| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Pzr Tem 03, 2011 1:01 pm Mesaj konusu: Kendi Kendinizin Doktoru Olmak |
|
|
Sitenizi yeni keşfettim. On nedenle, bu siteyi kuranlara ve sürdürenlere teşekkür ederim.
Konu hakında yazılarıma geçmeden önce bedenimin tarihçesinin kısa özetini vermek istiyorum.
Akraba evliliği sonucu bir çeşit kansızlık olan methemoglobin hastalığı ile doğmuşum.
Bu hastalık ile savaşırken mide hastası oldum.
Midemin 2/3'ü alındı.
Ameliyat sonrası tekrarlıyan mide kanamaları sonucu oluşan ilave kansızlık nedeniyle çeşitli rahatsızlıklarım oldu.
En sonunda Crohn hastalığına yakalandım.
Gittiğim doktorlardan, hastahanelerden önerilen tedavi yöntemleri pek işe yaramadı...
Bu hastalığa yakalandığımda 68 Kg idim. 61 Kg'a kadar düştüm.....
İyileşme midimi kaybetmiştim...
Şu anda 71 Kg'ım. Ancak kendimi 35 yıl öncekinden daha sağlıklı hissediyorum.
Yaşım 64.
Fırsat buldukça ve yazacaklarımı kafamda toparladıkça bu başlık altında yazmaya devam edeceğim. |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Pzr Tem 03, 2011 11:24 pm Mesaj konusu: Gerekçe |
|
|
Bunca doktor varken neden kendimizi doktor olmaya zorlayalım?
1.Doktora hasta oldğumuz zaman gidiyoruz. Doktor da bir teşhis koyup bir tedavi(ilaç,diyet...) öneriyor.
-Peki, bu teşhis herzaman doğru oluyor mu?
-Hayır.
O zaman verilen ilaçlar ya etkisiz kalıyor, yada kötü etki ediyor.
Bu durum sadece doktorun hatası olarak görülmemeli. Burada belki hatanın büyüğü bizdedir. Hastalığımızı doktora doğru olarak anlatamamışızdır.
2. Doktorun teşhisinde bir hata olmadığını düşünelim. Ya teşhis edilen hastalığı tedavi eden bir ilaç yoksa. Veya var olan ilaçların olumsuz yan etkileri varsa o zaman ne yapacaksınız?
İşte size kendi kendinizin doktoru olmanızın en basit iki gerekçesi. |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Pts Tem 04, 2011 12:20 am Mesaj konusu: ''Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur'' |
|
|
Başlıktaki söz sağlıklı insanlar için değil, hasta insanlar için söylenmiş bir sözdür. Bu akıldan çıkarılmamalıdır. Üstelik hasta insanların aklının daha fazla çalışması gerekir ki; hem hastalığınla başa çıkabilsin hemde sosyal yaşamındaki çalışmalarını sürdürebilsin.
Bu nedenle aklımız gereksiz, geçersiz bilgiler yerine gerekli ve gerçek bilgilerle doldurulmalıdır.
Sağlik konularınnda verilen bilgilerin ve hastalığımız ile ilgili bilgilerin öğrenilmesi için çaba harcanmalıdır.
İkincisi, hareketlerimiz (yeme, içme, yatma,çalışma...) aklımız kulanılarak yapılmalıdır. Duygularımız ile aklımız çatıştığında aklımızın emrini uygulanmalıdır.
Bir örnek vermek gerekirse: Eğer aklımız sigara içmek sağlığa zararlı diyorsa, canımız ne kadar interse istesin içilmemelidir. |
|
| Başa dön |
|
 |
Ercan Zorlu Süper Moderatör

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 1698 Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)
|
Tarih: Pts Tem 04, 2011 10:05 am Mesaj konusu: |
|
|
yazılarınızdan dolayı teşekkürler ederiz..
saygılar.. _________________ "Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........
Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Sal Tem 05, 2011 11:04 pm Mesaj konusu: 'Kader midir?','Şansızlık mıdır?' yoksa 'Aymazlık mıdır?' |
|
|
Bir bir bakarsınız (farkına varırsınız) başımıza bir belâ gelmiş. Daha önce bunu hiç düşünmemişiz, ya da düşünememişdir. Böyle bir belânın var olduğundan bile bir haberimiz yoktur.
Veya öyle şartlar içindeyiz ki; o belâ için kaçınılmaz bir sonuçtur. Açlık,yoksulluk,cahillik çetin yaşam koşulları...gibi.
İşte buna kader, veya şanssızlık denir.
Ama bazı belâlar vardır ki 'Geliyorum.' derler. Buna rağmen biz bunları kulak arkası ederiz veya önemsemeyiz. Madde bağımlılığı,kontrolsuz bir çalışma veya eğlence tarzı,...gibi. Ondan sonra 'keşke','aklıma gelen başıma geldi','bunu bana söylemişlerdi'... gibi pişmanlık sözcüklerini sıralarız. Buna da aymazlık denir.
İşye hastalıklarımız da böyle ya bir kader ya bir şansızlık ya da aymazlık sonucu yaşamımıza girerler.
İşte o andan itibaren bu benim 'kaderimdir' 'bu benim 'şansızlığımdır' veya 'aymazlığımdır' demenin bize hiçbir faydası yoktur.
Bir yandan 'Başa gelen çekilir' derken, diğer yandan 'Ne yapmalıyım?' diye düşünmeye, soruşturmaya,araştırmaya başlamamız gerekir.
Gelen hastalığı defetmek veya onu kontrol altına almak yada onunla beraber yaşamak için çaba göstermemiz gerekir. |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Çrş Tem 06, 2011 11:16 pm Mesaj konusu: Göstergeler |
|
|
Her hastalık insan bedeninde bazı değişikliklere neden olur. Bu değişikliklerin bir kısmını bedenimizin algı mekanizması ile hissederiz veya farkına varırız. Örneğin ağrımız olur,yaramız olur,rengimiz solar...
Fakat bedenimizde öyle değişiklikler olur ki;biz onları hissedemeyiz veya farkına varamayız. Bunlar doktorlar tarafından muayane ve tahlillerle ortaya çıkarlar. Bunlardan bazıları o hastalığın gidişi hakında bilgi verirler.
Bunlar o hastalığın göstergeleridir.
Hasta o göstergelerin önemini kavramasa da, onları bilir veya bilmek zorundadır.
Bir tedaviye başlandığında,hastalığın iyiye mi gittiğini yoksa kötüye mi gittiğini anlamak için o göstergelere bakılır. Yani gerekli tahlil veya muayeneleri yaptırılır.
Bazı hastalıkların göstergelerini kendi kendinize de kontrol edebilirsiniz. Bunlar kalp atış hızı(nabız),ağırlık,tasiyon gibi göstegelerdir.
Eğer hastalığınızı bu gibi göstergelerle kontrol edebiliyorsanız kendinizi şanslı hissedebilirsiniz. |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1514 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Tem 07, 2011 9:55 am Mesaj konusu: |
|
|
sayın kadermdrın paylaşımlarınız için emeğinize sağlık .kendinize iyi bakın _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Cum Tem 08, 2011 11:19 pm Mesaj konusu: İyimserlik Kötümserlik Gerçekçilik |
|
|
Bir soru ile ile yazıma başlamak istiyorum:
-Sizce iyimserlik,kötümserlik veya gerçekçilik kişiye bağlı bir özellik midir? Yoksa duruma (koşulara) bağlı bir özellik midir?
İki Anı
Birincisi, kırk yıldan biraz eski yaşadığım bir olay. Bugün gibi hatırlıyorum:
Çok sevdiğim ablamı böbrek hastalığı nedeniyle hastaneye yatırmıştım.
Hastalığı oldukça ileri bir durumdaydı. Ben her gün ziyaretine giderdim.
Her gittiğimde tahlillerindeki üre seviyesine bakardım. Ne yazıkki her giitğimde üre seviyesinin dahada artmış olduğunu görürdüm.
Ve üzüntümün hergün arttığını hatırlıyorum.
İkincisi, gençlik yıllarımdaki psikolojim:
Doğuştan gelen hastalığımın verdiği, başkalarının dikkatini çeken görüntü, dışında bir rahatsızlık hissetmiyorum. Ama o kadar derin üzüntüler içindeyim ki; yalvarıyorum: 'Görüntüm on yıl normal insanlar gibi olsun. Sonra öleyim.' diye.
Hayat bazılarımız için gerçekten çok çetin bir başlar veya bir yerinde çetinleşir. Gelecek karanlıktır. Hiçbir çıkış yolu görünmemektedir.
Bu durumu bazıları tevekkülle karşılar, bazıları da çıkış yoları arar. Eğer gerçekten bir çıkış yolu bulabilirse o ileriye daha olumlu bakar.
Ben hep ikinci yolu tercih ettim.
Size de tavsiye ederim.
Yazımın başındaki sorunun yanıtını size bırakıyorum. |
|
| Başa dön |
|
 |
hüsniye

Kayıt: 01 Mar 2010 Mesajlar: 109 Konum: istanbul 10 yıldır ü.k
|
Tarih: Cmt Tem 09, 2011 10:10 am Mesaj konusu: |
|
|
iyimserlik ,kötümserlik hem kişiye bağlı hem de koşullara bağlıdır. Bİr gün iyimser olduğumuz duruma ertesi gün umutsuzca bakabiliyoruz oynak bir durum yani.
Çıkış yolu arayıp çaba gösterip de bulamayınca tevekküle sarılmak lazım herhalde.
Geçmiş olsun hepimize... _________________ http://mutluannevecocuk.blogspot.com/ |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Cmt Tem 09, 2011 1:09 pm Mesaj konusu: |
|
|
| hüsniye yazmış: | iyimserlik ,kötümserlik hem kişiye bağlı hem de koşullara bağlıdır. Bİr gün iyimser olduğumuz duruma ertesi gün umutsuzca bakabiliyoruz oynak bir durum yani.
Çıkış yolu arayıp çaba gösterip de bulamayınca tevekküle sarılmak lazım herhalde.
Geçmiş olsun hepimize... |
Verdiğiniz yanıttan iyimserlik ve kötümserliğin koşullara bağlı olduğu anlamını çıkarıyorum. Buna ben de katılıyorum.
Fakat son yorumunuza katılmıyorum. Çünkü tevekküle sarılmak arayışlara nokta koymak demektir. Hiç birşey yapılamıyorsa yaşanan sonunların kaynağı,nedenleri araştırılabilir.
Bunun en azından şu faydaları olur:
1. Oyalanır.
2. Yeni bilgiler edinir.
3. Aklına yapacak yeni fikirler gelir.
Oturup sonum ne olacak diye düşünmekten daha iyi değil mi? |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Pts Tem 11, 2011 12:04 am Mesaj konusu: Nereye Kadar |
|
|
Geldim en kritik soruya. Soru şu:
-İnsan ne zaman 'ben kendimin doktoruyum' diyebilir?
'Kendi Kendinizin Doktoru Olmak' başlığı altında yazdıklarım beni daha önce hiç düşünmediğim bir noktaya getirdi.
O nokta da şü:
Bİr hasta en az o konuda uzman olan doktor kadar hastalığı hakkında bilgi sahibi olmalıdır.
Nedeni şu her hastalık her hastada değişik biçimlerde (kompozisyonda) ortaya çikar.
Bu nedenle doktorlar,birden çok hastalığın bir arada olduğu hastalarda, çoğu zaman hatalı(eksik veya yanlış) teşhisler koymakta dolaysıyla tedaviler de hatalı (yanlış veya eksik) olmaktadır...
Ya da hastalar önerilen tedavileri yanlış veya eksik uygulamakta...
Veya uygulanan tedavilerin sonuçları doktorlara çok geç gidebilmektedir...
Ama eğer hasta olan kişi de bir doktor kadar hastalığı (veya hastalıkları) hakkında bilgi sahibi olsa doktorların işi kolaylaşır...
Hastalığın iyiye veya kötüye gidişi daha çabuk fark edilir...
Ayrıca, hastalıkların ileri evrelerinine de yakalanılmz veya geç yakalanılır....
Tabiiki bu olay kişilerin kendi gayretleri ile olacak bir şey değil. Bu yeni bir eğitim politikasını gerekli kılar...
Baştaki sorunun yanıtını size bırakıyorum. |
|
| Başa dön |
|
 |
kadermdr
Kayıt: 03 Tem 2011 Mesajlar: 12 Konum: crohn geçirmiş
|
Tarih: Prş Tem 14, 2011 12:46 am Mesaj konusu: İbs,Crohn,Ü.K.) Kabus mu? Saadet zinciri mi? |
|
|
Ben bir doktor değilim.
Ama yaşadıklarımdan, okuduklarımdan çıkardığım,
İbs(İrritabl Kolon Hastalığı),Crohn,Ü.K.(Ülserativ Kolit) hastalıkları:
1.kesin tedavilerinin olmayışı
2.kötüleşmeye meyilli oluşları
nedeniyle hastalar açısından bakınca bir kabus gibidir.
Bir de hastaların bilgisizliğinden,alışkanlıklarından veya çaresizliğinden kaynaklanan hataların getirdiği komplikasyonlar(birçok hastalığın birarada olması) oluşur ki: insanın bütün neşesini alır götürür.
Ama bir de doktorlar,hastaneler,labratuarlar,eczacılar açısından bakınca bir saadet zinciri gibidir.
O doktor olmadı bu doktora veya
o hastane olmadı bu hastaneye gitmeler,
çeşit çeşit tahliller,
kolonoskopiler,endoskopiler,
çeşit çeşit ilaçlar,
kolonostomiler, ilostomiler(ameliyatlar)...
Bazen aklıma gelimiyor değil:
Bu kadar verimli bir hastalığa neden çare bulsunlar ki?
'Bataklığı kurutmak verine sineklerle uğraşırız.
Kimse de bunu çakmaz.
Çakan olsa da ya sesini çıkarmaz. Ya da kimse aldırmaz.'
diye diyorlar. Belki de.
Aklınızı başınıza toplayın.
Saadet zincirine yem olmayın.
Kendi kendinizin doktoru olun. |
|
| Başa dön |
|
 |
şirine

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 743 Konum: Hastalık:Ülseratif kolit Kan grubu:A (+)
|
Tarih: Pzr Tem 24, 2011 5:17 pm Mesaj konusu: Re: Nereye Kadar |
|
|
| kadermdr yazmış: | Geldim en kritik soruya. Soru şu:
-İnsan ne zaman 'ben kendimin doktoruyum' diyebilir?
'Kendi Kendinizin Doktoru Olmak' başlığı altında yazdıklarım beni daha önce hiç düşünmediğim bir noktaya getirdi.
O nokta da şü:
Bİr hasta en az o konuda uzman olan doktor kadar hastalığı hakkında bilgi sahibi olmalıdır.
Nedeni şu her hastalık her hastada değişik biçimlerde (kompozisyonda) ortaya çikar.
Bu nedenle doktorlar,birden çok hastalığın bir arada olduğu hastalarda, çoğu zaman hatalı(eksik veya yanlış) teşhisler koymakta dolaysıyla tedaviler de hatalı (yanlış veya eksik) olmaktadır...
Ya da hastalar önerilen tedavileri yanlış veya eksik uygulamakta...
Veya uygulanan tedavilerin sonuçları doktorlara çok geç gidebilmektedir...
Ama eğer hasta olan kişi de bir doktor kadar hastalığı (veya hastalıkları) hakkında bilgi sahibi olsa doktorların işi kolaylaşır...
Hastalığın iyiye veya kötüye gidişi daha çabuk fark edilir...
Ayrıca, hastalıkların ileri evrelerinine de yakalanılmz veya geç yakalanılır....
Tabiiki bu olay kişilerin kendi gayretleri ile olacak bir şey değil. Bu yeni bir eğitim politikasını gerekli kılar...
Baştaki sorunun yanıtını size bırakıyorum. |
İnsan neden kendi kendinin doktoru olmalıdır :
LABRATUAR FARESİ MUAMELESİ GÖRMEMEK İÇİN.
Siz bişey bilmezseniz doktorlar size labratuar faresi muamelesi yapar doğruya ulaşmak için herşeyi üzerinizde dener.Bu denemeler esnasında da bedeniniz çöker yavaş yavaş.
| kadermdr yazmış: | | Tabiiki bu olay kişilerin kendi gayretleri ile olacak bir şey değil. Bu yeni bir eğitim politikasını gerekli kılar... |
Bu cümlenize de katılmıyorum her şey insanın kendi elindedir hastalığızla ilgili şeyleri doktorunuzdan öğrenemiyorsanız ya da yeterli bilgiyi alamıyorsanız siz oturup kendiniz araştıracaksınız öğreneceksiniz ,siz ne kadar bilgili olursanız sizi deneme tahtasına çevirme şansları azalır; yani her şey insanın kendi elinde.
Siz oturup kendiniz öğrenmezsenizde kimse gelip size bir eğitim vereyim bişeyler öğreteyim diye bir çaba da bulunmaz. _________________ K51 / Pankolit
Susksunluğum asaletimdendir, her lafa verilecek cevabım var AMA bir lafa bakarım laf mı diye bir de söyleyene bakarım adam mı diye.............. |
|
| Başa dön |
|
 |
|