www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

KOLONDAKİ POLİPLER..

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> İbh - İnflamatuvar Barsak Hastalığı
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ercan Zorlu
Süper Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 1698
Konum: MODA-KADIKÖY --İSTANBUL Hastalık:CROHN İlaç:NALTREXONE(LDN)

MesajTarih: Çrş Oca 23, 2008 5:05 pm    Mesaj konusu: KOLONDAKİ POLİPLER.. Alıntıyla Cevap Gönder


KOLON POLİPLERİ
Polip terimi nonspesifik bir terim olup histolojik yapısına bakmaksızın intestinal mukoza yüzeyinden lümene doğru herhangi bir çıkıntıyı tarif eder.
Polipler histolojik tiplerine göre 4 gruba ayrılırlar.
1-Neoplastik Polipler: Tubuler adenoma,villöz adenoma,tübülovillöz adenoma.
2-Hamartomatöz Polipler: Jüvenil polipler,Peutz-Jeghers sendromu, Cronchite-Canada sendromu
3-Inflamatuar Polipler: Inflamatuar veya pseudopolipler, benign lenfoid polipler,
4-Hiperplastik (Metaplastik ) Polipler:

Polipler ayrıca saplı yada sapsız polip şeklinde de incelenirler.
Polipler batı toplumunda 60 yaş üzerindeki kişilerin otopsilerinde % 30 üzerinde rastlanılırlar. Şu anda kolon Ca larının % 95 nin bir polipten kaynaklandığı belirtilmektedir.

NEOPLASTIK POLIPLER
Bu polipler genel nüfusun %5-10 unda bulunurlar. Tubuler adenomlar %75 ini teşkil ederken, vilöz adenomlar %10, tübülovillöz adenomlar da %15 ni oluşturur.
Yaş ilerledikçe bulunma sıklığı artar ve E lerde K lardan daha fazladırlar.
Bu poliplerin malign potansielleri polipin tipi, büyüklüğü ve displazi derecesi başta olmak üzere polip sayısı , hastanın yaşı ve takip süresi ile ile ilgilidir. Tubuler adenomada bu oran ortalama %5, villöz adenomada % 40 ve tübülovillöz adenomada % 22 olarak saptanmıştır.
Çapı 1 cm den küçük poliplerde invazif karsinom bulunma olasılığı % 1 kadardır. Bu poliplerin %65 inin çapı 1 cm den küçüktür. Çap büyüdükçe invazif karsinom olasılığı artar.Ortalama 1-2 cm çapta % 9.5 ve 2cm çaptan büyük poliplerde % 35 karsinom olasılığı vardır. Çapı 2cm yi geçen villöz, tübülovillöz ve tubüler adenomada karsinom riski sırasıyla %53, 46 ve 35 tir
Tek bir polip varken karsinom olasılığı %8.2 iken on polip varlığında bu oran % 37 ye yükselir.
Çapı 1 cm I geçen polipte karsinom riski 5, 10 ve 20 yıldasırasıyla %2.5, 8 ve 24 tür.
Bazı neoplastik polipler kansere dönüşürler.Bu görüş kanserle komşu olan benign adenomatöz dokuların varlığıyla desteklenir. Submukozayı invaze eden erken kanserlerde benign adenomatöz dokular olguların %57 sinde bulunur, kanser kas dokusuna yayıldığında bu oran %18 e ve kanser barsak duvarını geçince % 8 e düşer. Bu durum karsinomların barsak duvarını geçerken komşu dokuları tahrib etmesiyle açıklanır.
Kanserlerin bir kısmının izole adenomlardan kaynaklanması polip-kanser veya adenom-karsinom dönüşmesi olarak açıklanır. Bu dönüşüm yaklaşık 10 yıl kadar sürmektedir ve dönüşüm için birçok genetik mutasyonlar gereklidir. Ayrıca adenomlar ve karsinomlar arasında ortak kromozomal benzerlikler de saptanmaktadır.
Tanı: Kolonik adenomlar özellikle asemptomatiktirler. Sıklıkla baryumlu grafi ve endoskopik muayene ile tanınırlar. Eger polip rektum veya rektosigmoit bölgede yerleşmişse rektal kanama en sık rastlanılan semptomdur. Kanama nedeni polipe olan travmadır. Rektumun alt kısmına yerleşen bir polip pediküllü ise anüsten dışarı çıkabilir. Büyük bir villöz adenoma kendini sulu diyare ile gösterebilir ve nadiren sıvı ve elektrolit dengesizliğine neden olabilir. Buna karşı ağrı çok nadir bir semptomdur. Hafif anemi ise kronik yüzeyel kanamayı takip eder.
Neoplastik polipler %20-60 oranında multipldirler ve hastaların bir kısmında karsinomlar da bulunabilir.Bir kez polip bulununca kalın barsağın tamamının muayenesi şarttır. Bu da kolonoskopi ve/veya baryumlu grafi ile yapılır. Çift kontrast filmin tanı doğruluğu %90 kadardır. Virtual kolonoskopi 1 cm den büyük polilerin % 92.5 ni, 6-9 mm çaplı poliplerin % 82 sini gösterir.
Önemli bir nokta da polip ve kanserlilerin akrabalarında da bu hastalıkların riskinin 2-6 kat artmış olmasıdır.

Tedavi: Kanser riski çapı 1 cm yi geçen poliplerde belirgin olarak artmış olup bunlarda polipektomi yapılmalıdır. Çapı 1 cm den küçük poliplerde de karsinom olabilmektedir. Bu nedenle tüm kalın barsak polipleri zorluk veya risk olmadıkça çıkartılmalıdırlar. Bunun da nedeni bu poliplerdeki kanser riskini gidermek ve gelecekteki kanser gelişmesini önlemektir.
Kolonoskopi ile birçok polip kolon veya rektumdan kolayca çıkarılabilmektedir. Bu işlemin morbiditesi minimaldir. Çapı 2 cm den büyük ve düz olup kolonoskopik polipektomi yapılamayan hastalarda veya kolonoskopun polipin daha ötesine geçmediği olgularda rezeksiyon gerekmektedir.
Sapsız polipler bile 2 cm çapı aşmazlarsa tek bir kerede çıkarılabilirler. Daha büyük sapsız polipler birkaç seansta çıkarılabilirler, ancak her biyopsi sonrası çıkan tüm parçalar patolojik olarak dikkatle incelenmelidirler.
Invazif Karsinoma: Bu terim muskularis mukozayı aşan kanser h ri bulunduğu zaman kullanılır. Mukoza karsinoması, karsinoma in situ ve süperfisiel karsinoma olarak ta bilinir.Bu tip lezyon için tam eksizyon yeterlidir,zira metaztazı yoktur.
Invazif karsinomlu poliplerin ortalama %9 unda LN metaztazı vardır.Risk lezyonun tipine göre değişir.Sapsız polipte bu oran %15 kadardır ve hasta yüksek riskte olmadıkça barsak rezeksiyonu endikedir. Saplı polipte ise bu oran %t.8 dir; karsinom polipin sadece baş kısmında ise bu oran %3, boyunda ise % 20 kadardır.
Haggitt ve arkadaşları adenomlardan kaynaklanan CRC ların değişik seviyelerdeki invazyonunun prognostik önemini şöyle belirtmişlerdir.
Seviye1: Karsinoma mukuzadan submukozaya geçer, ancak polipin başındadır.
Seviye 2:Karsinom adenom ve sap arasındadır.
Seviye 3: Karsinom gövdenin herhangi bir yerindedir.
Seviye 4: Karsinom submukozayı tutmuştur, ancak muskularis propria üzerindedir.
Seviye 4 invazyon ve rektal lokalizasyon istatitik olarak önemli kötü prognoz göstergecidirler.
Bir polip çıkarılınca 2 sorunla karşı karşıya kalınabilir:
1-Rezidüel malign hastalık,
2-Adenom rekürrensi.
Rezidüel malign hastalık için en önemli kriterler şunlardır;
A-Rezeksiyon sınırında kanser bulunması, en önemli risk kriteridir.
B-Diferansiyasyon,
C-Lenfatik invazyon,
D-Venöz invazyon,
E-Barsak duvarı tutulumu.

Adenom rekürensi ise 1-4 yılda %25-60 tır. Rekürrenslerin çoğu polipektomiyi takip eden ilk yılda görülür.Bu nedenle polipektomiden 3 ay sonra bir verifikasyon kolonoskopisi yapılır. Daha sonra hastanın düşük veya yüksek riskte olmasına göre her 3*5 yılda bir kolonoskopi tekrarlanır. Nüks gösteren poliplerde karsinom bulunma riski % 79 a kadar çıkar.Şimdilerde tek adenom varken ve yaş 60 altında ise 10 yılda bir takip yeterlidir diyenler de vardır.

Rekürrens yönünden düşük risk taşıyanlar
-Tek adenom,
-Çapın 1 cm den küçük olması,
-Saplı polip olması,
-Tubuler histoloji,-Hafif displazi.

Buna karşın rekürrens yönünden yüksek risk taşıyanlar ise ;
-Multipl adenomlar,
-1 cm çaptan büyük olanlar,
-Sapsız olanlar,
-Villöz yapıda olanlar,
-Şiddetli displazi,
-Birlikte karsinoması olanlar,
-Ileri yaş, -Erkek cinsi.
Polip Oluşma Nedenleri: Kolonik mukozanın yüzey epiteli sağlıklı insanda 4-8 günde y yenilenir. Normalde Lieberkuhn kriptlerinin 1/3 alt kısmında h çoğalımı olur, bölünen h ler en uç kısma 9 günde çıkarlar. Yüzeye çıktıkça olgun goblet h si veya absorbtif h halini alırlar.
Polip oluşmasının 2 faz halinde izahı vardır. Mukoza yüzeyine gittikçe h lerde bölünme devam etmekte yanısıra h ler dökülmeyi önleyen özellikler geliştirdiği bilinmektedir.

Displazi: Nukleustaki büyüme, pleomorfizm, polarite kaybı ve mitotik h lerin çoğalımı displazidir. Hafif, orta ve şiddetli şekilde olabilmektedir. Bazılarınca şiddetli displazi karsinoma in situ ile eşdeğerdedir. Malgn h ler muskularis mukozayı geçince karsinom tanısı alırlar. Adenomların %70 I hafif, %20-30 u orta ve %10 kadarı da şiddetli derecede displazi gösterirler.

Diğer Özellikler. Yaşla ilğili olarak poliplerin görülme sıklığı artar. E te K dan daha sık rastlanılır. 2/2 ü Splenik fl distalindedir.
Bir karsinom varken adenom bulunma şansı % 25-30 dur,ikinci bir karsinom bulunma şansı da %6-10 dur.. Senkron 2 veya daha fazla tümör varken adenom bulunma riski %60-80 dir.

HAMARTOMATÖZ POLIPLER
Juvenil polipler çocukluk çağına ait olmakla birlikte her yaşta var olabilir. Bu polipler hamartom olup prekanseröz lezyon değildirler. Genellikle 1-2 cm çaptadır. Bu polip kesildiğinde Işveç peyniri tabir edilen genişlemiş kistik boşluklar içerir. Dilate bezler mukusla doludur ve lamina propria mezenşimal bir mezenkimal bir görünüme sahiptir. Muskularis mukoza polipin yapısına iştirak etmez. Rektal kanama en sık rastlanılan bulgudur. Polip kendiliğinden ampute olursa kanama olur. Bazen büyük bir polip kolonda invaginasyona neden olur. Polip çoğunlukla tektir ve % 75 kadarı saplıdır. Ayrıca % 90 nı ilk 20 cm mesafededir. Tedavi eksizyon veya snaringtir %10 rekürrens görülür. Soliter J polip çocukların %1 inde görülür. Erkek çocuklarda iki misli sıktır. Yaklaşık 3/4 ü 1 cm den büyüktür.

Ailevi J Polipozis daha nadir rastlanılan bir hastalıktır. Tüm kolon ve rektumu bazen de mide ve ince barsağı tutan bir durumdur. Genelde 50-200 kadar polip bulunur.Polipin çapı çoğunlukla 1-1.5 cm dir. Ancak 5 cm çapa ulaşanları da bulunur. Otoomal dominant geçiş gösterir. Rektal kanama ve müköz akıntı en sık rastlanılan semptomlardır. Prolapsus veya rektal kitlenin anüsten çıkması, ince barsak veya kolonik invaginasyon, abdominal ağrı, diyare ve protein kaybına da rastlanılabilir. Soliter J poliplerin aksine diffüz J polipozis adenomlara ve sonunda karsinomlara dönüşebilir. Bazen aynı hastada adenomatöz polipler de oluşabilir. Olguların % 10 unda kolon kanseri gelişmektedir.Bu oran bir çalışmada % 50 olarak bildirilmektedir.
Birlikte barsak malrotasayonu, hidrosefali, kardiak lezyonlar ve mezenterik lenfoma görülebilir. Bu belirtiler ailevi olmayan şekildeki hastalarda daha sık görülür ve yaklaşık % 20 oranındadırlar.
Bu belirtilerin dışında çomak parmak, hipertrofik pulmoner osteoartropati, alopesi, kemik çıkıntıları, tarık damak ve dudak, fazla sayıda diş, porfiria, deride A-V malformasyonlar, psoriazis, vitello-intestinal kanal anomalileri, çift renal pelvis ve üreter, akut glomerülonefritis, inmemiş testis, bifit uterus ve bifit vaginaya da rastlanılabilir.
Peutz Jeghers Sendromu : Ilk defa 1921 yılında Peutz tarafından tariflenmiş, ancak Jeghersin 1949 yılındaki çalışmasıyla dikkati çekmiştir. Bu sendrom bukkal mukoza ve dudaklardaki melanin depolarıyla karakterizedir. Yüz el ve ayak tabanları da çeşitli derecede tutulabilir, ancak ağız pigmentasyonu bu sendromun vazgeçilmez bir bulgusudur.. Ince barsaklarda poliplerin bulunması da bu sendromun sabit bir bulgusudur. Mide, kolon ve rektumda tutulabilir. Karakteristik manzara laminapropria içine dallanarak uzanan anormal bir musküler tabakanın görülmesidir ve bu da noel ağacı görünümü olarak adlandırılır. Bu polipler hamartoma olarak düşünülürler ve genel anlamda malignensiye dönüşmemeleri gerekir. Ancak invazif adenokarsinomlara dönüşüm de bildirilmektedir ve bunlar mide ve duedonumda daha sık olarak bildirilmektedir.
Semptomlar en sık 30 yaş civarında görülürler ve karın ağrısı en sık rastlanılan semptomdur. Karın ağrısına en çok invaginasyon neden olmaktadır. Ikinci sıklıkta kanama görülür.
Bu sendromda başka bir karsinomaya rastlanma olasılığı %3-12 dir Bunlar da mide,ince ve kalın barsak, mesane ,serviks, over, follopian tüp, meme. tiroit, derinin bazal h li kanseri, safra kesesi, safra yolları,pankreas ve testis kanserleridir. Son bir çalışmada bu ora % 15.2 oranında tesbit edilmiş ancak bu çalışmada testiküler ve servikal Ca lara rastlanılmamıştır.
Bu hastalıgın genetik odağı kromozom 19p dir. Adı serin threonin kinaz II geni dir. Kolonoskopi semptom geliştiğinde veya semptom yoksa bile 20 yaş civarında başlar ve 3 yılda bir yapılır
E lerde pankreas, K larda meme ve jinekolojik tümörler artmıştır. Meme Ca artımı BRCA 1 ve BRCA 2 mutasyonlarında olduğu gibi yüksektir.
Polipler ince barsakta % 78, kolonda % 42 , Midede % 36 ve rektumda % 28 oranında bulunur. 65 yaşa kadar % 90 nında GİS le ilğili yada ilğisiz bir karsinoma rastlanılır.

Cronchite-Canada Sendromu : Alopesi, kutanöz pigmentasyon, el ve ayak tırnakları atrofisi ve yaygın GIS polipozisi ile karakterizedir. Diyare belirgin olarak mevcuttur. Kusma, malabsorbsiyon ve protein kaybedici tipte enteropati de sık görülür. Bu polipler de juvenil poliplerde olduğu gibi epitelial tubullerin kistik dilatasyonu ile karekterizedirler, ancak lezyonlar daha ufaktır ve fazla miktarda lamina propria içermezler..
Karsinom gelişirse hastaların çoğu tanıdan kısa süre sonra kaybedilirler, ancak kendiliğinden iyileşmeler de tarif edilmiştir. Tedavi semptomatik olup barsak obs gelişirse barsak rezeksiyonu yapılabilir. En sık 60 yaş civarında tanınır ve E/K oranı eşittir.

INFLAMATUAR, LENFOIT VE HIPERPLASTIK POLIPLER
Inflamatuar veya pseudopolipler adenomatöz poliplere benzerler. Mikroskopik muayene hafif inflamasyon alanları olarak veya olmaksızın normal mukoza adaları gösterir. Bu polipler bir kolit atağını (ülseratif kolit, crohn koliti, amebik kolit, iskemik ve sistozomal kolit) takiben oluşurlar. Mukozanın kismi kaybı ve rölatif olarak normal mukoza adacık ve kalıntıları ile karakterizedirler.
Benign lenfoit polipler lenfoit folliküllerin büyümesinden oluşurlar veen çok rektumda görülürler. Soliter veya diffüz olabilirler. Sapsız olan bu lezyonların en sık rastlanılan semptomu rektal kanamadır.
Hiperplastik veya metaplastik polipler neoplastik değillerdir. Küçük, soluk ve cam gibi parlak mukozal nodüller en sık rektumda bulunurlar. Çoğu 3-5 mm çaptadırlar, mamafih kolonun üst kısımlarında daha büyük olabilirler. Dıştan görünüm adenomatöz polipten ayrılmasa da histolojik ayırım kolay olmaktadır. Karakteristik görünüm papiller çıkıntılar yapacak şekilde testere dişi manzarası oluşmasıdır.Yani goblet hücreleri azalır, yanısıra lamina propriada plazma hücreleri ve lenfositler görülür. Nükleer displazi yoktur. Çoğunlukla klinik belirti vermezler.otopside yaşlı kişilerde sıklıkla rastlanılır. Çoğu sapsız olup E lerde 4 kat fazla görülürler.

