Tarih: Pts Arl 29, 2008 10:18 am Mesaj konusu: İsrail'e tüm Dünyadan Lanet Yağıyor
İsrail Gazze'ye 30 füze fırlattı. Hamas sözcüsü saldırıda en az 205 kişinin öldüğünü açıklarken, hastane kaynakları da ölü sayısını 205 olarak doğruladı. Saldırıda 300'den fazla kişi de yaralandı.
ALLAH mazlumun masumun yardımcısı olsun . kusura bakmayın arkadaşlar içimde tutacağım bir haber değil eminimki sizlerde aynı duyguları paylaşıyorsunuz .
bu zamanda bu çada böyle vahşet.beni daha çok üzen kısım bu durumu engelleyebilecek olanların sessiz kalması.DUAmız masum insanlarla olsun.. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
İsrail Gazze'ye 30 füze fırlattı. Hamas sözcüsü saldırıda en az 205 kişinin öldüğünü açıklarken, hastane kaynakları da ölü sayısını 205 olarak doğruladı. Saldırıda 300'den fazla kişi de yaralandı.
ALLAH mazlumun masumun yardımcısı olsun . kusura bakmayın arkadaşlar içimde tutacağım bir haber değil eminimki sizlerde aynı duyguları paylaşıyorsunuz .
bu zamanda bu çağda böyle vahşet.beni daha çok üzen kısım bu durumu engelleyebilecek olanların sessiz kalması. DUALARIMIZ masum insanlarla olsun..
İsrail vahşeti sürüyor: ölü sayısı 310
29 Aralık 2008 Pazartesi, 09:08 GÜNCEL
Gazze, İsrail bombardımanı altında ikinci gününü geride bırakırken, ikinci operasyon gününün sonunda, ölü sayısı 310'u, yaralı sayısı da 1420'yi buldu.
Bombardımanların yoğunlaşması, akaryakıt darboğazı yüzünden zaten zor durumda bulunan Gazze Şeridi'nde elektrik trafolarına ve kablolara da zarar verince, elektrik sıkıntısı had safhaya ulaştı.
Bundan en fazla, iki gündür aralıksız çalışan ve koridorlarda ameliyat yapan doktorlar etkileniyor.
Gazze'nin en büyük hastanesi olan Şifa'nın bir doktoru, AA muhabirine telefonla yaptığı açıklamada, "Şu anda sizinle konuşurken her tarafa bomba yağıyor. Son 10 dakika içinde 20 değişik yerden bombardıman haberleri geldi" dedi.
Patlamaların seslerinin çok net duyulduğunu belirten doktor, ambulansların artık bombalanan yerlerdeki ölü ve yaralıları almakta zorlandığını aktardı. Gazze'deki itfaiye araçlarından elektrik tamir araçlarına ve ambulanslara kadar her türlü aracın atılan füzelerin hedefinde bulunduğunu söyleyen doktor, ambulansların sadece bir bölümünün çalışabildiğini anlattı.
CEP TELEFONU IŞIĞIYLA AMELİYAT
Şifa hastanesi doktorunun verdiği bilgiye göre, elektrik kesintisi yüzünden bazı yaralılar cep telefonlarının ışığıyla ameliyat ediliyor.
Doktor, "hastanelerde yaralıları koyacak yer kalmadı. Koridorlar bile doldu. Sadece koridorda 30 kadar yaralıyı ameliyat ettim. Elektrik kesildi. Yaralılardan bazılarını, yakınlarının tuttuğu cep telefonlarının ışığı altında ameliyat etmek zorunda kaldım" dedi.
Filistinli doktor, telefon ışığı altında damar, sinir zedelenmesi gibi ameliyatları yaptığını belirtti ve şunları anlattı:
"Bombardıman sonrası hemen hastaneye gittim. Cesetler üst üste yığılmış vaziyetteydi... Bazılarının başı kopmuş; kiminin bacak ve kolları eksikti... Ama beni ve diğer doktorları en fazla şaşırtan, vücudunda hiç yara-bere bulunmamasına rağmen, inanılmaz şekilde beyin zedelenmesine uğramışların durumu oldu. Bu nasıl oldu bilmiyoruz...Bombalanan yerlerden 50 dolayında kişi böyle geldi ve durumları ümitsizdi... Bugün, en geç yarın ölürler diye bekliyoruz..."
"Ameliyat edilenlerin durumlarının pek parlak olmadığını, Gazze ile Mısır sınırındaki tünellerden bir miktar antibiyotik geldiğini, onlarla idare ettiklerini" söyleyen doktor, tünellerin 40'ının bugün bombalandığının hatırlatılması üzerine, "Evet, son hayat damarlarımızı da kesiyorlar" diye konuştu.
"HİÇBİR ŞEYSİZ BİR ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Bir başka doktor ise "Son iki günü günü çok zor yaşadık. Normalde, ambargo altında olmayan bir ülkedeki hastaneler bile, birkaç dakika içinde 300-400 yaralının geldiği durumdan etkilenir. Biz ise hiçbir şeysiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz" dedi.
Doktor, gelen ölü ve yaralıların durumlarını, "Ben doktor olarak bile etkilendim. İnsanın sınırlarını aşıyor" ifadesiyle anlatmaya çalıştı ve şöyle devam etti:
"Her köşede ölüm var. Ölümler, insanlara günlük zorluklarını, açlığını unutturdu. Unutturmasa bile geri plana attırdı. Ama zaten çok kötü bir noktaya gelmiştik Gazze olarak. O yok, bu yok... Evimde her türlü şeyle çalışan alet var; gazla, elektrikle... Ama hiçbiri çalışmıyor. Elektrik 6 saat geliyor, 12 saat yok. Sadece bombardımanların etkisiyle değil. Trafolara aşırı yük biniyor, kendi kendine yanıyor trafolar. Tamir ediliyor, beş dakika sonra yeniden yanıyor."
İSRAİL ASKERLERİ OPERASYON HAZIRLIKLARINDA
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde hava akınlarını sürdürürken, İsrail birlikleri de Gazze çevresinde yoğunlaşmaya başladı. Gazze ile İsrail sınırı arasındaki Erez geçiş noktasının hemen 300-500 metre civarında, askerler geçici üsler oluşturan İsrail ordusu, buralarda tankları ve zırhlı buldozerleri muhtemel bir kara operasyonu için hazırlamaya başladı.
Askerlerin konuşlandığı yerlere kadar gelen hahamlar, onlara destek veriyor. Askerlerle hahamlar, akşam dualarını birlikte ediyor.
Aynı yerde bulunan Bölge Koordinasyon ve İrtibat Ofisi Başkanı Albay Moşe Levi, hazırlıklar sürerken AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki durumdan Hamas'ı sorumlu tuttu ve şunları kaydetti:
"Biz 2005'te Gazze'den çekildik. Ne bir İsrail askeri kaldı, ne de bir sivil. Ama sonrasında ne oldu? Hamas burada bir terör ortamı yarattı. Mısır'dan Gazze'ye silah kaçırıyorlar. Her gün İsrail'in güneyindeki sivillere roket saldırıları düzenliyorlar. Bunu durdurmamız gerekir."
Moşe Levi, operasyonun tek amacının İsrail'in güneyindeki vatandaşlarının huzurunu sağlamak olduğunu ifade etti ve "İsrail, bölgenin en güçlü ordusudur. Her şeyi yapabilecek kapasitemiz var" dedi.
Muhtemel bir operasyon için hazırlanan askerlerin sayısını vermeyen ve operasyonun ne kadar süreceği konusunda tahminde bulunmayan Levi, güneyde düzenlenecek bir kara operasyonunun, İsrail'in Lübnan'la sınırında Hizbullah ile geçmiştekine benzer bir çatışmaya neden olup olmayacağı sorusuna, "Bizim için Hamas ile Hizbullah'ın farkı yok. İsrail ordusu, her ikisiyle de mücadele edebilecek güçtedir" cevabını verdi.
Bir kara operasyonunun, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugaylarının da aralarında bulunduğu 3 militan grup tarafından kaçırıldıktan sonra, 2,5 yıldır Gazze'de tutulan İsrailli asker Gilad Şalit'in durumunu tehlikeye atıp atmayacağı yolundaki bir soruya karşılık da Levi, "Şalit'in hayatı Hamas'ın sorumluluğundadır" ifadesini kullandı.
Levi, bu arada Gazze'deki Filistinlilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Filistin Yönetimi başta olmak üzere, Katar ve Ürdün gibi ülkelerle sürekli temas halinde olduklarını, insani yardımların geçişine onay vereceklerini belirtti.
İsrail kabinesi, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın yedek askerlerin silah altına çağrılması talebine onay vermişti. 6700 yedek askerin orduya çağrılacağı bildirilirken, Bakanlar Kurulu Sekreteri Oved Yehezkel, "Önümüzdeki günlerde İsrail savunma kuvvetleri daha fazla yedeği çağıracak" dedi.
Savunma yetkilileri ise bazı yedeklerin Gazze çevresindeki yerleşimlerin korunması için harekete geçtiğini belirtirken, yenilerinin de çatışmaların şiddetlenmesi ihtimali üzerine, silahlı kuvvetlerin hazırlıklarını tamamlamasına yardımcı olacağı bildirildi.
aynı duygularla katılıyorum sayın erdoz bey.allah yardımcıları olsun. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Nasıl yorgun nasılda çaresizim
Kana karışmış binlerce aminim
Filistinli bir duayım derbeder
Ellerim açılmış tek sahibime
Yedi cihan görür, susar halime!
Ne vakit hesap sorulur zalime
Filistinli bir duayım çaresiz
Meleklerin ayak sesi Bedir'den
Koşup gelse peygamber medine'den
Bu sessizlik çıkartacak çileden!
Filistinli bir duayım çaresiz!
Tükenmiş dizimde derman kalmamış!
Kimsede merhamet vicdan kalmamış
Kan damlıyor yüreğimden,tenimden
Yaramı saracak yaran kalmamış!
Filistinli bir duayım şimdi ben
Bilmem gücün yeter mi söylemeye
Üzerimde binlerce ebu Cehil
Binlerce serzeniş yetim, dilimde
Filistinli bir duayım çaresiz
Nefesim yetmiyor çığlık olmaya!
Evim,yurdum,ırzım daim ateşte
Peygamberin emaneti peşkeşte!
Kardeşim! ağlıyor seccadem hergün
Ağlıyor filistin ağlıyor kudüs
Miracı bekliyor mescidi aksa!
Ebubekir ağlıyor,Ömerler yasta!
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Öylesine kutsal öyle mübarek!
İstersen diline şan eyle beni!
İster yüzüstü bırak! terk-i diyar et!
Benim kalacak her daim toprağım
Ben uğruna baş konmuş bir sevdayım!
Kılıcımda peygamberin şanı var!
Yenilmem ben! ben mescid-i aksayım
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Yalnızca Rabbine erişen sesi
Öyle güçlüyümki yakarışımda
Direnişim ümidin serzenişi
Şimdi ben Filistinim! sahip çık bana!
Şimdi ben peygamberin emanetiyim sana!
Hep zulmü alkışlayan ellerini açsana!
Ben kan kokan toprağın en naçar yeminiyim!
Eyilmeyen başım ben! Ben miracım, müjdeyim!
Filistinli bir duayım şimdi ben!
Senin çaresizliğe terk ettiğin...
Herhalde, ABD'de siyasi boşluğun olduğu bir zaman diliminde, belki de, 2006'da, Lübnan'da Hizbullah karşısında çizilen karizmasını tamir maksadıyla, amacı Hamas'ın kesin tasfiyesi olduğu söylenen orantısız bir güç kullanımına girişti. İsrail sadece Hamas'ı vurmuyor, sivil halk da katliamdan payına düşeni alıyor.
Bakın bir Filistinli çocuk bizlere nasıl sesleniyor:
"Sizin yuvanız gibi sımsıcak, benim de yuvam vardı. Siz ne kadar şanslısınız. Rüyalarınız bile şen şakrak; ben ise, rüyamdan bile ağlayarak, gece uykumun arasında uyanıyorum, korkarak! Sımsıcak yuvalarınızda, anneniz, babanız, kardeşiniz, neşeyle yaşıyorsunuz siz. Ya ben nasılım? Zindanlarda sürünen, hayalini bile unuttuğum babam! Kim bilir, nerede? Yaşıyor mu acaba? Nerede buzullar arasında sıkışıp kalan balinaları kurtarmaya çalışanlar? Nerede petrole bulaşan kuşlara üzülüp, ağıtlar yakanlar? Nerede sokak köpeklerine acıyıp, onlara yardıma koşanlar? Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar benim de değerim var. Bir kuş, bir balina, bir köpek kadar bana yardıma koşmayanlar! Ben inlerken zulüm altında, ben ezilirken tanklarla, kollarım kırılırken taşlarla, herkes seyirci kalıyorsa buna; utansın bütün insanlık, utansın bütün dünya..."
MÜSLÜMANLAR MÜSLÜMANLIĞI BİLMEYİNCE...
Basınımızda, her vesileyle İslâmiyete hücum eden kalemler var.
İslâmiyet denilince, adamların aklına çöl ve deve geliyor. İslâmiyeti, sadece Arap geleneği veya Arap kültürü olarak görüyor, sonra öfkelenerek soruyorlar: “İslâm ülkeleri arasında gelişen, ilerleyen bir tek örnek var mı? Bin yıldan beri, hangi Müslüman kişi bir keşifte bulunmuş, bir buluş sahibi olmuştur? Neden Müslüman gençler, ölümlerini bile göze alarak Hristiyan Batı’ya kaçmaya çalışıyorlar? Dünyanın en zengin yeraltı kanaklarına sahib olan Ortadoğu, neden yer yüzünün en geri bölgelerinin başında bulunuyor?”
Her vesileyle İslâmiyete saldıran bu kalemlerin bir kısmı Marksisttir. Karl Marks da, Lenin de Stalin de diyor ki: “En mâsum bir Allah fikri, yer yüzünün bütün yangınlarından, bütün soygunlarından, katliamlarından daha tehlikelidir. Din afyondur!” Marksistlerimizin din düşmanlığı, ağa babalarından geliyor. Onlar, Marks’ın söylediklerini tekrarlıyorlar.
Bu yazarlardan bir kısmı Ateisttir. Yani dinsizdir, imansızdır. Kalpleri mühürlenmiştir. Din düşmanlığını ilericilik sanıyorlar.
Mukaddeslerimize sövüp sayanların bir kısmı da zır cahildir. Gözleri kör, kulakları sağırdır. Beyinleri, çöllerden farksızdır.
Bu kişilere anlatamıyoruz ki, Müslüman başka, Müslümanlık başkadır. “Allah birdir. Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir!” diyen her kişi Müslümandır. Ama Müslümanlık sadece bu inançtan ibaret değildir. Nasıl üniversite başka, üniversite öğrencisi başka ise, Müslümanla, Müslümanlık da öyledir. Bir üniversiteye kaydolan herkes, o üniversitenin öğrencilerinden biridir. Fakat bir kimsenin, bir üniversiteye kayıt olması kâfi midir? Okumayan çalışmayan, o üniversitede öğretilmek istenen ilimlere sırt çeviren bir kimse mi kabahatlidir; yoksa mükemmel ilim kadrosuyla ayakta duran üniversite mi karanlıklar dünyasındadır?
Kur’an “oku!” emriyle başlamasına rağmen bir Müslüman topluluk okumazsa, ilmi kadın ve erkek her Müslümana farz kılan bir peygamberin ümmeti, ilimden koparsa ve bir Müslüman toplulukta, evlerin % 95’i kitapsız ve kütüphanesiz olursa, orada elbette gelişmeler olamaz.
Kur’an’da, insanları, müsbet ilimlerle uğraşmaya çağıran yediyüz civarında ayet bulunmasına rağmen, Müslümanlar ilimden uzak kalırlarsa, kabahat kimde aranmalıdır?
Maide Suresinin 32. ayetinde: Cinayet şiddetle yasaklanmıştır. Bir kimseyi haksız yere öldüren, bütün insanları öldürmüşçesine lânetlenmiştir. Kur’an hırsızlığı, adaletsizliği, cehaleti, tembelliği, içkiyi, zinayı... şiddetle yasaklanmıştır. Hz. Peygamber, iki günü biribirine eşit olan Müslümanları uyarmadı mı? Bugününüz, dününüzden; yarınınız da, bugününüzden üstün olmalıdır demedi mi? Şimdi biz, bu esaslara uymayan Müslümanları mı suçlamalıyız; Müslümanlığı mı top ateşine tutmalıyız?
Evimde diz üstü bir bilgisayarım var. Tam altı yıldan beri kapalı duruyor. Çünkü ben, bilgisayar kullanmasını maalesef bilmiyorum. Acaba kabahat bende mi, bilgisayarda mıdır?
Mazlumun,Madurun,dini ve ırkı sorgulanmaz.Onun yanında olunur,Karşısında olunmaz. Kanı dökülmez,Kanı dindirilir.Gözü yaşartılmaz, Gözyaşı Dindirilir.Hiç bir kutsal,çocuk öldür,diyemez.MEDENİ DÜNYA BUNDAN NE KADAR UZAKTA!!!
PEYGAMBER EFEDİMİZ,
Savaşmak zorunda olan ashabına -Hz. Ali’ye- talimat veriyordu.
"Kadın öldürmeyin, çocuk öldürmeyin, yaşlı öldürmeyin, kilise yakmayın, yeşillikleri koparmayın.
" Dünya bu ilkelerden ne kadar uzakta. Dünya bu güzelliklere ne kadarda yabancı düşmüş.
Bir yanda medeni olduğunu, nazik olduğunu fısıldarken öte yanda ölüm kusanlara tebessümle bakanlar. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız