| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 4:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
KADINLARA İLK SEÇME VE SEÇİLME HAKKI
Türkiye'de kadınlara ilk kez seçme ve seçilme
hakkı, 5 Aralık 1934 tarihli "Teşkilat-ı
Esasiye Kanunu'nun 10 ve 11. Maddelerinin
Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun" ile verildi.
İLK KADIN MİLLETVEKİLİ
Nakiye Elgün'dür. 1919'da, İstanbul'un işgalini
protesto etmek amacıyla Sultanahmet Alanı'nda
yapılan toplantıda, Halide Edip'in yanı
sıra, yaptığı ateşli konuşmalarla dikkati çeken
Elgün, İstanbul Kız Öğretmen Okulu'nu bitirdi.
Aynı okulda müdür yardımcılığı yaptı.
Vakıf okullarının bir düzene konulmasını sağlamaya
çalıştı. Cumhuriyet'ten sonra eğitim
çalışmalarına devam eden Nakiye Elgün, çeşitli
kurumlarda üyelik ve başkanlık yaptı. Üç
dönem Erzurum Milletvekili seçildi. Nakiye
Elgün'den başka, 1935 yılında TBMM'ye 17
kadın milletvekili girmişti. Tarihimize ilk kadın
milletvekilleri olarak geçen bu parlamenterlerimizin
adları ve temsil ettikleri ilçeler
şunlardı:
"Mebrure Gönenç,(Afyon), Hatı Çırpan
(Ankara), Şükran Örsbaştuğ (Antalya), Sabiha
Gökçül (Balıkesir), Şekibe İnsel (Bursa),
Hatice Özgener (Çankırı), Huriye Öniz (Diyarbakır),
Fatma Memik (Edirne), Fakihe Öymen
(İstanbul), Benal N. Anman (İzmir),
Ferruh Güpgüp (Kayseri), Bahire Morova
(Konya), Mihri Pektaş (Malatya), Meliha Ulaş
(Samsun), Esma Nayman (Seyhan), Sabiha
Görkey (Sivas), Semiha Hızal (Trabzon).
İLK KÂĞIT PARA (Banknot)
1840'ta çıkarıldı. Sultan Abdülmecit devrinde
çıkarılan bu kâğıt paralara, "kaime-i
mutebere-i nakdiye" denirdi. Yüzde 8 faiz veren
bu ilk paralar, 500 kuruşluktu ve elle yazılıp
yapılmıştı. Hepsi 160 bin lira değerindeydi.
Yine 1840'ta ikinci kez kâğıt para çıkarıldı.
Bunlar da 50, 100 ve 250 kuruş değerindeydi.
Böylece piyasaya çıkarılan bu paraların
toplam değeri, 400 bin lirayı buldu. Ancak,elle yazılı olduklarından kolayca taklit ediliyorlardı.
İlk kez 1842'de para bastırılmaya başlandı
ve elle yazılanlar toplatıldı. Ancak halk,
madeni paraya alışık olduğundan, kâğıt paraya
ilgi göstermiyordu. İlk yıllarda kâğıt paraların
değeri, gerçek değerinin çok altına
düştü. Devletin faizleri zamanında ödemesi ve
bazı devlet kuruluşlarının madeni parayla kâğıt
parayı aynı değerde kabul etmesi, yavaş yavaş
kâğıt paranın değerini yerine oturttu.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne
Osmanlı İmparatorluğu'ndan karşılığı
olmayan 158 milyon 750 bin liralık kâğıt
para devredilmişti.
Günümüzde, Türkiye'de kâğıt para çıkarma
yetkisi, yasa ile Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası'na verilmiştir. 1999 yılına kadar
sürecek olan bu yetki, sürenin bitimine 5 yıl
kala yeniden uzatılabilir. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Şub 25, 2009 3:35 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KAĞIT FABRİKASI
İzmir'de, Halkpınar semtinde 1846 yılında
kuruldu. Bu fabrika, buhar makinesiyle işliyor,
hammadde olarak kullandığı paçavra kâğıt
hamuru, fabrikada hazırlanıyordu. Kapitülasyonlar'dan
yararlanan Avrupa kâğıtçıları,
daha ucuza kâğıdı Osmanlı Devleti' ne sokarak
ilk kâğıt fabrikamızın 1887 yılında
kapatılmasını becerdiler. Bu fabrikadan önce
ise, bazı yörelerde kurulan kâğıthaneler,
Türk matbaacılığının gereksinimini karşılamaya
çalışıyordu.
Cumhuriyet'in ilanından sonra ise, kâğıt
fabrikası kurulması, sanayi planına alındı.
Etüt ve projeleri, kâğıt mühendisi Mehmet Ali
Kâğıtçı tarafından hazırlanan ilk kâğıt ve karton
fabrikasının temeli, İzmit'te 1934'te atıldı.
İnşaatı ve makinelerinin montajı, 20 ay
sürdü. Sonunda ilk Türk kâğıdı, 18 Nisan
1938 (resmi açılış 6 Kasım 1938)'de yapıldı.
Aynı tarihte, ikinci kâğıt fabrikasıyla, paçavra,
saman ve odun selülozları fabrikalarının
da temeli atıldı. Bu fabrikanın açılış töreni
ise 1944 yılında yapıldı. İzmit'te kurulan ilk
fabrika, zamanla genişletilerek, 1954'te üçüncü,
1957'de dördüncü ve 1959'da da beşinci
kâğıt fabrikaları ve bunların ek tesisleri hizmete
geçti. İlk kâğıt fabrikasının 1934'teki adı,
Sümerbank Kâğıt ve Karton Fabrikası idi.
İLK KAHVEHANE
1554 yılında İstanbul'da açıldı. Bu ilk kahvehaneyi
açanların biri Şamlı, öteki de Halepli
idi. Halk, kahvehanelere ilgi gösterince, kısa
zamanda sayıları çoğaldı. Kanuni'nin doktoru
Bedrüttin Kusuni, kahvehane açılmasının
sağlık yönünden sakıncası olmadığını belirten
bir rapor verince, yüksek görevli devlet memurları
bile buralara gelmeye başladılar. Sonraları,
din adamlarının, hem kahve içimi, hem
kahvehane açılmasına karşı çıkmaları ve bazı
padişahların burada sakıncalı siyasal konuşmalar
yapıldığı yolundaki baskılar sonucu, çeşitli
dönemlerde kahvehaneler, zaman zaman
kapatıldı. Ama, asılmaya varan cezalar bile,
bu yasaklan sürekli kılmadı.
İLK KARAGÖZ OYUNU
Bu gölge oyunu, Yavuz Sultan Selim'in
1517'de Mısır'ı Türk topraklarına katmasından
sonra, bu ülkeden getirttiği sanatçılarla
Türkiye'ye geldi. Ancak Türkler, 17. yüzyıldan
başlayarak kendi yaratıcı güçlerinin katkısıyla
Karagöz'ü "bir Türk gölge oyunu"
durumuna getirdiler. Karagöz'ün kim olduğu,
nereden geldiği konusunda değişik görüşler
vardır. Hatta, yaşayıp yaşamadığı bile, kesinlikle
belli değildir. Karagöz, ülkemizde öylesine
sevilmiştir ki, Bursa'da, adına bir de
mezar yaptırılmıştır.
İlk "Karagözcü"lerin, 16. yüzyıldan kalan
bir belgede şu kimseler olduğu yazılır:
"Şahkulu, Sekoglu, Kör Hasatan, Yenikapılı
Ahmet, Çalık Ali Bali, Mehmet Bursavi.
Yenikapılı Hasan, Arap Mehmet, Vakoğlu
Mehmet, Çalık Osman, Uzun Ali." _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Şub 27, 2009 7:28 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KALP NAKLİ
Ülkemizde ilk kez bir insandan diğerine kalp
naklini, 22 Kasım 1968 tarihinde Ankara Yüksek
İhtisas Hastanesi'nde Dr. Kemal Beyazıt
gerçekleştirdi. 14 yaşındaki fırın işçisi Erdal
Yıldırım'ın kalbi, 3 çocuklu anne 41 yaşındaki
Maviş Karagöz'e takıldı. Ancak hasta, yeni
kalbiyle birkaç saat yaşayabildi.
25 Kasım 1968 günü, bu kez İstanbul Haydarpaşa
Göğüs Cerrahisi'nde, Dr. Siyami Ersek,
Türkiye'de ikinci kalp nakli ameliyatını
yaptı. Ersek, trafik kazasında ölen 50 yaşındaki
bekçinin kalbini, 26 yaşındaki Ali Akgül'e
taktı. Bu hasta da, 39 saat yaşayıp, öldü.
İLK KAFETERYA
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra İstanbul, İzmir
ve Ankara'da açıldı. İtalyanca 'caffetteria"
sözcüğünden dilimize aktarılan kafeterya,
herkesin elinde bir tepsiyle, seçtiği yemekleri
alarak masasına götürdüğü bir tür lokanta
anlamına gelir.
İLK KAHVENİN GELİŞİ
1540 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın Habeşistan
Beylerbeyi Özdemir Paşa tarafından
getirildi. Evliya Çelebi, "Seyahatname"
sinde, İstanbul'da o zamanlar 300
kahve deposu olduğunu ve kahvenin kantarla
satıldığını yazar. Kahveden, vergi de
alınırdı.
İLK KARİKATÜR
Teodor Kasap'ın "Diyojen" adlı mizah dergisinde
yayınlandı. Kimin tarafından yapıldıkları
bilinmeyen imzasız üç örnek, Türk karikatür
sanatının ilk ürünleridir. Ülkemizde
karikatürde ilk imza ise, Cem'e aittir. Cem,
"Kalem" dergisinde, karikatür sanatının güçlü
örneklerini çizmişti. İlk karikatür ustası da
odur. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cmt Şub 28, 2009 4:30 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KARTPOSTAL
1874 yılında posta örgütünün kurulmasıyla
birlikte kullanılmaya başlandı. Ancak, Türkiye'de
ilk kez kimlerin kullandığı kesin olarak
bilinmiyor.
İLK KAŞAR PEYNİRİ
19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan kaşar
peynirinin ilk yapılış yeri, Türkiye'dir. Bir
Musevi kızın buluşudur. Zamanın tat uzmanı
bir hahamın, "yenilebilir" anlamında
"kaşar" damgasını vurmasıyla, bu adı aldı.
Kaşar, ülkemizin genellikle Afyon, Bursa,
Edirne, Kars ve Kırklareli yörelerinde sütten,
özel bir maya ile karıştırılarak, belli bir sıcaklıkta
ısıtılıp elde edilir.
İLK KEZ KAVUK GİYEN PADİŞAH
Türk tarihinde ilk kavuk giyen padişah, I. Beyazıt'tır.
Yanlarına pamuk doldurularak keçeden
yapılan kavuğun rengi, biçimi ve adı,
kullananların durumuna göre değişirdi.
İLK KAZI
1871'de Truva'da, Şiliman tarafından yapıldı.
Bu ilk kazı, bilimsel araştırma yöntemlerinden
uzaktı. Sonraları, Alman Dörfelt, yine
Truva'da daha düzenli kazılar yaptı. Günümüzde
kazılar, Türk Tarih- Kurumu'ndan izin
belgesi alınarak yapılmaktadır.
İLK KEMAN
Yurdumuzda ilk keman yapımına, 1944 yılında
Alman ustalarından Christian Kertel tarafından
kurulan Ankara Devlet Konservatuvarı
Keman ve Viyolonsel Atölyesi'nde başlandı.
Keman yapımında, Almanya'dan özel
olarak getirtilen ladin çamı ve akağaç kullanılmaktaydı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pts Mar 02, 2009 6:48 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KIR KOŞUSU
1920 yılında Robert Kolej'de düzenlendi. Bu
koşu ve ondan sonra yapılanlar, kır koşusundan
çok, bir sokak koşusuydu. Ancak, kır koşularının
başlangıcı diye nitelenirler. Kurallara
uygun ilk kır koşusu, 1923'te gerçekleştirildi.
İstanbul'da, Maslak ile Mecidiyeköy arasında
yapılan bu ilk kır koşusunu, Ömer Besim
Koşalay kazandı. Türkiye Kır Koşusu Birincilikleri
ise ilk kez 1937'de yapıldı. Bu koşuda
Şevki Eren birinci geldi.
İLK KIZILAY DERNEĞİ
11 Haziran 1868'de İstanbul'da, " Osmanlı
Mecruhini Askeriye tane Cemiyeti" adıyla
çalışmalarına başladı. "Osmanlı Hilâl-i Ahmer
Cemiyeti", "Türkiye Hilâl-i Ahmer
Cemiyeti" ve "Türkiye Kızılay Cemiyeti" adlarını
alan bu kuruluşun adı, 1947 yılında
"Türkiye Kızılay Derneği" oldu. Genel Merkezi
ise, 1925 yılında İstanbul'dan Adana'ya
taşındı. Kızılay, tüzel kişilikleri, özel hukuki
yargılara bağlı bağımsız bir kuruluştur.
İLK KİBRİT FABRİKASI
İstanbul'da, Büyükdere-Bahçeköy yolu üzerinde
açıldı. Türkiye'de bu fabrika açılıncaya kadar, kibrit dış ülkelerden alınırdı. 1929
yılında çıkarılan bir yasa ile, kibrit yapım,
alım ve satımı, Tekel Genel Müdürlüğü'ne verildi.
1956'dan sonra kibrit yapımı serbest bırakılınca,
Tekel'in yanı sıra, özel fabrikalar
da kuruldu.
İLK KOALİSYON KABİNESİ
20 Şubat 1961'de, İsmet İnönü başkanlığında
kuruldu. Meclislerde hükümet kuracak çoğunluk
sağlanamadığından, değişik partilerin
ortaklaşa kurup desteklediği bu tür hükümet
kurma biçimi, tarihimizde ilk kez uygulanıyordu.
İlk koalisyon, Cumhuriyet Halk Partisi ile
Adalet Partisi üyelerinden oluştu. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Sal Mar 03, 2009 4:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KONSERVATUVAR
1913'te, İstanbul Şehzadebaşı'nda "Darü'l-
Bedayi" adıyla açıldı. Batı Müziği okulu niteliğinde
bulunan "Mızika-i Hümâyun",.
Darü'l-Bedayi'den çok önce, 1831 yılında açıldıysa
da, Mehterhane'nin kaldırılması üzerine
saraya ve askeri bandolara eleman yetiştirmek
amacıyla kurulmuştu. İlk devlet konseryatuvarı,
"Darü'l-Elhan", 1917 yılında yine
İstanbul'da kuruldu.
İLK KİTAP BASIMI
1729 yılında İbrahim Müteferrika basımevinde
basıldı. Basılan ilk kitaplar sözlük, tarih ve
coğrafya türündendi.
KONUT KREDİSİ VEREN İLK TÜRK BANKASI
Emlak Kredi Bankası'dır. Yurdumuzda yerleşim
sorununa yardımcı olmak ve konut sahibi
olacakları desteklemek amacıyla kurulan
ilk banka olan "Türkiye Emlak ve Eytam Bankası"
dır. 1927 yılında faaliyete geçti. Bankanın
adı, daha sonra "Emlak Kredi Bankası"
olarak değiştirildi.
İLK KOOPERATİFÇİLİK
1863 yılında Mithat Paşa'nın çabalarıyla kurulan
"Memleket Sandıkları" adlı kuruluşla
başlar. Yurdumuzda ilk kooperatif terimi ise,
ilk kez 1913 yılında, Aydın'da kurulan "Kooperatif
Aydın İncir Müstahsilleri Anonim Şirketi" ile kullanıldı. Bu kuruluş, gerçek bir
kooperatif niteliğindeydi. Kooperatifçiliğin
gelişmesi, Cumhuriyet'le birlikte başladı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Mar 04, 2009 2:05 am Mesaj konusu: |
|
|
KÖMÜRÜ İLK BULAN KİŞİ
Padişah II. Mahmut zamanında, 1829 yılında
"Uzun Mehmet" adlı bir deniz eri, Havza'da
ilk kömür yatağını keşfetti. Karadeniz
Ereğlisi'nden, İnebolu'ya kadar 180 kilometrelik
bir uzunluk ve 50 kilometrelik derinlikten
oluşan ilk kömür yatağından çıkarılan
kömürlerden, donanma yararlanmıştı. Bölgede
yeni kuyular açılarak üretimin artırılmasına,
1893 yılında başlandı. Günümüzde kömür
üretimi, Türkiye Kömür İşletmeleri'nin tekelindedir.
İLK KÖRLER OKULU
1899 yılında kuruldu. Gözleri görmeyen çocukların
ilk ve ortaöğretim yapmalarını sağlamak
amacıyla İstanbul Ticaret Okulu
Müdürü Grati Efendi'nin girişimleriyle açılan
bu okul, Ticaret Okulu'nun bir bölümünde
öğretime geçti.1910 yılında Alber Karamona
adlı bir Musevinin İzmir'de sağır ve dilsizler
için açtığı özel okulu, Sağlık Bakanlığı devraldı
ve 1927'de körler bölümünü kurdu. 1951
yılında okul, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanınca,
Sağırlar Okulu İzmir'de kaldı, Körler
Okulu Gaziantep'te eğitime başladı.
İLK KÖY ENSTİTÜLERİ
1940 yılında, İsmail Hakkı Tonguç'un yönetiminde
eğitime başladılar. Köy çocuklarının
bölgelerinde kalarak yetişmelerini sağlamak
amacıyla kurulan enstitülerde okutulan derslerin
yarısı kültür, dörtte biri tarım, dörtte biri
de teknik derslerden oluşuyordu. Enstitülerin,
kendilerine özgü çalışma yöntemleri vardı.
Her öğrenci, köyünün ekonomik ve toplumsal
yaşamını ayrıntılarıyla saptamak zorundaydı.
"İş içinde iş yaparak öğrenmek"
amacını güden enstitülerin kurulduğu yerler,
köylerin yakınında, uygulamanın yapılabileceği
en verimli kesimlerdeydi. 1943 te de, bu
enstitülere öğretmen yetiştirmek için Hasanoğlan
Yüksek Köy Enstitüsü kuruldu. Buraya girebilmek
için, köy enstitüsünü bitirmiş olmak
gerekiyordu. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Mar 06, 2009 4:10 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KÖYLÜ KADIN MİLLETVEKİLİ
Atatürk, Ankara'nın Kozan köyüne 1934 yılında yaptığı bir gezide, Satı Çırpan adlı zeki
bir Türk kadını ile tanıştı. Satı Kadın diye anılan
Satı Çırpan'ın, 1935-39 döneminde Ankara
milletvekili olmasını sağladı. Türk tarihinde
ilk köylü kadın milletvekili olan Satı Çırpan,
Atatürk'ün dileğiyle, adım "Hatı" olarak değiştirdi.
Doğduğu Kazan köyünde muhtarlık
da yapan Hatı Çırpan, 1956 yılında öldü.
İLK KUMAR KULÜBÜ
Encümen-i Ülfet" adıyla 1870 yılında, zamanın
Maliye Nazırı Mısırlı Prens Mustafa
Paşa tarafından, İstanbul Çemberlitaş'taki
Asım Paşa Konağı'nda açıldı. Buraya yalnız
yüksek devlet memurları girebiliyordu.
Böylece ilk kez, serbest kumar oynama» devletin
onayından geçmiş oluyordu. Kulübün salonlarında
oyun dışında okuma, konuşma
odaları da yer almıştı. Sadrazam Mahmut Paşa,
kulüpte sürekli kumar oynandığı haberini
alınca, burasını kapattırdı.
STANDART TÜRK KLAVYESİNİN İLK KULLANILIŞI
Daktilolarda kullanılan "Standart Türk Klavyesi"
nin uygulanışı, ilk kez 20 Ekim 1955 günü
alman bir kararla gerçekleştirildi. Bu tarihe
kadar, daktiloların klavyeleri, çeşit çeşitti.
Türk alfabe kurallarına göre düzenlenen yeni
bir daktilo yazma yöntemi, 1943 yılında başlayan
çalışmalar ve araştırmalardan sonra
saptandı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Pts Mar 09, 2009 4:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK KIZ LİSESİ
İstanbul'da "İnas İdadisi" (Kızlar Lisesi)
adıyla 1911'de açıldı. Önce Kabasakal semtinde
öğrenime geçen okul, bir yıl sonra yandı.
Bunun üzerine de, 1913 yılında Beyazıt'ta öğretime
başladı. Öğrenci sayısı artınca da, Aksaray'da
büyük bir konağa taşındı. 1915'te
"Bezm-i Âlem Valide Sultanî" adıyla şimdi-
Türkiye'de ilk kız lisesi, "İnas İdadisi", yani "Kızlar Lisesi"
adıyla 191l'de açıldı. Çeşitli yerlerde öğretim yapan okul, sonunda
şimdiki İstanbul Kız Lisesi (Cağaloğlu Anadolu Lisesi)'
nin yerine taşındı.
ki kız lisesinin olduğu yerde ahşap bir yapıya,
oradan da Süleymaniye'ye yerleşti. Yine
yangın çıktı. İstanbul Kız Lisesi adını alarak,
Vefa Lisesi'nin bulunduğu yerde öğretimi sürdürdü.
Bugün İstanbul'da, Cağaloğlu'ndaki
binasında öğretim yapan lise, "Cağaloğlu
Anadolu Lisesi" oldu.
İKİ KITAYI BAĞLAYAN İLK KÖPRÜ
Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan
"ilk köprü" olan İstanbul Boğaziçi Köprüsü,
1973 yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk
tarafından açıldı. Cumhuriuyet'in 50. yıldönü-
münde hizmete giren köprüden ilk yıl 11 milyon
318 bin 139 araç geçti vehasılatl62 milyon
901 bin 943 lirayı buldu.
İLK LALENİN GELİŞİ
Türk tarihinde ilk "lale" çiçeğinin, IV. Murat
devrinde bir Hollanda elçisi tarafından getirildiği
öne sürülür. Oysa, Anadolu'da çok
eski zamanlarda bile dağlarda, bayırlarda,
"dağ lalesi, berri lale, kara lale" gibi lale türlerinin
var olduğu bilinir. İran Selçuklulan'yla
Büyük Selçuklular'ın sanat eserlerinde
de lale motifinin, özellikle yer aldığı görülür.
Osmanlılarda bu çiçek, "Lale Devri" diye anılan
dönemde büyük değer ve önem kazandı.
1718-1730 yılları arasında Padişah III. Ahmet
döneminde, İstanbul'da lale üretme ve yetiştirme
bir salgın halini aldı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Mar 20, 2009 3:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK LİSE SÖZCÜĞÜ
İstanbul Erkek Lisesi'nde kullanıldı. 1884 yılında
ilk kez Deniz Yüzbaşısı Nadir Bey tarafından
kurulan okulun adı, "Şemsü'l-
Mekaip"ti. Nadir Bey, 1885 yılında Süleymaniye'de
özel "Nümune-i Terakki Okulu'nu açtı ve bu okul, Maarif Nezareti tarafından
satın alındı. Nümune-i Terakki İdadisi
denilen okulun, dört ilk, üç orta ve üç lise
olarak eğitim süresi 10 yıldı. Daha sonra ilk
ve ortaokullar birleştirilerek, süresi 5 yıla indirildi.
1910'da da "İstanbul Lisesi" adım aldı.
Böylelikle Türkiye'de ilk "lise" sözcüğü,
bu okul için kullanılmış oldu.
Yurdumuzda "lise" düzeyinde okulların
açılması, 1839 yılında II. Mahmut devrindedir.
Türkiye'de Batılı anlamda ve gerçek lise
düzeyinde ilk eğitim kurumu ise, 1 Eylül 1868
yılında açılan "Galatasaray Mekteb-i Sultanisi" dir.
LATİN HARFLERİYLE İLK KİTAP
Ülkemizde Dil Devrimi'nden, yani 1928 yılından
sonra yarısı eski, yarısı Latin harfleriyle
basılmış kitapları ilk kez Maarif Kitaphanesi
(Yayınevi) çıkardı. Bugün de Cağaloğlu'nda
yayınım sürdüren bu yayınevi, aynı zamanda
en eski yayınevidir. Bu yayınevini. 1895 yılında
ilk Türk kitapçılarından Hacı Kasım Efendi
kurmuştur. Yayınevi ayrıca, çıkardığı "Saatli
Maarif Takvimi"yle ünlüdür.
İLK LAİKLİK UYGULAMASI
3 Mart 1927 yılında halifeliğin kaldırılması ile
başlar. Bu yolla, din ile dünya işlerinin devlet
örgütü içinde bir elde toplanması engellenmiş
oldu. 1937 yılında yapılan bir değişiklikle laiklik,
kesin bir Anayasa kurumu oldu. Türkiye'de
laiklik, vicdan özgürlüğüne de yer veren
ve akılcılığı sağlayan bir temel kural olarak
yerleşmiştir. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cmt Mar 21, 2009 2:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
MÜSLÜMANLIĞIN ANADOLU'YA İLK GİRİŞİ
Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın, 1071'de
kazandığı Malazgirt Savaşı, Türklerin ilk din
savaşıdır. Müslümanlık, bu savaştan sonra ilk
kez Anadolu'ya girmiş oldu.
İLK MAÇ VE SPOR SPİKERİ
Sait Çelebi'dir. Kendine özgü renkli anlatım
ustalığıyla tanınan Sait Çelebi, 1897-1953 yılları
arasında yaşadı.
İLK MAHYA
1617 yılında İstanbul'da, Sultanahmet Camii'nde
kurulduğu sanılmaktadır. 1723'te iki
ya da daha fazla minareli camilerde mahya
kurulması, padişah buyruğuyla kesinleşti. Zamanla,
her Ramazan ayında mahya kurulması gelenekleştİ.
İLK MAGAZİN DERGİSİ
1873 yılında sürekli olarak çıkan "Cüzdan"
dır. Yurdumuzda bu tür yayınlar, 1 Kasım
1928'de yürürlüğe giren yeni Türk alfabesiyle
ilgili yasayla çoğaldı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Mar 25, 2009 6:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK MAVZER
Türk tarihinde ilk mavzerin kullanılışı,
1886'dan sonradır. 1871'de Almanlar tarafından
yapılan bu tüfek, 1886'dan sonra Türk
Ordusu'nun en önemli silahı oldu.
İLK KADIN MUHTAR
Ülkemizin ilk kadın muhtarı, Gül Esin'dir.
Cumhuriyet'in ilanının 10. yıldönümünde Aydın
iline bağlı Çine ilçesinin Karpuzlu bucağından
"muhtar" seçilen Gül Esin, o günleri
şöyle anlatıyor:
"Muhtarlık için aday olduğumda, bana
kimse karşı çıkmadı. Muhtarlığa, o zamanki
nahiye müdürümüzün isteği ile girmiştim. İlk
kadın muhtar seçildiğimde de herkes bana yardımcı oldu. Muhtarlığım sırasında da köydeki
kız kaçırma olaylarının önlenmesinde
büyük çaba harcadım. Köye yol, köprü ve köy
konağı yaptırdım."
İLK MEDENİ NİKÂH UYGULAMASI
17 Şubat 1926 günü yürürlüğe giren "Türk
Kanunu Medenisi" ile başladı. Türkler, Müslüman
olmadan önce, evlenme biçimleri çok
çeşitli idi. İslamiyete geçişle birlikte, evlenmede
yeni kurallar ortaya çıktı. Çok kadınla evlenme,
belirli din kurallarıyla saptandı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Mar 27, 2009 4:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK MARŞ
Mahmudiye Marşı'dır. Bu marş, 1289 yılında
"Mızıka-i Hümâyun Bandosu" Şefi İtal-
' yan Guisepe Donizetti tarafından bestelendi.
Cenk Havası, Cezayir ve Mecidiye marşları da
onun besteleridir. II. Mahmut'un "Asâkir-i
Mansure-i Muhammediyye" ve Rıfat Bey'in
"Annem Beni Yetiştirdi-Bu Ellere Yolladı"
adıyla besteledikleri marşlar da, en eski marşlardır.
1923 yılına kadar askeri marşlar dışında
hiçbir marş bestelenmemişti.
İLK MERİNOS
İspanya'dan, 1841 yılında getirildi. Hayrabol
u ' d a başlanan Merinos koyunu yetiştirmeciliğine,
1843'te Karacabey'de devam edildi.
Yıllarca süren uğraşlardan sonra, "Türk Merinos
koyunu" üretildi. Merinos, yapağısının
bolluğu ve yününün inceliği nedeniyle yün üretiminde
kullanılır.
İLK METRO
İstanbul'da, 1874 yılında kuruldu. 1867 yılında
İstanbul'a gezmeye gelen Henri Gavan adlı
bir Fransız mühendis, Karaköy'le Beyoğlu'-
nu birleştiren ilk metro hattını yani "Tünel"i
yaptı. O zamanki parayla 170 bin İngiliz lirasına
çıkan "Tünel", daha sonra İstanbul Belediyesi
tarafından satın alındı. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Cum Mar 27, 2009 11:29 pm Mesaj konusu: |
|
|
İLK MEVLİT TÖRENLERİ
III. Murat devrinde, Süleyman Çelebi'nin
Mevlid'inin okunmasıyla başladı. Hazreti
Muhammed'in hayatını övgüyle anlatan,
şiir tarzında bir eser olan Mevlid'i, Süleyman
Çelebi aruz vezniyle yazmıştı.
İLK MEYHANE
Türk tarihinde ilk meyhanelerin* Fatih Sultan
Mehmet devrinde açıldığı söylenir. Ancak, bu
meyhanelerin Bizanslılardan Türklere geçmiş
olduğu görüşü daha yaygındır. Eski İstanbul
meyhaneleriyle ilgili ilk bilgiler, Evliya Çelebi'nin
"Seyahatname"sinde ayrıntılarıyla anlatılır.
METRİK SİSTEMİN İLK UYGULANIŞI
Türkiye'de metrik sistemin ilk uygulanmaya
başlaması, 1875 yılında yapılan "Metre Anlaşması"
ndan sonradır. Metrenin aslı, Sevres'
de, sıfır santigrat derecede saklanmaktadır.
İLK MİLLİ BASKETBOL TAKIMI
İlk Milli Basketbol Takımımız, ilk karşılaşmasını
Yunanistan'la, 24 Haziran 1936 günü, Beyoğlu
Halkevi Spor Salonu'nda yaptı. Bu maçı
49-12 kazanan takımımızın kaptanı, Naili Moran
idi. Öteki oyuncular ise Sadri Usuoğlu, Nihat
Ertuğ, Jak Habib, Hazdayi Penso, Feridun
Koray, Dionisos Sakalak ve Hayri Ersebük'tü.
Basketbolün resmen kuruluşu, 1 Mart
1959'da gerçekleşmiştir. 1936'da kurulan bir
federasyonla, voleybol ve eltopu ile birlikte
yürütülen basketbol, bu tarihte ayrı bir dal
olarak Türk sporuna eklendi. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Nis 01, 2009 12:54 am Mesaj konusu: |
|
|
MİLADİ YILIN İLK UYGULANIŞI
Türkiye'de Miladi yılın uygulanmasına ilk kez
1926'da başlandı. O tarihe kadar kullanılan
"Hicri" ve "Rumi" takvimler de böylece kaldırılmış
oldu.
İLK MİNDER GÜREŞİ
1900 yılında yapıldı. Yurdumuzda bilinmeyen
bu güreş türü, ABD ve Avrupa'ya giden Koca
Yusuf, Kurtdereli Mehmet, Adalı Halil, Filiz
Nurullah, ilk dünya şampiyonumuz Kara
Ahmet gibi güreşçiler aracılığı ile Türkiye'ye
girdi ve yayıldı. Gerçek anlamda ilk minder güreşi ise, 1903 yılında, Beşiktaş Jimnastik
Kulübü'nde uygulandı ve Mazhar Kazancı,
Ahmet Fetgeri Aşeni gibi güreşçiler, bir değer
olarak ortaya çıktılar.
İLK MORS TELGRAF SİSTEMİNİN KULLANILIŞI
Türk tarihinde Mors Telgraf Sistemi'nin ilk
kez uygulanışına, 1855 yılında, yani Kırım Savaşı
sırasında başlandı. Haberleşme alanında
büyük kolaylıklar sağlayan bu buluş, adını,
kendisini yayan Amerikalı Samuel Mors'tan
almıştır. _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|