AILEVI ADENOMATÖZ POLIPOZIS KOLI :

Bu sendrom kalıtsal olup sekse bağlı olmayan, otozomal dominant geçen bir hastalıktır. Tüm barsak poliplerle kaplıdır. Rektum daima tutulmaktadır. Penetrasyonu yüksektir ve çocukların %50 sinde görülür. Olguların 1/3 de aile hikayesi yoktur ve bu durumda hastalık spontan mutasyonu temsil eder. Hangi çocukta hastalığın görüleceğini belli eden bir bulgu yoktur. Tüm aile bireylerinin araştırılması en mantıklı yoldur.
Bu hastalık 5g kromozomunda lokalize olmuş otozomal dominant geçen genin pleotrophisinden kaynaklanır Bu gene APC (Adenomatöz polipozis koli) geni adı verilir.Bu genin araştırılmasıyla daha erken tanı konabileceği düşünülmektedir. Hastaların çoğunda genin inaktivasyonu saptanabilmektedir.
Retinal pigmentasyonu sağlayan epiteliumun da doğumsal hipertrofisi mevcuttur.Tüm kolon Ca ların % 1 ni teşkil eder. 10000 kişide bir kişide tespit edilir

Klinik belirtiler: Poliplerin çogu tubüler adenom olmakla birlikte villöz ve tübülovillöz adenomlara da rastlanılır. Polip olmadan semptom ve hastalık olmaz. Rektumdan olan kanama ve diyare en sık rastlanılan semptomlardır.
Poliplerin görülme yaşı 10 civarındadır ve aile bireylerinin araştırılması bu sırada başlamalıdır. Semptomlar genellikle 33 yaşında başlar ve kanser tanısı ortalama 36-39 yaşlarında konur. Normalde kolon karsinoması 65 yaşta görülür. Literatürde en genç kanserli hasta 9 yaşındayken tanınmıştır. Kanserli hastanın ortalama 42 yaşında öldüğü ifade edilmektedir.
Bu kişilerin % 10 unda midede, % 30 unda duedonumda ve seyrek olarak ince barsaklarda polip bulunur. Kolondan sonra en sıklıkla periampuller bölgede karsinom saptanır. Hayat boyu peri ampuller karsinom riski %4-12 dir. Japonlarda mide Ca fazladır.Rastlanılan diğer tümörler papiller tiroit Ca, ince barsak. Pankreas ve hepatoblastomdur.
Polip sayısı 100-5000 arasında ve ortalama 1000 tanedir.Poliple ilgili tümörler %80 sol kolondadır. Senkron tümör hastaların yarısında tespit edilir.
Polip varsa 12 yaştan itibaren her yıl sigmoidoskopi yapılmalıdır. Polip yoksa 10-25 yaşlar arasında kolonoskopi her yıl, 26-35 yaş arasında her 2 yılda bir ve 36 yaştan sonra her 3 yılda bir yapılır.
Normal mukozada bile bu hastalarda ornitin dekarboksilaz aktivitesi fazladır. Displastik mukozada da displastik olmayan mukozadan fazladır.
Tedavi. Tam tedavi tüm kolonun çıkarılması ve kalıcı ileostomidir. Ileostomiden kaçınmak için rektumu yerinde bırakacak şekilde ameliyatlar yapılabilir . Rektum mukazası soyularak veya soyulmaksızın ve yine poşlu veya poşsuz şekilde bu ameliyatlar uygulanabilir. Ameliyatın elektif olarak 25 yaş civarında yapılması önerilmektedir.
Anastomoz sonrası karsinom gelişimi rektumdaki polip sayısına, rektumda gelişecek polip sayısına ve çıkarılan spesimende tümör olup olmamasına bağlıdır. Rektum koruyucu ameliyattan sonra kanser gelişimi 5-20 yılda %20 kadarken, 20 yıldan sonra %60 tır. Bu anda 5 yıllık sağkalım da % 25 tir. Rektum yerinde bırakıldığında her 6 ayda bir sigmoidoskopi tavsiye edilir.
Rektum koruyucu ameliyatlardan sonra polip gelişimini önlemek veya mevcut poliplerin gerilemesini sağlamak için Sulindac başta olmak üzere nonsteroid antienflamatuar ilaçlar, aspirin, kalsium antogonistleri, PG inhibitörleri ve Vit C kulanılması tavsiye edilmektedir.Sulindak uzun etkili indometazin analoğudur. Günde 150-200 mg X 2 kez şeklinde kullanılır.
Attenüe şeklinde ise 100 kadar polip vardır, Ca e diğer FAP lardan 15 yıl geç rastlanılır. Polipler daha çok proksimal kısımda rastlanılır.

Gardner Sendromu :
Ilk defa 1952 yılında Elton Gardner ailevi polipozis koli hastalığı bulunan bir hastada epidermoit kist ve fibromlar tespit etti. Ozamandanberi kolonik olmayan birçok bulgu ve hastalıklar bulundu. Bunlar arasında ince barsak polipleri, desmoit tümörler, fazla sayıda diş, lipomalar, lenfoit hiperplaziler, periampuller karsinoma, ince barsak tümörü, tiroit karsinomasi, renal karsinoma, safra kesesi karsinoması, pankreatitis, over kisti, renal listler ve uterin miyoma olarak bildirilmiştir. Bu sendrom ayrı bir antite olmayıp ailevi adenomatöz polipozisin bir varyantı olarak kabul edilmektedir.
Bu sendromun en önemli ekstrakolonik bulgusu desmoit tümörlerdir. Özellikle kolonik rezeksiyon sonrası hastaların yaklaşık %15 inde desmoit tümör veya fibromatozis gelişir. Desmoit tümür hızla büyüyüp hayatı tehdit edecek hale gelecek şekilde çok büyük çapa ulaşabilirler. Desmoit tümörler genelde ameliyattan sonraki 2 yılda gelişir.
Çoğunlukla retinal pigment epiteliumunun konjenital hipertrofisi mevcuttur, bu bazen yeğane ekstrakolonik bulgu olabilir.

HEREDİTER NONPOLİPOZİS KOLOREKTAL KARSİNOMA
Herediter nonpolipozis kolorektal karsinoma (HNPCC) sendromları Lynch l ve ll sendromları olarak ta bilinir. Lynch l de otozomal dominant geçiş vardır. Polip yokluğunda özellikle splenik fleksura proksimalinde kolon kanseri gözlenir, yanısıra %5-10 vakada senkron ve 10 yılda % 40 oranında rastlanılacak şekilde metakron kolonik kanserine de rastlanır. Lynch ll de ise aynı durumla birlikte ekstrakolonik kanserler gözlenir. Başta endometrial ve over Ca olmak üzere mide, larinks, üreter, meme, prostat, mesane, MM, deri, renal pelvis, pankreas,ince barsak ve safra kanalı karsinomaları bulunur.
HNPCC li hastalarda kolon Ca genelde 45-46 yaşları arasında görülür. Literatürdeki en genç hasta 14 yaşındaki bir kız çocuğudur.
Bu hastalığın tanınmasında Amsterdam Kriterleri olarak bilinen üç tane kriter kulanılmaktadır.
1-Histolojik olarak gösterilmiş şekilde 3 veya daha fazla akrabada CRC bulunmalı ve bunlardan biri diğerinin birinci dereceden akrabası olmalıdır.
2-CRC en az 2 jenerasyon içermelidir.
3-Olgulardan biri veya daha fazlası 50 yaştan önce saptanmalıdır.
Lynch sendromlu hastalar tüm kolon karsinomlarının %4-6 sını oluşturur. Bu sendromda müsinöz tip Ca lar artmıştır. Yanısıra şiddetli displazi içern villöz adenomlar ve malign potansieli olan flat adenomlar da sıklıkla proksimal kolonda yerleşirler.
Hayat boyu kolon Ca riski %10-20 dir Bu rakam MMR bozuksa % 70 şe çıkar.
MMR geni çoğunlukla bozuktur. 5 çeşidi vardır. Özellikle hMLH1 ve hMSH2 % 95 olgudan sorumludur .MSH 6 metaztatik atipik hastalıkla birliktedir.
Tümörlülerin % 90 da MSI bulunur.
Önce MSI aranır, pozitifse MMR geni bakılır

DIĞER SENDROMLAR:
Turcot Sendromu: Kolonik adenomatöz polipozis+ SSS tümörleri.
Cowden Hastalığı: Deri, müköz membranlar ve GIS de multipl hamartomatöz polip. Memede %36, tiroitte 512 oranında kanser. Ayrıca lipom, hemanjiom over kistleri ve guatr bulunur.
Intestinal ganglionöromatozis. Von Recklinghausen hastalığı olarak ta bilinir. MEA 2 ile birlikte de olabilir. Karsinom gelişme riski vardır.
Zanca Sendromu: Adenomatöz polipozis+ kartilijinöz ekzostoz.
Oldfield Sendromu: Adenomatöz polipozis+ sebase kistler. Ruvalcaba-Myrhe-Smith Sendromu: hamartomatöz polip+peniste pigmente makül+mental gerilik. Yanısıra makrosefali de olabilir.
Gorlin Sendromu :Otozomal dominant geçer. Multipl bazal h li karsinom, odontojenik keratosit, iskelet anomalileri (genişlemiş oksipito frontal çap, hipertelorizm, kosta ve vertebral anomalileri, kısa metakarpal),intrakranial kalsifasyon ve hamartomatöz polipler bulunmaktadır.
_________________
"Low Dose Naltrexone (LDN) may well be the most important therapeutic breakthrough in over fifty years. It provides a new, safe and inexpensive method of medical treatment by mobilizing the natural defenses of one's own immune system.
........... " — David Gluck, MD
ÇEVİRİSİ.:...............
"Düşük Doz naltrekson (LDN) de en önemli tedavi atılım elli yıl içinde olabilir. Bu kişinin kendi bağışıklık sisteminin doğal savunma seferber ederek tıbbi tedavi, güvenli ve ucuz yeni bir yöntem sağlar.LDN önemli sağlık maliyetlerini azaltır ve hastalıkların geniş bir dizi tedavi artırır........

Naltroxene (LDN = Low Dose
Naltrexone)..(ETHYLEX -VIVITROL-DEPENDEX-NEMEKSİN=Muadili NALTREXONE)
OKUNUŞLARI:Naltrekson,Naltrexone,Naltreksone-LDN-LEDENE
http://www.barsakforum.com/naltrexone-tedavisi-crohn-da-vt58.html?highlight=naltroxen
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
günbatımı



Kayıt: 24 Eyl 2008
Mesajlar: 39
Konum: Ankara, Hastalık: ne olduğu belirsiz

MesajTarih: Prş Ekm 30, 2008 8:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

bilgilendirme için teşekkür ederim,

ben bu konuda nette çok araştırdım ama bu bilgilerde artı+ oldu teşekkürler,
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
burçak79



Kayıt: 22 Ksm 2008
Mesajlar: 54

MesajTarih: Cmt Arl 06, 2008 3:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

benim kolonoskopi raporumda oldukça frajil durumda ve çok sayıda polip olduğu gözlendi yazıyo bu polip ük ten ayrı bir hastalıkmı yoksa bütün herkezde polipte varmı polip için ayrı bi tedavi olmam gerekiyormu
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
İskender
Site Admin


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 834
Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Pzr Arl 07, 2008 1:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sevgili burçak79,
polipler ülseratif kolit hastalığında ilaç tedavisine bağlı olarak meydana gelebileceği gibi diğer nedenlerden dolayı da oluşabilir. Takip edilmesi önem arz eder. Polipler kalın bağırsak kanserine sebep olabilecek oluşumlardır. Ciddiye alıp doktorunuzdan bu konuda kesinlikle yardım alınız. Benim de takipedilmesi gereken birkaç polipim var. blushanim.gif Geçmiş olsun.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
burçak79



Kayıt: 22 Ksm 2008
Mesajlar: 54

MesajTarih: Pzr Arl 07, 2008 6:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekkür ederim iskender bey bunu öğrendim iyi oldu inşallah şubatta doktora gidicem ama çok korkuyorum gene kolonoskopi yapcaklar diye ama sanırım yapmadanda anlayamazlar çünkü en son kolonoskopim geçeli tam bir yıl oldu oysaki marmara üniversitesindeki doktorlar 4 ayda bi kolonoskopi için gel demişlerdi inşallah gittimde hastalığımı çok ilerlemiş bulmazlar
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
İskender
Site Admin


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 834
Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Prş Arl 18, 2008 2:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Kolonoskopi denildiğinde hepimizin yüz ifadesi değişiyor. angry4.gif Çok sıkıntılı bir yöntem olsa da hastalığımızın seyrinin takibi için şart. O yüzden siz, doktorunuzun belirlediği periyotlarda bunu yaptırmayı ihmal etmeyin. Umarım hastalığınızın seyrinde ve poliplerinizde ilerleme yoktur. Geçmiş olsun.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
tolga



Kayıt: 05 Ksm 2008
Mesajlar: 2

MesajTarih: Prş Arl 18, 2008 5:03 pm    Mesaj konusu: KOLONOSKOPİ Alıntıyla Cevap Gönder

slm iskender abi abi ben geçen mart ayında yani 2007 tarihinde yarım kolana bakmıştı dr o zaman rahatsızlığım ük aktif haldeydi kanama vardı bakmıştı neredeyse yılı dolacak geçen bir ara dr gördüm sohbet ettik bir şikayetin varmı dedi wc günde 1 veya 2 çıkıyorum hafif ağrı oluyor arasıra dedim ayda birkerede sağlık ocağında dediği gibi tam kansayımı .crp.kratein.sğot talilleri yaptırıyorum sonuçlar iyi çıkıyor kendisinede böyle çıkıyor dedim ama içine bir baksak durum nasıl diye dediğimde bağırsağın gerek olmadığı söyledi kötü hastalığa 8.yıldan sonra risk olduğunu söyledi rahatsızlığın yoksa gerek yok dedi sizden ricam nezam kolana baktırmam gerektiği yada nasıl bir rahatsızlık nüksettiğinde ne yapmam gerekir saygılarımla
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
İskender
Site Admin


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 834
Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Prş Arl 18, 2008 6:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sevgili Tolga geçmiş olsun. Hastalığın seyri konusunda seni yönlendirmem doğru olmaz. Doktorunun görüşleri doğrultusunda hareket edersen daha sağlıklı olur. Ben her yıl düzenli olarak kolonoskopi yaptırıyorum. Eğer sen de içinin rahat olmasını istiyorsan her yıl yaptırmalısın. Bağırsaktaki her türlü oluşumu izlemenin tek yolu kolonoskopi. Ayrıca ilerleyen yıllarda kötü bir oluşumla karşılaşacağım endişesini aklından çıkar. sad.gif
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Prş Arl 18, 2008 10:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

değerli arkadaşlar ben kendimle ilgili şu anki durumumu paylaşayım 2000 yılında rahatsızlanmıştım 2002 de tanı konulmuştu.ve ben iki üç ayda bir aktif dönem geçiriyordum taaki nisan mayıs ayına kadar (2008) allaha şükür yedi aydır çok çok iyiyim en ufak şikayetim yok günlük sadece salofalk alıyorum onun dışında başka ilac almıyorum . kurunun yanında yaşda yanarmış sanırım iskender beye özenip bende ilaclara kafa atacağım yeter artık diye..iyiyim ya artık gleam.gif

dilerim allahtan hepinize özellikle aktif döneminde olanlara acil remisyonlar inşallah..



çok önemli bir ayrıntıyı en sona bıraktım tarihlere bakarsak barsak foruma üye olduğum dönem remisyon döneminin başlangıcı yani gercekten bu sitenin yani burdaki arkadaşlarında desteği olduğunu hissettiğim için onlarında etkisi olduğunu düşünüyorum .İYİKİ VARSINIZ İYİ Kİ ARANIZA KATILMIŞIM.
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
İskender
Site Admin


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 834
Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Arl 19, 2008 9:11 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Sizi aramızda görmek onur verici sayın imre. İlaçlarıma rahatsızlığım aktifleşince başlamak zorunda kaldım. Sakın ilaçlarınızı bırakmayın. Hemen ben buradayım mesajını alıyorsunuz bağırsaklardan. Sağlıcakla kalın.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Arl 19, 2008 10:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekkür ederim sayın iskender bey.gecen hafta doktorumlada görüştüm üç ay önce kolonoskopi kontrolüm vardı ve ben ısrarla erteledim doktorum çok güveniyor bana hatta o kadarki senin bana ihdiyacın kalmadı artık beni bile aştın dedi atakların da yapman gerekenleri çok iyi öğrendin eminim artık sen başaracaksın diye söyledi.
kolonoskopiye şimdilik gerek görmüyor alevlendirmeyelim diye ...sağlıkla remisyonda kalmanız umuduyla
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> İbh - İnflamatuvar Barsak Hastalığı Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu