www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

*o* HARHARYAS'LA BAHR-I MUHİT HEZEYANLAR...*o*
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Sohbet
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Pts Nis 07, 2008 6:15 pm    Mesaj konusu: *o* HARHARYAS'LA BAHR-I MUHİT HEZEYANLAR...*o* Alıntıyla Cevap Gönder


hanımlar beyler...

yazacağım burda... yazılar,eleştiriler,şahsi fikirler...resimler,videolar...anılar,yaşanmışlar,özlemler...


mümkün olduğu kadar kendi konusundan,başından geçenlerden,düşüncelerinden bahsedecek dostlar...


katkısı olacaklar, hoş gelmiş,sefa gelmiş....

HARHARYAS...


En son harharyas tarafından Pts Nis 07, 2008 6:27 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Pts Nis 07, 2008 6:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

istanbulda idim o sıralar...
hatırlıyorum da,
"asmalı konak" vardı revaçta...
bilen bilir,Taksim...
her daim doludur.istiklal caddesi...
süper baba vardı,hatırlar mısınız?
...ya bizimkiler'i?
ah perihan abla...
valla şu yaşıma,izlediğim diziler bunlar...
gerisini bilmem,umursamam da...
işte o gundu... "asmalı konak"ın finali varmış mış...
istiklal,taksim,osmanbey,şişli...
bomboş :shock:
çocukluğumun nüfüs sayımı hariç,
bugune kadar gördüğüm ilk ve tek boşluktu bu sokaklar...
ne oldu yahu bize?

... bir sene evveldi. midem azmış.
reflüm...
akdeniz üniversitesi tıp fakültesine gittim... acile.
eve 50 metre nerdeyse...taş atsam camını kıracağım :)
şaka şaka. severiz okulumuzu.

acilde birkaç kişiyiz... içersi doluymuş azıcık bekler miymişik?
tabi...
bekleme salonu,
kimisi inliyor,
kimi söyleniyor...

yukarda, duvara monte bir tv...
dizi oynuyor.
hastalar da yakınları da kafayı kaldırmışlar yukarı,pür dikkat ekrandalar.
dizideler. saniyesi kaçmıyor... :shock:
ben de onlari izliyorum.


diziye kaptırttıklarımızdan mısınız?
kaptırttıramadılarımızdan mı...


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
semi
Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 918
Konum: İstanbul Hastalık: Crohn ......... Cinsiyet : Bayan

MesajTarih: Pts Nis 07, 2008 7:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Eskiden dizilere şimdi nete kaptırıyoruz kendimizi..

86 yılıydı galiba.. 4 temmuz günü.. Rahmetli dedem vefat etmişti..
Yıllardır bizle yaşadığı için , üzüntüsü de büyük olmuştu..
O yıllarda Kara Şimşek oynuyordu..
Ölünün ardından 7 gün televizyon izlemek günahtır derler.. Ama ben Kara
Şimşek'i izleyerek acımı unutuyordum..
_________________
Eylül 2007 Crohn
K50.1
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 10:20 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

gun geçtikçe düzeleceğimize,
eğrilip bükülüyor,
yamuluyor,yumuluyoruz.
kendimize...başkalarına...
"yamuk" yapıyoruz...

zor... değil mi...
geç de kaldık belki?
dünyayı düzeltmek için...
saflığımız,sadeliğimiz çocuklukta kaldı.


Adam,
bir haftanın yorgunluğundan sonra,
Pazar sabahı kalktığında,
bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için
eline gazetesini aldı
ve
bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi...
sinemaya ne zaman gideceklerini sordu...
Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya goturecekti
ama?
hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu...
Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı.
oğluna;
" eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya gotureceğim" dedi
sonra düşündü:
-"Ohh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez."


Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi.

“baba haritayı düzelttim,artık sinemaya gidebiliriz”dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi.
Gördüğünde de hala hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk şu cevabı verdi:

- Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.

İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN

DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ...


En son harharyas tarafından Sal Nis 08, 2008 3:31 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
e r D o z
Süper Moderatör


Kayıt: 04 Oca 2008
Mesajlar: 1489
Konum: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 2:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder



YORUMSUZ...............
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 3:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

üniversite yıllarımız
birbirine benzer azçok...
öğrenciydik o sıralar...
sene 99... ne oluyor, nerdeyse 9 sene...
sigaraya başlamışım...
musadenizle yazayım,
ne shit vardı hala bilmiyorum :?:
içtik işte...
iki sene geçti geçmedi,
gunde 2 pakede çıktı...
2001 tekel...
zor geliyordu tek tek :!:
haftalık almaya başlamıştım artık.
pazartesinden cumaya 10 paket.
tek seferde...
ohh yarasın...
sonra,
birgun...
neden içtiğimi anlamadığım için :?:
baktım kafam almıyor,
mantığıma da ters! yani?
para verip içime duman çekiyorum... :roll:
peki normal bir tüten sobayı :!:
içine çeker misin?
kaçarsın değil mi ordan? kaçarsın kaçarsın.
peki...
nasılsa ölecek miyiz?
evet...
ee, ben niye kendime eziyet ediyorum ki?
o an bıraktım.bir kez de içmedim...

kolombiya da da insanları caydırmaya çalışıyorlarmış.
yöntem biraz sert ama,
enterasan!






Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 5:51 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Sal Nis 08, 2008 6:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

balıklarımı tanıtayım...
cep bilgisayarım 2 mp olduğundan
yakın çekimde pek başarılı değil

bu kadarla idare edin artık :wink:

isimleri mi,


kırmızı olan HAR
beyaz olan HARYAS


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 7:31 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ekonomi tıkırında
ymış!...

herşey yolunda
ymış...

geçende bir yere gittim...
işhanı...
çaycıyla konuştuk biraz...
"abi bırak ya... yeminle bir bardak çay parası veremiyor millet!"

başkabakan: "en az üç cocuk yapacaksınız"
neyimize güvenelim :!:





esnaf...
müşteri gelmeden dükkan kapatıyor...
kredi kartı ödemelerini yapamayanların sayısı her ay artıyor...
karşılıksız çek-senet oranı hızla artıyor...







ekonomi tıkırında
ymış!...

herşey yolunda
ymış...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 1:59 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

rüyasında görmüştü...
“Onbir yıldız, güneş ve ay bana secde etti” ...
babasına anlattı...
"Oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma! Sana kötülük yapar, tuzak kurarlar. Şeytan, insanın elbette apaçık düşmanıdır"

...ve,
dediği oldu...

Babalarından izin alıp pikniğe gittiler.
... kuyuya attılar.
Hazret-i Yusuf’u...
Gömleğini, kana bulayıp getirdiler.
Eve yaklaşırken, yalancıktan ağlamaya, feryat etmeye başladılar...
kurt yedi!

...böyle insanoğlu.
kıskanç,fitne,fesat,yalan,dolan,çıkar peşinde...

kardeş mardeş bir yere kadar!

bugün mü?

öğrenci,vekil,halk...
vuruyoruz,kırıyoruz,sövüyoruz...
bizim gibi olmayan,düşünmeyen herkesin,
canı çıksın!

katılamadım diye üzülen varsa,
üzülmesin...
artık hepimiz B.B.G. yıldızı olacağız...

güzel giyinin,
saçınız taralı olsun :wink:

İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY:"2008'DE MOBESE'NİN KURULMADIĞI İL KALMAYACAK"
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
rsevinc



Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 2390
Konum: Kadıköy/İstanbul

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 2:02 pm    Mesaj konusu: MERCEDES KULANANLARIN DİKKATİNE Alıntıyla Cevap Gönder

Mercedes kullananların dikkatine...
Bu bir hikâye, ya da şehir efsanesi değil.
Yasanmış bir olayin kahramanından dinlediğim gerçek bir anı.
İster inanın, ister inanmayın cinsinden. Hele bir de son yıllarda satın aldığınız lüks bir Mercedes sahibiyseniz bence bu yazıyı iki kere okumanızda fayda var.
Günümüz zenginliğinin simge markası Mercedes otomobillerinin sağlamlığını, dayanıklılığını bilmeyen yoktur.
Tayyip Erdoğan'ın Ankara'da bir hastane bahçesi içerisinde yaşadığı rahatsızlığın ardından meydana gelen ve balyozlu kurtarma operasyonu daha hafızalardaki yerini koruyor.
Aralarında babaları oldukça nüfuzlu kişiler olan, hatta bir bankanın en üst düzey yöneticilerinden birinin de oğlunun bulunduğu dört genç, geçtiğimiz yılın yaz ayında İstanbul Anadolu yakasından babalarının yeni aldığı otomobille E-5 üzerinden Tekirdağ'a doğru yola çıkarlar.
Amacı olmayan bir gezintidir bu.
Dört arkadaş Silivri'yi de geçtikten sonra hava kararmaya başlayınca uygun bir yerden geri dönmek isterler. Silivri'den 40-50 km sonra bir sapaktan geri dönerler. Oto yoldan çıkan gençlerden biri rahatsızlanır.
Otomobil yolun kenarına çekilir, arkadaşlarına temiz hava aldıran gençler tarlaların kenarında bir süre yürüdükten sonra geri dönerler.
Arabayı kullanan genç, anahtarı düşürdüğünü fark ettiğinde arabanın otomatik kilitlerinin kapıyı adeta bir kaleye çevirdiğini anlar.
Dört genç yürüdükleri yol kenarında girdikleri tarla çizileri arasında Mercedesin anahtarını aramaya başlar. Cep telefonlarının cılız ışıkları ile yarım saatten fazla süren aramanın ardından anahtar bulunmaz.
Bir çekiciye yükleyip arabayı Anadolu yakasına evin önüne getirmeyi düşünürler önce, ama arabayı babasından izinsiz aldığını söyleyen genç bunu kabul etmez. Babasının haberi olacağı ve kendisine kızacağı endişesiyle iyice paniğe kapılır. Gençlerden biri, cep telefonundan Mercedesin İstanbul da ki temsilcisine ulaşır.
Kendini ve aracın yanında bulunan arkadaşlarını tanıtır. Kendilerine bir servis aracı yollanmasını isteyen genç, bu konuda olumsuz yanıt alır. Ama ısrarlı çıkış ve siyasi bir nüfuzun varlığının hissettirilmesi kısa sürede sonuç verir. Mercedesin Türkiye ofisinde etkili bir isim, Silivri yakınlarında gecenin karanlığında bir otomobilin etrafında dolaşan gençlere umut olur. Kendilerini arayan Mercedes yetkilisi önce gençlere kullandıkları araçla ilgili bilinmesi gereken özel bilgiler sorar. Aracın kime ait olduğu, plakası, araç sahibinin ev iş telefonu ve adresleri gibi güvenlikle ilgili bir takim sorular yöneltilir. Bu bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesinin ardından, yönetici başka bir telefonla Almanca görüşmelere başlar. Mercedes yetkilisi, gençlerin en önemli müşterilerinden birinin oğlu olduğunu telefonda konuştuğu kişiye anlatmaktadır. Mercedesteki telefon trafiği devam ederken gençler mahsur kaldıkları köy yolunda eve dönüşte babalarına ne diyeceklerini düşünürken, yetkili aracı kimin kullandığını sorar. Otomobil sahibinin oğlu kendisinin kullandığını söyler.
- Şu anda bulunduğunuz yerden oturduğunuz ev ya da park edeceğiniz yere ne kadar sürede ulaşabilirsiniz.
- 2 saat 10 ya da 15 dakika içerisinde. Bu sırada Almanya'daki yetkili Türkiye'de konuştuğu yöneticiye talimatları iletir.
- Sürücü otomobilin yanına gelsin.
Gençler zaten otomobilin yanındadır. Beş on saniye sonra önce otomobilin iç lambası kendiliğinden yanar. Ardından Park lambaları, sonra motor çalışır.
Ardından kapıların kilidi açılır.
Telefondan ikinci talimat gelir.
- Sürücü otomobile binsin.
Otomobili kullanan genç ve arkadaşları şaşkınlık içinde otomobile biner.
Direksiyonun kilitli olduğunu fark eder. Bu sorun da 30 saniye sonra giderilir.
Telefondan son talimat gelir.
- Aracın en son park edildiği yere ulaşması için size 2 saat 20 dakika izin verildi. Araç 2 saat 20 dakika sonra yeniden stop ettirilecek ve kapıları kilitlenerek emniyet altına alınacak. Geçmiş olsun iyi yolculuklar.
Otomobilin sürücü koltuğuna oturan genç ve arkadaşları şoke olmuş durumdadır. O köy yolundan keskin bir U dönüşü yaparak istenilen süre içinde İstanbul'da Anadolu yakasındaki evin önüne ulaşmayı başarırlar.
Gençler sözü edilen saat ve dakikanın dolmasını beklerler aracın yanında.
Araç motoru durdurulur ve kapılar kilitlenir. Yedek anahtarın bile kullanımı iptal edilirken şirket araç sahibine bir sonraki gün yeni anahtarını ulaştırır.
Bu olayı anlatan arkadaşım aracın içinde bulunanlardan biridir. O yaşadıklarını anlatırken başta Susurluk kazası olmak üzere, bütün Alman malı BMW ve Mercedes marka otomobillerin karıştığı olaylar ve Türkiye'de çok tartışılan kazalar aklıma geldi. Rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu, Bakan Adnan Kahveci ve Mustafa Taşar gibi nice değerlerimizin birbiri ardına yollarda kaybettiğimizi düşündüm. İçim sızladı.
Bakanlarımızın, milletvekillerimizin bindiği güvenlik açısından "Kale"
olarak nitelendirilen son model lüks otomobillerin aslında tepemizde dolaşıp duran bir uydunun kör bir frekansında yol aldığını düşündüm.
Parasını bastırıp satın aldığı otomobilin kontak anahtarının bir nevi mülkiyet sembolü olduğu ülkemizde, binlerce lüks aracın asıl sahibinin hâlâ üretici şirket olduğunu hissetmek içimi burktu.
Ayni araçlar uzaktan böylesine kontrol edilebiliyorsa, neden içindeki konuşmalar dinlenmesin, ürettiği sattığı aracı kontrol edebilen güç, içindeki kişilerin konuşmalarını dinlemeyecek kadar aptal olamaz diye düşündüm ve ürperdim.
ALINTIDIR:

Mehmet KOCA

_________________
"SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
shake2.gif

www.barsakforum.com
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 5:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder



Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 1:53 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

duyduklarımın hiç birine,
gördüklerimin yarısına
inanırım demişler...

...bazan,
gördüklerimiz de
bizi yanıltabilir...





Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
harharyas



Kayıt: 06 Oca 2008
Mesajlar: 440

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 4:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

üç çocuk...
her eve lazım...
bazılarını ben yazayım,
bazılarını siz bulun...


1. Vicdansızlar kameraya yakalandı
İstanbul’da kameraların da tanık olduğu trajik bir olay meydana geldi.
10 Mart 2008 / 01:33

Bir bebeğin, anne ve babası olduğu sanılan 2 kişi tarafından cami avlusuna terkedilişi, bir kameranın kayıtta olduğu sırada yaşandı. Görüntülerde bebeği kucağında taşıyan bir kadın ve elinde poşet bulunan bir erkeğin caminin avlusuna girdiği görülüyor. Kayıtlarda ortalık aydınlıkken bebeği terketmekte kararlı görünen 2 kişi bunu yine de gizlice yapmak istiyor. Kısa bir incelemenin ardından bebeği avluya bırakıyor ve ortadan kayboluyor. Bu 2 kişinin bebeğin anne ve babası olup olmadığı ve bebeği terketmelerinin nedeni henüz bilinmiyor.


2. Terkedilmiş bebeğin üstünde bulunan not şaşırttı
05 nisan 2008
Konya'da cami avlununa bırakılan bebeğin kundağından çıkan not görenleri şaşkına çevirdi.
Konya'da bir mezarlığın yakınındaki otobüs durağında, üzerinde ''Bu bebeğe Garip ismini koyun. Ben onu sonra bulurum'' yazılı notun iliştirildiği yeni doğmuş bebek bulundu. (oldu ablacığım merak etme!garip tayyip.)





3. Hastane tuvaletinde bir günlük bebek bulundu
11 Nisan 2008
ANKARA'nın Şereflikoçhisar İlçesi'nde, Devlet Hastanesi'nin tuvaletinde bir günlük erkek bebek bulundu. Hemşireler tarafından ‘Yusuf Ziya’ adı verilen bebeği terk edenlerin bulunması için polis araştırma başlattı.

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
semi
Moderatör


Kayıt: 28 Arl 2007
Mesajlar: 918
Konum: İstanbul Hastalık: Crohn ......... Cinsiyet : Bayan

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 6:42 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Üçüncü bebeğin resmini bugün nette gördüm.. O kadar güzelki.. Güzelce de giydirilmiş..

Terkedilmesi insanın içini acıtıyor..
_________________
Eylül 2007 Crohn
K50.1
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Sohbet Tüm zamanlar GMT +2 Saat
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
1. sayfa (Toplam 9 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu