolarının ilki, 1937 yılında Londra'da
"S.O.S." adıyla Bayan Horace Farquharson
tarafından açıldı. Büyük bir gizlilik içinde hizmet verilen bu büroda, ücretler bulunan arkadaşın
niteliklerine göre değişiyordu. Örneğin,
bir İngiliz soylusunun genç oğluyla bir gece
geçirmek isteyen birisinin 3 pound ödemesi
gerekiyordu.
İLK AKTÖR
Dekor ve kostüm kullanılarak çekilen bir film de kamera karşısına geçen ilk aktör, "Kraliçe
Mary'nin İdamı" filminde Kraliçe Mary'-
yi oynayan Bay R.L.Thomas'dır. Raff and
Gammon şirketi tarafından Alfred Clark yönetiminde,
28 Ağustos Î895'te New Yersey
eyaletinin West Orange şehrinde çekilen filmde,
başrol olan kraliçe rolünü, Kinetoscope
Co. şirketinin muhasebecisi olan Bay Thomas,
özel bir makyajla oynadı. İdam sahnesi çekilirken,
Thomas, cellatın önündeki kütüğe yaklaştı
ve boynunu kütüğün üzerine koydu. Bu
sahnenin çekiminden sonra kamera durdu. Bu
arada Thomas, çekildi. Kamera daha sonra
cellatı çekti. Böylece sinema tarihinin ilk film
hilesi de gerçekleştirilmiş oldu.
Bir filmde komedi oynamak üzere görevlendirilen
ilk kişi ise, M.Clerc'tir. Lyon kentinde
oturan Bayan Lumiere'in bahçıvanı
olan M.Clerc, Lumiere Kardeşler tarafından
çevrilen L'Arroseur Arrose adlı filmde de bahçıvan
rolü oynadı. Bu film, 28 Aralık 1895 günü,
Paris'te Grand Cafe'de gösterildi. Filmde
Clerc bir hortumla çiçekleri sulamaktadır.
Yaramaz bir çocuk (Bu rolü o zaman 14 yaşında
olan Duval adlı bir genç oynadı) bahçıvanın
arkasına dolanarak hortuma basar ve
suyun kesilmesine neden olur. Bahçıvan hortumun
tıkanıp tıkanmadığını anlamak için
ucunu gözüne doğru kaldırınca, çocuk ayağını
kaldırır ve su Clerc'in yüzüne fışkırırken,
neşe içinde dans ederek oradan uzaklaşır.
İLK BEBEK KUVÖZÜ
Normal süresinden önce doğan ve tıp dilinde
"prematüre" denilen bebeklerin derhal içine
alınması gereken "kuvöz" adı verilen aygıt,
ilk kez 1891 yılında Fransa'nın Nice kentinde
Dr. Alexandre Lion tarafından geliştirildi. Bu
kuvözün havası bir vantilatör yardımıyla sürekli
temizleniyor, ısısı da bir termostat aracılığıyla
sürekli denetim altında tutuluyordu.
Dr. Lion, bu buluşun başarılı sonuç verdiğini
görünce, Nice'de erken doğan çocuklar için
bir bakım merkezi kurdu. Bu merkezi, Bordeaux,
Marseilles, Lyons ve Paris'te kurulan
benzerleri izledi. Nice'deki klinik, bir yandan
yardım dernekleri tarafından sağlanan katkılar,
bir yandan da belediyenin yardımları sayesinde
ücretsiz hizmet veriyordu. Paris'teki
klinik ise, hemşire ücreti de dahil olmak üzere,
bir aylık hizmet için 60 frank alıyordu ki, bu fatura birçok ana-baba tarafından kolayca
ödenebilecek düzeydeydi.
Dr. Lion, çalışmalarının ilk üç yılında prematüre
185 çocuktan 137'sini kurtarmak gibi
hiç de küçümsenemeyecek bir başarıya imzasını
attı. Çünkü, doktorun bu buluşu olmasaydı,
bebeklerin hepsi ölecekti. Doğal
besinlerle beslenemeyecek kadar zayıf olan bebekler,
süt-hemşirelerin göğüslerinden uzanan
tüplerin burunlarına takılması yöntemiyle besleniyorlardı.
Dr. Lion'un kliniklerini gezen bir
İngiliz gazetecinin belirttiğine göre, bu işlem
sırasında zenci hemşireler beyaz bebekleri, beyaz
hemşireler de siyah bebekleri doyuruyorlardı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Prş Ksm 20, 2008 11:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK YAPAY BAHARAT
Yapay olarak elde edilen ilk baharat., "vanilya"
dır. 1874 yılında, Almanya'da Dr. William
Haarman ve Prof. Ferdinand Tiemann
adlı iki kimyager, sentetik olarak vanilya elde
etmeyi başardılar. İki yıl sonra, yine bir
kimyacı olan Karl Reimer, Haarman'ın çalışmalarına
katıldı ve bu ikili, yapay olarak doğal
vanilyanın tam tadını veren bir madde
üretti. Bu ilk yapay vanilya, doğal vanilyayı
yeterince sağlayamayan Alman çikolata yapımcıları
tarafından ilk kez kullanıldı.
1870'lerde de İngiltere'de akide şekeri yapımcıları,
çeşitli meyvelerin tatlarını veren sentetik
maddeler üretmeyi başardılar.
İLK BALTA
Günümüzden 250 bin yıl önce, modern insanın
ataları sayılan Homoerectus olarak isimlendirilen
insanlar, Afrika, Asya ve
Avrupa'da taşlara biçim verecek baltalar yapıyorlardı.
Bunlar, sapsız olmalarına karşın,
üçgen biçiminde yontulduklarından kolaylıkla
elde tutulabiliyordu. Üçgenin bir noktası oldukça
sivri, bir kenarı ise bıçak ağzı gibiydi. Bu basit aygıt, hayvanların derilerinin yüzülmesinde,
etlerinin kesiminde, odun kesmede
ve kazı işlerinde kullanıldığı gibi, silah olarak
da önemli bir işleve sahipti. Baltalara, İ.Ö. 35
bin yılından itibaren sap takıldı.
İLK BALE
Hareket, söz ve şarkı urlarını içeren ilk bale,
John Weaver'm "The Lovers of Mars and
Venüs" (Mars ve Venüs'ün Aşkları" adlı balesidir.
İlk kez 2 Mart 1717 günü Kraliyet Tiyatrosu'nda
sahnelendi. Mars rolünde Louis
Dupre, Venüs rolünde ise Bayan Santlow oynadılar.
Vulcan rolünü de bizzat Weaver canlandırdı.
Müzik, iki ayrı besteci tarafından
bestelenmişti. Richard Fairbank, dans müziklerini
hazırlamış, Kraliyet Orkestrası'ndan
Henry Symonds ise senfonilerin sorumluluğunu
üstlenmişti. Tiyatronun yöneticisi Colley
Cibber, prodüksiyon giderleri konusunda alabildiğine
cimri davranmıştı. Çünkü, bu tür yeni
eğlence tarzının ne gibi bir sonuç vereceğini
kestiremiyordu. Ancak, halkın ilgisi, beklenenin
de üstüne çıktı. Sonuçtan yeterince memnun
olmayan tek kişi, balenin yazarı Weaver'
in kendisiydi. Seyircilere göre daha gelişmiş bir
beğenisi olduğunu öne sürüyor, bu nedenle de
dansçıların performanslarından memnun olmuyordu.
Dansçılar da Weaver'in "avantgarde"
koreografisini yeterince özümleyememişlerdi
doğrusu. Weaver, anılarında, "İtiraf
etmeliyim ki" diyordu, "Dansları düzenlerken,
modern eğilime daha çok kaydım." Weaver, baleyi operadan ayıran ve bir sanat
biçimi olarak bağımsızlığa kavuşturan ilk
sanatçıdır.
Kıta Avrupası'nda sahnelenen ilk "ballet
d'action" ise, Marie Salle'in "Pygmalion" adlı
yapıtıdır. İlk kez 1734 yılı Ocak ayında Covent
Garden'de seyirci karşısına çıktı ve aynı
yıl Paris'te François Riccobini tarafından
Theâtre-Italien'de yinelendi. Bale, Fransa'dan
Rusya'ya geçti ve bu ülkede, 1751 yılında bale
üstadı Lande yönetiminde İmparatorluk Tiyatro
Okulu kuruldu. Bu verimli kaynakta
klasik formunu bulan bale, 1911 yılında doğum
yeri olan İngiltere'ye Diyagilev topluluğu
ile geri döndü. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Ksm 21, 2008 9:46 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK BALE ETEĞİ
İlk bale eteğini, 12 Mart 1832'de Paris Operası'nda
galası yapılan Filippo Taglioni'nin
"La Sylphide" adlı balesi için A.E. Chalon
çizdi. Bazı bale otoritelerine göre, bu eteği hazırlayan
ressam, Eugene Lami'dir. Bale, aynı
yıl 26 Temmuz'da Covent Garden'da yinelendi.
Her iki yapımda da başbalerin Marie Taglioni
ve öteki balerinalar, beyaz muslinden
yapılan bu özel etekleri giydiler. Bu giysilerin
etek boyları, baldırın ortasına kadardı; kollar
ise tamamen çıplaktı. Bu ilk bale eteği,
ufak-tefek birtakım değişiklikler geçirmesine
rağmen günümüz romantik balesinin standart
giysisi olma özelliğini kazandı. James Laver
adlı ale uzmanına göre, bu ilk bale giysisi,
1830'ların moda eteklerinin biraz "tiyatrosallaştırılmiş"
haliydi.
Çember etekli ilk bale giysisi ise, 1885 yılında
St. Petersburg'da Kraliyet Tiyatrosu'nda
"La Fille du Pharaon" adlı balede, İtalyan
balerina Virginia Zucchi tarafından giyildi.
İLK BİKİNİ
Bugün bile birçok erkeğin gözdesi olan bikini
mayo ilk kez, 5 Haziran 1946 günü Paris'te
yapılan bir moda gösterisi sırasında, modaseverlerin
önünde sergilendi. Mayonun tasarımı,
Fransız Louis Reard'a aitti. İlk kez sergileyen
ise, Micheline Bernardi oldu. Bikininin
dünyaya lanse edilmesi, Amerikalıların
Pasifik'teki Bikini Atolü'nde bir atom denemesi
yapmalarından dört gün sonrasına rastlamıştı.
Bu nedenle, Bay Reard, yeni biçimlendirdiği
mayoya "çarpıcı" anlamında bikini
adını verdi. İlk yapılan bikini, pamuklu bir
kumaştandı ve üzerinde gazete deseni vardı.
Bu gazete deseninde resmi olan Bayan Bernardi,
öylesine büyük bir üne kavuştu ki, çok kısa
bir dönemde tam 50 bin hayranı, Bayan
Bernardi'ye mektup yazdı.
İLK BİSİKLET
Bisiklet ilk kez 1839 yılında İngiltere'nin
Dumfries yöresinde, Courthill kasabası demircilerinden
Kirkpatrick Macmillan tarafından
yapıldı. Yaklaşık 27 kilo ağırlığındaki araç,
tahta bir iskeletten oluşuyordu. Ön tarafına
bir at başı geçirilmişti. Demir tekerleklerinden
öndekinin çapı 80 cm, arkadakininki ise 105
cm idi. Pedallar, kranklar aracılığıyla arka tekere
bağlanmıştı ve ayakların ileri geri hareketleriyle
devinim kazanıyordu. Ne var ki,
Macmillan, büyük bir endüstrinin kurucusu
olduğundan habersizdi. Onun tek düşüncesi,
Courthill ile Dumfries arasındaki 22 kilometrelik
yolu rahatlıkla ve daha az yorularak gidip
gelmesine yarayacak bir araç geliştirmekti.
1842 yılında, bir iş için Glascow'a gitti ve
bu arada yine hiç farkında olmadan ilk uzun
mesafe bisiklet rekorunu kırdı. 10 Haziran
1839 tarihli Glascow Herald gazetesi, 64 kilometrelik
bir yolculuk sonrası Glascow'a gel-
"diğinde Macmillan'ın "şeytan icadını" seyretmek
üzere toplanan kalabalıktan bir çocuğa
çarparak durabildiğini yazdı. Polis, bu ilk bisiklet
kazası için Macmillan'ı beş şilin para
cezasına çarptırdı.
Birkaç gün sonra Macmillan'ın yeğeni
Mary Marchbank, dayısının yaptığı bisikletle
birkaç tur attı ve dünyada bisiklete binen ilk
kadın unvanını kazandı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Ksm 21, 2008 9:50 pm Mesaj konusu: |
|
|
BÜTÜNÜYLE METALDEN YAPILAN İLK HAFİF BİSİKLET
Bu tür bir bisikletin patenti ilk kez 1870
yılında Coventry Makinists Co. adlı İngiliz şirketinde
görevli James Starley ve WilIiam'HiIIman
tarafından alındı. Bu bisikletin bir özelliği
de, ilk kez tekerleklerinde tel kullanılmasıydı.
Araçlarını tanıtabilmek için Starley ve
Hillman, hiç durmadan 154 km. yol alarak bir
günde Londra'dan Coventry'ye gittiler ve Katedralin
çanı tam gece yarısını vururken, Starley'in
evine geldiler. 1871 yılında bu bisiklet
vitessiz olarak sekiz şilinge, vitesli olarak da
12 şilinge piyasaya sunuldu.
İLK BİSİKLET YAPIMCISI
İlk bisiklet yapımcısı, Paris'teki Cite Godot
de Mauroy'un ustabaşısı Pierre Michaux'-
dur. Bu endüstrinin temelinin nasıl atıldığı,
Michaux'nun oğlu Henri tarafından 1893 yılında
Le Velo'ya yazılan bir mektupta şöyle
anlatılır:
"1861 yılının Mart ayıydı,.. Parisli şapka
imalatçısı Mösyö Brunel, ön tekerini onart-
mak üzere Velocifere'ini (hobi-at) babama getirdi.
Aynı akşam 19 yaşındaki erkek kardeşim
Ernest, bu aracı alarak Montaigne Caddesi'nde
dolaşmaya çıktı. Eve döndüğünde,
babama, 'Dengemi sağlamakta pek güçlük
çekmiyorum. Ancak, yeterli hızı sağladıktan
sonra yere çarpmamaları için bacaklarımı havada
tutmak bayağı yorucu oluyor' dedi. 'O
zaman' dedi babam, 'Tekerin ön çatalının iki
tarafına birer destek koy. Hızlanıp dengeni
sağladıktan sonra ayaklarını bu destek üzerine yerleştirir ve dinlenirsin. Hatta daha iyisi,
bu desteği bir krankla tekere monte et. Böylelikle
ayaklarını dinlendirirken, ara sıra destekleri
hareket ettirirsin. O da krankı harekete
geçirir ve teker döner.'
Kardeşim, derhal babamın dediklerini uyguladı
ve böylece pedal sistemi gerçekleşmiş
oldu. Gerçi bu dahiyane fikir Pierre Michaux'ya
aitti ama, o fikri hayata geçiren ilk kişi,
oğlu Ernest oldu."
Böylece, pedallı bisiklet üretmek üzere
"La Compagnie Parisienne Ancien Maison
Michaux et Cie" adında bir firma kurulmuş
oluyordu. 1861 yılında iki modelin üretimi yapıldı.
Seri üretime ise bir sonraki yıl geçildi ve
o yıl içinde firma 142 adet bisiklet üretti.
İLK ZİNCİRLİ BİSİKLET
Bu tür bir bisiklet ilk kez 1873 yılında
H.J.Lawson tarafından gerçekleştirildi. Ertesi
yıl, Lawson, Brighton sokaklarında bisikletiyle
gezmeye başladı. Sussex Cücesi adlı bisikletin
ahşap cantlı tekerleklerinin çapı 58 cm
idi. 1879 yılında Lawson, buluşunu daha da
geliştirdi. Ancak, bu kez ön tekerin çapı, arka
tekere oranla yaklaşık iki kez daha büyüktü.
Bu bisiklet ilk kez 1880 yılı Şubat ayında
bir sergide kamuoyuna sunuldu ve aynı tarihte
satışına başlandı.
İLK KADIN BİSİKLETİ
Kadınlar için yapılan ilk bisikletin patenti
1870 yılında Samuel Webb Thomas tarafından
alındı. Seri üretimi ise, 1874 yılında, Starley
ve Hillman tarafından kendi buluşları olan
bisiklet üzerinde yapılan birkaç değişiklikle
başlatıldı. Fakat bu bisikletin çok karmaşık bir
pedal sistemi vardı ve üzerinde denge sağlamak
hayli zordu. Üstelik bir düşme anında da
ciddi yaralanmalara yol açıyordu. Bu nedenle
fazla rağbet görmedi.
Arka tekerleğe zincirle bağlı pedallarla çalışan
basık gövdeli ilk kadın bisikleti ise, yeterince
güvenli olarak 1884 yılında H.J.Lawson
tarafından yapıldı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pzr Ksm 23, 2008 12:22 am Mesaj konusu: |
|
|
BRİÇİN İLK ÇIKIŞI
Briç, büyük bir olasılıkla Türkiye'den dünyaya
yayılan bir oyundur. 1885 yılında, İstanbul'u
ziyaret eden İngiliz gezgini John
Collinson, burada öğrendiği kuralları, İngiltere'ye
döndükten sonra 1886 yılı Şubat ayında
bir kitap halinde yayınladı. Her ne kadar
Collinson bu kitaba Biritch ya da Rus Briçi
adını verdiyse de, oyunun Rus kökenli olduğunu
gösterir hiçbir belirti yoktur. Britich sözcüğü
ise, bilinen dillerden herhangi birinde
belirli bir anlam taşımaz.
1906 yılında briç üzerine bir başka kitap
yazan William Dalton ise, Collinson'un Türkiye'den
dönüşünden çok daha önce İngiltere'
de briç oynandığını öne sürer:
"Mr. Scramanga adlı Yunan asıllı bir beyefendiden
bir mektup aldım. Kendileri, söz
konusu oyunun 1870'lı yıllarda Manchester'-
de yaşayan Yunan kolonisi arasında oldukça
sık oynandığını belirtiyorlar. Mr. Scramanga'-
nın mektubundan anlaşıldığına göre, o dönemde
oynanan oyunla bugün bildiğimiz briç
kuralları arasında çok az fark var. Örneğin,
bir eldeki dört as bugün 100 puan olarak değerlendirilirken,
o zaman 80 puan olarak değerlendiriliyordu.'
Briçin İngiltere'de hızla yaygınlaşması ise,
1894 yılında başladı. O yıl Lord Brougham,
Kahire'de öğrendiği oyunu, Portland Kulübü'nde
lanse etti. Bunun üzerine briç, hızla
rağbet görmeye başladı. Ertesi yıl Haziran
ayında Turf ve Portland kulüplerinin üyelerinden
oluşan bir ortak komite, ilk resmi kuralları
belirlediler. ABD'de ise 1892 yılının
Nisan ayında, Paris'ten dönen Henry Barbey'-
in, orada öğrendiği oyunu arkadaşlarına öğretmesi
üzerine, hızlı bir salgın başladı ve oyun
bütün ülkeye yayıldı.
OKŞIN BRİÇ
istasyonda uzun süre kalmak.zorunda kalan
üç İngiliz-Hint tarafından oynandığı kabul
edilir. Söz konusu üç kişi, dördüncü bulamadıkları
için briç oyununa bu şekilde bir biçim
vermişler ve böylece okşın briç (Türkiye'de genellikle
oşkin adıyla bilinir) ortaya çıkmıştır.
Oyunla yazılı ilk yazılı metin, 16 Ocak 1903
günlü "The Times" gazetesinde yayınlanmıştır.
Söz konusu yazı bir mektuptu ve Hindistan'dan
yeni dönen Oswald Crawford
tarafından kaleme alınmıştı. Ertesi yıl Hindistan'ın
Allahabad kentinde John Doe, "Auc-42
tion Bridge" adıyla bu konudaki ilk kitabı
yayınladı.
KONTRAT BRİÇ
Bu oyun ilk kez 1912 yılında Poona'da,
"Saac" adı altında dört kişi tarafından oynandı.
İlk kuralları ise 15 Temmuz 1914'te Hindistan'da
yayınlanan "Times of India"
gazetesinde Sir Hugh Clayton tarafından yayınlandı.
Kontrat Briç, Amerika'da ise daha farklı
bir biçimde ortaya çıktı. 1925 yılında, dönemin
ünlü milyonerlerinden Harold S. Vanderbilt,
o yılın Mayıs ayında Los Angeles ile
Havana arasında seyreden bir buharlı gemide,
Plafond denilen Fransız oyununu öğrendi.
Daha sonra bu oyunun kurallarında, kendisine
göre bazı değişiklikler yaptı ve Kontrat
Briç adıyla ABD'de lanse edildi.
ULUSLARARASI İLK BRİÇ MÜSABAKASI
Uluslararası nitelikte ilk briç karşılaşması, 15
Eylül 1930'da Londra'da, İngiliz ve ABD takımları
arasında yapıldı. İngiliz takımının
kaptanı. Tümgeneral Walter Buller'dı. Amerikan
takımının kaptanlığını ise Ely Culbertson
yapıyordu. Karşılaşmayı ABD, 4 bin 845
puanla kazandı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pts Ksm 24, 2008 12:40 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KADIN OTOBÜS BİLETÇİSİ
1909 yılında babasının Barton Transport adlı
şirketinde Long Eaton-Nottingham seferlerinde
görev alan Bayan Kate Barton, ilk hanım
otobüs biletçisi olarak tarihe geçti. 1911 yılında,
kızkardeşleri Ruth ile Edith de kendisine
katıldılar. Görev sırasında, uzun yeşil önlükler
giyiyorlardı. Kate Barton, erkek biletçiler
gibi bir de başına şapka geçiriyordu, ama
Edith ve Ruth, iftihar ettikleri uzun saçlarını
bir şapkaya tutsak etmeye yanaşmadılar. Kızlarının
soğuk otobüslerin içinde uzun saatler
çalışıp rahatsız olmalarına dayanamayan baba
Barton, egzoz borusunu aracın içinden geçirerek,
yolcu mahallini ısıtmayı akıl etti.
Gecenin geç saatlerinde yapılan seferleri ise,
üç genç kız da hiç sevmiyordu. Çünkü o saatlerde,
ne yaptığını bilmeyen sarhoşların sataşmaları,
gerçekten rahatsız edici boyutlara
varıyordu. Ama öteki seferler, gerçekten zevkli
oluyor ve birbirinden nazik erkekler, üç güzel
biletçiye hiç zorluk çıkarmıyorlardı.
Nihayet 1918 yılında Kate Barton evlendi ve
mesleğini bıraktı. Çok geçmeden, kızkardeşleri
de onu izlediler.
İLK BALON
Balonun bulunuşu, tarih öncesi insanlara kadar
dayanır. O dönemde insanlar, havayla şişirilmiş
hayvan derilerinin suya batmadığını
kavrayarak, bundan yüzme amacıyla yararlandılar.
İçine belirli gazlar doldurulan herhangi
bir torbanın yeryüzünden
havalanacağına ilişkin ilk bulgular ise, 17.
yy'da Evangelista Torricelli gibi İtalyan bilim
adamları tarafından saptandı. Çünkü, bu bilginler,
atmosferi ve onu oluşturan gazları incelemeye
başlamışlardı.
İngiliz kimyacı Robert Böyle ise, iki önemli
saptama yaptı: İlk kez olarak en hafif gazın
hidrojen olduğunu kanıtladı ve "belirli bir
miktar gazın hacmi genişletilirse, basınç azalır,
tersine, gaz daha küçük bir hacim içine sıkıştırılırsa,
basınç yükselir" şeklinde
tanımlanan ve kendi adıyla anılan "Boyle Kanunu"
nu buldu.
1766 yılında, bir başka İngiliz bilim adamı,
Henry Cavendish, ilk kez hidrojeni
"tarttı" ve havadan on bir kez daha hafif olduğunu
söyledi (Aslında 14 kez daha hafiftir).
İskoçyalı bilim adamı Joseph Black de, bu
bulgudan yola çıkarak, içine hidrojen doldurulmuş
bir balonun yerden havalanması gerektiğini
söyledi.
1782'de, kâğıt yapımcısı Fransız Joseph ve
Etienne Montgolfier kardeşler, bir oda içerisinde,
sıcak havayla doldurulmuş balonu havalandırmayı
başardılar. Bu ilk balon, ipekten
yapılmıştı ve alt ucunda bir delik vardı. Hacmi
ise 1.32 metreküptü. Balonun açık ağzının
altında kâğıtlar yakıldı ve havalandığı görüldü.
1783 baharında Montgolfier kardeşler, deneylerini
daha büyük boyutlarda,ama tabii bu
kez açık havada yinelediler. Kâğıttan yaptıkları
616 metreküplük balonun üzerini, özel bir
bezle kapladılar ve aynı sistemle balonu 2 bin
metre havalandırmayı başardılar.
Aynı yıl, Fransız fizikçi J.A.C. Charles,
28 metreküplük bir balonu, içine hidrojen doldurarak
uçurmayı başardı. Balonda, Charles'
tan başka iki de yardımcısı vardı. Paris üzerinde
dolaşırlarken, çiftçiler, gökyüzünden
üzerlerine doğru gelen bu "canavar"a karşı,
yabalarla saldırıya geçtiler.
İLK BAROMETRE
1644 yılında, İtalyan fizikçi Evangelista Torricelli,
bir yıl önce ölen Galileo'nun düşündüğü
bir deneyi yaptı. Madenciler, çeşitli
denemelerden sonra bir tek pompayla suyu 10
metreden daha fazla çıkaramayacaklarını anlamışlardı.
Bunun üzerine Galileo, yoğunluğu
daha fazla olan bir sıvının, örneğin cıvanın,
bir tüp içinde daha kolaylıkla, ancak daha küçük
ölçek içinde yükseltilebileceğini düşündü.
Evangelista Torricelli, arkadaşı Vincenzo
Viviani ile birlikte bu düşünceyi uygulamaya
karar verdi. 90 santimetre uzunluğunda bir
cam tüpün alt ucunu kapattıktan sonra, içini
cıva ile doldurdu. Tüpün açık ucunu parmağı
ile kapattı ve altı üste gelecek şekilde çevirdi.
Sonra bu açık ucu, cıva dolu bir kabın içine
daldırdı.
Parmağını çektiği zaman, tüpün içindeki
cıvanın yüksekliğinde belirli bir düşme oldu.
Ancak yine de düşüş, belirli bir noktadan
sonra durdu.
Kuşkusuz, cıvayı tutan bir şey vardı. Torricelli,
bunu havanın basıncı olarak açıkladı.
Hava, cıva ile dolu hazne üzerinde bir baskı
yapıyor, bu baskı da cıva yüksekliğinin belirli
bir düzeyde kalmasını sağlıyordu. Böylece
Torricelli, hava basıncını ölçmeye yarayan ilk
barometreyi yapmış oldu. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Ksm 26, 2008 12:13 am Mesaj konusu: |
|
|
İLK BATON
Bir orkestra şefinin, orkestra üyelerine konser
sırasında belirli zaman işaretleri vermesi
gerekir. Kimi yönetmenler, 1687 yılında Paris'te
ölen ünlü besteci ve orkestra şefi Jean-
Baptiste Lully gibi ayaklarını hızla döşemeye
vurarak bu işareti veriyorlar, kimileri ise daha
başka yöntemlerden yararlanıyorlardı,
1820 yılında Alman besteci ve orkestra şefi
Louis Spohr, Londra'da verdiği konser sırasında,
ilk kez baton (sopa) kullandı ve sopayı
müzik dünyasına kazandırdı. Hem zamanlama, hem de ritm işareti vermeye yarayan batonlann
günümüzdeki örnekleri, yaklaşık 60
cm uzunluğundadır. Elle tutulan bölümleri
mantardan yapılmıştır.
İLK BEYAZLATMA TOZU
1700'lü yıllarda, beyazlatmak ya da ağartılmak
istenen çamaşırlar, bazi alkalik sıvılar içine
batırılır, sonra da kurumaları için güneş
altına asılırdı. Tekstil endüstrisinin gösterdi
ği hızlı gelişme üzerine, dokumaları ağartmak
için daha etkin ve çabuk bir yönteme gereksinim
duyulmaya başlandı.
1785 yılında Fransız kimyacı Claude Louis
Berthollet, o günlerde yeni bulunmuş olan klorür
gazından yararlanarak, yeni bir aklaştırıcı
sıvı geliştirdi. 14 yıl sonra İskoçyalı kimyacı
Charles Tennant ise, bu sıvıyı toz haline getirmeyi
başardı.
Günümüzdeki beyazlatma tozlarında ise,
sodyum hipoklorit ya da kalsiyum hipoklorit
gibi çok daha etkin kimyasal maddeler kullanılmaktadır.
İLK BANYO
Romalılar döneminde banyo yapmak, bir uygarlık
belirtisi sayılıyordu ye bu nedenle hemen
her evde bir banyo vardı. M.S. 5. yy'da
Roma İmparatorluğu'nun çökmesiyle birlikte,
bu güzel alışkanlık Avrupa kıtasında büyükölçüde
ortadan kalktı. Öyle ki, 1837'de
Kraliçe Victoria, İngiliz İmparatorluğu'nun
başına geçtiği zamanlar bile, Buckingham Sarayı'nda
banyo yoktu. 1870'li yıllara gelinceye
değin, banyo yapmak, insanlar için bir
külfet niteliğindeydi. Bazı insanlar,'ara sıra
sağlıklı olacağı gerekçesiyle soğuk duş alırlardı.
Ama, soğuk suyla banyo yapmalarının asıl
nedeni, mutfak sobası üzerinde banyo yapmaya
yarayacak kadar su ısıtmanın güçlüğü idi.
Üstelik, ısıtılan bu suyun banyo yapılacak yere
taşınıp bir tas ya da başka bir araç yardımıyla
boşaltılması Rahmeti de vardı. Boyalı galvanize
metalden yapılan İlkbanyo ısıtıcıları,
başlıca iki tipte üretiliyordu: Yarım banyo ve
duşlu banyo. Duşlu banyolarda, suyun bir el
pompası aracılığıyla yukarı pompalanması gerekiyordu.
Bu yüzden insanlar, bir yandan sabunlanırken,
bir yandan da su pompalamak
zorunda kaldıkları için çok zorluk çekiyorlardı.
Yarım banyolarda ise, insanın ancak oturmasına
yetecek küçüklükte küvetler vardı. Bu
yüzden, bu kuvetlere "kalça banyosu" da deniliyordu.
İçine giren kişi ya dizlerini göğsüne
çekmek ya da bacaklarını küvetten dışarı
sarkıtmak zorunda idi. 1880'li yıllardan itibaren,
bugün bildiğimiz uzun küvetler ve duş sistemi
geliştirildi. Sıcak su kolaylığı sağlandı ve
banyolar yeniden yaygınlaştı.
Türk hamamları ise, yüzyılımızın başından
itibaren rağbet görmeye başladı. Bu hamamlarda,
önce buhar banyosu yapılıyor, sonra da
keseleniliyordu;. Avrupalılar, bu keseleme işlemini
biraz değiştirerek, adına "masaj" dediler.
Daha sonra alınan bir ılık duşla, banyo
tamamlanmış oluyordu.
Bugün bildiğimiz saunaların ilk örnekleri
ise, 1890'lardan itibaren Fin hamamı adı altında
evlere kadar girdi. Her tarafı kapalı bir
kutunun içine yerleştirilen bir soba sayesinde,
kutu içinde büyük bir hararet sağlanıyordu.
Kutunun kapısı dışarıdan açılıyor, içeriye birisi
girdikten sonra da yine dışarıdan kapatılıyordu.
Bu yöntemin en büyük sakıncası,
içeride yanan sobanın tehlikeli bir hal alması
durumunda, içerdeki kişinin kaderiyle baş başa
kalmasıydı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Ksm 26, 2008 9:22 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK BOMBA
Havadan atılan ilk bombalar, 1849 yılında
Avusturya ordusu tarafından, o dönemde
Avusturya İmparatorluğu'na bağlı olan Venedik'te,
ayrılıkçı bir isyanın başgöstermesi üzerine
kullanıldı. Balonlarla kent üzerine gelen
Avusturyalılar, bombalarını isyancı birliklerin
üzerine fırlattılar. Bu saldırı, ayrılıkçıların
cesaretini büyük ölçüde kırdı. 1912 yılında
İtalyanlar, Trablusgarp'taki Türk-İtalyan Savaşı
sırasında, nitrogliserinden ürettikleri
bombaları kullanarak, ilk kez uçakla bombardıman
yaptılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında,
bombaların gelişimi sürdü. Ama asıl
büyük gelişme, İkinci Dünya Savaşı sırasında
sağlandı. Çünkü, havadan yapılan bombardımanın
önemi, açıkça ortaya çıkmıştı.
Bunun üzerine bombalar, boyut olarak büyüdü
ve özel amaçlı olarak çeşitli türlere ayrılarak,
çeşitli biçimler aldı. Bunlar, gemilere,
uçaklara ya da karada belirli yerlere yerleştirildiler
ve saldırı ya da savunma amacıyla kullanıldılar.
İLK EL VE AYAK BAKIMCILARI
Günümüzde manikürcü ya da pedikürcü olarak
faaliyet gösteren el ya da ayak bakımcılarının
ilk ustaları, 1593 yılında Londra'da ortaya
çıktı. O dönemde yazdığı "Garip
Haberler"adlı yapıtında Thomas Nashe, bazı
insanların geçimlerini başkalarının nasırlarını
keserek kazandıklarını belirtiyordu. O dönemin
pedikür uzmanları, mesleklerini panayırlarda
ya da sokak ortalarında icra ediyorlardı.
Belirli bir yerde pedikür salonu açan ilk
uzman ise, David Low oldu. Low, 1774 yılında,
Londra'da bir otelde açtığı dükkânı ile
1780 yılına kadar müşterilerine hizmet verdi.
1785 yılında da mesleğiyle ilgili olarak "Chiropodolgia"
adlı bir kitap yazdı. The European
adlı dergi, 1785 Haziran sayısında, bu
kitaptan bazı alıntılar yaptıktan sonra, Low'-
un mesleğini küçümseyen bir yorum yayınladı.Pedikürist yetiştiren ilk okul ise, 1910 yılında
New York Pedikürcüler Derneği tarafından
New York'ta açıldı. Biri kadın 14 uzman,
1913 yılında bu okulun ilk mezunları oldular.
Ayak bakımına ilk bilimsel yaklaşım ise, 1916
yılında, Philadelphia'da yapıldı. O yıl, Temple
Üniversitesi'ne bağlı Garreston Uygulamalı
Hastanesi, dört öğrencisini ayak bakımı dalında
eğitti ve mezun etti.
İLK BULDOZER
1870'li yılların ortalarında, Amerika'da geniş
çaplı hafriyat işlemlerinde atlar tarafından çekilen
kepçeler kullanılıyordu. 1900'lü yılların
başlarında, daha sonra ABD'de Caterpillar tesislerini
kuracak olan Benjamin Holt, buharlı
bir traktörün tekerlerine palet yerleştirdi.
1923 yılında bu traktörün önüne bir de kepçe
eklendi. Sekiz yıl sonra dizel motorlarının takılmasıyla,
modern buldozerin ilk örneği geliştirilmiş
oldu.
1930'larda Almanya'da buldozerler, dev
otobanların yapılmasında büyük yarar sağladı.
1945 yılından sonra, İkinci Dünya Savaşı'nın
ardından, İngiltere'de ve Avrupa'da
buldozerlere yeniden çok iş düştü. ABD'de de
hızlanan inşaat sektörü, bu araçtan alabildiğince
yararlandı.
Günümüzde Japonlar, su altında uzaktan
kumanda ile çalışabilen ve denizaltı tünellerin
yapımında kullanılması amaçlanan buldozerlerin
denemelerini sürdürmekteler. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Prş Ksm 27, 2008 9:25 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK EL VE AYAK BAKIMCILARI
Günümüzde manikürcü ya da pedikürcü olarak
faaliyet gösteren el ya da ayak bakımcılarının
ilk ustaları, 1593 yılında Londra'da ortaya
çıktı. O dönemde yazdığı "Garip
Haberler"adlı yapıtında Thomas Nashe, bazı
insanların geçimlerini başkalarının nasırlarını
keserek kazandıklarını belirtiyordu. O dönemin
pedikür uzmanları, mesleklerini panayırlarda
ya da sokak ortalarında icra ediyorlardı.
Belirli bir yerde pedikür salonu açan ilk
uzman ise, David Low oldu. Low, 1774 yılında,
Londra'da bir otelde açtığı dükkânı ile
1780 yılına kadar müşterilerine hizmet verdi.
1785 yılında da mesleğiyle ilgili olarak "Chiropodolgia"
adlı bir kitap yazdı. The European
adlı dergi, 1785 Haziran sayısında, bu
kitaptan bazı alıntılar yaptıktan sonra, Low'-
un mesleğini küçümseyen bir yorum yayınladı.Pedikürist yetiştiren ilk okul ise, 1910 yılında
New York Pedikürcüler Derneği tarafından
New York'ta açıldı. Biri kadın 14 uzman,
1913 yılında bu okulun ilk mezunları oldular.
Ayak bakımına ilk bilimsel yaklaşım ise, 1916
yılında, Philadelphia'da yapıldı. O yıl, Temple
Üniversitesi'ne bağlı Garreston Uygulamalı
Hastanesi, dört öğrencisini ayak bakımı dalında
eğitti ve mezun etti.
İLK BİLGİSAYAR
Programlanabilen, özel kartlardan talimat
alabilen, bellek bankasının yardımıyla hesap
yapıp problem çözebilen ilk aygıt, Charles
Babbage tarafından düşünüldü. "Analytical
Engine" adı verilen bu aygıtla ilgili çalışmalar,
Londra'da 1822 yılında başladı ve 1871
yılına kadar sürdürüldü. Aygıtın yapımında,
Babage'ın da büyük emeği geçti. Cebinden
tam 6 bin pound harcadı. Hükümetten de 17
bin pound yardım almıştı. Ancak, bu olağanüstü
aygıtın başarıyla çalışabilmesi için, binlerce
küçük parçanın yapılması gerekiyordu
ki, bu da o günün teknolojisine göre olanak
dışıydı. Eldeki tüm kaynaklar değerlendirildiğinde,
Babbage'ın bu harika düşüncesinin,
onun yaşadığı yüzyıl içinde hayata geçirilemediğini
görüyoruz.
Programlanabilen ilk kullanılabilir bilgisayar,
İsveç'in Stockholm kentinden George Scheutz tarafından yapıldı ve 1855 Paris Panayırı'nda
sergilendi. Bu bilgisayar, Babbage'
in prensiplerine göre, ancak çok daha basit
olarak yapılmıştı. Scheutz'un "hesap makinesi",
dört işlemi çözebiliyor ve sekiz basamağa
kadar hatasız sonuç verebiliyordu. Bu
ilk' 'bilgisayar'', New York'taki Albany Rasathanesi
tarafından satın alındı ve astronomi çizelgelerinin
hesaplanmasında kullanıldı.
BİLGİ İŞLEM ARACI İLK BİLGİSAYAR
Patenti 8 Ocak 1899 günü New York'ta, Dr.
Herraan Hollerith tarafından alındı. Elektrikle
çalışan ilk modeli, ABD Nüfus Bürosu için yapıldı
ve 1890 nüfus sayımı sırasında kullanıldı.
Sayım sırasında ABD yurttaşlarınca
doldurulan kartlar, bu bilgisayarda değerlendirildi.
1896 yılında Dr. Hollerith, Sayım Bürosu'ndaki
görevinden ayrıldı ve Tabulating
Machine Co. adlı bir firma kurarak, bilgisayar
üretimine ve pazarlamasına başladı. Bu
şirket, daha sonra dev bir firma olan IBM'in
temelidir. IBM makineleri tarafından kullanılan
80 sütunluk kartlara da "Hollerith
Kartı" adı verilir. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cmt Ksm 29, 2008 3:00 am Mesaj konusu: |
|
|
İLK ELEKTRONİK BİLGİSAYAR
kümet
tarafından gizlice yürütülen çalışmalar
sonucu Londra'da Prof. Max Newman başkanlığında
bir ekip tarafından 1943 yılı Aralık
ayında üretildi. Tek amaçlı, tümüyle
elektronik olan Colossus 1, kriptoanaliz (şifre
çözüm) çalışmaları için yapıldı. Bir saniye
içinde 5 bin ayrı şekli değerlendirebilecek yetenekteydi.
Düşman ordularının haberleşme
sistemlerini çözerek, İkinci Dünya Savaşı'nın
İngilizler lehine sonuçlanmasını sağlayan en
büyük etkenlerden biri oldu.
Çok amaçlı tümüyle elektronik ilk bilgisayar
ise, 1946 yılında ABD'de Pennsylvania
Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi'nde
J. Presper Eckert ve John W. Mauchly
tarafından üretildi. "Computer" ya da
"ENIAC" adı verilen bu aygıt, 30 ton ağırlığındaydı
ve 19 bin 500 parçadan meydana geliyordu.
ABD Genelkurmay Levazım Daire
Başkanlığı, bu "harika" aygıtı, Maryland'deki
Balistik Araştırma Laboratuvarı'na yerleştirdi.
Burada, rüzgârın hızı, bombanın türü ve
hava koşulları değerlendirilerek, bombardıman
hesaplan yapmak için kullanıldı.
ÜRETİLEN İLK ELEKTRONİK BİLGİSAYARLAR
ABD'de, Philadelphia'da Remington Rand;
İngiltere'de Lancashire'de "de Ferranti" marka
elektronik bilgisayarların fabrikasyon üretimine
aynı dönemde başlandı. Üretilen ilk
Ferranti marka bilgisayar, 1951 yılında Manchester
Üniversitesi'nde kullanılmaya başlandı.
Remington Rand tarafından imal edilen
"Univac I" marka bilgisayarların ilki ise, 14
Haziran 1951 günü, özel bir törenle ABD Sayım
Bürosu'nun hizmetine sunuldu. Univac,
aynı zamanda manyetik bantlarla çalışan ilk
bilgisayardır.
İLK ÇAPRAZ BİLMECE
İlk çapraz bilmece, Liverpool doğumlu Arthur
Wynne tarafından hazırlandı ve 21 Aralık
1913 günü New York World gazetesinin
hafta sonu ekinde yayınlandı. Wynne, gazetenin
oyun ve eğlence bölümünü hazırlayan
serviste çalışıyordu. Şefi, yeni bir şey bulması
için kendisini yoğun bir biçimde sıkıştırmaya
başlayınca, çocukluğunda büyükbabasının
kendisini oyalamak için öğrettiği bir oyunu
hatırladı. "Sihirli kareler" adını verdikleri bu
oyunu biraz geliştirerek, çapraz bulmacayı icat
etti.
İLK BACA
Romalılar, ekmek pişirdikleri yerin duvarına,
aşağıdan yukarıya doğru bir "duman yolu"
yaparlardı. Ancak, gerçek anlamıyla çatı üstü
bacaları, 12. yüzyıldan itibaren Kuzey Avrupa'da
ortaya çıktı. Fabrika bacalarının
yaygınlaşması da yine Avrupa kıtasında, 18.
yüzyılda görüldü. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pzr Ksm 30, 2008 7:29 am Mesaj konusu: |
|
|
İLK BULAŞIK MAKİNESİ
Ticari olarak üretilebilen ilk bulaşık makinesi,
10 yıllık bir araştırmadan sonra 1889 yılında
ABD'nin Indiana eyaletinde, Bayan W. A.
Cockran tarafından gerçekleştirildi. Bayan
Cockran'ın eşi, kendisine fazla para vermiyordu.
Bu nedenle, ancak eşi öldükten sonra kafasındaki
makineyi geliştirebilmek için dilediği
gibi para harcayabildi. Bu parayı da kendisine
inanan dostlarından toplamıştı. Evler ve
otel-lokanta gibi büyük yerler için farklı modeller
geliştirdi. Daha büyük olanları, buhar
makinesi ile çalışıyordu. O dönemde yayınlanan
bir gazete, Bayan Cockran'ın bulaşık makinesinin,
"Çeşitli biçim ve büyüklüklerde 20
düzine tabağı iki dakika içinde yıkayıp duruladığını
ve hatta kuruladığını" yazdı. Makinenin
üretim hakları bir Chicago firması
tarafından satın alındı.
İLK BOŞANMA
Resmi yasalarla ilk boşanma, 1546 yılında İngiltere'de
oldu. Standon kentinden Lady Sadleir,
ilk kocası Mr. Barr'ın, günün birinde
ortadan kaybolması ve bir daha görünmemesi
üzerine, aradan yıllar geçtikten sonra, Sir
Ralp Sadleir ile ikinci evliliğini yapmıştı. Ne
var ki, bu evliliğin mutlu günlerinde, Margaret
Sadleir'in eşi, hiç beklenmedik bir biçimde
ortaya çıktı. Kilise, bu durumda Leydi
Sadleir'in ikinci evliliğinin geçersiz olacağını
ve ilk eşine dönmesi gerektiğini ileri sürdü.
Oysa şanssız kadın, ikinci evliliğini hiçbir art
niyeti olmadan, ilk eşinin öldüğüne kesinlikle
inandığı için yapmıştı. Bu durumu göz önüne
alan İngiliz Parlamentosu, özel bir yasa
çıkartarak Margaret Sadleir'i ilk eşinden boşanmış
sayarak ikinci evliliğini geçerli gördü.
Lady Sadleir, çok yoksul bir ailenin çocuğu
olarak dünyaya gelmişti. Mr. Barr'la evlendiği
zaman da bir kafeteryada bulaşıkçı
olarak çalışıyordu. İkinci evliliği ise gerçek bir
mutluluk içinde geçti. Mutluluklarını perçinleyen
yedi güzel çocuğun yanı sıra Kral VIII.
Henry'nin en güvendiği bakanlarından biri
olan kocası, İngiltere'nin en zengin kişilerindendi.
Öyle ki Sir Sadleir, 1587 yılında öldüğünde,
Lady Sadleir, gerçek servetinin ne
kadar olduğunu bile bilmiyordu.
İLK BARAJ
Yeryüzündeki ilk barajlar, Ortadoğu'daki nehirlerin
vadilerinde, o yörenin insanları tarafından
yapıldı. Mevsim yağmurlarının denetim
altına alınarak, sellerin önüne geçilmesi
gerekiyordu. Aksi halde, o yörelerde insanların
yaşaması olanaksızdı. Oysa, insanların
orada yaşadığını ve hatta tarımla uğraştıklarını
biliyoruz.
Bilinen en eski baraj, M.Ö. 3000 yıllarında
Mısır'da, Garavi Vadisi'nde yapıldı. Toprak
barajın uzunluğu 116 metreydi. Bizans
tarihçisi Prokopius, M.S. 560 yılında yazdığı
bir yazısında, Pers sınırında Daras Barajı'nın
yapıldığından söz eder. Prokopius'un yazdıklarına
göre, İmparator Justinyen'in mimarlarından
Krisis, barajı, her iki ucundan taş
duvarlar örerek yaptı.16. yüzyılda İspanya'da büyük barajların
yapıldığına tanık oluyoruz. Bunların en büyüğü
olan Alicante Barajı, 1594'te yapıldı. Tibi
Boğazı'nı kapayan baraj, bugün hâlâ kullanılmaktadır. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|