| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 3:11 pm Mesaj konusu: Ülseratif kolitde hamilelik öncesi ve sonrası yaşam |
|
|
Hamilelik döneminde ve sonrasında ülseratif kolit hastalığının anne ve bebeğe etkileri.
Arkadaşlar, içimizde rahatsızlığımızla birlikte hamilelik dönemi ve sonrasını yaşayanlarımız
mutlaka olmuştur. Mesela ben. Bizlerde ve bebeklerimizde hastalığımızın ve kullandığımız
ilaçların nasıl etki yaptığı hep merak etmişizdir. Bu noktada sizlerle konu
hakkında tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Sizlerden de bu dönemi yaşayanlarınız var
ise lütfen yaşadıklarınızı burada paylaşırsanız sevinirim. Aşağıya bu dönemde hamile kalıp
dünyaya getirdiğim dünya tatlısı kızımın fotolarını koyuyorum. Kalın sağlıcakla.
 _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
İskender Site Admin

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 837 Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 3:34 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
Çok şeker İmre Hanım. Allah sağlık dolu uzun ömürler versin. |
|
| Başa dön |
|
 |
rsevinc

Kayıt: 30 Arl 2007 Mesajlar: 2390 Konum: Kadıköy/İstanbul
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 3:54 pm Mesaj konusu: |
|
|
| İskender yazmış: | | Çok şeker İmre Hanım. Allah sağlık dolu uzun ömürler versin. |
Sayın imre Allah size ve sevdiklerine bağışlasın, Allah bahtını açık etsin, yar ve yardımcınız olsun... selamlar. (Bu arada aynı dilekler Sevgili İskender' e ve çocuğu olan bütün site sakinlerine) _________________ "SEVGİ EMEK İSTER"
"SEVMEK İÇİN YÜREK; SÜRDÜRMEK İÇİN EMEK GEREK"
www.barsakforum.com |
|
| Başa dön |
|
 |
İskender Site Admin

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 837 Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 4:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
İyi dileklerin için teşekkürler Ramazan Abi. Allah razı olsun. |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 4:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
| rsevinc yazmış: | | İskender yazmış: | | Çok şeker İmre Hanım. Allah sağlık dolu uzun ömürler versin. |
Sayın imre Allah size ve sevdiklerine bağışlasın, Allah bahtını açık etsin, yar ve yardımcınız olsun... selamlar. (Bu arada aynı dilekler Sevgili İskender' e ve çocuğu olan bütün site sakinlerine) |
iyi dilekleriniz cümlemiz için kabul olsun inşallah ... _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
necah tercan
Kayıt: 01 Şub 2009 Mesajlar: 129 Konum: İstanbul Hastalık: Ü.K.
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 4:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
merhaba arkadaşlar bende ibh ile hamilelik yaşadım her hastaya göre değişir korkutmak istemem hastalığımı ilk 4 ay alevlendirdi büyük kansızlık sorunu yaşadım her ay 3 ünite kan alıyordum kulandığım ilaçlar salofalk tab imuran lavman siteroid 60 mg damar yolundan birde karın gırafisi çekildiğinden teratojenik risk açısından tıbi genetik e göründüm diğer insanlarla farklı olmamak üzere %2-3 olduğu oluşabilecek risklerin tahmin edilemiyeceği söylendi usg takibi ve üçlü tarama testi ve bebek doğduğunda kontrole götürmem önerildi
ve şimdi benim gayet sağlıklı zeki bir kızım var salofalk kadar faydalı bir mutluluk
ALLAH DÜŞÜNEN HERKESE SALİH AMELİ SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLÜ EVLATLAR NASİP ETSİN OLANLARIDA ANNE BABALARINA BAĞIŞLASIN AMİİİİİİİİİN
emeğinize sağlık imre hanım çok önemli bir konuya deyindiniz kızınız çok şeker maşallah allah bağışlasın _________________ sağlık gibi dost ,hastalık gibi düşman, evlat sevgisi gibi sevgi ,açlık gibi acı yoktur. |
|
| Başa dön |
|
 |
şirine

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 739 Konum: Hastalık:Ülseratif kolit Kan grubu:A (+)
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 5:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
| imre yazmış: | | rsevinc yazmış: | | İskender yazmış: | | Çok şeker İmre Hanım. Allah sağlık dolu uzun ömürler versin. |
Sayın imre Allah size ve sevdiklerine bağışlasın, Allah bahtını açık etsin, yar ve yardımcınız olsun... selamlar. (Bu arada aynı dilekler Sevgili İskender' e ve çocuğu olan bütün site sakinlerine) |
iyi dilekleriniz cümlemiz için kabul olsun inşallah ... |
AMİNNNNNNNN |
|
| Başa dön |
|
 |
burçak79
Kayıt: 22 Ksm 2008 Mesajlar: 54
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 6:39 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
çok tatlı gerçekten imre hanım bende oğlumu bu hastalıkla doğom yaptım ben ilacın zararaı olurdiye ilacı kesmiştim gerçi zatende aktif dönemdeydim 30 haftalık doğdu bir süre küvözde kaldı 1200 gr doğdu ismi mehmet kaan şimdi 5 yaşında önceden konuşmayla ilgili bir sorunumuz varı 4, 5 aydır bazı kelimeleri söylüyo yani mesela suya uba diyo anneye ebi diyor çok ilginç babasına gayet net bir şekilde murat diyorama algılamasında bir sorun yokmuşta böyle geç öğrenmesinin sebebi dikkat etmiyormuş etrafındaki olup bitenlerekeşke bende resim koymayı bilseydim olumun resmini koyardım buraya biz öyle karı koca pek güzel değilizdir ama bi mucize eseri bu çocuk çok tatlı banada bi öğretin resim koymayı nasıl konuluyor buraya resimler |
|
| Başa dön |
|
 |
MELİKE
Kayıt: 19 Oca 2009 Mesajlar: 19 Konum: Ankara Hast.Ü.K.
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 7:19 pm Mesaj konusu: |
|
|
imre hanım tekrar Allah bağışlasın çok tatlı maşallah : )))
gerçekten benim gibiler için çok iyi olur deneyimlerin burda paylaşılması bu süreci merak edenleri kasediyorum hamile değilim henüz : ))) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Çrş Şub 11, 2009 7:24 pm Mesaj konusu: |
|
|
teşekkür ederim sevgili burçak eminim oğlunuz da çok tatlıdır bütün çocuklar çok özel çok sevimli çünkü melek dir hepsi.
burçak hanım benimde yiğenlerimden iki tanesi konuşmaya geç yaşlarda başladı sizin dediğiniz gibi duyulmamış kelimeler dile getiriyorlardı doktora götürdük gayet sağlıklı dedi doktor çocuğun istediği şeyleri dile getirmeden yaptığınız için tembellik oluşmuş fazla üzerine düşmeyin kendisi ifade edene kadar yapmayın istediklerini diye uyarıda bulundu okadar şimdi gayet iyi anlatabiliyor sizde acele etmeyin zamanla bir bakmışınız bir anda dili çözülüveriyor. selamlar sağlıklar dileğimle _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 12:00 am Mesaj konusu: GEBELİKTE GASTROİNTESTİNAL SİSTEM HASTALIKLARI |
|
|
Inflamatuar barsak hastalığı (IBH) ve gebelik
Tedavi alanındaki gelişmeler artık günümüzde IBH lı kadınların da gebe kalabilmelerini ve komplikasyonsuz bir gebelik geçirebilmelerini sağlamıştır. İnaktif Crohn hastalığı (CH) ve ülseratif koliti (ÜK) olan kadınlar gebe kalabilme bakımından genel popülasyonla aynı şansa sahiptirler. ÜK aktif veya remisyonda olsun fertiliteyi etkilememektedir. CH olan kadınlarda primer ve sekonder amenore görülebilir. Aktif CH pelvisde skar oluşumu ve Fallop tüplerinde fonksiyon kaybına yol açabilir. Vajina çevresinde apse veya fistül oluşturarak ağrılı cinsel birleşmeye (dyspareunia) sebep olabilir. Ayrıca aktif IBH seyrinde oluşabilecek malnutrisyon da fertilite üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Erkeklerde İBH tedavisinde kullanılan sulfasalazine ve Mtx gibi ilaçlar oligospermi ve sperm motilitesinde azalma oluşturarak fertiliteyi etkileyebilir.
İnaktif hastalığı olan gebeler spontan abortus, erken doğum veya konjenital anomali oluşumu bakımından artmış bir riske sahip değillerdir. Bununla birlikte aktif İBH varlığı gebelik süresince oluşabilecek erken doğum, düşük ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumu gibi istenmeyen olayların gelişme riskini artırmaktadır. Aktif hastalığı olan gebelerde spontan abortus ve erken doğum riski genel popülasyona göre 2-3 kez daha fazladır.
IBH nın gebelik öncesinde remisyona sokulması ve gebelik süresince de remisyon halinin sürdürülmesi optimal tedavi yaklaşımıdır. Gebelik öncesinde ilaç kullanmadığı halde remisyonda olan gebelerde gebelik öncesinde medikal tedaviye başlama endikasyonu yoktur. Gebelik öncesinde medikal tedavi ile remisyonda olan hastalarda gebelik süresince remisyonun sürdürülmesi için gerekli olan en düşük dozda idame tedavisi sürdürülmelidir. Gebe hastaya hamile kalmadan önce hastalığının inaktif dönemde olmasının (remisyona sokulmasının) gerektiği anlatılmalıdır. İdeal olan gebe kalmadan önce hastanın 3-6 aylık bir süre kadar remisyonda olmasıdır.
Konsepsiyon (gebe kalma) sırasında hastalığı remisyonda olan ÜK li gebelerin 1/3 inde gebelik sırasında veya doğum sonrasında hastalık aktive olur ve bu aktivasyon oranı aynı süre izlenen gebe olmayan kadınlardakinden farklı değildir. Nüks 1.trimestrde biraz daha sık görülmektedir. Konsepsiyon sırasında aktif hastalığı olan ÜK li gebelerin %45 inde gebelik sırasında hastalık aktivitesi artmakta, %25 inde azalmakta ve %30 unda da değişmeden kalmaktadır. Konsepsiyon sırasında inaktif hastalığı olan CH lı gebelerin %25 inde gebelik sırasında hastalık aktive olmaktadır ve bu oran gebe olmayan ve aynı süre izlenen kadınlardakinden farklı değildir. Konsepsiyon sırasında aktif CH hastalığı olan gebelerin 1/3 inde gebelik süresince hastalık remisyona girmekte, 1/3 inde aktive olmakta ve 1/3 inde de değişmemektedir ki bu oranlar da aynı süre izlenen gebe olmayan Crohn hastalıklı kadınlardakinden farklı değildir.
Genel olarak bakıldığında konsepsiyon sırasında aktif CH olan gebelerin %66 sında, aktif ÜK olan gebelerin de %75 inde gebelik sırasında aktif hastalığın devam edebileceğini söylemek mümkğündür. Konsepsiyon sırasında hastalığı inaktif olan Crohn hastalarının %80 i komplikasyonsuz doğum yapabilirken konsepsiyon sırasında aktif hastalığı olanlarda bu oran %50 ye düşmektedir. Konsepsiyon öncesinde ve sırasında aktif hastalığı olan gebelerde gebelik süresince idame tedavisi sürdürülmeli ve alevlenme dönemlerinde agresiv tedavi uygulanmalıdır.
Sulfasalazine genellikle gebelik süresince iyi tolere edilir ve fötal anomali oluşturma riski yoktur. Sulfasalazin tedavisi sırasında folat ihtiyacı artacağından gebelere ilave folat verilmesi gerekir. Oral ve rektal mesalamine ve steroidler gebelik sırasında uygulanabilecek güvenli tedavi yöntemleridir. Olsalazin de muhtemelen güvenli bir ajandır ancak hayvanlarda kromozom anomalilerinin oluşmasına yol açtığı gösterilmiştir. Mesalamin tedavisi gebelik süresince de gebelik öncesinde kullanıldığı dozda sürdürülmelidir. Mesalamin’in günde 3.2g ve üzerindeki dozlarda bile güvenli olduğu gösterilmiştir. Antibiyotik kullanımı gerektiğinde ampicillin güvenle kullanılabilir. Sefalosporinler ve metronidazol gerektiğinde ikinci ve üçüncü trimestrde kullanılabilir. Ciprofloxacinin hayvan deneylerinde kıkırdak anomalilerine yol açtığı görülmüştür ve bu nedenle gebelikte kullanılması tavsiye edilmez. Bir çok otör AZA ve 6MP nin gebelik sırasında etkili ve güvenli olduğu konusunda görüş birliğine sahiptirler. AZA ve 6MP FDA sınıflandırmasında D gurubu ilaçlar arasında yer almaktadır ve bu da ilacın fötal anomali oluşturabileceği anlamına gelmektedir. Daha önce yapılan çalışmalarda bu ilaçların kullanımı sırasında timik aplazi, hemopoezde azalma ve lenfositlerde kromozom aberasyonları vb. gibi anormalliklarin oluşabileceği bildirilmişse de AZA veya 6MP tedavisi altında olan renal allograftli gebelerin %80-90 ında gebeliğin sağlıklı bir şekilde sürdüğü görülmüştür. 6MP tedavisinde prematürite, spontan abortus, konjenital anomali, bebeklik dönemi enfeksiyonları ve neoplazi sıklığının artmadığı saptanmıştır. Gebe kalma öncesinde IBH olan babalarda 6MP tedavisinin konjenital anomali oluşma riskini artırdığına dair retrospektif bir çalışma mevcuttur. Bu nedenle erkeklerin konsepsiyondan en az 3 ay önce AZA/6MP tedavisini kesmeleri tavsiye edilmelidir.
Gebelik sırasında diğer immunomodülatör ilaçların kullanımı hakkındaki veriler sınırlıdır. Transplantasyon literatüründeki bulgulara göre siklosporinin ilk trimestrde kullanımından kaçınmak gerekir. Toksik yan etkilerinin ve diğer ilaçlarla etkileşiminin sık olması nedeniyle gebelik sırasında çok gerekmedikçe kullanılmamalıdır. Erken doğum ve düşük bebek ağırlıklı doğum riskini artırdığı fakat teratojenik etkisi olmadığı bildirilmiştir. Şiddetli vakalarda cerrahi tedaviye alternatif olarak kullanılabilir. Hastalığın alevlenme dönemlerinde anti TNF-alfa antikoru (Infliximab, Remicade) tedavisinin uygulanması gerekebilir. Gebelik sırasında infliximab tedavisi uygulanan gebeler üzerinde yapılan çalışmaların sonuçlarına göre bu ilaca bağlı bir teratojenik etki bildirilmemiştir ve ilaç süte geçmemektedir. Bununla birlikte eldeki veriler yeterli olmadığından gebelik sırasında gerekmedikçe kullanılmaması ve konsepsiyondan 6 ay önce tedavinin kesilmesi önerilmektedir. MTX ve thalidomide in gebelik sırasında kullanımı kontrendikedir. Özellikle gebeliğin ilk 6-8 haftalarında alındığında teratojenik etkisi belirgin olmaktadır. MTX tedavisi altında olan hastalarda tedavinin konsepsiyondan en az 6 ay önce kesilmesi tavsiye edilmelidir.
Cerrahi tedavi düşünülen hastalarda bu işlem mümkünse gebe kalınmadan önce (tercihan en az 1 yıl önce) yapılmalıdır. Gebe kalan İBH lı kadınlarda ancak toksik megakolon, kanama, obstrüksiyon ve perforasyon gibi komplikasyonlar ın varlığında cerrahi girişim düşünülmelidir.Bu tür bir komplikasyon geliştiğinde cerrahi müdahale ertelenmemelidir zira mortalite %50 ler seviyesindedir. Cerrahi girişim için 2.trimestr en uygun zaman olarak kabul edilir. 3.trimestrde uygulanan cerrahi girişim erken doğum riskini artırmaktadır.Gerektiğinde gebe bir hastada ileal poş-anal anastomozla birlikte uygulanacak proktokolektomi gebeliğin gidişini etkilmemekte ve erken doğum riskini artırmamaktadır, ancak daha sonraki dönemlerde fertiliteyi etkileyebilir. Fulminan kolit veya toksik megakolon nedeniyle total kolektomi yapılan vakalarda fötal mortalite %50 civarındadır ve bu tür vakalarda iv siklosporin veya erken doğum daha uygun tedavi yöntemleri olarak görünmektedir.
İleostomi ve ileoanal poş anastomozu olan İBH olan gebeler genellikle gebeliği iyi tolere ederler. Stomal prolapsus ve obstrüksiyon riski hafifçe artmıştır. Gebelik poş ve stoma fonksiyonlarında fazla bir değişiklik oluşturmamaktadır. Dışkılama sayısında artma ve inkontinans görülebilir. Bu hastalar obstetrik bir kontrendikasyon yoksa vaginal doğum yapabilirler.
IBH olan bir çok gebe normal vaginal doğum yapabilir. Rektovaginal fistül veya apse gibi aktif perianal hastalığı olan gebelerde sezeryanla doğum tavsiye edilir. Daha önce IBH nedeniyle cerrahi girişim geçirmiş olan hastaların büyük çoğunluğu (kolektomi, ileostomi veya ileoanal anastomoz vb.) normal vaginal doğum yapabilirler ve bu şans kendilerine verilmelidir. Bazı hastalarda vaginal doğum sonrasında yeni perianal hastalık gelişebildiği bildirilmiştir (%15-20). Epizyotomi yapıldığında kesinin fissür veya fistül hattından geçmemesine dikkat edilmelidir. Hastalığa bağlı rijit perinesi olan hastalarda vaginal doğum tavsiye edilmemelidir.
Emzirmenin İBH aktivitesi üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Romatoid artritli hastalarda yapılan çalışmalarda olduğu gibi IBH da da bu konudaki çalışmalar sürmektedir. Mesalamine ve sulfasalazine emzirme döneminde güvenli gibi görünmektedir. AZA ve 6MP konusundaki görüşler henüz bir kesinlik kazanmamıştır ve bir çok otör bu ilaçların ancak gerekli olduğunda kullanılmasını tavsiye etmektedir. Metronidazol ve ciprofloxacin emzirme döneminde kullanılmamalıdır. MTX ve cyclosporine emziren annelerde kullanılması kontrendikedir.
Kabızlık (Konstipasyon)
Gebelerin %10-40 ında konstipasyon görülür. Gebelik sırasında karında şişkinlik ve gaz hissi sık olarak hissedilir. Patogenezi tam olarak bilinmemektedir. Yapılan çalışmalarda özellikle 3.trimestrde yükselen progesteron seviyeleri ile kolonik kas aktivitesinde azalma arasında bir ilişki olduğu görülmüştür. Büyüyen uterusun sigmoid kolona bası yapması, kolonda su absorpsiyonunun artması konstipasyonu artırabilir. Oral demir tedavisi ve aleminyum içeren antasitlerin kullanılması da konstipasyona katkıda bulunabilir. Ayırıcı tanıda mekanik obstrüksiyon ve hipotiroidinin düşünülmesi gerekir. Sıvı ve lifli gıda alımının artırılması yaerdımcı olabilir. Antrakinon ve kaskara içeren laksatifler konjenital malformasyon oluşturma risleri nedeniyle kullanılmamalıdır. Hint yağı utrus kasılmasılarına yol açacağından kullanılmamalıdır. Sodyum içeren laksatifler gebede aşırı tuz yüklenmesine sebep olabileceğinden doktor kontrolü altında kullanılmalıdır. Gerektiğinde lavman ile rahatlama sağlanabilir. Lactulose (Duphalac) gibi dışkı yumuşatıcı ajanlar güvenli bir şekilde kullanılabilir. Hint yağı (Castor oil) (Ricinol, ricilax vb.) erken uterus kontraksiyonlarına neden olacağından kullanılmaz. Milk of magnesia ve fleet phospho soda gibi preparatlar gebede sodyum retansiyonuna yol açabilir. Gerektiğinde lavman formları kullanılabilir.
Hemoroidal hastalık
Gebeliğin her döneminde görülebilirse de genellikle 3.trimestrde daha sık görülür. Gebeliğin son 3 ayı boyunca anorektal rahatsızlık hissi, kaşıntı, ağrı veya kanama oluşabilir. Büyüyen uterusun karın içi basıncı artırması ve venlere bası yapması, kabızlık ve hormonal değişimler hemoroid oluşumunu kolaylaştırıcı faktörler arasında sayılabilir. Oturma banyoları ve supposituarlarla lokal tedavi uygulanabilir. Gerektiğinde hemoroid ligasyonu (bağlama) yapılabilir.
Safra kesesi taş hastalığı
Safra kesesi taş hastalığı gebe kadınların %8 inde görülür. 2. ve 3. trimestrde daha sık rastlanır. Geç yaşta çok doğum yapan (>2) gebelerde safra taşı oluşma riski artmaktadır. Değişen östrojen ve progesteron seviyelerinin safranın bileşimini ve safra kesesi motilitesini etkilemesinin taş oluşumunu kolaylaştırdığı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda postpartum dönemdeki gebelerin %26 sında safra çamuru, %5 inde de safra taşı bulunduğu gösterilmiştir. Aynı gebelerin 1 yıllık takiplerinde ise daha önce safra çamuru saptanan gebelerin %95 inde bu görünümün kaybolduğu, safra kesesinde taş saptanan gebelerin ise sadece %13 ünde safra kesesinin normal göründüğü tesbit edilmiştir. Epidemiyolojik çalışmalar kadınların doğumdan sonraki 5 yıl içinde de safra taşı oluşumu bakımından normal popülasyona göre artmış bir riske sahip olduklarını göstermiştir.
Safra taşına bağlı komplikasyonlar gebelerde jinekoloji dışı cerrahi girişim gerektiren sebepler arasında ikinci sırada yer almakla beraber semptomatik hastalık seyrek görülür. Safra taşı olan gebelerin yaklaşık %60-70 i asemptomatiktir ve teşhis genellikle rutin olarak yapılan ultrasonografik inceleme sırasında tesadüfen koyulur. Hastaların %0.1 inde biliyer kolik görülebilir. Akut kolesistit seyrek görülen bir komplikasyondur (1-8/10.000).
Gebelikte koledok taşı nadirdir ve kolesistektomi yapılan gebelerin ancak %10 unda saptanır. Gebelik döneminde görülen sarılıkların yaklaşık %7 si koledok taşına bağlıdır. Gebelikteki biliyer sistem taş hastalığının diğer bir komplikasyonu olan akut pankreatit gebelik sırasında görülen pankreatitlerin %70-90 ından sorumludur. Safra taşına bağlı pankreatit genellikle 3.trimestrde görülür.
Gebelikde görülen semptomatik taş hastalığı mümkünse medikal olarak tedavi edilmelidir. Hastaların %90 dan fazlası analjezik, antibiyotik ve parenteral sıvı tedavisi ile düzelir.
Vakaların %10-30 unda medikal tedaviye yanıt alınamadığından endoskopik ve/veya cerrahi tedavi gerekir. Gebe ve fetus bakımından cerrahi girişin için en uygun zaman 2.trimestrdir. Semptomları 3.trimestrde ortaya çıkan hastalarda semptomatik medikal tedav yapılarak kolesistektominin doğum sonrasına ertelenmesine çalışılır. Günümüzde laparoskopik kolesistektomi tercih edilen cerrahi yöntemdir. Koledokta taşı olan hastalarda ERCP ve sfinkterotomi + taş ekstraksiyonu uygulanmalıdır.
Pankreatit
Gebelikte akut pankreatit çok nadir görülen bir durumdur ve yaklaşık olarak 10.000 gebelikte bir görülür. Gebelik sırasında görülen pankreatitin %70-90 ında sebep safra taşıdır ve semptomatik taş hastalığında görülme sıklığı daha fazladır. Fetal kayıp %10-37, maternal kayıp ise %3-20 arasında değişen oranlarda bildirilmiştir. Alkol, hipertrigliseridemi, hiperkalsemi ve travma daha nadir olarak görülebilecek diğer sebeplerdir. Hastalığın kliniği gebe olmayanlardan farklı değildir. Tanıda anamnez, serum amilaz seviyesi ölçümü ve ultrasonografi yardımcıdır. Biliyer sistem taş hastalığı olan hastalarda uterusu koruyarak ERCP ve papillotomi- taş ekstraksiyonu önerilmektedir. Gebe hastada ERCP sırasında komplikasyon oranı ortalama %8 civarındadır. Gebelik sırasında ERCP nin ne zaman yapılacağı konusu halen daha tartışmalıdır. Radyasyon hasarı ve düşük olasılığının daha az olması nedeniyle 2.trimestr en uygun zaman gibi görünmektedir. İşlem sırasında uterusun alacağı dozun mümkün olduğunca azaltılmasına çalışılır. Teratojenitenin önlenmesi amacıyla fetusun alacağı kümülatif radyasyon dozunun 500 mrem (0.5 rad) den az olması gerekir. Koledokda taş varlığının gösterilmesinde kullanılabilecek diğer güvenli bir yöntem de endoskopik ultrasonografidir. MR kolanjiografi özellikle 1.trimestrdeki vakalarda önerilmez. Kontrast madde olarak gebeye ve fetusa toksik olmaması nedeniyle Diatriozate tercih edilir. Orta ve ağır şiddetteki vakalarda hastanın yoğun bakım ünitelerinde izlenmesi uygun olur. Psödokist, apse ve nekrotizan pankreatit gelişen vakalarda gerekirse cerrahi veya endoskopik girişim uygulanmalıdır.
Peptik ülser hastalığı
Gebelikte peptik ülser (PÜ) nadirdir. 5000 gebede bir görülebilir. Gebelik sırasında mide asit salınımının azalması veya progesteronun mukus yapımını artırıcı ve mukoza koruyucu etkisi bundan sorumlu olabilir. Gebelerde PÜ semptomları gebe olmayanlara göre farklılık göstermez. Kanama olduğunda maternal hipovolemi fetus için tehlikeli olabilir ve bu nedenle enerjik bir biçimde tedavi edilmelidir. Gebelikte PÜ komplikasyonları 3.trimestrde ve erken puerperal (lohusalık) dönemde daha sık görülür. Teşhisde kullanılacak yöntem endoskopidir.
H2 reseptor antagonistleri tedavide ilk seçilecek ilaçlardır. Gerektiğinde PPI olarak lansoprazol kullanılabilir. H pylori tedavisinin gebelerde bir aciliyeti yoktur ve süt verme döneminin bitimine ertelenmelidir.
Endoskopi, refrakter veya komplike üst GI semptomları veya kanaması olan gebelerde seçilecek teşhis ve tedavi yöntemidir. Endoskopi sırasında kullanılacak sedatifler (Midazolam) gebelerde genelde güvenlidir. Meperidine ve fentanyl seçilebilecek narkotik ajanlardır.
Gebelikte karın ağrısı
Gebedeki karın ağrısını anlamak icin gebelikteki fizyolojik değişiklikleri bilmek gerekir. Gebelikte uterus ağırlığı 70g dan 1100 g a çıkmakta ve hacmi de 5 L ye varmaktadır. 2.trimestr sonunda adnexler pelvisden batına doğru yer değiştirirler, omentum ve barsaklar yukarıya ve laterale doğru kayar. Özellikle bu durumda appendix lokalizasyonu da değişeceğinden akut appendisit tanısı güçleşir. Uterusun 16 ve 20 haftalarda hızla büyümesi ve bebeğin başının pelvise girmesi gebede kolon volvulusuna predesipozisyon yaratır. Karın ön duvarının yükselmesi periton irritasyonu bulgularını gizleyebilir. Ayırıcı tanıda jinekolojik ve jinekoloji dışı sebepler düşünülmelidir. Erken gebelikte spontan düşük ve ektopik gebelik sık görülen sebeplerdir. Geç dönemde ise abruptio placenta, veya erken doğum ağrı sebebi olabilir. %1-2 vakada akut pyelonefrit, %0.5 vakada üriner sistem taş hastalığı görülebilir.
Safra kesesine ait hastalıklar, akut pankreatit, peptik ülser hastalığı ve GÖRH ayırıcı tanıda düşünülmesi gereken diğer sebeplerdir. Alkali fosfataz düzeyinin gebelikte plasenta kaynaklı olarak yükselebileceği unutulmamalıdır. Özellikle akut apandisit ve intestinal obstruksiyon gebelerdeki karin ağrısının iki önemli sebebidir.
Akut apandisit
Akut apandisit (AA) 1500 gebelikte bir görülür ve gebelikte en sık yapılan obstetrik dışı cerrahi girişim sebebidir. AA görülme sıklığı gebe olmayanlara göre artmamıştır fakat yanlış teşhis ve geciken cerrahi girişim daha sık görülür. Apandisitin tipik bulguları olan anorexia, bulantı ve kusma zaten bir çok gebede görülen bulgulardır. Ağrı erken gebelikte sağ alt kadrandadır fakat 3 trimestrde sağ üst kadranda hissedilir. Rebound ve palpasyonla ağrı (guarding) gebelerde daha seyrek görülür, inflame appendix uterus nedeniyle peritona temas etmeyebilir ve bu bulguların oluşmasını önleyebilir. Ateş seyrektir, eritrosit sedimantasyon hızı artışı ve lökositoz normalde gebelerde bulunabilir. Pyelonefritle sık olarak karışır zira akut appendisitli gebelerin %12 sinde hematüri, %22 sinde de bakteriüri bulunur. İdrarda patolojik bulguya rastlanması gebede akut apendisit varlığı olasılığını uzaklaştırmaz.
Maternal (anneye ait) mortalite seyrek olmasına rağmen özellikle perforasyon gelişen vakalarda fetal mortalite olasılığı yüksektir. Perfore olmamış apendisit varlığında fetal mortalite %1.5 den azdır ancak perforasyon varlığında bu oran %30 a kadar yükselebilir. Perforasyonların %70 i 3. trimestrede görülür ki bu dönemde teşhis daha güçtür. Appendix perforasyonu gebe kadınlarda gebe olmayanlara göre 2-3 kat daha yüksektir ve bu nedenle zamanında teşhis önemlidir. Negatif laparotomi oranı %25-30 larda olmasına rağmen perforasyon riski nedeniyle bu tolere edilebilir bir orandır. Operasyonda apandistte bir patoloji bulunmaması durumunda karın ağrısına yol açabilecek diğer sebepler aranmalıdır.
Intestinal obstrüksiyon (Barsak tıkanması)
Intestinal obstrüksiyon (İO) 2500-3000 gebelikte bir görülür ve görülme sıklığı giderek artmaktadır. Gebe olmayan kadınlarda olduğu gibi İO ların %55-60 ı adezyonlar nedeniyle oluşur ve daha önce abdominal cerrahi geçirmiş olanlarda bu oran %77 ye çıkar. Genişleyen uterusun batın içi organlarda yer değişikliği yapması bir sebep olabilir. Obstruksiyonların %6 sı ilk trimestrede, %27 si 2.trimestrede, %44 ü 3. trimestrede ve %21 i de doğum sonrası dönemde görülür. Volvulus gebe olmayan kadınlara göre daha sık görülen bir sebeptir. (%3-5 e karşılık %25). Volvulusların yarısı son trimestrede olusmaktadır, muhtemelen çabuk büyüyen uterus nedeniyle kolonun yer değiştirmesi buna yol açmaktadır. Hastaların %26 sı doğum sonrası dönemdedir ki bu dönem de uterusun hızla küçüldüğü ve kolonun yer değiştirdiği bir dönemdir. Volvulus ince ve kalın barsakların herhangi bir bölümünü etkileyebilirse de sigmoid kolon ve çekumda daha sık görülür.
İnvajinasyon (intussusception) gebelik sırasında oluşan İO vakalarının % 5 ini oluşturur ve özellikle ileoçekal valvde görülür. Herni ve barsakda gelişen tümörler daha seyrek görülen sebeplerdir. Akut kolonik pseudoobstruksiyon (Ogilvie sendromu) postpartum peryodda, özellikle sezeryan sonrasında görülebilir.
Gebe ve gebe olmayan kadınlarda İO semptomları farklılık gösterir. Karında rahatsızlık hissi, konstipasyon ve kusma sıklıkla görülmekle birlikte nonspesifik olup özellikle gebeliğin ilk trimestrinde olmak üzere normal gebelik seyri sırasında da görülebilen semptomlardır. Bulantı olmadan fekaloid kusmaların varlığında İO düşünülmelidir. Gebelik bulantı ve kusması ile karışabilir. Özellikle 1. trimestreden sonra bu semptomların görüldüğü gebelerde dikkatli olmak gerekir. Laboratuvar bulguları genellikle yardımcı değildir. Radyolojik yöntemler fetus için riskli olamakla birlikte tanıda yardımcı olabilir ve fayda – zarar oranı hastaya göre değerlendirilmelidir. Batın USG güvenli bir tanı yöntemidir ve genişlemiş barsak anslarını gösterebilir.
Gebede İO tanısı koyulduğunda konservatif tedavinin rolu yoktur. İO gebe anne ve fetus için acil cerrahi girişim gerektiren bir durumdur. Maternal mortalite gebe olmayan kadınlara göre daha yüksektir (%6), fötal mortalite %20-25 civarındadır ve gebeliğin son dönemlerinde daha yüksektir. Akut appendisitte olduğu gibi gecikmiş cerrahi girişim morbidite ve mortaliteyi artırmaktadır.
Gebelerde cerrahi girisim
Batın cerrahisi gebelerde genellikle güvenlidir ve akut apendisit gibi sebeplerden dolayı yapıldığında genelde faydası getirdiği risklere göre daha fazladır. Fetus açısından ikinci trimestr cerrahi girişim için en iyi zamandır. Major komplikasyon erken doğumdur ve cerrahi girişim geçiren gebelerin %20 sinde oluşmaktadır. 3.trimestrde yapılan cerrahi girişimden sonra erken doğum daha sık görülmektedir ve genellikle cerrahi girişimden 2 hafta sonra ortaya çıkar. Cerrahi sırasında uterus manüplasyonundan kaçınmak ve gebeyi fetusa optimal kan akımı sağlayacak pozisyonda tutmak faydalı olabilir. Maternal pulmoner ödem yapabilmeleri nedeniyle tokolitik ajanların cerrahi girişim sırasında kullanımı tartışmalıdır.
FDA (Food and Drug Administration) sınıflamasına göre gebelikte kullanılacak ilaçların fetus toksisitesi bakımından sınıflandırılması
A- Gebelerde yapılan kontrollü çalışmalarda fetusa zararlı bir etki saptanmamış olması
B- Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde risk saptanmamış, insanlar üzerinde yapılan kontrollü çalışma yok veya hayvan deneylerinde yan etki saptandığı halde gebeler üzerinde yapılan kontrollü çalışmalarda fetusa zararlı bir etki görülmemiş olması.
C- Hayvan deneylerinde fetusa zararlı etki gösterilmiş, insanlar üzerinde yapılan kontrollü çalışma yok veya hayvan ve insanlar üzerinde yapılmış olan bir çalışma olmaması
D- İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fetusa zararlı etkisi olduğu gösterilmiş olmakla birlikte ilacın gebede kullanılmasıyla elde edilecek yararın kabul edilebilir seviyede olması (ciddi hastalıklar ve hayatı tehdit eden durumların varlığı gibi).
X- Fetus üzerindeki zararlı etkisinin ilacın herhangi bir yararlı etkisinden faydalanılmasını engelleyecek şekilde belirgin olması (Kesin kontrendikasyon).
Dr.Ahmet Dobrucalı _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
imre Süper Moderatör

Kayıt: 15 Nis 2008 Mesajlar: 1517 Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 12:04 am Mesaj konusu: |
|
|
yeterki hastalığınız sizi değil siz onu kontrol altına alın bunun içinde hastalığı iyi tanımalıyız.yani demek oluyorki endişe etmeden bilinçli ve kararlı hareket ederek önce allahın izni ile inşallah anne olmaya engel değil.. _________________ (.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .) |
|
| Başa dön |
|
 |
İskender Site Admin

Kayıt: 28 Arl 2007 Mesajlar: 837 Konum: İzmir-Karşıyaka-Mavişehir Hast: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 10:01 am Mesaj konusu: |
|
|
| burçak79 yazmış: | | keşke bende resim koymayı bilseydim oğlumun resmini koyardım buraya |
Sevgili burçak79, mail adresime oğlunuzun fotoğraflarını gönderirseniz siteye koyabilirim.
iski154@hotmail.com |
|
| Başa dön |
|
 |
e r D o z Süper Moderatör

Kayıt: 04 Oca 2008 Mesajlar: 1499 Konum: Ülseratif Kolit
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 11:31 am Mesaj konusu: |
|
|
BARSAKFORUM'a Resim Eklemek İçin,
http://imageshack.us/ sitesini kullanabilirsiniz.
Gözat butonuna tıklayınız:
Ekleyeceğiniz resmi seçiniz.
resize image? kutucuğuna tıklayınız:
1280x1024 (19-inch monitor) veya sizin için uygun olanı seçiniz.
host it! butonuna tıklayınız:
İşlem sonunda açılan sayfada, en dipde olan metin kutularının en üstteki,
Hotlink for forums (1) metin kutusunun içine tıklayınız
Seçilen linki, kopyalarak barsakforuma yapıştırınız. |
|
| Başa dön |
|
 |
tuğba
Kayıt: 29 Şub 2008 Mesajlar: 188 Konum: kartal/istanbul
|
Tarih: Prş Şub 12, 2009 12:37 pm Mesaj konusu: |
|
|
|
imre, kızın çok ama çok güzel... |
|
| Başa dön |
|
 |
|