www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa www.barsakforum.com
İnflamatuvar Barsak Hastalıkları ve Biz

Barsakforum Radyo

Boğaziçi Üniversitesi Desteğiyle Radyomuz Yayında  
www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa

ibh - inflamatuvar barsak hastalığı ( ülseratif kolit crohn )    ibh da yaşam    ibh da kullanılan ilaçlar    ibh ve psikoloji    hastalık teşhis ve tedavi yöntemleri    şifalı bitkiler - takviye besinler ve diyet       kendimizi tanıtma tanışma hastalık hikayeleri

Anasayfa Forum Üye Listesi Profil Özel Mesajlar S.S.S Arama Giriş

Yüce Allah’ın terbiye ettiği peygamber

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Kitap - Dergi - Şiir - Resim
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
imre
Süper Moderatör


Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 1514
Konum: Ankara Hast: Ülseratif Kolit

MesajTarih: Cum Nis 24, 2009 7:42 pm    Mesaj konusu: Yüce Allah’ın terbiye ettiği peygamber Alıntıyla Cevap Gönder


Yüce Allah’ın terbiye ettiği peygamber


DAHA annesinin rahmindeydi. Medine’ye giden genç babası geri dönemedi.

Haberi geldi. Abdullah vefat etti dediler. Daha doğmadan babasız kaldı. Allah O’na babasız doğmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.

Dünyaya geldiğinde Mekke’nin sıcak iklimine dayanamayan küçük çocukların gönderildiği nispeten daha serin bölgelere gönderilmek istendi. O’na sütanne arandı. Her çocuğa birkaç sütanne talip olurken O’na kimse talip olmadı. Çünkü üstü başı çok pahalı giyeceklerle bezenmediği için yoksul görünüyordu. Babasız bir çocuğu kim, neden sayfiye yerine götürsün ki. Mekke’nin aristokrat ailelerinin çocuklarından para kazanmak varken, babasız Muhammed (s.a.v)’i kim ne yapsın ki! Daha küçükken Allah O’na kenarda unutulmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.

Hz. Halime O’nu bağrına bastı ve köyüne alıp götürdü. Şöyle düşünüyordu Sadiyeli Halime, bu çocuktan süt emzirme karşılığı para kazanamazsam bile onu en azından Mekke’nin yakıcı sıcağından kurtarmış olurum. Gözleri öylesine masum bakıyordu ki, Halime O’nu mahzun bırakmak istemiyordu. Bırakmadı da. Meğer dünyada vicdani ve insani kaygılardan ötürü insanlara el uzatanlar henüz bitmemiş. Rabbim O’na insanlığın ölmediğini öğretmek istedi.

Bir gün annesiyle beraber Medine’deki babasının mezarını ziyarete gitti. Yanlarında dadısı Ümmü Eymen vardı. Yoksul, kimsesiz, vefalı bir kadın. Ziyaret bitip de dönüş yoluna koyulduklarında "Ebva" denilen yerde genç annesi aniden rahatsızlandı. Oraya çadır kurdular. Kimsesiz, ıssız bir çöl ortasında! Ve kısa süre içinde annesi son nefesini verdi. Muhammed’ine doyamadan. O da annesini yeterince kucaklayamadan. Yaşı daha 7 civarıydı. Daha bu kadar küçükken babadan sonra annesiz kalmanın da ne demek olduğunu öğrenecekti.

Öğrendi de.

Yıllar sonra benim kalbim katıdır, ne yapayım ey Allah’ın Peygamberi diyen birine dönüp şöyle diyecektir. Hiç yetim başı okşadın mı? Yetim başı okşa da kalbindeki katılık sona ersin. Merhamete aç olan ile merhametten yoksun olanı öylesine iyi tanıyordu ki!

Amcası Ebu Talib’in evindedir. Ebu Talib yoksul bir insandı. Şerefli, izzetli ama yoksul. Bazen sofraya az yemek gelirdi. Fazlasını bulamazlardı. Bazen bir çanağın içine 2-3 kişiye yetecek yemek vardı ama o evde o tabağa el uzatan en azından 5-6 kişi olurdu. Kimse doyamazdı tam olarak. Ama kaşığını en erken çeken de o olurdu. Utanırdı. Amca çocukları aç kalırken çok yemekten utanırdı. Daha çok, ama çok küçükken sofradan aç kalkmanın ne olduğunu öğreniyordu. Aç büyüyenleri anlıyordu.

Hira’da ilk vahyi aldığında titriyordu. O an farklı duygular içindeydi. Ne olduğunu anlamaya çabalıyordu. Melek Cebrail O’nu öylesine sıkmıştı ki, bütün vücudu hálá o ağırlığı hissediyordu. Evine ulaştı ve eşi Hz. Hatice’ye beni ört dedi. İlk kez üşümeden, hastalanmadan üşüdüğünü hissetti. İlk kez korku ve heyecanla titriyordu.

İlerleyen yıllarda eşini ve amcasını üst üste kaybetti. Sırtını dayadığı iki duvar üst üste yıkıldı. Bir an Mekke’de yalnız kaldığını hissetti. Dünyadaki bütün dostların bir gün art arda gideceklerini, Yüce Rabbi’nin dışındaki dostların, dosta ebediyen dostluk edemeyeceğini bir daha anlıyordu.

Taiflilere İslam’ı anlatmak için gittiğinde örgütlenmiş gruplar tarafından taşlandı. Tebliğ yıllarının ortasındaki bu manzara O’na daha zor günlerin geleceğini hissettiriyordu. Bugün taş atanlar yarın ok ve mızrak atacaklardı.

En daraldığı yerde Miraca çıkarılarak yarası sarıldı. Yalnız olmadığını anladı O’da.

Sevdiği ve doğduğu şehir Mekke’den çıkarılmak istendi, nihayet suikasta uğramamak için Mekke’den gizlice çıktı. Vatansız, yurtsuz kalmanın ne olduğunu daha o gün bizzat yaşayarak öğrendi.

Muhteşem bir hayatı özetlemeye, karaladığım bu harf kalabalığının yetersiz olduğunu iyi biliyorum. Ama şunu da iyi biliyorum ki, Hz. Peygamber (s.a.v) 23 senenin her karesinde ilahi güç tarafından zor bir imtihandan ve çileden geçirilerek terbiye edildi. O’nun hayatının hiçbir karesi boş veya tesadüf kavramıyla değerlendirilemez. O en güzel insan hayatını özetlerken şöyle buyuruyordu: Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı.


alıntıdır.
_________________
(.Fırtına Ne Kadar Sert Eserse Essin Kayadan Alıp Götüreceği Sadece Tozudur .)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
gülcan



Kayıt: 01 Şub 2009
Mesajlar: 331

MesajTarih: Cum Nis 24, 2009 10:06 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ellerine ve güzel yüreğine sağlık imre hanım.... glasses10.gif glasses10.gif glasses10.gif
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    www.barsakforum.com Forum Ana Sayfa -> Kitap - Dergi - Şiir - Resim Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


balon patlat
manisa yapı denetim
lol oyun
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu